Mustafa Aydın
Köşe Yazarı
Mustafa Aydın
 

Dünün mağdurları bugünün zalimler ...

Mustafa Aydın - 30 Mart 2025   Dünün Mağdurları, Bugünün Zalimleri Olmamalı Bir arkadaşım bana, "Abi sana ne oldu? İlk dönemlerde bu iktidarı destekliyor, hatta eleştirenlere çok sert tepki gösteriyordun. Şimdi ise kıyasıya eleştiriyorsun. Seni milliyetçi ve muhafazakâr biri olarak tanıyoruz. Hayrola, değiştin mi?" diye sordu. Ona şu cevabı verdim: Hayır, asla değişmedim. Bunu en iyi bilenlerden biri de sensin. 28 Şubat döneminde ve öncesinde yapılan hatalara, hatta zulümlere nasıl yüksek sesle karşı çıktığımı, adaletsizliklere boyun eğmediğimi biliyorsun. Bu soruyu bana soracak en son kişi sen olmalısın. O zaman da mağdurun yanındaydım, şimdi de mağdurun yanındayım. Benim çizgim hiç değişmedi. Birinin dini, dili, ırkı ya da ideolojisi benim için önemli değil. Mağdur olan kimse, ben onun yanında olurum. Şimdi ise tam tersi bir durum yaşanıyor. O dönemin mazlumları, bugün zulmeden konumuna geldiyse, doğal olarak yine mazlumun yanında duracağız. Toplumun temelini oluşturan adalet, özgürlük ve eşitlik ilkeleri, sadece dönemin gücünü elinde tutanlar için değil, tüm insanlık için geçerlidir. Eğer zulüm, yaşadığımız zamanda tekrar hüküm sürüyorsa, sesimizi yükseltmek, susmak yerine mücadele etmek boynumuzun borcudur. Bu, hem İslam’ın hem ahlakın hem de adaletin gereğidir. 'Zalim bendense susarım, mazlum bendense karşı dururum' anlayışı ahlak ve vicdanla bağdaşmaz. Bu noktada, 28 Şubat’ın hatalarını görmekle, günümüzdeki yanlışları görmek arasındaki farkı ayırt edebilmek çok önemli. Hak ve adalet, ne iktidarın ne de zamanın değişen yüzüyle şekillenir. Günümüzde ise bazılarının yaşadığı bu ikilemler, bizim değişmeyen bir gerçeğe odaklanmamızı sağlıyor. Dün de haklıydık, bugün de haklıyız. Ama haklı olmanın bedeli, bazen en konforlu olanı değil, doğruyu savunmak, kolay olanı değil, zor olanı yapmaktır. Eğer bir toplumun adalet anlayışında hala ‘bizden olana’ hak, ‘bizden olmayan’ içinse zulüm varsa, o zaman adaletin varlığından söz edemeyiz. Bunun en somut örneklerinden biri, bugün yaşadığımız ekonomik krizdir. Fiyat artışları, düşük gelirli kesimlerin günden güne daha fazla yoksullaşmasına yol açarken, herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu bir toplumda olması gereken dayanışma, giderek eriyor. Toplum olarak geçmişte yaşadığımız travmalardan ders çıkaramadık. Yine bir kesimin işine gelen, diğer kesimi görmezden geldiği bir adalet anlayışı, ne geçmişte ne de bugün kabul edilebilir. O yüzden, ben yine mağdurun yanındayım. Bu benim değişmeyen çizgim. Çünkü ne zaman bu çizgiyi terk etsem, vicdanımın sesini duymaz hale gelirim.  

Dünün mağdurları bugünün zalimler ...

Mustafa Aydın - 30 Mart 2025

 

Dünün Mağdurları, Bugünün Zalimleri Olmamalı

Bir arkadaşım bana, "Abi sana ne oldu? İlk dönemlerde bu iktidarı destekliyor, hatta eleştirenlere çok sert tepki gösteriyordun. Şimdi ise kıyasıya eleştiriyorsun. Seni milliyetçi ve muhafazakâr biri olarak tanıyoruz. Hayrola, değiştin mi?" diye sordu.

Ona şu cevabı verdim:

Hayır, asla değişmedim. Bunu en iyi bilenlerden biri de sensin. 28 Şubat döneminde ve öncesinde yapılan hatalara, hatta zulümlere nasıl yüksek sesle karşı çıktığımı, adaletsizliklere boyun eğmediğimi biliyorsun. Bu soruyu bana soracak en son kişi sen olmalısın.

O zaman da mağdurun yanındaydım, şimdi de mağdurun yanındayım. Benim çizgim hiç değişmedi. Birinin dini, dili, ırkı ya da ideolojisi benim için önemli değil. Mağdur olan kimse, ben onun yanında olurum.

Şimdi ise tam tersi bir durum yaşanıyor. O dönemin mazlumları, bugün zulmeden konumuna geldiyse, doğal olarak yine mazlumun yanında duracağız. Toplumun temelini oluşturan adalet, özgürlük ve eşitlik ilkeleri, sadece dönemin gücünü elinde tutanlar için değil, tüm insanlık için geçerlidir.

Eğer zulüm, yaşadığımız zamanda tekrar hüküm sürüyorsa, sesimizi yükseltmek, susmak yerine mücadele etmek boynumuzun borcudur.

Bu, hem İslam’ın hem ahlakın hem de adaletin gereğidir. 'Zalim bendense susarım, mazlum bendense karşı dururum' anlayışı ahlak ve vicdanla bağdaşmaz.

Bu noktada, 28 Şubat’ın hatalarını görmekle, günümüzdeki yanlışları görmek arasındaki farkı ayırt edebilmek çok önemli. Hak ve adalet, ne iktidarın ne de zamanın değişen yüzüyle şekillenir.

Günümüzde ise bazılarının yaşadığı bu ikilemler, bizim değişmeyen bir gerçeğe odaklanmamızı sağlıyor. Dün de haklıydık, bugün de haklıyız. Ama haklı olmanın bedeli, bazen en konforlu olanı değil, doğruyu savunmak, kolay olanı değil, zor olanı yapmaktır. Eğer bir toplumun adalet anlayışında hala ‘bizden olana’ hak, ‘bizden olmayan’ içinse zulüm varsa, o zaman adaletin varlığından söz edemeyiz.

Bunun en somut örneklerinden biri, bugün yaşadığımız ekonomik krizdir. Fiyat artışları, düşük gelirli kesimlerin günden güne daha fazla yoksullaşmasına yol açarken, herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu bir toplumda olması gereken dayanışma, giderek eriyor.

Toplum olarak geçmişte yaşadığımız travmalardan ders çıkaramadık. Yine bir kesimin işine gelen, diğer kesimi görmezden geldiği bir adalet anlayışı, ne geçmişte ne de bugün kabul edilebilir. O yüzden, ben yine mağdurun yanındayım. Bu benim değişmeyen çizgim. Çünkü ne zaman bu çizgiyi terk etsem, vicdanımın sesini duymaz hale gelirim.

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.