Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Nurcan Gül
Köşe Yazarı
Nurcan Gül
 

Kürtleşen Türkler

        KÜRTLEŞEN TÜRKMEN AŞİRETLERİ Tarihsel süreç içerisinde Türkmen aşiretlerinin çeşitli siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel nedenlerle Kürtleşmesi olgusunu ele almaktadır. Tarih bilinci, millî kimlik ve etnik kimlik ilişkisi çerçevesinde değerlendirilen konu; Arap, Osmanlı ve modern tarih kaynakları ile sosyolojik ve etnografik araştırmalar ışığında incelenmiştir. Çalışmada, Kürtleşen Türkmen aşiretlerine dair tarihsel belgeler, sözlü gelenekler ve akademik görüşler bütüncül bir yaklaşımla ele alınmaktadır. 1.  Tarih Bilinci ve Millî Kimlik Tarih, bir milletin millî şuuru ve hafızasıdır. Tarihin derin havzasında meydana gelen bilgi, birikim ve irfânların gelecek nesillere aktarılması, tarih bilincinin oluşmasında hayati bir önem taşır. Tarih bilinci; bugünü anlamak, geleceği doğru tasarlamak için geçmişten layıkıyla ders çıkarma ve nasiplenmeyle ilgilidir. Tarih bilincinden söz etmeden kültürden ve medeniyetten söz etmek imkânsızdır. Tarih bilinci, bir inanç ve ahlak nizamı çerçevesinde teşekkül edecek mensubiyet şuurunu da beraberinde getirir. Bugünkü toplumsal, bölgesel ve küresel pek çok olayı anlamak, açıklamak ve analiz etmek için tarihe ihtiyaç duyarız. Çünkü toplumlar bir devamlılık esasına göre yaşarlar. Dün yaşananların toplamı bugünkü yaşantımızı, duyuş ve düşüncelerimizi şekillendirir. Geleceğimize yön vermek için geçmişi iyi okumak, geçmişten layıkıyla ders çıkarmak gerekir. 2. Etnik Kimlik – Millî Kimlik İlişkisi Etnik kimliklerin popülerlik kazandığı ve binbir güçlük ve bedelle inşa edilmiş millî kimliğimizin üzerine çıkarıldığı bir dönemden geçilmektedir. Her bireyin etnik kökenini bilmesi, soyunu araştırması meşru bir hak olup birçok açıdan da fayda sağlar. Bu sayede suistimallerin önüne geçilebilir ve kafa karışıklıkları giderilebilir. Ancak zararlı olan ve geleceği tehdit eden husus, etnik kimliklerin millî kimliğin üzerine çıkarılması ve bu yolla Türkiye’nin etnik bir çatışma alanına dönüştürülmek istenmesidir. Millî kimlikler, etnik kimlikleri kapsar ve bütünleştirir; ortak değerleri destekler, yeni değerler üretir ve bu değerler etrafında milleti kaynaştırarak ülkü birliğini güçlendirir. Demokrasilerin temel görevi, etnik farklılıkları ezmeden ortak değerleri topluma hâkim kılmaktır. 3. Aşiret Kökenlerinin Tespiti ve Tarihsel Yöntem Aşiret kökenlerini araştırırken tarihî kaynaklar, aşiretlerin sözlü aktarımları, güncel akademik çalışmalar, dip kültür unsurları, şecereler, aşiret adları, kişi isimleri ve yer adları dikkate alınmalıdır. Tarih bilimi üç temel unsura dayanır: yazılı belgeler, maddi kalıntılar ve sözlü gelenekler. Etnografya, yazılı belgelerden sınırlı ölçüde yararlanmakla birlikte tarih kitapları, arşiv belgeleri ve resmî sicillerden de faydalanır. Aşiretlerin maddi abideleri sınırlıdır; buna karşın sözlü gelenekleri ve kültür hazineleri son derece zengindir. Gelişmiş toplumların belleği yazılı tarih iken, aşiretlerin belleği sözlü aktarımlardır. 