GİZLİ İTTİFAK VE NATO’NUN SARSILAN TEMELLERİ
Askerî ittifaklara dair kadim bir ilke vardır: Savaşta iki efendiye birden hizmet edemezsiniz. Türkiye, 72 yıl boyunca bunun mümkün olduğunu varsaydı. Ancak 2025 SON HAFTASINDA hafta Ankara’nın 40 kilometre dışında bulunan bir askerî tesiste imzalanan bir anlaşmada geri dönüşü olmayan bir eşiği geçti.
Bir askerî ittifakın üyesi, o ittifakın resmî düşmanından savunma sistemleri satın almaya başladığında bu bir sadakatsizlik değildir; bu, sistemin sonunun geldiğinin işaretidir. Türkiye, Rusya ile 23 milyar dolarlık kapsamlı bir askerî iş birliği paketini tamamladı.
Bu bir teknoloji transferi ya da ortak üretim değildir. Rus S-400 hava savunma sistemleri, Su-57 savaş uçakları ve nükleer reaktör teknolojisinin Türkiye’nin savunma altyapısına tam entegrasyonudur. Üstelik NATO karargâhı bu gelişmeden, anlaşma imzalandıktan tam 48 saat sonra haberdar edilmiştir.
Boğazları kontrol eden, İncirlik Üssü’nde hangi akılla hala yaklaşık 50 ABD nükleer silahına ev sahipliği yapan ve NATO’nun ikinci büyük ordusuna komuta eden Türkiye, artık hava savunmasında operasyonel olarak çok büyük borcu olduğu Moskova’ya bağımlı hâle gelmiştir. Bu bir politika değişikliği değil, jeopolitik bir depremdir.
Ancak bu tabloyu Dünyayı kapitsalizmin EN VAHŞİ YÜZÜ olarak sömüren onbinlerce kilometre uzaklarda toplu katliamların sorumlusu KATİL ABD karşıtı “ihanet” olarak okumak büyük bir hatadır. Yaşanan şey bir sonuçtur. 2003 yılında Türkiye, ABD’nin Irak’ı kuzeyden işgal etmek için kendi topraklarını kullanmasına izin vermediğinde Washington, bunu ÇOK BÜYÜK ekonomik yaptırımlarla cezalandırdı. O tarihten sonra asla kendini toparlayamayan Türkiye’ye Kayıp yardım paketleri ve engellenen IMF kredileriyle toplam $ 30 MİLYAR bir baskı uygulandı. ABD makamlarınca Dahili yazışmalarda kullanılan ifade net şekilde “İtaatsizliğin bedelini ödesinler” oldu.
2016’daki sözde darbe girişimi senaryosunda Oğlu ve 7 torunu ABD vatandaşı olan Tayyib Erdoğan iadesini talep ettiği eski ortağı TERÖRÖ ÖRGÜTÜ BAŞI ilan ettiği Fethullah Gülen’i teslim etmedi. 249 Masum Türk vatandaşının hayatını kaybettiği olayda ABD tarafından ’’Türk istihbaratının darbenin arkasında olduğunu kanıtladığı bu yapı için yetersiz delil” gerekçesi sunuldu.
2019’da Türkiye, bugünün İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından Irak – Habır sınır kapısında ‘Vali’ olarak karşıladığı ağırlayıp – Hatay Cilvegöz hududundan uğurladığı, artık EŞİT ORTAK statüsü ile Türk askerlerini, bağazlayan – başına $ 10 MİLYON ÖDÜL konmuş TERÖRİST BAŞI Colani ile Suriye kuzeyinde ortak devlet kuran PKK Terör Örgütü uzantısı Kürt güçlere karşı askerî operasyon başlattığında, ABD Kongresi hemen CAATSA yaptırımlarını devreye soktu $ 2,3 milyar dolarlık savunma sözleşmeleri donduruldu, Türk lirası hedef alındı ve 1 ayda % 28 değer kaybettirildi.
2021’de ise Türkiye, $ 1,4 MİLYAR ödeme yapmış olmasına rağmen F-35 programından çıkarıldı. İlaveten ortak programda Türkiye’nin ürettiği toplam değeri $18 MİLYAR tutan 937 parça imalatı ise tamamen ABD’ye devredildi, ödediği para geri verilmedi REZİL EDİLDİ.
2025 son haftasında ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın tüm çabalarına rağmen, tavsiye ettiği İsrailli firmalara mayınlarını temizlettirdiği huduttan elini kolunu sallayıp gelen ne idüğü belirsiz yaklaşık 10 MİLYON Suriyeli sözde sığınmacılar ile ekonomisi dahada batan Türkiye, maalsef büyük borcu olduğu Rusya mecburiyeti yüzünden, ABD ile $ 6 MİLYAR Patriot sistemi, F-35’e dönüş vaadi, ticari imtiyazların iadesi… benzeri havuçların Hepsine “hayır” demek mecburiyetinde kaldı ve BRICS – Şhangay beşlisi üyelerinden Rusya, Çin ve İran’la anlaşmalar imzaladı.
