Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Anasayfa Yazarlar Eğitim Yazı Detayı Bu yazı 613+ kez okundu.
Eğitim
Köşe Yazarı
Eğitim
 

Geleceğimiz gençler ve akepe

  Bir Dönüşüm Hikâyesi 2003 yılıydı. AKePenin iktidara yeni geldiğinde Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, bir rektör tartışması sırasında üniversite yöneticileri için “edepsiz rektörler” ifadesini kullandı. Gerekçe, üniversitelerin siyasete mesafeli durmasıydı. Oysa onlar kendilerini birer “bilim yuvası” olarak görüyor, siyasetin şamar oğlanı olmayı reddediyordu. Bu sözler üniversitelerden sert ve tarihî tepkilerle karşılandı. ODTÜ Rektörü, bu çıkışı Adnan Menderes’in “kara cüppeliler” sözüne benzeterek tarihe kara bir leke olarak geçeceğini söyledi. İTÜ Rektörü “Tarih boyunca kimsenin emrine girmedik, girmeyeceğiz” dedi. Ankara Üniversitesi Rektörü, Cumhuriyetin temel ilkelerini savunmanın görevleri olduğunu vurguladı. Dokuz Eylül, Uludağ, Karadeniz Teknik, Kırıkkale, Trakya, Marmara, İstanbul, Pamukkale, Harran, Çukurova, Çanakkale, Adnan Menderes ve Süleyman Demirel ....... üniversitelerinin rektörleri de benzer biçimde üniversitelerin siyasal gücün denetimine sokulamayacağını açıkça dile getirdi. Bugünden bakıldığında bu tablo çarpıcıdır. O gedrçek bilim yuvalarının rektörlerinin neredeyse hiçbiri bugün görevde değil, üniversiteden uzaklaştırıldı, kimi hakkında soruşturmalar açıldı geleceğin yöneticileri gençlerin sessizleştirildi. Bugün ise rektörler: Kadınla el sıkışılmaması gerektiğini savunanlar, dini referanslarla bilimsel gerçekliği zorlayanlar, siyasi tercihi “farz” ilan edenler, makam odalarına özel banyo talep edenler, Deve sidiği içmek şifalıdır diyenler, Nuhun cep telefonu diyebilecek kadar dangalAKPudracı  rektörlerin maalesef AHLAKSIZCA siyaselleştirdiği üniversitenin ruhu yok edildi. Fakat sdangalAKPudracı iktidarın asla başaramadığı şey: Gençleri değiştirmek. Çünkü artık Marsta uzay üssü kurulurken ‘din iman – yetmeyince vatan millet sakarya...’ palavralarına inanmayan gençleri anlamıyorlar.  Merdivenaltı kaçak kuran kursalarında kendi gençliklerini yaşamadıkları için bugünün gençliğini de okuyamıyorlar. AKePe’nin Baskısı arttıkça gençlerin özgürlük talebi güçleniyor.  En son Boğaziçi Üniversitesi bunun en açık örneği. Polisle, baskıyla, kayyumla üniversiteye girilebilir; ama gençlerin fikrini, özgürlük arayışını yok etmek mümkün değil.  Dünyayı değiştiren 68 kuşağı gibi Türkiye’yi dönüştüren gençler Demokrat Partili ailelerin çocuklarıydı.  Bugünün gençleri de benzer bir arayış içinde AKePe’li ailelerin çocukları, AKePe’nin yönettiği bir ülkede yaşamak istemiyor. Bunu seçimlerde net biçimde gördük. Ekrem İmamoğlu’nun aldığı oyların önemli bir bölümü, anne babası AKePe’li olan gençlerden geldi. Üniversitelerdeki tablo vahim. Geçtiğimiz yıl yükseköğretime başvuran 2.560.000 adaydan 785.000 yerleşme hakkı kazandı. Bu öğrencilerin 336.000 kayıt bile yaptırmadı. Çünkü eskiden üniversite mezunu olmak istihdam anlamına gelirdi. Bugün ise diplomalar işsizliğe açılıyor. Her yol kenarında bir üniversite var ama içi boşaltılmış durumda.  Gençlerin bu gerçekliği çok net gördüğü bir alan daha var: Kayyım karşıtı mücadele. Belediyelere atanan kayyumlara karşı siyasette muhalefetin bile gösteremediği direnci, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri gösterdi. Günlerce, aylarca kararlılıkla nöbet tuttular. Bu, gençlerin siyasete yön verdiğini açıkça ortaya koydu. Varlığımız sebebi Atatürk tarafından kurulan Kutsalımız Cumhuriyet, geleceğimiz gençlere emanet edilmişti. Ama yıl 2026 diniDAR güruh hâlâ gençlerle mücadele ediliyor. Oysa dünyanın her yerinde ilerleme, gençlerin önünü açarak sağlandı. Bugün dünya ekonomisinin en zenginlerinin bulunduğu Silikon Vadisi’ni, Hz. yapay zekâyı, bugün kullandığımız teknolojileri gençler üretti.  Peki Türkiye’de gençlere ne sunuluyor ? Tümü asgari ücretli Güvenlik görevliliği, kuryelik, güvencesizlik… Oysa gençler: Uber, AirBnB, Twitch .... dijital dünyayı biliyor ve yaşarken, ülkeyi yöneten iki danışmanlı ayrıca sekreterli, maaşının yarısı kadar yolluk ve 2. Yıldan sonra otomatik emekli maaşıda bağlanarak HER AY - 750.000 TL gelirli yöneticilerin büyük kısmı bu dünyanın farkında bile değil. Sorun tam da burada başlıyor: Gençlikle temas kopmuş durumda. Derleme kaynağı - https://www.youtube.com/watch?v=po-6H9nZuc0

Geleceğimiz gençler ve akepe

 

Bir Dönüşüm Hikâyesi

2003 yılıydı. AKePenin iktidara yeni geldiğinde Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, bir rektör tartışması sırasında üniversite yöneticileri için “edepsiz rektörler” ifadesini kullandı. Gerekçe, üniversitelerin siyasete mesafeli durmasıydı. Oysa onlar kendilerini birer “bilim yuvası” olarak görüyor, siyasetin şamar oğlanı olmayı reddediyordu.

