Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

doktorlar ne diyor
Köşe Yazarı
doktorlar ne diyor
 

4 organımız nasıl korunmalı ?

        DÖRT HAYATİ ORGAN NASIL KORUMALI ? İnsan vücudu yaş ilerledikçe doğal bir değişim sürecine girer. Organların çalışma kapasitesinde belirli ölçülerde azalma görülebilir; ancak bu durum sağlığın mutlaka bozulacağı anlamına gelmez. Doğru beslenme, düzenli hareket, ilaçların bilinçli kullanılması ve zamanında yapılan kontroller sayesinde ileri yaşlarda da sağlıklı ve hareketli bir hayat sürdürülebilir. Bu konuda özellikle akciğerler, karaciğer, böbrekler ve safra kesesi büyük önem taşır. AKCİĞERLER: VÜCUDUN OKSİJEN KAPISI Akciğerlerin temel görevi, soluduğumuz havadaki oksijeni kana geçirmek ve hücrelerin ürettiği karbondioksiti vücuttan uzaklaştırmaktır. Bunun yanında kanın asit–baz dengesine, konuşmaya ve solunum yollarının mikroplardan temizlenmesine katkıda bulunur. Yaş ilerledikçe göğüs kafesi esnekliğini, solunum kasları da gücünü bir miktar kaybedebilir. Bu nedenle 65 yaşından sonra nefes kapasitesini korumanın en etkili yolları sigaradan tamamen uzak durmak, düzenli yürümek ve fazla kilo almamaktır. Akciğerleri tek başına “temizleyen” mucizevi bir yiyecek yoktur. Bununla birlikte balık, yumurta, ölçülü miktarda tavuk, renkli sebzeler, elma, armut, zeytinyağı ve uygun miktarda tam tahıl tüketimi kasları ve bağışıklık sistemini destekler. Büyük ve ağır öğünler yerine daha küçük porsiyonlar tercih edilmelidir. Aşırı dolu mide diyaframa baskı yaparak nefes almayı zorlaştırabilir. Sigara, elektronik sigara, pasif duman, yoğun mangal ve soba dumanı akciğerlerin en büyük düşmanlarıdır. Çok tuzlu beslenme vücutta sıvı tutulmasına ve bazı kişilerde nefes darlığının artmasına yol açabilir. Sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş etler de mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır. Kişinin gücüne göre haftanın çoğu günü 20–30 dakikalık yürüyüş yapılması, grip ve zatürre gibi hastalıklara karşı uygun aşıların doktorla değerlendirilmesi önemlidir. KARACİĞER: VÜCUDUN KİMYA LABORATUVARI Karaciğer, besinlerin işlenmesi, kan şekerinin dengelenmesi, safra üretimi, vitamin ve demirin depolanması, ilaçların parçalanması ve zararlı maddelerin vücuttan uzaklaştırılması gibi yüzlerce görev üstlenir. Kanın pıhtılaşmasında görev alan proteinlerin önemli bir bölümü de karaciğerde üretilir. Karaciğer kendini yenileme yeteneği yüksek bir organdır. Ancak aşırı alkol, fazla kilo, şeker hastalığı, hareketsizlik, bazı virüsler ve bilinçsiz ilaç kullanımı zamanla kalıcı hasara neden olabilir. Karaciğer yağlanması çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğinden düzenli kan tahlilleri önemlidir. Karaciğer için en uygun beslenme modeli, porsiyonları denetlenmiş Akdeniz tipi beslenmedir. Zeytinyağlı sebzeler, ölçülü balık, yağsız tavuk, tam tahıllar ve meyvenin kendisi tercih edilmelidir.  Şekerli ve gazlı içecekler, kızartmalar, aşırı tereyağı, kuyruk yağı, işlenmiş etler ve şerbetli tatlılar sınırlandırılmalıdır. Karaciğer yağlanması veya başka bir karaciğer hastalığı bulunan kişiler için alkolden tamamen uzak durmak en güvenli yaklaşımdır “Karaciğer temizleyici” veya “detoks” adıyla satılan bitkisel karışımlar zararsız kabul edilmemelidir. Bazı ürünler doğrudan karaciğer hasarına veya kullanılan ilaçlarla etkileşime yol açabilir. Ağrı kesiciler ve vitamin destekleri de doktor önerisi olmadan yüksek dozlarda kullanılmamalıdır. Gözlerde ve ciltte sararma, çay renginde idrar, açık renk dışkı, karında şişme, kolay kanama veya bilinç değişikliği ciddi karaciğer hastalığının işaretleri olabilir. BÖBREKLER: VÜCUDUN HASSAS FİLTRE SİSTEMİ Böbrekler kandaki atıkları süzerek idrarla uzaklaştırır; ancak görevleri bununla sınırlı değildir. Vücudun su, tuz, potasyum, fosfor ve asit dengesini