Türklerin Din Esnekliği ve Tarihsel Derinliği
Türklerin dini tarih boyunca tek bir inançla sınırlı olmamış; aksine çok katmanlı, çok kültürlü ve çok dinli bir tecrübe olarak şekillenmiştir. Orta Asya’dan Balkanlar’a, Sibirya’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılan Türk toplulukları; karşılaştıkları her inançla etkileşime girmiş, bazen onu dönüştürmüş, bazen de kendilerini dönüştürmüştür. Bu çok yönlülük, Türk tarihinin en güçlü yanlarından biridir: değişime açık ama köklerine bağlı bir karakter.
1. Orta Asya'da İlk İnanç Sistemi:
Tengri İnancı: Türklerin bilinen en eski inanç sistemi Tengriciliktir. “Gök Tanrı” yani Tengri, evrenin yaratıcısı ve koruyucusu kabul edilir. Bu inanç sisteminde: Gök Tanrı en yüce varlıktır. Kağanların meşruiyeti Tengri’nin “kut” vermesiyle açıklanır. İnsan, doğayla uyum içinde yaşamak zorundadır. İyi-kötü, ışık-karanlık gibi dualist unsurlar belirgindir. Bu yönüyle Tengricilik, hem tek tanrılı dinlere yakın bir monoteist duyarlılık taşır hem de doğa kültünü içinde barındırır.
Şamanizm: Aslında Ruhlar Dünyasıyla Bağ olan Şamanizm, bir din değil; Tengri inancının ritüel merkezidir. Şaman (Kam): Ruhlarla iletişim kuran, Hastalıkları iyileştiren, Kabileyi kötülüklerden koruyan, Ayinleri yöneten kişidir. Türklerin maneviyat, cesaret ve kader algısı büyük ölçüde bu şamanik düşünceden beslenmiştir.
2. Türklerin Maniheizm, Budizm ve Zerdüştlük ile Etkileşimi
Maniheizm: Uygur Devleti döneminde (8.–9. yüzyıl), Maniheizm Türk toplulukları arasında resmî din oldu. Bu dinin özellikle Uygurları etkileme sebebi: Barışçıl ve yerleşik yaşamı teşvik etmesi, Ticaretle uyumlu yapısı, Hem Hristiyanlık hem Zerdüştlük unsurları taşımasıdır. Maniheizim ile birlikte Uygurlar: Tarımı geliştirdi, Yazıyı yaygınlaştırdı, Kütüphaneler kurdu, Orta Asyada eşsiz Kültürel bir altın çağ yaşadı.
Budizm: Bazı Uygur şehirlerinde Budizm yaygınlaştı. Budist etkiler: Mimariye (tapınaklar), Sanata (duvar freskleri), Felsefeye (acı, sabır, içsel huzur kavramları) yansımıştır.
Zerdüştlük: Batıya yakın bölgelerde yaşayan bazı Türk toplulukları (Hazar çevresi, Sogdlar gibi) Kökeni bugünün İran kaynaklı Zerdüştlükle temas kurdu.
Türklerdeki ateş kültü - Nevruz geleneği gibi öğelerin kökleri bu dönemlerde güçlenmiştir.
Hristiyanlık: Nesturiler, Bizans ve Avrupa İlişkisinde Türklerin önemli bir kısmı İslam’dan önce Hristiyanlıkla da tanıştı. İlk hristiyanlık Özellikle Sibirya ve Orta Asya’daki bazı Türk boyları (Kırgız, Kuman, Peçenek, Oğuz boyları) Nesturiliği benimsedi. Nesturilik, sade ve misyoner yönü güçlü bir Hristiyanlık türüydü.
Avrupa Hiristiyan Türk toplulukları: Macarlar, Bulgarlar, Peçenekler ve Kumanlar Avrupa’ya girdiklerinde Hristiyanlıkla doğrudan temas kurdular.
Bazıları tamamen Hristiyanlaştı (Bulgarlar gibi), bazıları ise iki dini bir arada yaşadı.
