Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Tahir Bulut
Köşe Yazarı
Tahir Bulut
 

Emekliye verilen sadaka

      Emekliye verilen sadaka !   Nasıl yasa, nasıl tüzük Vurduğunuz demir kazık  Bunu mu reva gördünüz  Yazık emekliye yazık    Ahmet Arif'in "Adiloş Bebe" şiirinde dediği gibi: "Bunlar, Engerekler ve çıyanlardır, Bunlar, Aşımıza, ekmeğimize Göz koyanlardır, Tanı bunları, Tanı da büyü…"   Biz emekliler büyüyemeyeceğiz belki lakin ölüme en yakın insanlar olduğumuz muhakkak.! Ömrümüzün sonunda bu adaletsizliği bize layık görenlere helal olsun.!  "EYT Vatana ihannettir" dediğinde yandaşları alkışladı Reis'i, EYT'yi çıkardı yine alkışladılar. Be mübarekler.! Aklınızı kiraya mi verdiniz? Hangisi doğru?    Biz avrupadan daha mı akıllıydık? Onlarda 65 yaş, 67'ye çıktı. Bizde ise; ben yeni emekli olmam gerekirken, iki oğlum emekli oldu. İşte bu oy kaygısı ile yapılan eylem, sistemi çökertti.! Şimdi de; "seyyanen, ek maaş, kök maaş" işin içinden çıkmaya çalışıyorlar. Yakın gelecekte seçimler olmasa inanın bir kuruş vermezlerdi ki; ek maaş ve seyyaneni kaldırır, verdikleri zammı taban maaş üzerinden hesaplar, işi geçiştirirlerdi.!    Bir de Hz.Ömer'in adaletinden dem vururlar. Siz varya siz; Hz. Ömer'in abdest-taharret aldığı atık sudan bile kirlisiniz.!  Kendinize zam alma sırası geldiğinde bütün partiler sessizce birleşip anında görüntü yapıyorsunuz.! Açlık sınırının çok altında maaş alan emekliye sıra gelince; komisyonlar kuruluyor, bakanlardan görüş alınıyor, bir türlü netice çıkmıyor.  Bakalım bu insanların inançlarını kullanarak daha ne kadar zirvede kalacaksınız. Duvara çarpmak anı çok yakın...!   Yani "bu ülkede muhalefet yok" sözü de bir gerçek. Muhalefet hiç bir zaman halkın değerleriyle koşut bir söylem geliştiremedi. Kitaplardan okuduğu teorik siyasi bilgilerle konuştu ki, bizim türkümüz öyle her saza uymaz. Avrupa veya başka kıtalarda bu teorileri uygulamaya dökebilirsiniz belki, lakin ülkemizde asla.!   Peki, sizler biliyor muydunuz; ana yasada; "emekli maaşı asgari ücretin altında olamaz" diye bir madde vardı. 2008 yılında bu madde kaldırıldı. Onu da muhalefet kaldırmadı ya, 2008 kimin iktidarı ise o kaldırdı. Kendileri deveyi hamuduyla götürürken garibin aldığı 3 kuruş bir yerlerini acıttı sanırım... Gelir dağılımındaki adaletsizlik bakımından dünya lideriyiz. 85 milyonun çoğu geçim sıkıntısı çekerken %10 veya 20'lik kaymak tabaka zevk-ü sefa içinde yaşıyor. Bunlar bir türlü devletle arayı yapıp işi kotaranlar...   Bir de "faiz löbisi" var elbet; bütçenin yarısından fazlası onlara gidiyor..!  Şöyle geziyorum İstanbul'u; gökdelenler, lüks kafeler, eğlence yerleri tıklım tıklım.! Bir de Anadolu'ya, şehirlerin varoşlarına  bak; 2 ayda 1 kilo dahi et alamayan insanlar.! Bunları sallamıyorum, gözlemliyorum.  Hani, komşusu açken tok yatanlar bizden değildi?  Yok-yok, şimdi anladım bunlar bizden değil; olamazlar da.!  Eskiden belki, lakin şimdi level atladılar. Olmasınlar zaten.!  Bakmayın bu iktidarın ilk zamanlarındaki asr-ı Saadet'e; O zaman elde avuçta devletin birkaç parça fabrikaları, malları vardı. Hepsini "batan geminin malları" diyerek kelepir fiyatına yandaşlara elden çıkardılar. Şimdi satacak bir şey kalmayınca araplara toprak ve daire satmaya çalışılıyor.   Bu durum karşısında şairin şu dizelerini geliyor aklıma: "Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.! Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; yaşasın, kefenimin kefilim karaborsa.!"    Ey emekli kardeşim.!  Size, bize reva görülenin bir kısmını yukarıya yansıttım.  Bizim birçoğumuz başka seçim göremez.!  Köprüden önce son çıkış bu.!  Göreyim sizi; emekliye açlığı reva görenlere sizler de iktidarsızlığı reva görün ki, anlasınlar "iktidarsızlık" Ne demektir.!!!   Tahir Bulut   NOT: Bu yazıda kimseye iftira yok, tamamen Vicdanımın imbiğinde damıtıp öyle yazdım...   Biz asırlık zeytinleriz Meyve de, yaprak da bizim Ancak dalımız budanır Kökümüz Toprakta bizim.