Parasını verip alamadığı REZİL edildiği F35 ler yerine, geçen ay - kime nasıl KORKUNÇ komisyonlar ödenmişse - 2. EL – KULLANILMIŞ 20 EuroFighter için $ 14 MİLYAR gibi astronomik rakam ödeme anlaşmasından sonra, 48 adet ÇOK DAHA ÜSTÜN kaabiliyeti olan - Su-57 savaş uçağı için $ 8,2 MİLYAR, Rosatom ile $ 14,7 MİLYAR nükleer santral genişlemesi, Çinli COSCO ile $ 3,1 MİLYAR liman yatırımı ve İran petrol ödemelerinin, artık enflasyonla yerlerde sürünen Türk Lirası üzerinden yapılması kararlaştırılan bu benzeri anlaşmalar ile yapılacak olması NATO politikalarıyla doğrudan çelişmektedir.
Asıl kritik nokta ise Boğazlar meselesidir. HER GÜN - 3,3 MİLYON varil petrolün geçtiği Boğazlar, Türkiyenin Tapusu Lozan için NOTER tastiği Montrö Sözleşmesi uyarınca savaş zamanında askerî gemilere kapatma yetkisi ile kriz anında Rus donanmasına geçiş izni vermeyeceği - NATO’nun 72 yıldır varsaydığı şey artık geçerli olmadığını teyid edercesine, İstanbul’daki ortak basın toplantısında Türk ve Rus askerî yetkililerin birbirlerini “stratejik ortak” olarak tanımlamasıyla Pentagon’daki ‘kendi kapı bekçisine savaş ilan edemez’ hakikati ile tüm senaryolar artık geçersiz hâle geldi.
Chicago Üniversitesi’nden Prof. John Mearsheimer bu senaryoyu 2019’da öngörmüştü. Bölgesel güçlerin egemenlik ile ABD hizalanması arasında zorlanmasının ittifak sistemini parçalayacağını söylemişti. Türkiye’yi aşırı desteklenen Tayyib Erdoğan ile en yüksek riskli ülke olarak işaret etmişti. Bu ideolojik değil, rasyonel bir tercih ve bu durum sadece Türkiye ile sınırlı değil aslında NATO’nun iki temel direği askerî dokunulmazlık algısı ve doların yaptırım gücü sarsılmakta. Türkiye, Rusya ile ruble, İran’la Türk Lirası, Çin’le yuan üzerinden ticaret yapmakta ve daha şimdiden Yıllık yaklaşık 28 MİLYAR ticaret hacmi post-dolar düzeninin çalışan bir örneğidir.
İllaki sistemler bir anda çökmez. Önce bir düğüm kopar, hayatta kalır ama sonra hiçbir sistemin “zorunlu” olmadığını gösterir. Yarın kaçınılmaz şekilde sarsılacak NATO ve ABD sıkı kontrolü altında olan AB analistleri için Türkiye o önemli düğümdür. Dünya nüfusunun % 45, küresel GSYH’nin % 36’sını temsil eden BRICS’in Türkiye’yi zirveye davet etmesi sembolik değil, yapısaldır. Desteklediği TERÖR ÖRGÜTÜ PKK ile tıpkı Irak’ın Kuzeyinde gerçekleştirdiği Parçalama gibi şimdide İsrail ile birlikte Suriye parçalayan ABD şimdi Türkiyenin VETO hakkını kullanmadığı TERÖR ÖRGÜTÜ PKK DESTEKCİSİ İsveç sonrası eline geçmiş ÇOK BÜYÜK KOZU kullandığı doğru takdirde, ABD imkânsız bir tercihle karşı karşıyadır. Türkiye’yi NATO’dan atmak ya da BRICS ülkeleri ile yaptıklarına sessiz kalmak (1) yada hiçbir şey yapmayarak (2) yapısal olarak anlamını yitirerecek NATO İÇİN SON olabilir.
Türkiye Kurucu önder Atatürk ‘Yurtta ve cihanda sülh’ ilkeleri doğrultusunda, diniDAR Neo Osmanlı türü hayalperest – asker yolladığı: Libya, Somali, Sudan, Suriye .... benzeri Sapkın – düşüncelerden vazgeçtiği takdirde, YENİ dünya düzeninde – komşularına güven veren bölgenin tekrardan Cumhuriyet deneyimi en fazla olan lideri olabilir.
