Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Anasayfa Yazarlar Eğitim Yazı Detayı Bu yazı 372+ kez okundu.
Eğitim
Köşe Yazarı
Eğitim
 

Gittikçe büyüyen değer..

        SALDIRILDIKÇA BÜYÜYEN DEĞER: ATATÜRK VE ÇAĞDIŞI YOBAZ ZİHNİYETİN İNKÂRI Atatürk’ü bir poster sananlar, Cumhuriyet’i bir “dekor” zannediyor. Oysa mesele bir resim değil; akıl, laiklik, yurttaşlık ve barış meselesidir.  Herbitri yobaz - çağdışı tarikatların savunucusu Eğitimsizlik bakanı - İlkokul karnelerinden Atatürk portresinin ve Türk bayrağının çıkarılmasındaki affedilemez hatası büyük tepki çekince çark edip utanmadan 'Yanlış.anlaşıldım, aslında ben Atatürkü çok severim' diyebilecek kadar alçaldı. Bu tür örümcek kafalılar bilemezlerki karne yalnızca not kâğıdı değildir; bir ülkenin çocuklarına “hangi değerlerle büyüyeceksin” diye attığı imzadır ve “Bunlar sembol” denilerek küçümsenen şey, aslında devlet hafızasıdır. Bayrak, ortak yurttaşlığın sözleşmesidir. Atatürk ise bu ülkenin modernleşme rotasının adıdır. Bir kâğıttan fotoğrafı kaldırmak asla Atatürk’ü tarihten silmez; ama çağdışı YOBAZ güruhun gerçek niyetini ele verir:  ATATÜRK NEDEN FARKLI SEVİLİR? Dünyanın birçok ülkesinde gençler, tarih kitaplarındaki liderlere saygı duyar. Türkiye’de ise Atatürk sevgisi farklıdır. Çünkü Atatürk yalnızca geçmişin bir figürü değil; bugün de nasıl düşünmemiz gerektiğini hatırlatan bir yol göstericidir. O, “itaat edin” diyen bir lider değil; “aklınızı kullanın, sorgulayın, cesur olun” diyen bir önderdir. Bu yüzden korkulan değil, fikirleri hâlâ konuşulan bir liderdir. ABD’de Lincoln, Fransa’da De Gaulle, İngiltere’de Churchill saygıyla anılır; ama gençlerin gündelik hayatına yön vermez. Çin’de Mao, Rusya’da Stalin daha çok ideoloji ve otoriteyle hatırlanır. Atatürk’ün farkı şudur: Gençleri bir kalıba sokmaz; onları ülkenin en büyük gücü olarak görür. “BÜST” SANAN ZİHNİYETİN YANILGISI Bir heykeli kırınca Atatürk’ü yok edeceğini sanan fanatizmle, bir posteri indirince Atatürk’ü sileceğini düşünen çağdışı YOBAZ yaklaşım aynı yanılgının farklı biçimleridir. Atatürk bir “görsel” değil; kurucu ilke - varlığımızın sebebi demektir: Akıl ve bilim, laik ve eşit yurttaşlık, çağdaş eğitim, ulusal bağımsızlık ve dünyayla barışık modernleşmedir.  Bu yüzden karne üzerinden yapılan aşağılık hamle asla “tasarım değişikliği” diye geçiştirilemez; çocukların eline verilen kâğıt, aynı zamanda devlete teslim edilen gelecek dosyasıdır. BAYRAĞI DA SİLEN REFLEKS Maalesef Ataları belirsizcesine “Atatürk ile bayrağı da silen” çağdışı YOBAZ fanatik zihniyet sınır tanımaz. Bugün kurucu lideri hedef alır, yarın bayrağı “fazla millî” bulur, öbür gün ortak yurttaşlığı “sakıncalı” görür. Aşırı ideolojik/dinî tümü aslak cemaat - tarikat zihniyetli siyaset, toplumu bir arada tutan ortak zemini asla sevmez. Onların toplumu ayrışitıorma kalleşliğinde “biz ve onlar” ayrımına muhtaçtırlar ve bu Eğitim gibi en hassas alanda yapıldığında, etkisi daha da derin olur. PARÇA PARÇA NORMALLEŞTİRİLEN GERİLETME Bu tartışma bir ilk değildir; zincirin son halkasıdır. Son yıllarda görülen eğilimler üç başlıkta toplanabilir: Resmî hafızanın görünürlüğünü azaltma: Kurumsal alanlarda kurucu vurguyu geri plana itme. Eğitimi ideolojik baskıya açma: Pedagojinin yerini sadakatin alması riski. Kutuplaştırıcı dil: Ortak günleri ve değerleri küçümseyen tavır. İllaki bir gecede her şey değişmez; ama her gün bir tuğla çekilirse gün gelir tüm bina çöker. Toplumsal hafıza da böyledir.  Dolayısıyla Tarikat - cemaatsever çağdışı yobaz düşünceye fırsat verilmemeli, her görüldüğü yerde bu tür toplumu ayrıştıran asalak kan emci parazitlere asla göz açtırtmamak gerek.  NEDEN BU, DÜNYA BARIŞI MESELESİDİR? Aşırı dindar/mezhepçi Tarikat ve Cemaatsever siyasal zihniyet nerede güç kazanırsa kazansın üç sonuç üretir: Eğitimi akıldan koparır, toplumu manipülasyona açık hale getirir. Kimliği kutsallaştırır, şiddeti meşrulaştıran bir dil üretir. Küresel radikalleşmeyi besler.                                                                                                                                                                                                                                       Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü bu yüzden slogan değil, stratejidir: Barış, akıllı eğitimle başlar. GERİ ADIM, SİNSİLİK VE DENETİM Bu tür ahlak yoksunu taktiklerler ünlü güruh, Toplum tepki verince geri çekilip eleştireni suçlamak, ilkesizlik göstergesidir. Bu, demokratik denetimi aşındırır ve yurttaşı sürekli kaygı halinde bırakır. Eğitimdeki her belirsizlik, ülkenin geleceğine çok büyük zarar verir. ÇIKIŞ YOLU Bir avuç ataları belirsizler yüzünden Öfkeye kapılmak değil; sakin ve kararlı bir Cumhuriyet savunusu gerekir. Hukuki ve kurumsal denetim, öğretmenin onuru, velinin örgütlü tepkisi, kültür ve bilimle karşı hamle ve ortak zemini büyütmek… Bayrak ve Atatürk bir partinin değil, milletin ortak paydasıdır. Onun için: Varlığımız sebebi Atatürk kâğıtta değil, uğrunda ölünce islamiyuetin en yüksek nişanı ŞEHİTLİK ile taclandırılan namus kavramlı KUTSAL VATAN sevgidsi gibi, milletin vicdanındadır. Bir karneden Atatürk ve bayrak fotoğraflarını kaldırabilirsiniz; ama aklı, bilimi, bağımsızlığı ve onuru öğreten çizgiyi silemezsiniz. Eğitim; tarikatın, cemaatin ve ideolojik körlüğün değil, Cumhuriyet’in, bilimin ve barışın işidir.

