Şeriatçıların boşuna inadı
İsterse Tanrı sözü olsun Yazılı metin yani mumyalanmış metinden asla hayat üretemez ve düzenleyemezsiniz.. Çünkü o bir metin, sabit, statik ve o metnin güncele, topluma, hukuka dair tüm hükümleri ve beyanları belli bir tarihsellik ve konjonktürellik içinde o dönem toplumlarına vaaz edildi.
Araplar şifahi bir toplumun üyeleriydi. Yazı yazma alışkanlığına yabancı - Hatta bilgiyi yazıyla kayıt altında tutmayı ayıplıyorlardı. Dolayısıyla Araplarda ensaf diye bir ilim ile Adem'den berisini ‘onun dedesi, o onun dedesisinin dedesi diye ceddini – papağan anlamını bilmeden misali hafsalasında tutabilme HAFIZ – EZBERCİLİK meslek haline gelmişti. Fakat bu durum toplumda parasal mevzular dahil birçok konuda ciddi sıkıntıya yol açıyordu.
Örneğin: Ya eyyüellezine amenü ... diye başlayan ‘Bir borç akdi düzenlediğinizde Mutlakla kayıt altına alın diye Kur'an-ı Kerim'in en uzun ayeti. Bakara 282 tam bir sayfa 15 satır’ uzunlukta şeria-şeriat KANUNU hükmünde prosedürde, Sizinle bir alışveriş AKİT yapıldığında bu ayete göre otomatik olarak ‘Alacak – verecek’ meselesi oldu ve Yarın aldıydı, verdiydi, vermediydi.... Olmasın diye hemen kayıt altına alın şartı var.
Kayıt altına nasıl alınır ? Taraflar (1,2) Bir katip (3). erkekten iki de şahit (4,5). Şayet Erkek bulamazsanız bir erkek karşılığı - iki kadın ile her akit – alışverişi kayıt altına almak için toplamda 5-6 kişi normal taksiye sığamayacağından – uber minibüs çağırmak zorundasınız.
Bugün Böyle mi yapılıyor ? Hayır, Kredi kartı ile alışveriş yaptığınızda size küçük bir fiş veriliyor. O halde gerçek müslüman isen neden Bakara 282, tam bir sayfa 15 satır’ uzunlukta Ayete uymuyoruz ? veya nasıl müslüman isen - Ne zaman bu ayeti uygulamayı düşünüyorsun ?
Bugün kolayımıza geldiğinden Ayet yerini küçük bir makbuz – fatura ile hayatımızı güncellerken - Başka bir ayette, hırsızın elini kes diye niye ısrar ediyoruz ? veya savaş için İHA – SİHA - Kaan uçağı - tank yaparken çelişkide değilmiyiz ? Çünkü Kur'an-ı Kerim'de Mesela altyapı çalışmaları ile ilgili bir ayet yokken yüzlerce ayeti, günlük hayatın neresini göre düzenlenecek ?.
Şöyle düşünelim: Ceza hukukuna ait şu andaki metin iki tane 15'lik tuğla gibi iken, Kur'an-ı Kerim'de ahkam, hüküm ayetlerin rakamı 250 civarında ve bunun yarısı aile hukukuyla ilgili. Özetle neyi düzenliyoruz ?. Bugün değişen dünyada daha Yakası açılmamış, insanın aklına hayaline gelmeyen suçlar, cürümler var.
Bu tür çağa uymaz ne varsa bırakılmalı. Hepsine içtihat yapacaksın. Müslüman bir zihnin, Müslüman bir toplumun ortak aklını mesela ‘yeniden S’açılım - terörsüz Türkiye diye hemen her seçim öncesi son 25 yıldır dillendirilen bir proje var, Buna nerdeyse bütün siyasi partileri dahil ettiler. Umut: Türkiye'nin tüm aklı orada biriksin ve oradan bir şey çıksın !’. Hangi gerçekler ışığında ‘Tümü Müslüman: vicdanları, uleması, bilim adamları gelecek, Türkiye'nin sorunlarını ayetlere uygun - müslümanca hassasiyetle, Müslümanca bakış açısıyla çözecek’ diye yaklaşım bu gün için ne kadar gerçekci olur ?.
Dolayısı ile her meselenin ayetini, hadisini arayarak İslam'ı uygulayanlara bakmak isterseniz YouTube'ta Bir Afganistan videosu izleyin taliban görürsünüz. Orada Kitabın tam ortasından Sünni hem de Hanefi şeriat uygulanıyor. Bizimde tabi olduğumuz Hanefi hukukunun bütün içtihatlarını da kullanarak şeriat orada tatbik ediliyor. Yani boğazın en lüks mekanlarda sabah kahvaltıları, akşam yemekleri yiyip kolunda rolex saatle, en lüks mercedeslerle gezenlerin ‘asgari ücretlisi – emeklisi yatağa aç girerken’ şeriatçılık yapmaya kalkması insan aklı ile alay etmeye çalışan – ahlak yoksunu sapkınlıktır.
Böyle bir namussuzluğa artık tahammül edemiyorum. Kustuğum için o tümü: ahlaksız Allah taciri – din simsarı şerefsizlerden kaçtım ben. Artık o dünyadan tiksindiğim için o pisliklerin sevyesine inip uğraşmıyorum. Artık bir şey anlatmak da istemiyorum. Onların sorsan gelenekçi yapay şeriatçılığı ! – merdivenaltı kaçak kuran kurslarında taciz edilen küçük erkek çocuklarına – küçük yaşta evlendirilmek istenen elinde bebekli kızlara sessiz KAFİR denebilecek kadah ahlaksız iki yüzlülüklerinden bıktım.
Ben gerçekleri aydınlatabilecek tek bilim tarihselci olarak minimal sınırlarda yaşamayı seçtim. Çünkü zahitçe yani minimalist Marcus Aolius gibi bir hayat felsefesine sahibim ve elini eteüğini öptürten tümü deyyüs dölü tarikat, cemaat, adına halkının kanını emen – şatafat içinde yaşayanlar aksine, ülke gerçeklerine uygunlukla 75 m² evim küçük kanaatkar bir arabam var, muhannete muştaç değilim yaradan'a hamdü senalar olsun ve amacım onun gösterdiği hakikat yolunda: Tümü hırsız Allah tacirleri aksine eğer becerebilirsem, iyi bir hikaye hatıra - bırakıp çekip gideceğim.
Prof. Mustafa Öztürk
Derleme kaynağı - https://www.youtube.com/watch?v=qV2N4g4FM8w&t=208s