düzenler; kan basıncının kontrolüne, alyuvar üretimine ve kemik sağlığına yardımcı olur. 65 yaşından sonra böbreklerin süzme kapasitesinde bir miktar azalma görülebilir. Fakat yüksek kreatinin yalnızca yaşa bağlanmamalıdır. Kreatininle birlikte GFR, idrarda albümin, potasyum, fosfor, tansiyon ve kullanılan ilaçlar değerlendirilmelidir. Böbrek sağlığında en önemli genel kural tuzu azaltmaktır. Hazır çorba, bulyon, turşu, salamura, sucuk, pastırma, salam, sosis, cips ve paketli yemekler yüksek miktarda sodyum içerir. Ev yemekleri az tuzla hazırlanmalı; lezzet vermek için limon, sirke, sarımsak ve uygun baharatlardan yararlanılmalıdır. Protein vücut için gereklidir; ancak aşırı kırmızı et, protein tozu ve yüksek proteinli zayıflama diyetleri böbreklerin yükünü artırabilir. Protein miktarı kişinin böbrek hastalığının evresine göre belirlenmelidir. Kreatinin yüksekliği bulunan herkesin muz, domates, patates, süt ve bütün yeşillikleri kesmesi doğru değildir. Potasyum ve fosfor kısıtlaması ancak kan tahlilleri bunu gerektiriyorsa yapılmalıdır. Gereksiz kısıtlama ileri yaşlarda yetersiz beslenmeye ve kas kaybına neden olabilir. İbuprofen, naproksen ve diklofenak gibi bazı ağrı kesiciler böbrekleri zorlayabilir. Potasyum içeren diyet tuzları, bitkisel karışımlar, kreatin ve mineral takviyeleri de doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Steroidli ilaç kullananlarda tansiyon, kan şekeri, ödem ve kemik kaybı riski artabilir. Bu ilaçlar doktor önerisi olmadan aniden kesilmemeli; tuz tüketimi özellikle azaltılmalıdır. İdrarın belirgin biçimde azalması, hızla artan bacak şişmesi, nefes darlığı veya şiddetli halsizlik acil değerlendirme gerektirir. SAFRA KESESİ: YAĞLARIN SİNDİRİMİNE YARDIMCI DEPO Safra karaciğerde üretilir; safra kesesi ise bu sıvıyı depolayıp yoğunlaştırır. Yağlı bir yemek yenildiğinde kasılarak safrayı ince bağırsağa gönderir. Böylece yağların ve A, D, E, K vitaminlerinin sindirilmesine yardımcı olur.  Safra taşı ve safra kesesi rahatsızlıklarında büyük, ağır ve yağlı öğünler atakları tetikleyebilir. Sebze, uygun meyve, lifli gıdalar, yağsız etler ve küçük porsiyonlar tercih edilmelidir. Yemekler kızartma yerine haşlama, fırınlama, ızgara veya buğulama yöntemiyle hazırlanmalıdır. Yağı tamamen kesmek de doğru değildir. Küçük miktarda zeytinyağı kullanılabilir; ancak tek öğünde aşırı yağ tüketilmemelidir. Kızartma, kuyruk yağı, kaymak, krema, çok yağlı kebaplar, börekler ve kremalı tatlılar sınırlandırılmalıdır. Uzun süre aç kalmak ve hızla kilo vermek safra taşı oluşma riskini artırabilir. Bu nedenle kilo kaybı yavaş ve dengeli olmalıdır. “Zeytinyağı–limon kürüyle taş düşürme” gibi yöntemler bilimsel tedavinin yerini tutmaz ve tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Yağlı yemekten sonra sağ üst karında başlayıp sırta veya sağ omuza yayılan ağrı safra taşı atağını düşündürebilir. Ağrıya ateş, titreme, sarılık veya kusma eşlik ediyorsa acil tıbbi değerlendirme gerekir. SONUÇ: ORGANLARI KORUYAN ORTAK HAYAT DÜZENİ Bu dört organ için ortak koruma yolu; sigara ve alkolden uzak durmak, tuzu ve şekeri azaltmak, işlenmiş gıdaları sınırlamak, uygun kiloyu korumak ve düzenli hareket etmektir. Ancak böbrek hastalığı bulunan kişilerde genel beslenme önerileri mutlaka kan tahlillerine göre uyarlanmalıdır. 65 yaşından sonra amaç çok az yemek değil, doğru besinleri uygun miktarda tüketmektir. Yeterli proteinle kasları korumak, ağır akşam öğünlerinden kaçınmak, ilaçları bilinçli kullanmak ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek sağlıklı yaşlanmanın temelini oluşturur. Not: Bu makale genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Yüksek kreatinin, karaciğer hastalığı, safra taşı veya kronik akciğer rahatsızlığı bulunan kişilerin beslenme planı hekim ve uzman diyetisyen tarafından kişiye özel hazırlanmalıdır.