Gittikçe büyüyen değer..

 

 

 

 

SALDIRILDIKÇA BÜYÜYEN DEĞER:

ATATÜRK VE ÇAĞDIŞI YOBAZ ZİHNİYETİN İNKÂRI

Atatürk’ü bir poster sananlar, Cumhuriyet’i bir “dekor” zannediyor. Oysa mesele bir resim değil; akıl, laiklik, yurttaşlık ve barış meselesidir.  Herbitri yobaz - çağdışı tarikatların savunucusu Eğitimsizlik bakanı - İlkokul karnelerinden Atatürk portresinin ve Türk bayrağının çıkarılmasındaki affedilemez hatası büyük tepki çekince çark edip utanmadan 'Yanlış.anlaşıldım, aslında ben Atatürkü çok severim' diyebilecek kadar alçaldı. Bu tür örümcek kafalılar bilemezlerki karne yalnızca not kâğıdı değildir; bir ülkenin çocuklarına “hangi değerlerle büyüyeceksin” diye attığı imzadır ve “Bunlar sembol” denilerek küçümsenen şey, aslında devlet hafızasıdır. Bayrak, ortak yurttaşlığın sözleşmesidir. Atatürk ise bu ülkenin modernleşme rotasının adıdır. Bir kâğıttan fotoğrafı kaldırmak asla Atatürk’ü tarihten silmez; ama çağdışı YOBAZ güruhun gerçek niyetini ele verir

ATATÜRK NEDEN FARKLI SEVİLİR?

Dünyanın birçok ülkesinde gençler, tarih kitaplarındaki liderlere saygı duyar. Türkiye’de ise Atatürk sevgisi farklıdır. Çünkü Atatürk yalnızca geçmişin bir figürü değil; bugün de nasıl düşünmemiz gerektiğini hatırlatan bir yol göstericidir. O, “itaat edin” diyen bir lider değil; “aklınızı kullanın, sorgulayın, cesur olun” diyen bir önderdir. Bu yüzden korkulan değil, fikirleri hâlâ konuşulan bir liderdir. ABD’de Lincoln, Fransa’da De Gaulle, İngiltere’de Churchill saygıyla anılır; ama gençlerin gündelik hayatına yön vermez. Çin’de Mao, Rusya’da Stalin daha çok ideoloji ve otoriteyle hatırlanır. Atatürk’ün farkı şudur: Gençleri bir kalıba sokmaz; onları ülkenin en büyük gücü olarak görür.

