Mehmet Boduroğlu
Köşe Yazarı
Mehmet Boduroğlu
 

Çaresiz masaya oturur...

          Ahmet Rasim'i bir gün bir ziyafete çağırırlar, üstat bakar ki, sofrada içkiden eser yok. Çaresiz masaya oturur, önce balık getirirler. Üstat :"Aman bana bir kadeh ; ben rakı ile balığı pek severim" der.   Arkasından ekşili köfte gelir, üstat : "Aman bir rakı daha.. Köfte ile bayılırım." Derken dolma getirirler. Üstat dolma ile de bir kadeh yuvarlar. Sonunda ev sahibi dayanamayıp, "Kuzum üstat, rakıyı hangi şey ile içmezsiniz ?" diyecek olur.    Ahmet Rasim gülerek : "Su ile" cevabını verir. Ünlü yazar, fazla içki düşkünü olmadığını da şu anısını aktararak anlatır "Bana çok içer denildiğini bilirim. Fakat bu, çok yanlış bir kanıdır. Beni hiç kimse şimdiye kadar sarhoş görmemiştir. Abdülhamid zamanında bana bir hafiye musallat olmuştu. Sürekli beni izliyordu.   Bir meyhaneye kapağı attım. Sabahtan akşama kadar, her gün o meyhanede oturuyordum. Önüme bir kadeh rakı kor, su ile doldururdum. Beni izleyen hafiye gelir, kapıyı aralık eder, bir adam arıyormuş gibi içeriye bakardı. Beni de rakı içiyor sanırdı.   Tekrar dolaşır, bir-iki saat sonra gelir, beni yine aynı durumda görürdü. Sonunda benim gece-gündüz rakıdan başkaldırmaz bir ayyaş olduğuma inandı. Yıldız'a da o yönde jurnal verdi. Benim sarhoşluğum, ayyaşlığım işte bu yüzden birtakım söylentilere neden olmuştur.."   Öleceği gece Ahmet Rasim'e içki vermeyen oğlu, yandaki odada kadehleri yuvarlıyormuş. Üstat, bunu haber alınca, "Oğlum" demiş, "mızıkçılık ediyorsun."   Bu olaydan yarım saat kadar sonra üstat hayata elveda deyince, oğlu odaya girer ve babasının üzerine kapanarak, "Babacığım" der, "asıl mızıkçılığı sen yaptın !.."    REFİK DURBAŞ, "Şiirin Gizli Tarihi"

Çaresiz masaya oturur...

 
 
 
 
 
Ahmet Rasim'i bir gün bir ziyafete çağırırlar, üstat bakar ki, sofrada içkiden eser yok. Çaresiz masaya oturur, önce balık getirirler. Üstat :"Aman bana bir kadeh ; ben rakı ile balığı pek severim" der.
 
Arkasından ekşili köfte gelir, üstat : "Aman bir rakı daha.. Köfte ile bayılırım." Derken dolma getirirler. Üstat dolma ile de bir kadeh yuvarlar. Sonunda ev sahibi dayanamayıp, "Kuzum üstat, rakıyı hangi şey ile içmezsiniz ?" diyecek olur. 
 
Ahmet Rasim gülerek : "Su ile" cevabını verir.
Ünlü yazar, fazla içki düşkünü olmadığını da şu anısını aktararak anlatır "Bana çok içer denildiğini bilirim. Fakat bu, çok yanlış bir kanıdır. Beni hiç kimse şimdiye kadar sarhoş görmemiştir. Abdülhamid zamanında bana bir hafiye musallat olmuştu. Sürekli beni izliyordu.
 
Bir meyhaneye kapağı attım. Sabahtan akşama kadar, her gün o meyhanede oturuyordum. Önüme bir kadeh rakı kor, su ile doldururdum. Beni izleyen hafiye gelir, kapıyı aralık eder, bir adam arıyormuş gibi içeriye bakardı. Beni de rakı içiyor sanırdı.
 
Tekrar dolaşır, bir-iki saat sonra gelir, beni yine aynı durumda görürdü. Sonunda benim gece-gündüz rakıdan başkaldırmaz bir ayyaş olduğuma inandı. Yıldız'a da o yönde jurnal verdi. Benim sarhoşluğum, ayyaşlığım işte bu yüzden birtakım söylentilere neden olmuştur.."
 
Öleceği gece Ahmet Rasim'e içki vermeyen oğlu, yandaki odada kadehleri yuvarlıyormuş. Üstat, bunu haber alınca, "Oğlum" demiş, "mızıkçılık ediyorsun."
 
Bu olaydan yarım saat kadar sonra üstat hayata elveda deyince, oğlu odaya girer ve babasının üzerine kapanarak, "Babacığım" der, "asıl mızıkçılığı sen yaptın !.." 
 
REFİK DURBAŞ, "Şiirin Gizli Tarihi"
Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.