Bu sözler üniversitelerden sert ve tarihî tepkilerle karşılandı. ODTÜ Rektörü, bu çıkışı Adnan Menderes’in “kara cüppeliler” sözüne benzeterek tarihe kara bir leke olarak geçeceğini söyledi. İTÜ Rektörü “Tarih boyunca kimsenin emrine girmedik, girmeyeceğiz” dedi. Ankara Üniversitesi Rektörü, Cumhuriyetin temel ilkelerini savunmanın görevleri olduğunu vurguladı. Dokuz Eylül, Uludağ, Karadeniz Teknik, Kırıkkale, Trakya, Marmara, İstanbul, Pamukkale, Harran, Çukurova, Çanakkale, Adnan Menderes ve Süleyman Demirel ....... üniversitelerinin rektörleri de benzer biçimde üniversitelerin siyasal gücün denetimine sokulamayacağını açıkça dile getirdi.

Bugünden bakıldığında bu tablo çarpıcıdır. O gedrçek bilim yuvalarının rektörlerinin neredeyse hiçbiri bugün görevde değil, üniversiteden uzaklaştırıldı, kimi hakkında soruşturmalar açıldı geleceğin yöneticileri gençlerin sessizleştirildi. Bugün ise rektörler: Kadınla el sıkışılmaması gerektiğini savunanlar, dini referanslarla bilimsel gerçekliği zorlayanlar, siyasi tercihi “farz” ilan edenler, makam odalarına özel banyo talep edenler, Deve sidiği içmek şifalıdır diyenler, Nuhun cep telefonu diyebilecek kadar dangalAKPudracı  rektörlerin maalesef AHLAKSIZCA siyaselleştirdiği üniversitenin ruhu yok edildi.

Fakat sdangalAKPudracı iktidarın asla başaramadığı şey: Gençleri değiştirmek. Çünkü artık Marsta uzay üssü kurulurken ‘din iman – yetmeyince vatan millet sakarya...’ palavralarına inanmayan gençleri anlamıyorlar.  Merdivenaltı kaçak kuran kursalarında kendi gençliklerini yaşamadıkları için bugünün gençliğini de okuyamıyorlar. AKePe’nin Baskısı arttıkça gençlerin özgürlük talebi güçleniyor.  En son Boğaziçi Üniversitesi bunun en açık örneği. Polisle, baskıyla, kayyumla üniversiteye girilebilir; ama gençlerin fikrini, özgürlük arayışını yok etmek mümkün değil.  Dünyayı değiştiren 68 kuşağı gibi Türkiye’yi dönüştüren gençler Demokrat Partili ailelerin çocuklarıydı.  Bugünün gençleri de benzer bir arayış içinde AKePe’li ailelerin çocukları, AKePe’nin yönettiği bir ülkede yaşamak istemiyor. Bunu seçimlerde net biçimde gördük. Ekrem İmamoğlu’nun aldığı oyların önemli bir bölümü, anne babası AKePe’li olan gençlerden geldi.

Üniversitelerdeki tablo vahim. Geçtiğimiz yıl yükseköğretime başvuran 2.560.000 adaydan 785.000 yerleşme hakkı kazandı. Bu öğrencilerin 336.000 kayıt bile yaptırmadı. Çünkü eskiden üniversite mezunu olmak istihdam anlamına gelirdi. Bugün ise diplomalar işsizliğe açılıyor. Her yol kenarında bir üniversite var ama içi boşaltılmış durumda.  Gençlerin bu gerçekliği çok net gördüğü bir alan daha var: Kayyım karşıtı mücadele. Belediyelere atanan kayyumlara karşı siyasette muhalefetin bile gösteremediği direnci, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri gösterdi. Günlerce, aylarca kararlılıkla nöbet tuttular. Bu, gençlerin siyasete yön verdiğini açıkça ortaya koydu.

Varlığımız sebebi Atatürk tarafından kurulan Kutsalımız Cumhuriyet, geleceğimiz gençlere emanet edilmişti. Ama yıl 2026 diniDAR güruh hâlâ gençlerle mücadele ediliyor. Oysa dünyanın her yerinde ilerleme, gençlerin önünü açarak sağlandı. Bugün dünya ekonomisinin en zenginlerinin bulunduğu Silikon Vadisi’ni, Hz. yapay zekâyı, bugün kullandığımız teknolojileri gençler üretti.  Peki Türkiye’de gençlere ne sunuluyor ? Tümü asgari ücretli Güvenlik görevliliği, kuryelik, güvencesizlik… Oysa gençler: Uber, AirBnB, Twitch .... dijital dünyayı biliyor ve yaşarken, ülkeyi yöneten iki danışmanlı ayrıca sekreterli, maaşının yarısı kadar yolluk ve 2. Yıldan sonra otomatik emekli maaşıda bağlanarak HER AY - 750.000 TL gelirli yöneticilerin büyük kısmı bu dünyanın farkında bile değil.

Sorun tam da burada başlıyor: Gençlikle temas kopmuş durumda.

Derleme kaynağı - https://www.youtube.com/watch?v=po-6H9nZuc0

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.