
EGE' NİN OLUŞUMU - 10 - SON
Denizkızının boynu upuzundu, memeleri dimdikti, başları kararmamıştı, pespembeydi. Ayıp yerini saklamıyordu hiç. Kolları uzanık adamoğlunu çağırıyordu " Hadi gel! Gel hadi, bana gel…"
Adamoğlu ellerini uzattı, kadının ellerini ellerinde buldu. Buz gibi soğukturlar. Kadın ellerini sıkıca kavradı ve yavaşça çekti. Adamoğlu yürüdü ilk adım sonra ikinci, sonrasında dipsiz bir karanlık.
Adamoğlu geri gelmemecesine gitmişti artık. Birden Kara Ada' dan doğru tavşanların acı viyaklamaları duyuldu. Velidağı' ndan bir yel indi. Kara, toprak kokulu, tozlu bir yel. Güneş bulutsuz bir gökte doğdu ve ay çekildi. Biri suya inerken öbürü Velidağı' nın ardından çıktı, hızla koşup ortadaki yerini aldı.
Birden gökten yıldırım indi, kocamış servi ağacını devirdi, gövdesini kararttı. Kargalar yırtınarak göğe kanat açtılar. Sonra yağmur başladı. Göğün gözyaşları tozu durdurdu, yeli kesti. Deniz dümdüz oldu. Sonra yağmur şıp diye bıçakla kesilmişcesine dindi. Bulutlar açıldı, çizgileri belirsiz Yavruadaları' na doğru çabuk çabuk kaçışırlar. Gökyüzü açıldı, tertemiz oldu. Güneş hemen havayı kızarttı. Topraktan buğu tütmeye başladı. Yaşlık kurudu. Tavşan ciyaklamaları dindi. Kırmızı kırlangıçlar yavaşçacık, alçaktan uçarak yuvalarını aranmaya başladılar.
ARTIK EGE OLUŞMUŞTU.
TANRI ŞÖYLE BİR BAKTI EGE' YE VE MIRILDANDI: GÜZEL OLDU.
Egenin oluşumu öyküsü burda Bitti.