4. Türkmen Kavramı ve Tarihsel Arka Plan Tarihî kayıtlara göre Müslüman olan ve İslâm ülkelerine göç eden Oğuzlara “Türkmen” adı verilmiştir. Bazı tarihî kaynaklarda Kürtlerin Oğuzlardan geldiğine dair kayda değer belgeler bulunmaktadır. Bu belgelerin bir kısmı Kürtleri bütünüyle Oğuzlara bağlarken, bir kısmı yalnızca belirli Kürt topluluklarının Oğuz kökenli olduğunu ifade etmektedir. Bu ikinci grup kayıtlar, Kürtleşen Türkmenler olgusuna işaret etmektedir. 5. Tarihî Kaynaklarda Kürtleşen Türkmenler Arap-İslâm kaynaklarında: Türkmenler ve Kürtler için “Ekrâdı Türkmen”, “Ekrâda Türkmen” ve “Gûzu’l Ekrâd” gibi ifadeler kullanılmıştır. 15, yüzyılda Yazıcıoğlu Ali: Selçuklu hükümdarı I. Alaeddin Keykubad döneminde Oğuz soyundan gelen Türkmen ve Kürt beylerinin aynı siyasal yapı içinde yer aldığını kaydetmiştir. Şeref Han: 1592 tarihli Şerefnâme’de Kürtlerin Oğuz kökenli olduğuna dair halk anlatılarına yer verilmiş; özellikle Buğduz boyu vurgulanmıştır. İdris-i Bitlisî: Sekiz Cennet adlı eserinde Kürtlerin Oğuz soyundan geldiğini ifade etmiştir. ürt-Oğuznâmesi: 1884 Diyarbekir Salnamesi’nde yayımlanan Kürt-Oğuznâmesi’nde Kürtlerin Oğuz kökeni dile getirilmiştir. Osmanlı Arşiv Belgelerinde:  Bazı aşiretler “Türkmen Kürtleri” veya “Kürt Türkmenleri” şeklinde kaydedilmiştir. Bu durum, Kürt kavramının dönemsel olarak göçebe topluluklar için de kullanıldığını göstermektedir. 6. Sosyolojik Yaklaşımlar Ziya Gökalp: Soyu Kürt aşiretleri üzerine hazırladığı raporlar ve Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler adlı çalışmasında birçok Türkmen aşiretinin çeşitli nedenlerle Kürtleştiğini ortaya koymuştur. Zeki Velidi Togan: Türkmen aşiretlerinin Araplaşma, Farslaşma ve Kürtleşme süreçlerini ayrıntılı biçimde ele almıştır. Doğan Avcıoğlu: Osmanlı’nın bazı dönemlerdeki politikalarının Türkmenlerin Kürtleşmesini hızlandırdığını vurgulamıştır. David McDowall:  Türkmen ve Arap aşiretlerinin kültürel olarak Kürtleştiğini kabul eden değerlendirmelerde bulunmuştur. Yaşar Kemal: saha gözlemleri, dil değişimi ve kültürel dönüşümün somut örneklerini sunmaktadır. 7. Kürtleşme Sürecinin Nedenleri Kürtleşme süreci; Osmanlı dönemindeki siyasal tercihler, güvenlik sorunları, ekonomik zorunluluklar, mezhep farklılıkları, feodal yapı, kültürel yakınlık, dilin pratikliği ve aşiretler arası evlilikler gibi çok sayıda etkene bağlıdır. Ziya Gökalp ve Mehmet Eröz gibi araştırmacılar bu nedenleri farklı boyutlarıyla değerlendirmiştir. 8. Sonuç Kürtleşen Türkmenler olgusu, Kürtlerin Türk kökenli olduğu tezinden farklı, tarihsel ve sosyolojik bir süreçtir. Bu süreç, Osmanlı–Safevî mücadelesi döneminde hız kazanmış ve günümüzde dahi bazı bölgelerde devam etmektedir. Günümüzde etnik ayrışma ve bölücülüğe karşı en önemli yaklaşımlardan biri, bu aşiretlerin tarihsel kökenleriyle yeniden bağ kurabilmelerini sağlamaktır.  Bu aşiretlerin sayısı oldukça fazladır..   Aykut Veli Yıldız Yeni Ufuk Dergisi, Ocak 2025  

