Çok özel bir gün 18 Mart.
Kendi aralarındaki savaşı - Osmanlıyı pay etme adına erteleyen Avrupalılar Boğazını geçebilmek için Dönemin en güçlü armadasıyla kıyılarımızı dövüyorlardı...
Mecidiye tabyasında ağır bir hasar vardı. Topa mermi yüklediğimiz vinch parçalanmıştı. Çaresizlik ölümden ağırdı. İşte o meşhur e efsanevi kahramanımız Seyit'in bu çaresizliğe teslim olmaya niyeti yoktu. Çekilin dedi. Devasa mermiyi sırtladı. Namluya sürebilmek için altı basamakta merdiven çıkması gerekiyordu. Ağır ağır tırmandı. Topun kundağına yerleştirdi ve bum. Yani 750 mürettebatıyla 125 metrelik ‘Ocean – Okyanus’ zırhlısını Çanakkale Boğazı'na gömdü.
O dönem Osmanlı’da: Ordu, İstihkam, İstihbarat, Donanma, Genelkurmay ikinci başkanı, Boğazlar, Tahkimat, Ordu başmüfettişimiz, kolordu, lojistik, tümen, tabya .... komutanlarımız hepsi mayın gemimiz ‘Nusrat’ ve boğaza döktüğü mayınlar, Çanakkale siperlerinde Mehmecik'in elinde bulunan piyade tüfeği Mavzer ... her şey Alman’dı. Tıppkı bugün gibi Akıldan, bilimden uzaklaşmış, teknolojiyi ıskalamış, dünyanın farkında olmayan, kendisini kurtarması için yabancıdan medet uman liyakatsiz Osmanlı kafası.
Güya dünya birincisi – uçan ! ülkede 2. Damat Bayraktar – HERŞEYİ MONTAJ – Sorsan milli ! İHA – SİHA ların buharlaştığı İran Savaşında, tarihten ibret alınmadığının hazim bir kanıtı 18 Mart Kutsal Çanakkale Günümüzü kutlarken, hala hiçbirinin anası Türk ve müslaman olmayan Osmanlı severlere Türkiye'yi korumak için patriyot savunma füzeleri yine Almanya'dan geliyor. 111 yıl geçmiş ama bu diniDAR çağdışı yobaz zihniyet hala Almanya'dan gelip bizi kurtarsınlar kafa yapısında.
Çanakkale destanı: 18 Mart'ta denizde kazanıldı. İkinci bölümde Gelibolu'da karada kazanıldı denir ama aslında biz bu zaferi 3 yıl önce - 1913'te kazandık. Çünkü Mustafa Kemal gönüllü gittiği Libya savaşı - Trablus'tan yeni dönmüştü. İstanbul'dan uzak tutmaya çalıştıkları için 1913. Askeri ateşi olarak Sofya'ya gitmeden önce çok kısa süreliğine Çanakkale Boğazı'na atandı. Kader adeta onu daha sonra dünya lideri olduğu Çanakkale'ye getirmişti. Okuduğu kitaplardan 3.000 yıl önce Troya Savaşı'nın yaşandığı yerleri karış karış dolaştı.
Varlığımız sebebi Kitap meraklısı Atatürk: klasik literatüre hakimdi. İlyada ve Herodot okumuştu. Homeros'un mitolojik destanındaki yer tariflerini keşfetmeye çalıştı. Karadan ve denizden saldırı noktalarının o günkü konumlarıyla o günkü koşullarını harita üzerinde karşılaştırdı. Krokiler çizdi. MÖ 334 yılında Asya seferine çıkmıştı Büyük İskender’in 35.000 kişilik ordusunu Çanakkale Boğazı'ndan geçiş güzergahını adım adım inceledi. Boğazı tekneyle geçti.
Yıllar sonra Hollywood yapımı ‘300 Spartalı’ filmine konu olan Termofil Savaşı'ndan haberdardı. Tıpkı Homeros'un izini sürdüğü gibi Herodot'un anlattığı yer tariflerini de keşfetmeye çalıştı. Milattan önce 480 yılında Yunan topraklarını istila etmek için gelen Pers kralı Kserkses'in 50.000 kişilik devasa ordusuyla Anadolu'dan Avrupa tarafına geçtiği boğazdaki noktayı inceledi. Notlar tuttu. Troy - Truva antik kentini gezdi. Düşündü. Krokiler çizdi. Akhilleus - Aşil mezarı olarak bilinen tümülüsü ve Hektor'un tümülüsünü ziyaret etti. Troya'nın stratejik planlarını bizzat yerinde inceleyen, ölçüp biçen Mustafa Kemal 3 yıl sonra 1915'te yeniden Çanakkale'ye geldi.
Aciz saray yönetimi ve ordunun teslim edildiği Alman paşalar adım adım felakete sürüklenirken Mustafa Kemal ne yapacağını, nerede yapacağını, nasıl yapması gerektiğini, işgalcinin nereden Anadolu'ya çıkacağını kafasında çoktan kurgulamıştı. Yerel ağızda ‘rüzgara karşı çok rüzgar alan’ savaşın kırılma noktasında Anafartalar dediğimiz alan Küçük ve büyük Anafarta köyü aslında iki köyümüzün ortak adıdır. Anafartalar kahramanı Atatürk’ün emperyalizmin rüzgarına karşı durduğu yer coğrafyanın sözlük anlamına tam olarak oturuyordu.
Çanakkale Zaferi hamasetle değil, Mustafa Kemal'in analitik zekasıyla, entelektüel birikimiyle kazanıldığı halde, bugün ağır bir cehaletle ‘Çanakkale'yi evliyalar sayesinde kazandık !’ diyen Milli Eğitimi - tümü ASALAK – kan emici tarikatlara teslim ettiler. Camilerde hiç utanmadan Atatürk’süz Çanakkale hutbesi okutuyorlar. Oysa aynı gün. Liverpool Galatasaray - Çanakkale'de buluştuğumuz İngilizler bile Atatürk’e saygıdan tribünlerde "Yurtta sulh, cihanda sulh" pankartı açtı.
İmam hatip öğrencilerimize manalarını bilmedikleri Arapça İstiklal Marşı ! okutuyorlar. Oysa onu yazan milli şair Mehmet Akif ‘Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi tarih - Tarih tekerrürden ibarettir’ diyordu.
En başta Mustafa Kemal ve silah arkadaşları olmak üzere, Bizi biz – TÜRK yapan tüm KUTSAL değerlerimizle Çanakkale zaferimizi ve tüm şehitlerimizi saygıyla, şükranla, minnetle anıyoruz.
