Sevgili dostlar, Trabzonspor’un şampiyonluğuna ayrı, bunu kutlama coşkusuna ayrı sevindim.

Ama benim derdim, şampiyonluğun getirilerini kalıcı kılmak, şehre katma değerini arttırmak.

İki perspektifim var.

Sıkıcı şehirler rekabet edemez

Trabzonlular dünyanın en büyük diskosunu açık havada kurdu: küllenmiş ocağına derin bir nefesle yeniden üfledi.

Bu kadim şehir sanki üzerine örtülen ölü toprağını attı, silkindi, eğlenceye duydukları özlemle yeniden kendine geldi.

FIFA’sından UEFA’sına yüzlerce kurum, kuruluş ve kişi, tüm dünyaya bir şehir şampiyonluğu ancak bu kadar görkemli kutlar şeklinde bu eğlence görüntülerini paylaştı. Muazzam bir tanıtım, muazzam pozitif bir algı ve sempati yarattı dünyada.

Bu şehrin horon ve kolbastıdan ibaret olmadığını, gençleriyle kadınlarıyla eğlenmesini seven neşeli medeni insanlar olduğunu hem kendimize hatırlattı, hem de dünyaya gösterdi.

Daha bunun kupayı kaldırması, kısmet olursa Türkiye Kupası şampiyonluğu gibi devam serisi gelecek.

Eğlenecek mi Trabzon? 

Evet, eğlenmeli. Doğru içerikler üreterek de, tüm dünyaya bu şehrin eğlenceli bir şehir olduğunu göstermeli.

Ama bunu sürdürülebilir kılmalı, bu 1-2 seferlik denk gelmiş eğlenceler olarak kalmamalı, Trabzon içine hapsolduğu renksiz eğlencesiz hayatından çıkmalı. 

Hayatında bir kulüpten içeri girmemiş, techno müzik ile kalabalıklar içinde hiç dans etmemiş, belki de horon dışında hiçbir kadınlı erkekli bir grupla eğlenmemiş ne kadar insan vardı o gece o dans eden kalabalığın içinde? Ben en çok da o genç erkekler kadınlar için sevindim, doyasıya eğlendikleri için.

Trabzon’da yaşanan bu coşkunun ateşi sönmemeli. 

Trabzon hem ekonomik model olarak bu ateşe ihtiyacı var, hem de insanının daha pozitif, daha neşeli insanlar olması için bu renk tonlarına ihtiyacı var.

Bakın o görüntüler bir karadeniz müziğinde ortaya çıkmadı, kemençe veya kolbastı ile olmadı. (onlar bizim yerel değerlerimiz, hep baş tacı, ama tek’imiz olamaz) O görüntüler, dünyanın en çok dinlenen müzik türlerinden biri olan elektronik dans ve pop müziği türlerinde ortaya çıktı. Üstelik ortada ünlü bir şarkıcı yok, ne var, bir DJ , başarılı bir sunucu/yönlendirici arkadaşımız ve insanlar. Masraf minimum. 

Herkes bu eğlence görüntülerini Tomorrowland ile kıyasladı, daha iyisi dedi. Tomorrowland’ı oğluma sordum, birkaç video izledik, şaştım kaldım. Nasıl bir kalabalık, nasıl DJ performansları, nasıl lazer şovlar, sahne gösterileri. Yahu biz bundan iyisini nasıl yaptık? Şans, tesadüf, hazırlık?

Her neyse, ben bu rüzgarı kanatlarımızın altına alalım derim. Sıradaki hamle belli. 

Sıradaki organizasyonlar için getirin dünyanın en ünlü DJ’lerinden 3-5 tanesini, tıpkı tomorrowland’de olduğu gibi 2-3 ayrı sahne kurun, yerelde bu işi iyi yapan gençlerimizi de alın yanınıza, 3 gün 3 gece eğlensin bu şehir kupa sonrası. Muhteşem içerikler üretin, turizm ve spor organizasyonları pazarlamasında kullanın. Olmaz mı? 

Peki, kutladık 3 gün, bitti mi? Hayır.

Şimdi, bu ateşin sürdürülebilir olması, Trabzon’un eğlenceli bir şehir haline gelmesi, renkleri olması, herkesin birbirine saygı duyduğu, tabularını yıktığı bir şehir olması, gelecek nesiller için çok önemlidir. Hapsetmeyin gençleri ihtiyarlar.

Yaşadıkları şehirde eğlenebilen, ait hisseden, değer gören gençler,  yol, tünel, hastaneden daha önemlidir.

Spor ekonomisi

Bu şampiyonluğun çıktısı başka neler olabilir diye sormadan edemiyor insan.

Şampiyon takımın futbolcularına teklifler gelecek Avrupa’dan. Belki bazılarını değerlendirip gelir elde edeceğiz. Yerine ne koyacağız? Bu yönetimin yönetme kapasitesine inanıyor güveniyorum ve altyapıda çok aykırı işler yapabilmeleri için başta sporcu performans ve data merkezi olmak üzere, şehirle, amatör kulüplerle, TÜFAD’la, üniversitelerle işbirliği yapmasını, bir 5 yıllık futbolda kalkınma planı hazırlamasını diliyorum. 

Siz bu şehri bir futbolcu tarlasına çevirin bakalım, ardından ne yatırımlar geliyor.

Şehir hastanesi yapılınca atıl kalacak hastanelerimizden en uygun olanı “spor hastalıkları, yaralanmaları” konusunda ihtisaslaşmış bir hastane yapabilir miyiz? 

Bir spor üniversitesine ne dersiniz? 

Hayallerde sınır yok.

Tek gereken akılcı bir plan ve bu plana uyacak kadrolar.

Avrupa’da nice örneği var, saymaya gerek yok.

Olay tek seferlik bir şampiyonluk değil, olmamalı. Bunu bir fırsat olarak kullanacak akla ihtiyacımız var. 

Cevap bırakın