haftada bir
Köşe Yazarı
haftada bir
 

Küresel stratejinin aleti TERÖR

      Askeri istihbarat ve Monşer eksikliği belli gibi.. ABD Dış Politikası El Kaide IŞİD Türkiye Güvenliği ile değerlendirilmesi gerek konuda Tarihinde İLK KEZ - sözde ! - İsrail'e karşı düzenlenmiş TERÖR ÖRGÜTÜ - İşid operasyonu Afganistan'dan İzmit'e uzanan bir hat üzerinden, terör örgütlerinin büyük güçlerin jeopolitik hesaplarındaki işlevini ve Türkiye'ye yönelik olası stratejik amaçları:   Afganistan: Bir Tuzağın Anatomisi 1979 yılında Sovyetler Birliği, Afgan hükümetinin talebi üzerine tanklarıyla Afganistan'a girdi. O gece, Sovyet birliklerinin sınırı geçtiği saatlerde ABD Başkanı Carter, Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski tarafından yatağından kaldırılarak uyandırıldı. Brzezinski'nin mesajı bir uyarı değil, bir müjdeydi "Sayın Başkan, Ruslar kendi Vietnamlarını yaşamak üzere Afganistan'a girdiler" dedi. Bu sevinç rastlantısal değildi. ABD, Sovyetleri o topraklara çekmek için altı aylık gizli bir hazırlık sürecini tamamlamıştı. Afganistan tuzağa düşürülmüş bir savaş alanına dönüştürüldü. Brzezinski'nin koordinasyonuyla, ABD inşaat devi zengin bir Suudi iş insanının oğlu olan Usame bin Ladin öne çıkarıldı; El Kaide'nin çekirdeği oluşturuldu, silahlandırıldı ve eğitildi.  On yıl boyunca süren çatışmada Sovyetler yaklaşık 600.000 asker konuşlandırdı; 50.000 kaybı ve yüzlerce milyarlarca dolarlık harcamayı göze aldı. Sonunda çekilmek zorunda kaldılar. Afganistan'dan çıkışın üzerinden yalnızca iki yıl geçmişti ki Sovyetler Birliği dağıldı.     11 Eylül ve Geri Dönen Silah 11 Eylül 2001'de New York'taki İkiz Kuleler, ABD'nin bizzat yetiştirip silahlandırdığı El Kaide tarafından yıkıldı. Gazetecilerin Brzezinski'ye yönelttiği öz eleştiri sorusuna "Rus İmparatorluğu'nun çökmesi mi önemli, yoksa kontrolsüz bir terör örgütünün bir yerde eylem yapması mı?" demişti.  Bu yanıt, aynı zamanda küresel güçlerin stratejik mantığını da ele veriyor: Büyük jeopolitik kazanımlar söz konusu olduğunda, aracın sonradan kontrolden çıkması kabul edilebilir bir maliyet olarak değerlendirilebilir.   Suriye'den İzmit'e: Aynı Mantık, Yeni Sahne Türk askerlerini boğazlayan ELİ KANLI KATİL TERÖRİST - El Şara HTŞ lideri olarak Aralık 2024'te Suriye'de yönetimi devraldı. Ortaya çıkan belgeler, İngiltere, ABD ve İsrail'in bu KATİL El Şara ve yapısını eğittiğini ve süreci diplomatik olarak hazırladığını ortaya koydu; bu artık bir sır değil.   Bu bağlamda bir soru kaçınılmaz biçimde öne çıkıyor:  IŞİD, tarihinde hiçbir zaman İsrail'e karşı herhangi bir eylem gerçekleştirmemiştir. Tersine, İran'ı ve Esad rejimini birincil düşman ilan etmiştir. Şii karşıtı ideolojik çerçevesiyle sünni inançtaki TERÖR ÖRGÜTÜ IŞİD'in, bölgesel güç dengelerinde belirli aktörlerin işine gelen bir yönelime sahip olduğu görülmektedir.  Küresel güçler için terör, büyük stratejinin ucuz ve kullanışlı bir aletidir. Bin ile iki bin dolar arasında değişen maliyetlerle, binlerce dolarlık diplomatik ya da askeri operasyonların sağlayamayacağı sonuçlar elde edilebilir.   İzmit Saldırısı: Test mi, Mesaj mı? İzmit'ten kalkıp hedef noktasına kadar uzanan güzergah üzerinde gerçekleştirilen eylem, birçok açıdan sistematik bir hazırlığa işaret etmektedir. Saldırganların önceden keşif, araç planlaması yaptığı ve finansal lojistiği sağladığı anlaşılmaktadır. Bu koordinasyon düzeyi, kendiliğinden gelişen bir radikalizasyonla açıklanamaz. Olayın olası stratejik amaçları üç başlık altında değerlendirilebilir. Birincisi ekonomik: Turizm sezonu öncesinde Türkiye'nin uluslararası imajına zarar vermek. İkincisi finansal: Körfez ve Dubai kaynaklı yatırımlar için güvenli liman olarak görülen Türkiye'yi istikrarsız bir ülke olarak konumlandırmak. Üçüncüsü ve belki de en kritik olanı: Bu eylemin bir prova niteliği taşıması. İzmit'ten merkeze uzanan güzergah, daha büyük ve daha koordineli saldırılar için test edilmiş bir rota olabilir.   Göç, Güvenlik ve Yapısal Risk Tarihsel ve sosyolojik veriler, bir ülkede göçmen nüfusunun oranı ile güvenlik riskleri arasındaki ilişki konusunda dikkat çekici eşikler ortaya koymaktadır. İsrailli firmalara temizlettirilen 860 km uzunluğundaki KEVGİR olmuş, her ne idüğü belirsizin elini kolunu sallayarak geldiği Suriye hududu Nüfusun % 5 - 7 arasında kalan göçmen oranı kamu düzeni açısından risk işareti sayılırken, % 10 ve üzerindeki oran ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede Türkiye'nin mevcut demografik tablosu, uzun vadeli güvenlik politikalarının odak noktalarından birini oluşturmaktadır.   E. Komutan Dr Naim Babüroğlu – Sözcü Tv konuşmasından ...