4 organımız nasıl korunmalı ?

 

 

 

 

DÖRT HAYATİ ORGAN NASIL KORUMALI ?

İnsan vücudu yaş ilerledikçe doğal bir değişim sürecine girer. Organların çalışma kapasitesinde belirli ölçülerde azalma görülebilir; ancak bu durum sağlığın mutlaka bozulacağı anlamına gelmez. Doğru beslenme, düzenli hareket, ilaçların bilinçli kullanılması ve zamanında yapılan kontroller sayesinde ileri yaşlarda da sağlıklı ve hareketli bir hayat sürdürülebilir. Bu konuda özellikle akciğerler, karaciğer, böbrekler ve safra kesesi büyük önem taşır.

AKCİĞERLER: VÜCUDUN OKSİJEN KAPISI

Akciğerlerin temel görevi, soluduğumuz havadaki oksijeni kana geçirmek ve hücrelerin ürettiği karbondioksiti vücuttan uzaklaştırmaktır. Bunun yanında kanın asit–baz dengesine, konuşmaya ve solunum yollarının mikroplardan temizlenmesine katkıda bulunur. Yaş ilerledikçe göğüs kafesi esnekliğini, solunum kasları da gücünü bir miktar kaybedebilir. Bu nedenle 65 yaşından sonra nefes kapasitesini korumanın en etkili yolları sigaradan tamamen uzak durmak, düzenli yürümek ve fazla kilo almamaktır.

Akciğerleri tek başına “temizleyen” mucizevi bir yiyecek yoktur. Bununla birlikte balık, yumurta, ölçülü miktarda tavuk, renkli sebzeler, elma, armut, zeytinyağı ve uygun miktarda tam tahıl tüketimi kasları ve bağışıklık sistemini destekler. Büyük ve ağır öğünler yerine daha küçük porsiyonlar tercih edilmelidir. Aşırı dolu mide diyaframa baskı yaparak nefes almayı zorlaştırabilir.

