Müge Ataman
Köşe Yazarı
Müge Ataman
 

Gazzede çocuk olmak

        Bir Uygarlığın Çöküşü ! Tarih boyunca hic bir emperyalist gücün çöküşü öyle sessiz sedasız olmamış, beraberinde tüm dünya toplumlarını yakından ilgilendiren, çoğu zaman doğrudan etkileyen gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Bu çöküş süreçleri de daima gerek ekonomik, kamusal, gerek sosyal , gerek ahlâki çöküş ve yozlaşma ile birlikte seyretmiştir. Tabii ki hiç bir İmparatorluğun çöküşü bir günden diğerine olmamış, tarihsel olarak bu çöküş süreci on yıllara, hatta yüzyıllara yayılmıştır. Bugünlerde dünyanın gidişine , dünya geneli lider profillerine baktığımda sıklıkla Roma İmparatorluğunun çöküşünü ve İmparator Neron’u düşünüyorum. Bu Roma İmparatorunun kim olduğunu kısaca hatırlayalım ; “54 – 68 yılları arasında İmparatorluğu yöneten Nero, saltanatı boyunca dikkatini daha çok diplomasi, ticaret ve imparatorluğun kültürel sermayesinin arttırılması üzerine yöneltmiştir. Tiyatrolar yapılmasını emretmiş ve atletizm yarışmaları düzenlemiştir. Saltanatı sırasında, Part İmparatorluğu ile başarılı bir savaş yapılmış ve ardından barış müzakereleri yürütülmüş (58–63), 60–61 arasındaki Britinya İsyanı bastırılmış ve Yunanistan’la diplomatik bağlar güçlendirilmiştir. 68 yılında bir askerî darbe ile devrilen Nero, Roma Senatosu’nun idam tehdidi altında, katibi Epaphroditos’un yardımıyla kendini öldürmek zorunda kalmıştır.” Neron askerî ve ekonomik başarılarına rağmen Roma İmparalorluğunun çöküş sürecini başlatan İmparatordur çünkü Roma Toplumunun ahlaken çökmesine, yozlaşmasına örnek teşkil eden İmparatordur ve sapıklıkları, zaminlikleri ile anılır. Katliamlarına önce ailesinden başlamıştır. Tahtı ele geçirmesindeki en önemli kişi olan annesi Agripina’yı katletmiştir. Daha sonra iki kız kardeşi ile evlenmiş, ki Roma’nın toplumsal yapısının asla kabul etmeyeceği bir durumdur kız kardeş ile evlenmek, daha sonra onları da öldürtmüştür. Tacitus gibi tarihçiler, Neron’nun aşırı güç tutkusu ve ahlak anlayışından yoksun, sadist bir kişiliğe sahip olduğunu belirtir. Genç erkekleri, cinsel organlarını tamamen yok ederek kadın kılığına sokmuş, onlarla evlilikler gerçekleştirmiş. Roma’yı iddialara göre sarayını büyütmek için yakmış, Roma cayır cayır yanarken sarayının terasında içki içerek, genç erkeklerle cinsel ilişkide bulunarak, dans ederek ve eğlenerek seyretmiş, Hristiyanları direklere bağlayarak yakmış ve Roma sokaklarını fener yaptığı bu Hristiyanlarla aydınlatmak sistemli bir uygulama olmuş, ayrıca arenalarda yine Hristiyanları vahşi hayvanlara yem yapmıştır. Tüm bu ve benzeri insanlık dışı uygulamalarla Roma Toplumunun her türlü etik değerini çiğnemiş, tarihte ilk defa Roma Toplumu bir İmparator’dan benzer davranış biçimleri görmüştür. Nitekim sonunda Roma Senatosu tüm bu olanlara kayıtsız kalamamış, bir darbe ile onu azletmiş, Neron da intihar etmek zorunda kalmıştır. Bugün dünya ve insanlık, pek çok anlamda İmparator Neron’un dönemini çağrıştıran olgular ile, neredeyse “her gün” karşımıza çıkan haberlerle adeta yozlaşmayı ve ahlakî çöküşü kanıksanmış durumda. Artık kolları bacakları ampute edilmiş çocuklar, çocuklarının cesetlerini kucaklamış anneler, cenaze törenlerini oyun yapıp “Cenaze Töreni Oyunu” oynayan 4-5 yaşında çocuklar , açlıkla “terbiye edilen” insanlar, keyif için enkaz haline getirilmiş yerleşkeler, sökülen Zeytin Ağaçları, katledilen hayvanlar, yağmalanan doğa bizler için hiç bir şey ifade etmiyor, tepki vermek için parmağımızı dahi kıpırdatma ihtiyacı duymuyoruz. Nasıl olsa bizim başımıza gelmiyor, ta ki gelene kadar! Oysa insanlığın yaşadığı bu büyük yozlaşma ve çöküş orta vadede hepimizin yaşamını tüm boyutları ile etkileyecek, insanlık ortak değerlerinin ağır erozyona uğraması sebebi ile çok ağır bedeller ödeyecek, hatta tamamen yok oluşla karşı karşıya kalabilecektir. Tarih de ağır isleyen süreçler günümüz teknolojisinin yaşamlarımıza getirdiği hızla artık yüzyıllık bir süreci bir kaç güne indirgedi. Dolayısıyla güncel uygarlığımız da artık bir kaç yıl içinde tamamen çökebilecek bir ivmeye sahiptir ve nitekim her anlamda da bir uçurumdan tepe taklak büyük bir hızla yuvarlanıyoruz. 2.Dünya Savaşı ile birlikte kurulmuş, bildiğimiz, en azından belli bir sistemler bütünü olan sistem ve o sistemin kurum ve kuruluşları artık önemli ölçüde işlevsizdir. Neron’un vahşi hayvanlara yem olarak attığı Hristiyanlar kadar savunmasızız artık ! Güçler arası dengeyi sağlayabilecek hiç bir mekanizma işlevini sağlayabilecek durumda değil. İnsanlığın en ilkel dönemlerinde olduğu gibi güçlü olanın haklı ve egemen olduğu, milyarlarca insana var olma, yaşama hakkının dahi tanınmadığı, insanlığın tamamının küresel olarak köleleştirildiği bir Emperyalist Sistemin egemenliği altındayız ve sizin en başta yaşam hakkınız yoksa Kadın Hakları, İnsan Hakları, Etnodinsel ve Etnik Haklar vs gibi hakların hiç bir önemi yoktur ve tüm bunlar bir aldatmaca ve oyalama, kitleleri meşgul etme, en açık ifadesi ile “Uyutma Stratejileri”dir şu halde. Yaşayan insanların hakları olur, ölülerin değil. 6 milyar insanı yok etmeyi hedefleyen bir “Yeni Dünya Düzeni” , benim tanımlamamla “Epstein İdeolojisi” ile karşı karşıya insanlık ve henüz buna karşı oluşturabildiği hiç bir direnç sistemi, karşı tez,örgütlü alternatif bir sistem yok ! Roma yıkıldı. Günümüzün Roma’sı ABD/İsrail/Siyonist İmparatorluğu da yıkılacak ancak o süreçte , akışta neler olacak ? Neler yaşanacak? İnsanlık hangi insanlık dışı en alt seviyeye kadar gelebilecek iste onu hep birlikte izleyeceğiz !

