Adalet, sorumluluk ve gelecek tasavvuru ...
“Kutsal görev” ile “kamusal sorumluluk” aynımı ?
Bir cami hocasının yaptığı iş, ibadet hizmetidir. Bu: Belirli saatlerle sınırlıdır (günde 5 vakit), İçeriği asırlardır sabittir, Sonucu ölçülemez (kim ne kadar dindar oldu bilinmez), Hata yapsa bile geri dönüşü toplumsal olarak sınırlıdır. Bir öğretmenin yaptığı iş ise: Günün büyük bölümünü kapsar, Sürekli değişen müfredat ve çağla yarış gerektirir, Sonucu ölçülebilir ve uzun vadelidir, Hata yaptığında bedelini bir nesil öder.
Dolayısıyla bu iki meslek ASLA - aynı kefeye konamaz. Biri kişisel VİCDAN HÜRRİYETİ ritüel hizmeti, diğeri ise gelecek inşasıdır.
Sorumluluk kıstası: Kim kimin hayatına dokunuyor?
Adil bir maaş sistemi şu soruya cevap vermelidir “Bu kişi, kaç insanın hayatını ve geleceğini doğrudan etkiliyor?” Cami hocası: günlük ortalama en fazla 3 saatlik süreçte gelebilen Cemaat, namaz kılar, çıkar. Hocanın performansı ile cemaatin ahlakı, üretkenliği veya düşünme yetisi arasında doğrudan hiçbir bağ yoktur. Öğretmen ise: Bir çocuğun aklını, özgüvenini, düşünme biçimini şekillendirir. Yanlış bir öğretmen: ülke geleceği için kayıp yıllar demektir. İyi bir öğretmen: ülke kazancı demektir. O hâlde etki alanı büyük olanın değeri de illaki büyük olmalıdır.
Risk ve yük faktörü
Bir öğretmen: Velinin, Bakanlığın, Müfettişin, Toplumun, Sosyal medyanın sürekli gözetimi altındadır. Bir cami hocası ise: hiç kimsenin takip etmediği Performans değerlendirmesi sınırlıdır, Başarı/başarısızlık kriteri yoktur, Yanlış vaaz verse bile çoğu zaman hesap sorulmaz. Bu durumda, vicdanen ve mantıken Risk alan daha çok kazanmalıdır. Bu, aynı zamanda piyasanın da, ahlakın da temel ilkesidir.
Maaş için makul ve adil bir kıstas modeli
Cesur ama tutarlı bir öneri: Taban ilke Öğretmen maaşı, aynı kıdemdeki formasyonu yok denecek kadar zayıf – cemaaitinden birine temel sağlık görevlisi bilgilerini bile uygulayamayacak kadar aciz – kesilen vergilerimizle aylığı verili din görevlisinin maaşından ASLA DAHA DÜŞÜK OLAMAZ. Bu durum bir “din karşıtlığı” değil, hepimizi ilgilendiren gelecek önceliği meselesidir ve dünyadan örneklemeleriyle Katsayılı sisteme göre:
Cami hocası: 1,0 katsayı
Öğretmen: 2.3 – 2,8 katsayı (Bu durum evrensel sistemde: fen, matematik, dil, rehberlik ... vasıflarına sahip Nitelikli öğretmen için 3,5+ olarak değerlendirilir)
Bu denklemde Sebep gayet net: Çünkü öğretmen insan sermayesi üretir ve İnsan sermayesi olmayan toplum, ne dindar kalır nede bağımsız.
Ahlaki ama rahatsız edici gerçek
Tıpkı belki biraz ağır ama doğru cümle: İyi yetişmemiş bir toplumda camide kaç cemaati olduğu – onların ne kadar içtenlikle – nasıl namaz kıldığı, okunan arapça duaları anladığı ? tartışılır din, asla ahlak üretmez; sadece teselli üretir. Bu yüzden: Öğretmeni zayıf, Eğitimi itibarsız, Okulu ikinci plana atan bir ülkede, din görevlisine verilen yüksek maaş ASLA sorunu çözmez, sadece savsatır ve geciktirir. Dolayısıyla Adil bir toplumda: Öğretmen en itibarlı kamu görevlilerinden biridir. Maaşı “idare edilsin” diye değil, “ülke kurtarsın” diye verilir. Din hizmeti önemlidir ama ASLA eğitimin üstünde olamaz.
Özetle: Bir ülke öğretmenine ne kadar değer veriyorsa, geleceğine de o kadar inanıyordur.