Emekliye verilen sadaka

 
 
 
Emekliye verilen sadaka !
 
Nasıl yasa, nasıl tüzük
Vurduğunuz demir kazık 
Bunu mu reva gördünüz 
Yazık emekliye yazık 
 
Ahmet Arif'in "Adiloş Bebe" şiirinde dediği gibi:
"Bunlar, Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar, Aşımıza, ekmeğimize Göz koyanlardır, Tanı bunları, Tanı da büyü…"
 
Biz emekliler büyüyemeyeceğiz belki lakin ölüme en yakın insanlar olduğumuz muhakkak.! Ömrümüzün sonunda bu adaletsizliği bize layık görenlere helal olsun.!  "EYT Vatana ihannettir" dediğinde yandaşları alkışladı Reis'i, EYT'yi çıkardı yine alkışladılar. Be mübarekler.! Aklınızı kiraya mi verdiniz? Hangisi doğru? 
 
Biz avrupadan daha mı akıllıydık? Onlarda 65 yaş, 67'ye çıktı. Bizde ise; ben yeni emekli olmam gerekirken, iki oğlum emekli oldu. İşte bu oy kaygısı ile yapılan eylem, sistemi çökertti.! Şimdi de; "seyyanen, ek maaş, kök maaş" işin içinden çıkmaya çalışıyorlar. Yakın gelecekte seçimler olmasa inanın bir kuruş vermezlerdi ki; ek maaş ve seyyaneni kaldırır, verdikleri zammı taban maaş üzerinden hesaplar, işi geçiştirirlerdi.! 
 
Bir de Hz.Ömer'in adaletinden dem vururlar. Siz varya siz; Hz. Ömer'in abdest-taharret aldığı atık sudan bile kirlisiniz.!  Kendinize zam alma sırası geldiğinde bütün partiler sessizce birleşip anında görüntü yapıyorsunuz.! Açlık sınırının çok altında maaş alan emekliye sıra gelince; komisyonlar kuruluyor, bakanlardan görüş alınıyor, bir türlü netice çıkmıyor. 
Bakalım bu insanların inançlarını kullanarak daha ne kadar zirvede kalacaksınız. Duvara çarpmak anı çok yakın...!
 
Yani "bu ülkede muhalefet yok" sözü de bir gerçek. Muhalefet hiç bir zaman halkın değerleriyle koşut bir söylem geliştiremedi. Kitaplardan okuduğu teorik siyasi bilgilerle konuştu ki, bizim türkümüz öyle her saza uymaz. Avrupa veya başka kıtalarda bu teorileri uygulamaya dökebilirsiniz belki, lakin ülkemizde asla.!
 
Peki, sizler biliyor muydunuz; ana yasada; "emekli maaşı asgari ücretin altında olamaz" diye bir madde vardı. 2008 yılında bu madde kaldırıldı. Onu da muhalefet kaldırmadı ya, 2008 kimin iktidarı ise o kaldırdı. Kendileri deveyi hamuduyla götürürken garibin aldığı 3 kuruş bir yerlerini acıttı sanırım... Gelir dağılımındaki adaletsizlik bakımından dünya lideriyiz. 85 milyonun çoğu geçim sıkıntısı çekerken %10 veya 20'lik kaymak tabaka zevk-ü sefa içinde yaşıyor. Bunlar bir türlü devletle arayı yapıp işi kotaranlar...
 
Bir de "faiz löbisi" var elbet; bütçenin yarısından fazlası onlara gidiyor..!  Şöyle geziyorum İstanbul'u; gökdelenler, lüks kafeler, eğlence yerleri tıklım tıklım.! Bir de Anadolu'ya, şehirlerin varoşlarına  bak; 2 ayda 1 kilo dahi et alamayan insanlar.! Bunları sallamıyorum, gözlemliyorum.  Hani, komşusu açken tok yatanlar bizden değildi?  Yok-yok, şimdi anladım bunlar bizden değil; olamazlar da.!  Eskiden belki, lakin şimdi level atladılar. Olmasınlar zaten.!  Bakmayın bu iktidarın ilk zamanlarındaki asr-ı Saadet'e; O zaman elde avuçta devletin birkaç parça fabrikaları, malları vardı. Hepsini "batan geminin malları" diyerek kelepir fiyatına yandaşlara elden çıkardılar. Şimdi satacak bir şey kalmayınca araplara toprak ve daire satmaya çalışılıyor.
 
Bu durum karşısında şairin şu dizelerini geliyor aklıma:
"Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.!
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; yaşasın, kefenimin kefilim karaborsa.!" 
 
Ey emekli kardeşim.!  Size, bize reva görülenin bir kısmını yukarıya yansıttım.  Bizim birçoğumuz başka seçim göremez.!  Köprüden önce son çıkış bu.!  Göreyim sizi; emekliye açlığı reva görenlere sizler de iktidarsızlığı reva görün ki, anlasınlar "iktidarsızlık" Ne demektir.!!!
 
Tahir Bulut
 
NOT: Bu yazıda kimseye iftira yok, tamamen Vicdanımın imbiğinde damıtıp öyle yazdım...
 
Biz asırlık zeytinleriz
Meyve de, yaprak da bizim
Ancak dalımız budanır
Kökümüz Toprakta bizim.
Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.