Ortodoks Bizans ile ilişkiler: Bizans coğrafyasında yaşayan Türkler – hala Yunanistana göç etmiş - Karamanoğulları örnekli Hristiyan köy toplulukları kurdu, Asker ve paralı birlikler hâline geldi, Bizans kültürüyle harmanlandı. Bu dönem Türklerin çok dinli uyum yeteneği açısından önemlidir.
4. Türklerin İslam’la Buluşması ve Büyük Dönüşüm
4Karahanlılar: İslamlaşmanın başlangıcı – 10. yüzyılda Türklerin ilk büyük Müslüman devleti Karahanlılardır. Bu dönemde: Medreseler kuruldu, eski Türkçe dinsel metinler yazıldı, Kutadgu Bilig gibi eserler ortaya çıktı.
Selçuklular ve İslam’ın taşınması – Selçuklular ve sonrası Büyük Selçuklular olarak İslam’ı Orta Doğu’da güçlendirdi, Bağdat’ta Abbasi halifesini korudu, Anadolu kapılarını açtı. Selçuklu düzeni, ilk Türk-İslam sentezinin temellerini attı.
Osmanlılar: Çok dinli imparatorluk modeli Türklerin İslam ile ilişkisi en üst seviyeye Osmanlı döneminde sistem: Müslüman, Hristiyan, Yahudi unsurların bir arada yaşadığı, Millet sistemi sayesinde dini özgürlüklerin korunduğu, Hem Şeriat hem örfi hukukun uygulandığı bir medeniyet düzeniydi. Osmanlı, dini sadece inanç değil, Baştan sona TÜRKÇE olan Süleyman Çelebi’nin hazırladığı Hz. Muhammete methiye – Mevlüt ile İslamiyetin artık Halifelikle birlikte Türklüğün egemenliğinde korunabileceğini vurguladı.
5. Modern Dönemde Türkler ve Din: Cumhuriyet, Laiklik ve Kimlik
Cumhuriyet devrimi: 1923 sonrasında Türkiye Cumhuriyeti: Din ile devlet işlerini ayırdı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdu, Hukuk sistemini sekülerleştirdi. Bu süreç, Türklerin dinle ilişkisini yeni bir düzleme taşıdı:
İnanç bireysel, devlet tarafsız.
Toplumsal dindarlığın sürmesi: Laiklik dine karşı bir hareket değil; inanç özgürlüğünü koruma modeliydi. Bu yüzden: Anadolu’nun İslam geleneği devam etti, Tasavvufî kültür güçlü kaldı, halk inançları yaşamayı sürdürdü.
Türk dünyasında din çeşitliliği konusunda Bugün Türk toplulukları şu dinlere mensuptur:
- İslam: Türkiye, Azerbaycan, Türkistan coğrafyası
- Hristiyanlık: Karamanoğulları, Gagavuz, Çuvaş, Yakut grupları
- Budizm: Tuva ve Buryat Türkleri
- Şamanizm / Tengricilik: Saha, Tuva, Altay Türkleri
- Yahudilik: Karay Türkleri (Kırım-Polonya-Litvanya hattı)
Bu çeşitlilik, Türklerin tarih boyu inançlara karşı hoşgörülü, uyumlu ve geniş perspektifli bir halk olduğunu gösterir.
Sonuç: Türklerin Dinlerle Yolculuğu Bir Zenginliktir, Tarih boyunca Türklerin dinlerle ilişkisi: Değişime açık, Uyumlu, Sentez üretici, Kapsayıcı, Hem dünyevi hem manevi dengesi olan bir karakter taşımıştır.
Türkler ASLA hiçbir inancı “yok etmek” için değil, anlamak, yorumlamak ve tıpkı baştan sona TÜRKÇE olan MEVLÜT gibi kendine göre yeniden inşa etmek için yaşamıştır. Bu yüzden Türk tarihindeki din tecrübesi bir zayıflık değil, tam aksine müthiş bir kültürel güçtür.