Sigara, elektronik sigara, pasif duman, yoğun mangal ve soba dumanı akciğerlerin en büyük düşmanlarıdır. Çok tuzlu beslenme vücutta sıvı tutulmasına ve bazı kişilerde nefes darlığının artmasına yol açabilir. Sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş etler de mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır. Kişinin gücüne göre haftanın çoğu günü 20–30 dakikalık yürüyüş yapılması, grip ve zatürre gibi hastalıklara karşı uygun aşıların doktorla değerlendirilmesi önemlidir.

KARACİĞER: VÜCUDUN KİMYA LABORATUVARI

Karaciğer, besinlerin işlenmesi, kan şekerinin dengelenmesi, safra üretimi, vitamin ve demirin depolanması, ilaçların parçalanması ve zararlı maddelerin vücuttan uzaklaştırılması gibi yüzlerce görev üstlenir. Kanın pıhtılaşmasında görev alan proteinlerin önemli bir bölümü de karaciğerde üretilir. Karaciğer kendini yenileme yeteneği yüksek bir organdır. Ancak aşırı alkol, fazla kilo, şeker hastalığı, hareketsizlik, bazı virüsler ve bilinçsiz ilaç kullanımı zamanla kalıcı hasara neden olabilir. Karaciğer yağlanması çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğinden düzenli kan tahlilleri önemlidir.

Karaciğer için en uygun beslenme modeli, porsiyonları denetlenmiş Akdeniz tipi beslenmedir. Zeytinyağlı sebzeler, ölçülü balık, yağsız tavuk, tam tahıllar ve meyvenin kendisi tercih edilmelidir.  Şekerli ve gazlı içecekler, kızartmalar, aşırı tereyağı, kuyruk yağı, işlenmiş etler ve şerbetli tatlılar sınırlandırılmalıdır. Karaciğer yağlanması veya başka bir karaciğer hastalığı bulunan kişiler için alkolden tamamen uzak durmak en güvenli yaklaşımdır “Karaciğer temizleyici” veya “detoks” adıyla satılan bitkisel karışımlar zararsız kabul edilmemelidir. Bazı ürünler doğrudan karaciğer hasarına veya kullanılan ilaçlarla etkileşime yol açabilir. Ağrı kesiciler ve vitamin destekleri de doktor önerisi olmadan yüksek dozlarda kullanılmamalıdır. Gözlerde ve ciltte sararma, çay renginde idrar, açık renk dışkı, karında şişme, kolay kanama veya bilinç değişikliği ciddi karaciğer hastalığının işaretleri olabilir.

BÖBREKLER: VÜCUDUN HASSAS FİLTRE SİSTEMİ

Böbrekler kandaki atıkları süzerek idrarla uzaklaştırır; ancak görevleri bununla sınırlı değildir. Vücudun su, tuz, potasyum, fosfor ve asit dengesini düzenler; kan basıncının kontrolüne, alyuvar üretimine ve kemik sağlığına yardımcı olur. 65 yaşından sonra böbreklerin süzme kapasitesinde bir miktar azalma görülebilir. Fakat yüksek kreatinin yalnızca yaşa bağlanmamalıdır. Kreatininle birlikte GFR, idrarda albümin, potasyum, fosfor, tansiyon ve kullanılan ilaçlar değerlendirilmelidir.

Böbrek sağlığında en önemli genel kural tuzu azaltmaktır. Hazır çorba, bulyon, turşu, salamura, sucuk, pastırma, salam, sosis, cips ve paketli yemekler yüksek miktarda sodyum içerir. Ev yemekleri az tuzla hazırlanmalı; lezzet vermek için limon, sirke, sarımsak ve uygun baharatlardan yararlanılmalıdır. Protein vücut için gereklidir; ancak aşırı kırmızı et, protein tozu ve yüksek proteinli zayıflama diyetleri böbreklerin yükünü artırabilir. Protein miktarı kişinin böbrek hastalığının evresine göre belirlenmelidir.