Küresel stratejinin aleti TERÖR

 

 

 

Askeri istihbarat ve Monşer eksikliği belli gibi..

ABD Dış Politikası El Kaide IŞİD Türkiye Güvenliği ile değerlendirilmesi gerek konuda Tarihinde İLK KEZ - sözde ! - İsrail'e karşı düzenlenmiş TERÖR ÖRGÜTÜ - İşid operasyonu Afganistan'dan İzmit'e uzanan bir hat üzerinden, terör örgütlerinin büyük güçlerin jeopolitik hesaplarındaki işlevini ve Türkiye'ye yönelik olası stratejik amaçları:

 

Afganistan: Bir Tuzağın Anatomisi

1979 yılında Sovyetler Birliği, Afgan hükümetinin talebi üzerine tanklarıyla Afganistan'a girdi. O gece, Sovyet birliklerinin sınırı geçtiği saatlerde ABD Başkanı Carter, Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski tarafından yatağından kaldırılarak uyandırıldı. Brzezinski'nin mesajı bir uyarı değil, bir müjdeydi "Sayın Başkan, Ruslar kendi Vietnamlarını yaşamak üzere Afganistan'a girdiler" dedi.

Bu sevinç rastlantısal değildi. ABD, Sovyetleri o topraklara çekmek için altı aylık gizli bir hazırlık sürecini tamamlamıştı. Afganistan tuzağa düşürülmüş bir savaş alanına dönüştürüldü. Brzezinski'nin koordinasyonuyla, ABD inşaat devi zengin bir Suudi iş insanının oğlu olan Usame bin Ladin öne çıkarıldı; El Kaide'nin çekirdeği oluşturuldu, silahlandırıldı ve eğitildi.  On yıl boyunca süren çatışmada Sovyetler yaklaşık 600.000 asker konuşlandırdı; 50.000 kaybı ve yüzlerce milyarlarca dolarlık harcamayı göze aldı. Sonunda çekilmek zorunda kaldılar. Afganistan'dan çıkışın üzerinden yalnızca iki yıl geçmişti ki Sovyetler Birliği dağıldı.  

