
-Merhaba Peter, nasılsın?
-İyiyim Sofia, sen nasılsın?
-Sağol Peter, iyiyim. Peter, senin Tanrı’ya şükretmediğini duydum, doğru mu?
-Yanlış duymuşsun Sofia, ben patronuma teşekkür ediyorum.
-Hımm… Patrona? Galiba yanlış anladın Peter. Ben patrona demedim, Tanrı’ya dedim.
-Tanrı’dan kastın nedir Sofia?
-Rızık veren, besleyen, şifa veren, sağlık veren, Peter.
-Tamam da bunları bana patron da veriyor Sofia. Ben Tanrı’yı hiç görmedim, ama patronu her gün görüyorum. Bir gün işimde saygısızlık yapsam işimden olurum, aşımdan, sağlığımdan, her şeyimi kaybederim. Benim için bunlar önemli Sofia.
-Hımm, ne diyeceğimi bilemiyorum ama bizi bir yaratan var, her şeyimizi ona borçluyuz.
-Sofia, bak kendinde söylüyorsun, ona borçluymuşuz. Yani borçlu olan o. Bırak borçlu borcunu istesin. Sen Tanrı’nın vekili misin, avukatı mısın, neden Tanrı’ya olan borcumun derdine düşmüşsün ki?
-Peter, seni düşündüğüm için.
-Neden beni düşünüyorsun? Bana ne oldu ki, düşünülecek ne yapmışım ben?
-Tanrı’nın sana merhamet etmesini istiyorum Peter.
- Etsin Sofia, elinden tutan mı var?
-Ama sen ona iyi davranmalısın.
-Kötü davrandığımı nereden çıkardın Sofia? Ne yapmışım da Tanrı’yı üzmüşüm ki? Sofia, sen beni tanımıyor musun, benim kime ne yanlışım, kime ne kötülüğüm oldu ki?
-Biliyorum Peter, sen çok iyi birisin.
-Sofia aklında neler var, söyler misin lütfen? Hem iyi olduğumu söylüyorsun, hem de Tanrı’yı razı etmemi istiyorsun. Ben iyi bir insan isem, zaten Tanrı benden razı değil midir? Benim başkalarına zarar verdiğimi, başkalarının malını gasp ettiğimi, başkalarını zarara uğrattığımı, başkalarını küçük düşürücü terbiyesizlik yaptığımı, başkalarına karşı küstahlık yaptığımı, sahip olduklarım ile başkalarına hava atıp görgüsüzlük yaptığımı ben hatırlamıyorum; senin de şahit olduğunu sanmıyorum. Söyler misin Sofia, ben Tanrı’nın sevdiği bir insan değil miyim? Ne yapmalıyım ki Tanrı benden razı olsun?
-Sen şunu diyorsan: bazıları gibi mabede git, ayinlere katıl, bir takım ritüellerde bulun, Tanrı’ya dua et, dindar bir görüntü oluştur. Müdürün gözüne gir, terfi al, çok para kazan. Yada halkın teveccühünü kazan, güven oluştur. Sonra çık, içtimai hayatta yalan söyleyerek, hile yaparak, fırsatçılık yaparak insanları dolandır, çok para kazan. Sonra da sorumsuz ve duyarsız bir şekilde yaşa, öyle mi?
- Sofia, Tanrı’yı cahil insanlar gibi saf bir varlık mı sanıyorsun ki gösterişe aldansın? Tanrı zaten benim kalbimi görüyor. Ona her şey için minnettar olduğumu biliyor. Ben senin dediğin tiplerden olamam Sofia. Dindar görünüp her türlü çakallığı yapan, menfaati için kılıktan kılığa girenlerden olamam. Ben insanım Sofia, şeytan değilim. Senin o dediğin tipler şeytan ile dans eden, şeytan ile boy ölçüşen insanlar. Ben şeytanlaşamam, ben insan kalmayı tercih ediyorum Sofia. Bırak Tanrı’nın alacağı varsa hesabını o sorsun. Sen Tanrı adına bana hesap sorma Sofia. Eğer insanlara soru soracaksan, derdin, sıkıntın, yardıma ihtiyacın var mı diye sor.
Tanrının soracağı hesabı Tanrıya bırak Sofia.
