Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

İdris Akyüz
Köşe Yazarı
İdris Akyüz
 

To be or not to be

      Olmak ya da olmamak 01.06.2026 William Shakespeare, yaklaşık 426 yıl önce kaleme aldığı (1600-1608) eserlerinden “Hamlet”te etti o ünlü sözü; Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu ! Günümüzde bile dillerde pelesenktir bu cümle ama sadece o kadardır, geri kalanı pek bilinmez ya da okunmaz… Ancak bu girizgahtan sonraki mısraları çok daha anlamlıdır… Şöyle devam eder; “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter! Demesi mi? (…) Kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine, Sevgisinin kepaze edilmesine Kanunların bu kadar yavaş Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine Kötülere kul olmasına iyi insanın (…) Evet, zalimin zulmüne düşünsel anlamda katlanmak mı gerek yoksa her türlü belayı göze alıp, “dur” demek mi? Acaba bu seçeneklerden hangisi “olmak” ya da hangisi “olmamak” anlamına gelir? Shakespeare, “Machbeth” eserinde ise bu seçenekleri sorgular ve kimi tespitler yapar… “Unutmaki bu aşağılık bir dünyadasın. Kötülüğü baş tacı edip iyiliği çılgınlık sayan dünyada… İnsan; yaşadığı dünyanın düzenine baktıkça kötülüğün çoğu zaman daha görünür ve daha güçlü olduğunu farkeder. Vicdanın, dürüstlüğün ve merhametin değer kaybettiği bir yerde iyi niyetli olmak bazen insana ağır gelir. Çünkü bu dünyada çoğu zaman haklı olan değil, gücü elinde bulunduran konuşur. Adaletin herkese aynı şekilde işlemediği, hukukun bile çıkarların gölgesinde zayıfladığı zamanlarda insanlar eşitsizliğin ne kadar sıradanlaştığını görür. Gücü olanların yanlışları görmezden gelinirken sıradan insanların yükü her geçen gün biraz daha ağırlaşır. Böyle bir düzende belki de insanı en çok yoran şey, kötülüğün varlığından çok ona alışılmış olmasıdır. Haksızlıkların kısa sürede öfkeye dönüşüp, sonra unutulduğu bir yerde insanlar zamanla kendi acılarına bile sessizleşir.”   Ne kadar ilginç değil mi? Üzerinden dört yüz yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen sanki bugünün tespitleri… Diyeceksiniz ki ne alaka? Nereden aklına geldi böyle bir yazı yazmak? Bu yazıyı; CHP ile ilgili hukuk dışı verilen “mutlak butlan” kararından sonra yaşananlara şaşırmadığım için yazdım. Gerçekten; insanı en çok yoran kötülük değil, onun kötülüğe alışmasıdır.  

To be or not to be

 

 

 

Olmak ya da olmamak

01.06.2026

William Shakespeare, yaklaşık 426 yıl önce kaleme aldığı (1600-1608) eserlerinden “Hamlet”te etti o ünlü sözü; Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu !

Günümüzde bile dillerde pelesenktir bu cümle ama sadece o kadardır, geri kalanı pek bilinmez ya da okunmaz… Ancak bu girizgahtan sonraki mısraları çok daha anlamlıdır… Şöyle devam eder;

“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!

Düşüncemizin katlanması mı güzel,

Zalim kaderin yumruklarına, oklarına

Yoksa diretip bela denizlerine karşı

Dur, yeter! Demesi mi? (…)

Kim dayanabilir zamanın kırbacına?

Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,

Sevgisinin kepaze edilmesine

Kanunların bu kadar yavaş

Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine

Kötülere kul olmasına iyi insanın (…)

Evet, zalimin zulmüne düşünsel anlamda katlanmak mı gerek yoksa her türlü belayı göze alıp, “dur” demek mi? Acaba bu seçeneklerden hangisi “olmak” ya da hangisi “olmamak” anlamına gelir?

Shakespeare, “Machbeth” eserinde ise bu seçenekleri sorgular ve kimi tespitler yapar…

“Unutmaki bu aşağılık bir dünyadasın. Kötülüğü baş tacı edip iyiliği çılgınlık sayan dünyada… İnsan; yaşadığı dünyanın düzenine baktıkça kötülüğün çoğu zaman daha görünür ve daha güçlü olduğunu farkeder. Vicdanın, dürüstlüğün ve merhametin değer kaybettiği bir yerde iyi niyetli olmak bazen insana ağır gelir. Çünkü bu dünyada çoğu zaman haklı olan değil, gücü elinde bulunduran konuşur. Adaletin herkese aynı şekilde işlemediği, hukukun bile çıkarların gölgesinde zayıfladığı zamanlarda insanlar eşitsizliğin ne kadar sıradanlaştığını görür. Gücü olanların yanlışları görmezden gelinirken sıradan insanların yükü her geçen gün biraz daha ağırlaşır. Böyle bir düzende belki de insanı en çok yoran şey, kötülüğün varlığından çok ona alışılmış olmasıdır. Haksızlıkların kısa sürede öfkeye dönüşüp, sonra unutulduğu bir yerde insanlar zamanla kendi acılarına bile sessizleşir.”

 

Ne kadar ilginç değil mi? Üzerinden dört yüz yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen sanki bugünün tespitleri…

Diyeceksiniz ki ne alaka? Nereden aklına geldi böyle bir yazı yazmak?

Bu yazıyı; CHP ile ilgili hukuk dışı verilen “mutlak butlan” kararından sonra yaşananlara şaşırmadığım için yazdım. Gerçekten; insanı en çok yoran kötülük değil, onun kötülüğe alışmasıdır.

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.