Kreatinin yüksekliği bulunan herkesin muz, domates, patates, süt ve bütün yeşillikleri kesmesi doğru değildir. Potasyum ve fosfor kısıtlaması ancak kan tahlilleri bunu gerektiriyorsa yapılmalıdır. Gereksiz kısıtlama ileri yaşlarda yetersiz beslenmeye ve kas kaybına neden olabilir. İbuprofen, naproksen ve diklofenak gibi bazı ağrı kesiciler böbrekleri zorlayabilir. Potasyum içeren diyet tuzları, bitkisel karışımlar, kreatin ve mineral takviyeleri de doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Steroidli ilaç kullananlarda tansiyon, kan şekeri, ödem ve kemik kaybı riski artabilir. Bu ilaçlar doktor önerisi olmadan aniden kesilmemeli; tuz tüketimi özellikle azaltılmalıdır. İdrarın belirgin biçimde azalması, hızla artan bacak şişmesi, nefes darlığı veya şiddetli halsizlik acil değerlendirme gerektirir.

SAFRA KESESİ: YAĞLARIN SİNDİRİMİNE YARDIMCI DEPO

Safra karaciğerde üretilir; safra kesesi ise bu sıvıyı depolayıp yoğunlaştırır. Yağlı bir yemek yenildiğinde kasılarak safrayı ince bağırsağa gönderir. Böylece yağların ve A, D, E, K vitaminlerinin sindirilmesine yardımcı olur.  Safra taşı ve safra kesesi rahatsızlıklarında büyük, ağır ve yağlı öğünler atakları tetikleyebilir. Sebze, uygun meyve, lifli gıdalar, yağsız etler ve küçük porsiyonlar tercih edilmelidir. Yemekler kızartma yerine haşlama, fırınlama, ızgara veya buğulama yöntemiyle hazırlanmalıdır.

Yağı tamamen kesmek de doğru değildir. Küçük miktarda zeytinyağı kullanılabilir; ancak tek öğünde aşırı yağ tüketilmemelidir. Kızartma, kuyruk yağı, kaymak, krema, çok yağlı kebaplar, börekler ve kremalı tatlılar sınırlandırılmalıdır. Uzun süre aç kalmak ve hızla kilo vermek safra taşı oluşma riskini artırabilir. Bu nedenle kilo kaybı yavaş ve dengeli olmalıdır. “Zeytinyağı–limon kürüyle taş düşürme” gibi yöntemler bilimsel tedavinin yerini tutmaz ve tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Yağlı yemekten sonra sağ üst karında başlayıp sırta veya sağ omuza yayılan ağrı safra taşı atağını düşündürebilir. Ağrıya ateş, titreme, sarılık veya kusma eşlik ediyorsa acil tıbbi değerlendirme gerekir.

SONUÇ: ORGANLARI KORUYAN ORTAK HAYAT DÜZENİ

Bu dört organ için ortak koruma yolu; sigara ve alkolden uzak durmak, tuzu ve şekeri azaltmak, işlenmiş gıdaları sınırlamak, uygun kiloyu korumak ve düzenli hareket etmektir. Ancak böbrek hastalığı bulunan kişilerde genel beslenme önerileri mutlaka kan tahlillerine göre uyarlanmalıdır. 65 yaşından sonra amaç çok az yemek değil, doğru besinleri uygun miktarda tüketmektir. Yeterli proteinle kasları korumak, ağır akşam öğünlerinden kaçınmak, ilaçları bilinçli kullanmak ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek sağlıklı yaşlanmanın temelini oluşturur.

Not: Bu makale genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Yüksek kreatinin, karaciğer hastalığı, safra taşı veya kronik akciğer rahatsızlığı bulunan kişilerin beslenme planı hekim ve uzman diyetisyen tarafından kişiye özel hazırlanmalıdır.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.