Gazzede çocuk olmak

 

 

 

 

Bir Uygarlığın Çöküşü !

Tarih boyunca hic bir emperyalist gücün çöküşü öyle sessiz sedasız olmamış, beraberinde tüm dünya toplumlarını yakından ilgilendiren, çoğu zaman doğrudan etkileyen gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Bu çöküş süreçleri de daima gerek ekonomik, kamusal, gerek sosyal , gerek ahlâki çöküş ve yozlaşma ile birlikte seyretmiştir. Tabii ki hiç bir İmparatorluğun çöküşü bir günden diğerine olmamış, tarihsel olarak bu çöküş süreci on yıllara, hatta yüzyıllara yayılmıştır. Bugünlerde dünyanın gidişine , dünya geneli lider profillerine baktığımda sıklıkla Roma İmparatorluğunun çöküşünü ve İmparator Neron’u düşünüyorum. Bu Roma İmparatorunun kim olduğunu kısaca hatırlayalım ; “54 – 68 yılları arasında İmparatorluğu yöneten Nero, saltanatı boyunca dikkatini daha çok diplomasi, ticaret ve imparatorluğun kültürel sermayesinin arttırılması üzerine yöneltmiştir.

Tiyatrolar yapılmasını emretmiş ve atletizm yarışmaları düzenlemiştir. Saltanatı sırasında, Part İmparatorluğu ile başarılı bir savaş yapılmış ve ardından barış müzakereleri yürütülmüş (58–63), 60–61 arasındaki Britinya İsyanı bastırılmış ve Yunanistan’la diplomatik bağlar güçlendirilmiştir. 68 yılında bir askerî darbe ile devrilen Nero, Roma Senatosu’nun idam tehdidi altında, katibi Epaphroditos’un yardımıyla kendini öldürmek zorunda kalmıştır.” Neron askerî ve ekonomik başarılarına rağmen Roma İmparalorluğunun çöküş sürecini başlatan İmparatordur çünkü Roma Toplumunun ahlaken çökmesine, yozlaşmasına örnek teşkil eden İmparatordur ve sapıklıkları, zaminlikleri ile anılır. Katliamlarına önce ailesinden başlamıştır. Tahtı ele geçirmesindeki en önemli kişi olan annesi Agripina’yı katletmiştir. Daha sonra iki kız kardeşi ile evlenmiş, ki Roma’nın toplumsal yapısının asla kabul etmeyeceği bir durumdur kız kardeş ile evlenmek, daha sonra onları da öldürtmüştür.

