ontoloji
Köşe Yazarı
ontoloji
 

Cogito ergo sum !

        Shakespare deyimi ünlü ''To be or not to be !' olmak veya olmamak gibi sıklıkla karşılaşılan "Cogito Ergo Sum" deyimi Ne Demek ? Latince: Cogito ergo sum Türkçesi: "Düşünüyorum, öyleyse varım" Felsefe tarihinin en ünlü ve en kısa cümlesidir. René Descartes (1596–1650) — Fransız matematikçi ve filozofu. Modern felsefenin kurucusu olarak kabul edilir. Nasıl Doğdu? — Büyük Şüphe Yolculuğu 1. Adım: Her Şeyden Şüphe Et Descartes, 1641 yılında Meditationes de Prima Philosophia adlı eserinde şöyle bir düşünce deneyi kurdu: "Eğer kesin ve sarsılmaz bir bilgiye ulaşmak istiyorsam, içinde en ufak bir şüphe barındıran her şeyi bir kenara bırakmalıyım." Buna metodolojik şüphe denir. Yani şüpheyi bir yıkım aracı olarak değil, sağlam zemine ulaşmak için bir yöntem olarak kullanır. 2. Adım: Her Şeyi Sırayla Sor Descartes şunları sordu: Duyularıma güvenebilir miyim? → Hayır. Duyular bizi yanıltabilir. Uzaktan küçük görünen bir kule aslında büyüktür. Dış dünya gerçek mi? → Belki hepsi bir rüyadır. Uyurken de her şey gerçekmiş gibi hissederiz. Matematik bile güvenilir mi? → Belki kötü niyetli bir şeytan (malin génie) zihnimizi sürekli kandırıyordur. 2+2=4 diye düşünürken bile yanılıyor olabiliriz. 3. Adım: Sarsılmaz Tek Nokta Her şeyden şüphe etti, şüphe etti, şüphe etti... Ve tam bu noktada durup sordu: "Peki şüphe eden bu 'ben' var mı?" İşte cevap kendiliğinden geldi: Şüphe etmek, düşünmektir. Düşünmek ise var olduğumun kanıtıdır. Çünkü hiç var olmayan bir şey düşünemez. Ve o ünlü cümle doğdu "Düşünüyorum, öyleyse varım." Bu cümle felsefe tarihinde bir devrimdir, çünkü: 1. Özneyi merkeze aldı. Descartes'tan önce felsefe Tanrı, evren ve dış dünya üzerine kuruluydu. Descartes ilk kez "ben"i, yani düşünen özneyi her şeyin temeline koydu. Buna modern felsefenin başlangıcı denir. 2. Akılcılığın (rasyonalizm) temel taşı oldu. Bilginin kaynağı duyular değil, akıldır. Descartes'tan sonra Spinoza, Leibniz gibi filozoflar bu çizgiyi geliştirdi. 3. Bilim devrimini felsefede destekledi. Galileo ve Newton'ın bilimsel devrimiyle eş zamanlı gelişen bu düşünce, akla dayalı, gözlemlenebilir bir dünya anlayışını pekiştirdi. Descartes bu cümleyi aslında Fransızca yazmıştı: "Je pense, donc je suis" — Latince versiyonu sonradan yaygınlaştı ve kalıcı hale geldi. Elbette bu cümle de sorgulandı: Hume ve empiristler: "Düşünce var, ama o düşüncenin sahibi olan kalıcı bir 'ben' var mı?" diye sordu. Nietzsche: "Düşünce oluyor, ama oradan ben çıkmaz; belki sadece bir düşünce süreci vardır" dedi. Budist felsefe: Zaten yüzyıllardır "kalıcı bir ben yoktur" derdi ve bu görüşle doğrudan çelişti.  

Cogito ergo sum !

 

 

 

 

Shakespare deyimi ünlü ''To be or not to be !' olmak veya olmamak gibi sıklıkla karşılaşılan "Cogito Ergo Sum" deyimi Ne Demek ?

Latince: Cogito ergo sum Türkçesi: "Düşünüyorum, öyleyse varım"

Felsefe tarihinin en ünlü ve en kısa cümlesidir.

René Descartes (1596–1650) — Fransız matematikçi ve filozofu. Modern felsefenin kurucusu olarak kabul edilir.

Nasıl Doğdu? — Büyük Şüphe Yolculuğu

1. Adım: Her Şeyden Şüphe Et

Descartes, 1641 yılında Meditationes de Prima Philosophia adlı eserinde şöyle bir düşünce deneyi kurdu:

"Eğer kesin ve sarsılmaz bir bilgiye ulaşmak istiyorsam, içinde en ufak bir şüphe barındıran her şeyi bir kenara bırakmalıyım."

Buna metodolojik şüphe denir. Yani şüpheyi bir yıkım aracı olarak değil, sağlam zemine ulaşmak için bir yöntem olarak kullanır.

2. Adım: Her Şeyi Sırayla Sor

Descartes şunları sordu:

  • Duyularıma güvenebilir miyim? → Hayır. Duyular bizi yanıltabilir. Uzaktan küçük görünen bir kule aslında büyüktür.
  • Dış dünya gerçek mi? → Belki hepsi bir rüyadır. Uyurken de her şey gerçekmiş gibi hissederiz.
  • Matematik bile güvenilir mi? → Belki kötü niyetli bir şeytan (malin génie) zihnimizi sürekli kandırıyordur. 2+2=4 diye düşünürken bile yanılıyor olabiliriz.

3. Adım: Sarsılmaz Tek Nokta

Her şeyden şüphe etti, şüphe etti, şüphe etti... Ve tam bu noktada durup sordu:

"Peki şüphe eden bu 'ben' var mı?"

İşte cevap kendiliğinden geldi:

Şüphe etmek, düşünmektir. Düşünmek ise var olduğumun kanıtıdır. Çünkü hiç var olmayan bir şey düşünemez.

Ve o ünlü cümle doğdu "Düşünüyorum, öyleyse varım."

Bu cümle felsefe tarihinde bir devrimdir, çünkü:

1. Özneyi merkeze aldı. Descartes'tan önce felsefe Tanrı, evren ve dış dünya üzerine kuruluydu. Descartes ilk kez "ben"i, yani düşünen özneyi her şeyin temeline koydu. Buna modern felsefenin başlangıcı denir.

2. Akılcılığın (rasyonalizm) temel taşı oldu. Bilginin kaynağı duyular değil, akıldır. Descartes'tan sonra Spinoza, Leibniz gibi filozoflar bu çizgiyi geliştirdi.

3. Bilim devrimini felsefede destekledi. Galileo ve Newton'ın bilimsel devrimiyle eş zamanlı gelişen bu düşünce, akla dayalı, gözlemlenebilir bir dünya anlayışını pekiştirdi.

Descartes bu cümleyi aslında Fransızca yazmıştı: "Je pense, donc je suis" — Latince versiyonu sonradan yaygınlaştı ve kalıcı hale geldi.

Elbette bu cümle de sorgulandı:

  • Hume ve empiristler: "Düşünce var, ama o düşüncenin sahibi olan kalıcı bir 'ben' var mı?" diye sordu.
  • Nietzsche: "Düşünce oluyor, ama oradan ben çıkmaz; belki sadece bir düşünce süreci vardır" dedi.
  • Budist felsefe: Zaten yüzyıllardır "kalıcı bir ben yoktur" derdi ve bu görüşle doğrudan çelişti.

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.