 

11 Eylül ve Geri Dönen Silah

11 Eylül 2001'de New York'taki İkiz Kuleler, ABD'nin bizzat yetiştirip silahlandırdığı El Kaide tarafından yıkıldı. Gazetecilerin Brzezinski'ye yönelttiği öz eleştiri sorusuna "Rus İmparatorluğu'nun çökmesi mi önemli, yoksa kontrolsüz bir terör örgütünün bir yerde eylem yapması mı?" demişti.  Bu yanıt, aynı zamanda küresel güçlerin stratejik mantığını da ele veriyor: Büyük jeopolitik kazanımlar söz konusu olduğunda, aracın sonradan kontrolden çıkması kabul edilebilir bir maliyet olarak değerlendirilebilir.

 

Suriye'den İzmit'e: Aynı Mantık, Yeni Sahne

Türk askerlerini boğazlayan ELİ KANLI KATİL TERÖRİST - El Şara HTŞ lideri olarak Aralık 2024'te Suriye'de yönetimi devraldı. Ortaya çıkan belgeler, İngiltere, ABD ve İsrail'in bu KATİL El Şara ve yapısını eğittiğini ve süreci diplomatik olarak hazırladığını ortaya koydu; bu artık bir sır değil.

 

Bu bağlamda bir soru kaçınılmaz biçimde öne çıkıyor:  IŞİD, tarihinde hiçbir zaman İsrail'e karşı herhangi bir eylem gerçekleştirmemiştir. Tersine, İran'ı ve Esad rejimini birincil düşman ilan etmiştir. Şii karşıtı ideolojik çerçevesiyle sünni inançtaki TERÖR ÖRGÜTÜ IŞİD'in, bölgesel güç dengelerinde belirli aktörlerin işine gelen bir yönelime sahip olduğu görülmektedir.  Küresel güçler için terör, büyük stratejinin ucuz ve kullanışlı bir aletidir. Bin ile iki bin dolar arasında değişen maliyetlerle, binlerce dolarlık diplomatik ya da askeri operasyonların sağlayamayacağı sonuçlar elde edilebilir.

 

İzmit Saldırısı: Test mi, Mesaj mı?

İzmit'ten kalkıp hedef noktasına kadar uzanan güzergah üzerinde gerçekleştirilen eylem, birçok açıdan sistematik bir hazırlığa işaret etmektedir. Saldırganların önceden keşif, araç planlaması yaptığı ve finansal lojistiği sağladığı anlaşılmaktadır. Bu koordinasyon düzeyi, kendiliğinden gelişen bir radikalizasyonla açıklanamaz. Olayın olası stratejik amaçları üç başlık altında değerlendirilebilir.

Birincisi ekonomik: Turizm sezonu öncesinde Türkiye'nin uluslararası imajına zarar vermek.

İkincisi finansal: Körfez ve Dubai kaynaklı yatırımlar için güvenli liman olarak görülen Türkiye'yi istikrarsız bir ülke olarak konumlandırmak.

Üçüncüsü ve belki de en kritik olanı: Bu eylemin bir prova niteliği taşıması. İzmit'ten merkeze uzanan güzergah, daha büyük ve daha koordineli saldırılar için test edilmiş bir rota olabilir.

 

Göç, Güvenlik ve Yapısal Risk

Tarihsel ve sosyolojik veriler, bir ülkede göçmen nüfusunun oranı ile güvenlik riskleri arasındaki ilişki konusunda dikkat çekici eşikler ortaya koymaktadır. İsrailli firmalara temizlettirilen 860 km uzunluğundaki KEVGİR olmuş, her ne idüğü belirsizin elini kolunu sallayarak geldiği Suriye hududu Nüfusun % 5 - 7 arasında kalan göçmen oranı kamu düzeni açısından risk işareti sayılırken, % 10 ve üzerindeki oran ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede Türkiye'nin mevcut demografik tablosu, uzun vadeli güvenlik politikalarının odak noktalarından birini oluşturmaktadır.

 

E. Komutan Dr Naim Babüroğlu – Sözcü Tv konuşmasından ...

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.