Kürtleşen Türkler

 

 

 

 

KÜRTLEŞEN TÜRKMEN AŞİRETLERİ

Tarihsel süreç içerisinde Türkmen aşiretlerinin çeşitli siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel nedenlerle Kürtleşmesi olgusunu ele almaktadır. Tarih bilinci, millî kimlik ve etnik kimlik ilişkisi çerçevesinde değerlendirilen konu; Arap, Osmanlı ve modern tarih kaynakları ile sosyolojik ve etnografik araştırmalar ışığında incelenmiştir. Çalışmada, Kürtleşen Türkmen aşiretlerine dair tarihsel belgeler, sözlü gelenekler ve akademik görüşler bütüncül bir yaklaşımla ele alınmaktadır.

1.  Tarih Bilinci ve Millî Kimlik

Tarih, bir milletin millî şuuru ve hafızasıdır. Tarihin derin havzasında meydana gelen bilgi, birikim ve irfânların gelecek nesillere aktarılması, tarih bilincinin oluşmasında hayati bir önem taşır. Tarih bilinci; bugünü anlamak, geleceği doğru tasarlamak için geçmişten layıkıyla ders çıkarma ve nasiplenmeyle ilgilidir. Tarih bilincinden söz etmeden kültürden ve medeniyetten söz etmek imkânsızdır.

Tarih bilinci, bir inanç ve ahlak nizamı çerçevesinde teşekkül edecek mensubiyet şuurunu da beraberinde getirir. Bugünkü toplumsal, bölgesel ve küresel pek çok olayı anlamak, açıklamak ve analiz etmek için tarihe ihtiyaç duyarız. Çünkü toplumlar bir devamlılık esasına göre yaşarlar. Dün yaşananların toplamı bugünkü yaşantımızı, duyuş ve düşüncelerimizi şekillendirir. Geleceğimize yön vermek için geçmişi iyi okumak, geçmişten layıkıyla ders çıkarmak gerekir.

2. Etnik Kimlik – Millî Kimlik İlişkisi

Etnik kimliklerin popülerlik kazandığı ve binbir güçlük ve bedelle inşa edilmiş millî kimliğimizin üzerine çıkarıldığı bir dönemden geçilmektedir. Her bireyin etnik kökenini bilmesi, soyunu araştırması meşru bir hak olup birçok açıdan da fayda sağlar. Bu sayede suistimallerin önüne geçilebilir ve kafa karışıklıkları giderilebilir.

Ancak zararlı olan ve geleceği tehdit eden husus, etnik kimliklerin millî kimliğin üzerine çıkarılması ve bu yolla Türkiye’nin etnik bir çatışma alanına dönüştürülmek istenmesidir. Millî kimlikler, etnik kimlikleri kapsar ve bütünleştirir; ortak değerleri destekler, yeni değerler üretir ve bu değerler etrafında milleti kaynaştırarak ülkü birliğini güçlendirir. Demokrasilerin temel görevi, etnik farklılıkları ezmeden ortak değerleri topluma hâkim kılmaktır.

3. Aşiret Kökenlerinin Tespiti ve Tarihsel Yöntem

Aşiret kökenlerini araştırırken tarihî kaynaklar, aşiretlerin sözlü aktarımları, güncel akademik çalışmalar, dip kültür unsurları, şecereler, aşiret adları, kişi isimleri ve yer adları dikkate alınmalıdır. Tarih bilimi üç temel unsura dayanır: yazılı belgeler, maddi kalıntılar ve sözlü gelenekler.

Etnografya, yazılı belgelerden sınırlı ölçüde yararlanmakla birlikte tarih kitapları, arşiv belgeleri ve resmî sicillerden de faydalanır. Aşiretlerin maddi abideleri sınırlıdır; buna karşın sözlü gelenekleri ve kültür hazineleri son derece zengindir. Gelişmiş toplumların belleği yazılı tarih iken, aşiretlerin belleği sözlü aktarımlardır.