Tacitus gibi tarihçiler, Neron’nun aşırı güç tutkusu ve ahlak anlayışından yoksun, sadist bir kişiliğe sahip olduğunu belirtir. Genç erkekleri, cinsel organlarını tamamen yok ederek kadın kılığına sokmuş, onlarla evlilikler gerçekleştirmiş. Roma’yı iddialara göre sarayını büyütmek için yakmış, Roma cayır cayır yanarken sarayının terasında içki içerek, genç erkeklerle cinsel ilişkide bulunarak, dans ederek ve eğlenerek seyretmiş, Hristiyanları direklere bağlayarak yakmış ve Roma sokaklarını fener yaptığı bu Hristiyanlarla aydınlatmak sistemli bir uygulama olmuş, ayrıca arenalarda yine Hristiyanları vahşi hayvanlara yem yapmıştır. Tüm bu ve benzeri insanlık dışı uygulamalarla Roma Toplumunun her türlü etik değerini çiğnemiş, tarihte ilk defa Roma Toplumu bir İmparator’dan benzer davranış biçimleri görmüştür. Nitekim sonunda Roma Senatosu tüm bu olanlara kayıtsız kalamamış, bir darbe ile onu azletmiş, Neron da intihar etmek zorunda kalmıştır.

Bugün dünya ve insanlık, pek çok anlamda İmparator Neron’un dönemini çağrıştıran olgular ile, neredeyse “her gün” karşımıza çıkan haberlerle adeta yozlaşmayı ve ahlakî çöküşü kanıksanmış durumda. Artık kolları bacakları ampute edilmiş çocuklar, çocuklarının cesetlerini kucaklamış anneler, cenaze törenlerini oyun yapıp “Cenaze Töreni Oyunu” oynayan 4-5 yaşında çocuklar , açlıkla “terbiye edilen” insanlar, keyif için enkaz haline getirilmiş yerleşkeler, sökülen Zeytin Ağaçları, katledilen hayvanlar, yağmalanan doğa bizler için hiç bir şey ifade etmiyor, tepki vermek için parmağımızı dahi kıpırdatma ihtiyacı duymuyoruz. Nasıl olsa bizim başımıza gelmiyor, ta ki gelene kadar! Oysa insanlığın yaşadığı bu büyük yozlaşma ve çöküş orta vadede hepimizin yaşamını tüm boyutları ile etkileyecek, insanlık ortak değerlerinin ağır erozyona uğraması sebebi ile çok ağır bedeller ödeyecek, hatta tamamen yok oluşla karşı karşıya kalabilecektir.

Tarih de ağır isleyen süreçler günümüz teknolojisinin yaşamlarımıza getirdiği hızla artık yüzyıllık bir süreci bir kaç güne indirgedi. Dolayısıyla güncel uygarlığımız da artık bir kaç yıl içinde tamamen çökebilecek bir ivmeye sahiptir ve nitekim her anlamda da bir uçurumdan tepe taklak büyük bir hızla yuvarlanıyoruz. 2.Dünya Savaşı ile birlikte kurulmuş, bildiğimiz, en azından belli bir sistemler bütünü olan sistem ve o sistemin kurum ve kuruluşları artık önemli ölçüde işlevsizdir. Neron’un vahşi hayvanlara yem olarak attığı Hristiyanlar kadar savunmasızız artık ! Güçler arası dengeyi sağlayabilecek hiç bir mekanizma işlevini sağlayabilecek durumda değil.

İnsanlığın en ilkel dönemlerinde olduğu gibi güçlü olanın haklı ve egemen olduğu, milyarlarca insana var olma, yaşama hakkının dahi tanınmadığı, insanlığın tamamının küresel olarak köleleştirildiği bir Emperyalist Sistemin egemenliği altındayız ve sizin en başta yaşam hakkınız yoksa Kadın Hakları, İnsan Hakları, Etnodinsel ve Etnik Haklar vs gibi hakların hiç bir önemi yoktur ve tüm bunlar bir aldatmaca ve oyalama, kitleleri meşgul etme, en açık ifadesi ile “Uyutma Stratejileri”dir şu halde.

Yaşayan insanların hakları olur, ölülerin değil. 6 milyar insanı yok etmeyi hedefleyen bir “Yeni Dünya Düzeni” , benim tanımlamamla “Epstein İdeolojisi” ile karşı karşıya insanlık ve henüz buna karşı oluşturabildiği hiç bir direnç sistemi, karşı tez,örgütlü alternatif bir sistem yok ! Roma yıkıldı.

Günümüzün Roma’sı ABD/İsrail/Siyonist İmparatorluğu da yıkılacak ancak o süreçte , akışta neler olacak ? Neler yaşanacak? İnsanlık hangi insanlık dışı en alt seviyeye kadar gelebilecek iste onu hep birlikte izleyeceğiz !

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.