Türkiye; bazı varlıkları ve ürettikleriyle dünya ölçeğinde ilk sıralarda bulunuyor. Hemen herkesin ilk aklına gelenleri sıralarsak; Fındık, zeytin, üzüm, incir, kayısı, çay, kiraz gibi tarım ürünleri; Ferrokrom, manyezit, bor gibi tabiattan çıkarılanlar bunların önde gelenleri. Bu yazıda bunlardan fındığı ele alacağım. Neden fındık? Bunun birkaç nedeni var.

1- Fındık tüm Karadeniz Bölgesi’nin doğudan batıya hemen tüm illerinin önde gelen ürünü. Hatta Giresun ve Ordu’da temel ürün. 2- Bölgenin ana geçim kaynağı.

3- Fındık tarımı diğer ürünlere göre önemli ölçüde farklılık gösteriyor.

Dünyada toplam fındık üretiminin %60-70’ini, kiraz ve incirin %25’ini, kayısının ise %20’sini karşılayan Türkiye, bu ürünlerin ihracatında da ilk sıralarda.

Bunun yanı sıra; toplamda 20 ürünün üretiminde ise dünyada ilk 4 arasında yer alıyor. Ama tüm bu ürünlerin arasında fındığın ayrı bir yeri var. Ağustos ayı başı itibariyle hasadına başlanan fındık, Karadeniz Bölgesi›ne özgü bir ürün gibi gözükse de aslında Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir tarım emtiası. Bir anlamda Türkiye’nin marka tarım ürünlerinin başında geliyor.

Dünya fındık üretiminin %60-70’ini tek başımıza gerçekleştirirken, bunun da yaklaşık %80-85’ini ihraç ediyoruz. Bunun karşılığı da ortalama 2 milyar dolarlık bir döviz getirisi elde ediyoruz. Bu ihracat tarafı… Bir de bölgenin kırsal dengeleri açısından ayrı bir sosyo-ekonomik boyutu var. Bugün Türkiye’nin 36 ilinde fındık yetiştiriliyor olsa da üretimin çok büyük bölümü Karadeniz Bölgesi’ndeki 16 ilde.

Toplam 734 bin hektarlık alandaki fındık üretimi, 400 bin civarındaki ailenin geçim kaynağı durumunda. Dolayısıyla fındık, Türkiye açısından herhangi bir ürün değil.

Ama bunun ne kadar farkındayız? Fındığın üretiminden, pazarlanmasına kadar değer zincirinin tüm halkalarında önemli sorun ve aksaklıklar yaşanıyor. Bu yüzden de fındıktan hak ettiğimiz kazancı tam manası ile sağlayamıyoruz. Dünyadaki toplam fındık üretiminin üçte ikisini gerçekleştirerek tek başına açık ara lider olan Türkiye verimlilik tarafından baktığımızda ise en çok üretim yapan ülkeler arasında son sıralarda yer alıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye›nin dekar başına 5 yıllık ortalama fındık veriminin 84 kilo olduğunu açıklıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün verilerine göre fındık üreten ülkelerin aynı dönemdeki ortalama verimlerinin Türkiye’den çok daha iyi olduğu görülüyor.

Örneğin; dünya fındık üretiminin %4’ünü gerçekleştiren ABD’nin dekar başına fındık verimi 221 kilo. Yani bizim 2,6 katımız. Hemen yanı başımızdaki Gürcistan küresel fındık üretiminin ancak %6’sında iken, fındık bahçelerinden dekar başına 180 kilo verim alıyor. Küresel fındık üretiminin %12›sini gerçekleştiren İtalya›da ise dekar başına verim 157 kilo seviyesinde. Azerbaycan dünya üretiminin %5’ini gerçekleştiriyor ve ortalama verim dekar başına 122 kilogram.

Bu ülkeler ne yapıyorlar da daha yüksek verim elde ediyorlar? Ya da biz neleri yanlış yapıyoruz? Aslında verim düşüklüğü birçok tarımsal ürünümüzde yaşadığımız bir sorun. Öncelikle bölgede fındık bahçelerinin başta miras yoluyla ve diğer nedenlerle yıllar içinde çok küçük ve parçalı hale dönüşmesi ölçek ekonomisi açısından üreticilerde dezavantajlı bir durum yaratıyor. Bugün 3-5 dekar alana sahip üreticiler için fındık üretimi bir geçim kaynağı olmaktan çıkmış durumda. Üreticilerin önemli bir kısmı büyük kentlerde çalışırken fındık bahçelerine genelde hasat zamanı uğrayan bir anlayışa sahip. Bu da fındığın yıl içerisindeki genel bakımı ve gerekli tarımsal işlemlerinin yeterince yapılamaması anlamına geliyor. Yeterli bakım, ilgi ve mücadelenin yapılmadığı bir tarımsal üretimde verimlilik beklenmemelidir.

Özel bir örnek olarak kendi memleketim Trabzon’da iyi tarım uygulamaları sonucu dekar başına 300 kilograma yakın verim olan alan üreticiler var. Bizim ailemizin de yaklaşık 8 dönüm civarında fındıklığı var ama ortalama verim Türkiye ortalamasının da altında. Çünkü aileden hiç kimse tüm yıl köyde yaşamıyor. Yazın gidip kalanlar var ama tatil yapar gibi.

Fındık konusunun tüm tarım ürünleri için de ders olacak nitelikte başka sıkıntıları da var. Bu nedenle konuya devam edeceğim. Verimli günler diliyorum…

Cevap bırakın