“BÜST” SANAN ZİHNİYETİN YANILGISI

Bir heykeli kırınca Atatürk’ü yok edeceğini sanan fanatizmle, bir posteri indirince Atatürk’ü sileceğini düşünen çağdışı YOBAZ yaklaşım aynı yanılgının farklı biçimleridir. Atatürk bir “görsel” değil; kurucu ilke - varlığımızın sebebi demektir: Akıl ve bilim, laik ve eşit yurttaşlık, çağdaş eğitim, ulusal bağımsızlık ve dünyayla barışık modernleşmedir.  Bu yüzden karne üzerinden yapılan aşağılık hamle asla “tasarım değişikliği” diye geçiştirilemez; çocukların eline verilen kâğıt, aynı zamanda devlete teslim edilen gelecek dosyasıdır.

BAYRAĞI DA SİLEN REFLEKS

Maalesef Ataları belirsizcesine “Atatürk ile bayrağı da silen” çağdışı YOBAZ fanatik zihniyet sınır tanımaz. Bugün kurucu lideri hedef alır, yarın bayrağı “fazla millî” bulur, öbür gün ortak yurttaşlığı “sakıncalı” görür. Aşırı ideolojik/dinî tümü aslak cemaat - tarikat zihniyetli siyaset, toplumu bir arada tutan ortak zemini asla sevmez. Onların toplumu ayrışitıorma kalleşliğinde “biz ve onlar” ayrımına muhtaçtırlar ve bu Eğitim gibi en hassas alanda yapıldığında, etkisi daha da derin olur.

PARÇA PARÇA NORMALLEŞTİRİLEN GERİLETME

Bu tartışma bir ilk değildir; zincirin son halkasıdır. Son yıllarda görülen eğilimler üç başlıkta toplanabilir:

  • Resmî hafızanın görünürlüğünü azaltma: Kurumsal alanlarda kurucu vurguyu geri plana itme.

  • Eğitimi ideolojik baskıya açma: Pedagojinin yerini sadakatin alması riski.

  • Kutuplaştırıcı dil: Ortak günleri ve değerleri küçümseyen tavır.

İllaki bir gecede her şey değişmez; ama her gün bir tuğla çekilirse gün gelir tüm bina çöker. Toplumsal hafıza da böyledir.  Dolayısıyla Tarikat - cemaatsever çağdışı yobaz düşünceye fırsat verilmemeli, her görüldüğü yerde bu tür toplumu ayrıştıran asalak kan emci parazitlere asla göz açtırtmamak gerek. 

NEDEN BU, DÜNYA BARIŞI MESELESİDİR?

Aşırı dindar/mezhepçi Tarikat ve Cemaatsever siyasal zihniyet nerede güç kazanırsa kazansın üç sonuç üretir:

  1. Eğitimi akıldan koparır, toplumu manipülasyona açık hale getirir.

  2. Kimliği kutsallaştırır, şiddeti meşrulaştıran bir dil üretir.

  3. Küresel radikalleşmeyi besler.                                                                                                                                                                                                                                       Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü bu yüzden slogan değil, stratejidir: Barış, akıllı eğitimle başlar.

GERİ ADIM, SİNSİLİK VE DENETİM

Bu tür ahlak yoksunu taktiklerler ünlü güruh, Toplum tepki verince geri çekilip eleştireni suçlamak, ilkesizlik göstergesidir. Bu, demokratik denetimi aşındırır ve yurttaşı sürekli kaygı halinde bırakır. Eğitimdeki her belirsizlik, ülkenin geleceğine çok büyük zarar verir.

ÇIKIŞ YOLU

Bir avuç ataları belirsizler yüzünden Öfkeye kapılmak değil; sakin ve kararlı bir Cumhuriyet savunusu gerekir. Hukuki ve kurumsal denetim, öğretmenin onuru, velinin örgütlü tepkisi, kültür ve bilimle karşı hamle ve ortak zemini büyütmek… Bayrak ve Atatürk bir partinin değil, milletin ortak paydasıdır.

Onun için: Varlığımız sebebi Atatürk kâğıtta değil, uğrunda ölünce islamiyuetin en yüksek nişanı ŞEHİTLİK ile taclandırılan namus kavramlı KUTSAL VATAN sevgidsi gibi, milletin vicdanındadır. Bir karneden Atatürk ve bayrak fotoğraflarını kaldırabilirsiniz; ama aklı, bilimi, bağımsızlığı ve onuru öğreten çizgiyi silemezsiniz. Eğitim; tarikatın, cemaatin ve ideolojik körlüğün değil, Cumhuriyet’in, bilimin ve barışın işidir.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.