Cem GÜRSES
Köşe Yazarı
Cem GÜRSES
 

Küresel Ticaretin Görünmeyen Gücü: Lojistik

Bugün bir ülkenin veya şirketin gücü yalnızca ne ürettiğiyle ölçülmüyor. Ürünü doğru zamanda, doğru maliyetle ve güvenli biçimde dünyanın başka bir noktasına ulaştırabilmek de en az üretim kadar önem taşıyor. Kısacası, küresel ekonominin görünmeyen gücü lojistikte yatıyor. Flexport’un kurucusu Ryan Petersen’in dikkat çekici benzetmesiyle, Pablo Escobar bile esasen bir “lojistikçiydi”. Elbette yasa dışı ve son derece yıkıcı bir sistemin parçasıydı. Ancak buradaki vurgu şu: Üreticiler ve dağıtıcılar arasındaki bağlantıyı kuran, sınır geçişlerini yöneten ve operasyonu ayakta tutan temel unsur lojistikti. Üründen Çok Sınırı Geçirmek Değerli Uluslararası ticarette FOB ve DDP gibi teslim şekilleri, malın hangi noktaya kadar satıcının sorumluluğunda olduğunu belirliyor. Nakliye ücretini kim ödeyecek? Gümrük işlemini kim yapacak? Vergiyi ve olası zararı kim üstlenecek? Bazı ürünlerde üretim maliyetinden çok, ürünü sınırdan geçirmek ve tüketiciye ulaştırmak önem kazanabiliyor. Bu nedenle gümrük vergileri yükseldikçe sistemi yanıltma teşviki de artıyor. Örneğin 100 bin dolarlık bir ürünün değeri 10 bin dolar olarak gösterilirse, yüzde 35’lik gümrük vergisi 35 bin dolar yerine 3 bin 500 dolar olarak hesaplanıyor. Buna “düşük kıymet beyanı” deniliyor. ABD Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu, ürün değerini veya menşe ülkesini yanlış göstererek vergi kaçırılmasının gerçek bir sorun olduğunu kabul ediyor. Ancak Çin’in ihracat kayıtları ile ABD’nin ithalat kayıtları arasındaki her farkı doğrudan kaçakçılık olarak yorumlamak doğru değil. Taşıma ve sigorta bedelleri, zamanlama farklılıkları ve üçüncü ülkeler üzerinden yapılan ticaret de rakamları değiştirebiliyor. Amazon Artık Yalnızca Bir Alışveriş Sitesi Değil Amazon denildiğinde çoğumuzun aklına çevrim içi alışveriş geliyor. Oysa şirket bugün deniz taşımacılığı, gümrük işlemleri, depolama, hava kargo ve son kilometre teslimatını birleştiren dev bir lojistik ağı kurmuş durumda. Çin’deki bir üreticinin ürünü Amazon’un sistemi üzerinden gemiye yüklenebiliyor, ABD’ye getirilebiliyor, depolanabiliyor ve müşterinin kapısına kadar ulaştırılabiliyor. Bu yapı Amazon’u yalnızca bir pazar yeri olmaktan çıkarıp küresel bir lojistik şirketine dönüştürüyor. Denizlerdeki Dar Geçitler Dünyayı Etkiliyor Küresel ticaretin büyük bölümü birkaç kritik deniz geçidine bağımlı durumda. Hürmüz, Süveyş, Babülmendep, Malakka, Panama ve Cebelitarık boğazları dünya ekonomisinin adeta ana damarlarını oluşturuyor. Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları nedeniyle bazı gemiler Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’ndan dolaşmak zorunda kalıyor. Bu rota, Asya ile Avrupa arasındaki yolculuğu haftalarca uzatabiliyor. Sonuç olarak yakıt tüketimi, sigorta maliyetleri ve navlun fiyatları yükseliyor. Hürmüz Boğazı ise çok daha kritik bir konumda. ABD Enerji Enformasyon İdaresinin verilerine göre 2024 yılında boğazdan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçti. Bu miktar, küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sine karşılık geliyor. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin de yaklaşık beşte biri bu güzergâhı kullanıyor. Hürmüz’de yaşanacak ciddi bir kesinti yalnızca benzin fiyatlarını artırmaz. Plastik, gübre, doğal gaz ve sanayi hammaddelerinin tedarikini de etkiler. Katar’ın dünya helyum üretimindeki önemli konumu nedeniyle olası bir kriz, yarı iletken üretiminden uzay teknolojilerine kadar birçok gelişmiş sektöre uzanabilir. Küreselleşmenin Güvenlik Garantisi Sorgulanıyor İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel ticaret düzeni, deniz yollarının açık ve güvenli tutulacağı varsayımına dayanıyordu. ABD Donanması bu düzenin en önemli güvenlik sağlayıcısı hâline geldi. Ancak Kızıldeniz ve Hürmüz çevresindeki gelişmeler, bu garantinin geleceğini tartışmaya açıyor. Eğer deniz yolları güvenli değilse, şirketlerin yalnızca en ucuz üretim merkezini seçmesi yeterli olmayacak. Ülkeler ve şirketler üretimi yakın bölgelere taşıma, alternatif limanlar kullanma ve stratejik stok oluşturma yoluna gidecek. Bu durum küreselleşmenin sona erdiği anlamına gelmeyebilir. Fakat daha pahalı, daha bölgesel ve güvenliğin daha fazla önemsendiği yeni bir ticaret düzenine geçildiğini gösteriyor. Sonuç Küresel ticaret görünmez bir sistem gibi çalışıyor. Market rafları dolu, uçaklar yakıt buluyor ve fabrikalar üretime devam ediyorsa bunun arkasında milyonlarca insanın, geminin, limanın ve belgenin kusursuza yakın koordinasyonu bulunuyor. Fakat bu sistem sandığımız kadar dokunulmaz değil. Bir boğazın kapanması, yanlış bir gümrük politikası veya birkaç haftalık gecikme; enerjiden gıdaya, çiplerden otomotive kadar bütün ekonomiyi etkileyebilir. Geleceğin güçlü ülkeleri yalnızca çok üretenler değil; üretimini güvenli biçimde taşıyabilen, tedarik zincirini çeşitlendiren ve lojistik altyapısını teknolojiyle güçlendiren ülkeler olacak. Kaynaklar: Ryan Petersen söyleşisi; https://www.youtube.com/watch?v=SlHd3-0eXOA      