4. Türkmen Kavramı ve Tarihsel Arka Plan

Tarihî kayıtlara göre Müslüman olan ve İslâm ülkelerine göç eden Oğuzlara “Türkmen” adı verilmiştir. Bazı tarihî kaynaklarda Kürtlerin Oğuzlardan geldiğine dair kayda değer belgeler bulunmaktadır. Bu belgelerin bir kısmı Kürtleri bütünüyle Oğuzlara bağlarken, bir kısmı yalnızca belirli Kürt topluluklarının Oğuz kökenli olduğunu ifade etmektedir. Bu ikinci grup kayıtlar, Kürtleşen Türkmenler olgusuna işaret etmektedir.

5. Tarihî Kaynaklarda Kürtleşen Türkmenler

Arap-İslâm kaynaklarında: Türkmenler ve Kürtler için “Ekrâdı Türkmen”, “Ekrâda Türkmen” ve “Gûzu’l Ekrâd” gibi ifadeler kullanılmıştır.

15, yüzyılda Yazıcıoğlu Ali: Selçuklu hükümdarı I. Alaeddin Keykubad döneminde Oğuz soyundan gelen Türkmen ve Kürt beylerinin aynı siyasal yapı içinde yer aldığını kaydetmiştir.

Şeref Han: 1592 tarihli Şerefnâme’de Kürtlerin Oğuz kökenli olduğuna dair halk anlatılarına yer verilmiş; özellikle Buğduz boyu vurgulanmıştır.

İdris-i Bitlisî: Sekiz Cennet adlı eserinde Kürtlerin Oğuz soyundan geldiğini ifade etmiştir.

ürt-Oğuznâmesi: 1884 Diyarbekir Salnamesi’nde yayımlanan Kürt-Oğuznâmesi’nde Kürtlerin Oğuz kökeni dile getirilmiştir.

Osmanlı Arşiv Belgelerinde:  Bazı aşiretler “Türkmen Kürtleri” veya “Kürt Türkmenleri” şeklinde kaydedilmiştir. Bu durum, Kürt kavramının dönemsel olarak göçebe topluluklar için de kullanıldığını göstermektedir.

6. Sosyolojik Yaklaşımlar

Ziya Gökalp: Soyu Kürt aşiretleri üzerine hazırladığı raporlar ve Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler adlı çalışmasında birçok Türkmen aşiretinin çeşitli nedenlerle Kürtleştiğini ortaya koymuştur.

Zeki Velidi Togan: Türkmen aşiretlerinin Araplaşma, Farslaşma ve Kürtleşme süreçlerini ayrıntılı biçimde ele almıştır.

Doğan Avcıoğlu: Osmanlı’nın bazı dönemlerdeki politikalarının Türkmenlerin Kürtleşmesini hızlandırdığını vurgulamıştır.

David McDowall:  Türkmen ve Arap aşiretlerinin kültürel olarak Kürtleştiğini kabul eden değerlendirmelerde bulunmuştur.

Yaşar Kemal: saha gözlemleri, dil değişimi ve kültürel dönüşümün somut örneklerini sunmaktadır.

7. Kürtleşme Sürecinin Nedenleri

Kürtleşme süreci; Osmanlı dönemindeki siyasal tercihler, güvenlik sorunları, ekonomik zorunluluklar, mezhep farklılıkları, feodal yapı, kültürel yakınlık, dilin pratikliği ve aşiretler arası evlilikler gibi çok sayıda etkene bağlıdır. Ziya Gökalp ve Mehmet Eröz gibi araştırmacılar bu nedenleri farklı boyutlarıyla değerlendirmiştir.

8. Sonuç

Kürtleşen Türkmenler olgusu, Kürtlerin Türk kökenli olduğu tezinden farklı, tarihsel ve sosyolojik bir süreçtir. Bu süreç, Osmanlı–Safevî mücadelesi döneminde hız kazanmış ve günümüzde dahi bazı bölgelerde devam etmektedir. Günümüzde etnik ayrışma ve bölücülüğe karşı en önemli yaklaşımlardan biri, bu aşiretlerin tarihsel kökenleriyle yeniden bağ kurabilmelerini sağlamaktır.  Bu aşiretlerin sayısı oldukça fazladır..

 

Aykut Veli Yıldız
Yeni Ufuk Dergisi, Ocak 2025

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.