50.YIL EFSANESİ VE DEVRİMCİ TRABZONSPOR!
Bugün 2 AĞUSTOS 2026.
Sizlere bugün 50 yıllık "Bir Devrimin hikayesini" anlatacağım.(1976-2026) Dile kolay, devrimin tam 50. yılı. Ne muhteşem bir şey. Bugün; karşımızdaki 50 yıllık bu fotoğraf bazılarına uzun yıllar öncesini hatırlatan bir anı gibi gelebilir, ama bizler için bu büyük devrim hâlâ dün gibi ve hâlâ canlı! Ne diyor şair "Bazı sevdaların nasıl da güçlü sesleri vardır yaşamımızda, eksik ama hiç eksilmeyen.İste; hiç eksilmeyen o sevda Trabzonspordur.
1966 yılında kurulan Trabzonspor yedi yıl şampiyonluğa oynasa da mutlu sona bir türlü ulaşamaz. 1971-72 sezonunda PTT ile kıran kırana geçen şampiyonluk yarışını Ankara'daki son maçta 1-0 kaybedince hayaller yeniden suya düşer. Kaldı ki; beraberlik şampiyonluk demekti. Ve ben dahil aç, sefil, perişan gözyaşları içinde Trabzon'a geri dönülür.Maalesef tarih yine tekerrür etmişti. Oysa ne güzel söylemişti Mehmet Akif ERSOY: "Tarih tekerrürden ibaret diyorlar, ibret alınsaydı tekerrür mü eder tarih." Ne acıdır ki; çözüm gerçek ile yüzleşmeden bulunmuyor. Gerçek ise onu bulmayı hiç düşünmediğimiz yerde çıkıyor karşımıza. Fakat; yedi yıllık yap-boz sonrası (1966-1973) nihayet gerçek ile yüzleşilir ve çözüm bulunur. Rönesans Yani yenilenme.
Ve Trabzon orijinli tüm oyuncular nokta atışı ile tespit edilip ülkenin çeşitli kulüplerinden transfer edilerek Efsane Hocamız merhum A. Suat ÖZYAZICI'nın yerlinin de yerlisi dediği "öze dönüş" ile yeni bir sistem kurulur. Yani; kaybedilen PTT maçı Trabzonspor’un adeta varoluş miladı olmuştu. İşte; o PTT maçından sonra, en büyük hayalim, Trabzonspor’da futbolcu olmaya karar verdim ve 1973 yılında Trabzonspor genç takımına yazıldım.Tek hedefim vardı. Trabzonspor’u Türkiye'nin en büyüğü yapmak. Fakat; bizi beklemeden burada gördüğünüz bu güzel insanlar Başkomutan Ahmet Suat ÖZYAZICI eşliğinde ve bu güzide yönetim ile önce ikinci lig şampiyonluğunu, sonra da Süper Lig Şampiyonluklarını kazanarak tarih yazdılar. Evet "Tarihi yazanlar geleceğin yolunu da açarlar." Hem de ne yol açtılar. Her maçı kazanırız, her takımı yeneriz, bu Liverpool da olsa...tüm camiada özgüven tavan yaptı.Minnettarız! Bu arada altyapı ile de muhteşem bir köprü kuruldu. Altyapıda ise başka bir efsane isim merhum Özkan SÜMER hocamız vardı.
Hani "Trabzonspor büyüklerle sevişerek değil, savaşarak büyük olmuştur" diyen, altyapıyı futbolcu fabrikası haline getiren, bizler ve bizler gibi nicelerini A takıma kazandıran Özkan SÜMER. Peki; Trabzonspor sadece şampiyonluklar mı yaşadı, yaşattı bu ülkede, yada yurt dışındaki Trabzonspor sevdalılarına? Tabii ki hayır. Trabzonspor büyük sermaye guruplarının yönettiği İstanbul takımlarının futbol ligleri üzerindeki hegemonyasına son vermiş ve statükoyu yıkarak büyük bir değişime imza atmış, devrimci bir kulüptür. Bu mucizeyi de tamamen öz gücüne dayanarak, Trabzon sokaklarında ve mahalle aralarında yetişmiş bu yoksul halk çocuklarıyla elde etmiş, kimsesizlerin kimsesi, sessizlerin sesi, adeta çığlığı olmuştur.
Bakın; Trabzonspor sevdalısı merhum Kazım KOYUNCU o dönem Trabzonsporu nasıl tasvir ediyor; "Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti." Hem de ne devirmişti. Altı yılda beş şampiyonluk ve bir de ikincilik, ayrıca müzeye sayısız farklı kupalar da armağan ederek.Bugün; bu büyük devrimin onurunu, gururunu efsanenin 50. yılında hep birlikte yeniden yaşıyoruz. Yaşayacağız da; ama şu gerçeği de herkes çok iyi bilmelidir. "Bizler mazinin peşinde değiliz,
mazinin tekrarından yanayız!"
Sonuç olarak; "Geçmiş hakkında ne kadar çok şey bilirseniz, gelecek için o kadar iyi hazırlanırsınız" Bu fotoğraftaki efsaneyi yaratan insanlar ve bir sonraki kuşak (yani bizler) geçmişten çok büyük dersler çıkardık. Ve şunu çok iyi biliyorduk. "Kişisel başarı hız kazandırır, yol gösterir. Kolektif başarı yol gösterir tarih yazar."
Ve o tarih 50 yıl önce yazıldı!
Nice 50 yıllara...
Nice asırlara fırtınam!!!
Galip DEĞERLİ
"Dünyada hiç kimse, seyirci koltuğunda oturan cesur insanları alkışlamaz. Alkışlar, hep sahneye çıkanlar içindir."