Küresel Ticaretin Görünmeyen Gücü: Lojistik

Bugün bir ülkenin veya şirketin gücü yalnızca ne ürettiğiyle ölçülmüyor. Ürünü doğru zamanda, doğru maliyetle ve güvenli biçimde dünyanın başka bir noktasına ulaştırabilmek de en az üretim kadar önem taşıyor. Kısacası, küresel ekonominin görünmeyen gücü lojistikte yatıyor.

Flexport’un kurucusu Ryan Petersen’in dikkat çekici benzetmesiyle, Pablo Escobar bile esasen bir “lojistikçiydi”. Elbette yasa dışı ve son derece yıkıcı bir sistemin parçasıydı. Ancak buradaki vurgu şu: Üreticiler ve dağıtıcılar arasındaki bağlantıyı kuran, sınır geçişlerini yöneten ve operasyonu ayakta tutan temel unsur lojistikti.

Üründen Çok Sınırı Geçirmek Değerli

Uluslararası ticarette FOB ve DDP gibi teslim şekilleri, malın hangi noktaya kadar satıcının sorumluluğunda olduğunu belirliyor. Nakliye ücretini kim ödeyecek? Gümrük işlemini kim yapacak? Vergiyi ve olası zararı kim üstlenecek?

Bazı ürünlerde üretim maliyetinden çok, ürünü sınırdan geçirmek ve tüketiciye ulaştırmak önem kazanabiliyor. Bu nedenle gümrük vergileri yükseldikçe sistemi yanıltma teşviki de artıyor.

Örneğin 100 bin dolarlık bir ürünün değeri 10 bin dolar olarak gösterilirse, yüzde 35’lik gümrük vergisi 35 bin dolar yerine 3 bin 500 dolar olarak hesaplanıyor. Buna “düşük kıymet beyanı” deniliyor.

ABD Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu, ürün değerini veya menşe ülkesini yanlış göstererek vergi kaçırılmasının gerçek bir sorun olduğunu kabul ediyor. Ancak Çin’in ihracat kayıtları ile ABD’nin ithalat kayıtları arasındaki her farkı doğrudan kaçakçılık olarak yorumlamak doğru değil. Taşıma ve sigorta bedelleri, zamanlama farklılıkları ve üçüncü ülkeler üzerinden yapılan ticaret de rakamları değiştirebiliyor.

Amazon Artık Yalnızca Bir Alışveriş Sitesi Değil

Amazon denildiğinde çoğumuzun aklına çevrim içi alışveriş geliyor. Oysa şirket bugün deniz taşımacılığı, gümrük işlemleri, depolama, hava kargo ve son kilometre teslimatını birleştiren dev bir lojistik ağı kurmuş durumda.

Çin’deki bir üreticinin ürünü Amazon’un sistemi üzerinden gemiye yüklenebiliyor, ABD’ye getirilebiliyor, depolanabiliyor ve müşterinin kapısına kadar ulaştırılabiliyor. Bu yapı Amazon’u yalnızca bir pazar yeri olmaktan çıkarıp küresel bir lojistik şirketine dönüştürüyor.

Denizlerdeki Dar Geçitler Dünyayı Etkiliyor

Küresel ticaretin büyük bölümü birkaç kritik deniz geçidine bağımlı durumda. Hürmüz, Süveyş, Babülmendep, Malakka, Panama ve Cebelitarık boğazları dünya ekonomisinin adeta ana damarlarını oluşturuyor.

Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları nedeniyle bazı gemiler Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’ndan dolaşmak zorunda kalıyor. Bu rota, Asya ile Avrupa arasındaki yolculuğu haftalarca uzatabiliyor. Sonuç olarak yakıt tüketimi, sigorta maliyetleri ve navlun fiyatları yükseliyor.

Hürmüz Boğazı ise çok daha kritik bir konumda. ABD Enerji Enformasyon İdaresinin verilerine göre 2024 yılında boğazdan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçti. Bu miktar, küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sine karşılık geliyor. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin de yaklaşık beşte biri bu güzergâhı kullanıyor.

Hürmüz’de yaşanacak ciddi bir kesinti yalnızca benzin fiyatlarını artırmaz. Plastik, gübre, doğal gaz ve sanayi hammaddelerinin tedarikini de etkiler. Katar’ın dünya helyum üretimindeki önemli konumu nedeniyle olası bir kriz, yarı iletken üretiminden uzay teknolojilerine kadar birçok gelişmiş sektöre uzanabilir.

Küreselleşmenin Güvenlik Garantisi Sorgulanıyor

İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan küresel ticaret düzeni, deniz yollarının açık ve güvenli tutulacağı varsayımına dayanıyordu. ABD Donanması bu düzenin en önemli güvenlik sağlayıcısı hâline geldi.

Ancak Kızıldeniz ve Hürmüz çevresindeki gelişmeler, bu garantinin geleceğini tartışmaya açıyor. Eğer deniz yolları güvenli değilse, şirketlerin yalnızca en ucuz üretim merkezini seçmesi yeterli olmayacak. Ülkeler ve şirketler üretimi yakın bölgelere taşıma, alternatif limanlar kullanma ve stratejik stok oluşturma yoluna gidecek.

Bu durum küreselleşmenin sona erdiği anlamına gelmeyebilir. Fakat daha pahalı, daha bölgesel ve güvenliğin daha fazla önemsendiği yeni bir ticaret düzenine geçildiğini gösteriyor.

Sonuç

Küresel ticaret görünmez bir sistem gibi çalışıyor. Market rafları dolu, uçaklar yakıt buluyor ve fabrikalar üretime devam ediyorsa bunun arkasında milyonlarca insanın, geminin, limanın ve belgenin kusursuza yakın koordinasyonu bulunuyor.

Fakat bu sistem sandığımız kadar dokunulmaz değil. Bir boğazın kapanması, yanlış bir gümrük politikası veya birkaç haftalık gecikme; enerjiden gıdaya, çiplerden otomotive kadar bütün ekonomiyi etkileyebilir.

Geleceğin güçlü ülkeleri yalnızca çok üretenler değil; üretimini güvenli biçimde taşıyabilen, tedarik zincirini çeşitlendiren ve lojistik altyapısını teknolojiyle güçlendiren ülkeler olacak.

Kaynaklar: Ryan Petersen söyleşisi; https://www.youtube.com/watch?v=SlHd3-0eXOA

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.