eleştiri
Köşe Yazarı
eleştiri
 

Masaya oturabilmek

        Yeni Dünya Haritası Çiziliyor Haziran 2026 - Fransa'da bir masa kuruldu ve dünyanın önümüzdeki on yılı paylaşıldı. Etrafında oturanlardan üçü, hayatlarında hiçbir seçimde tek bir oy bile almamıştı ve o masada Türkiye yoktu. Sihirbazın Kuralı Bir sihirbazın öğrendiği ilk şey yanıltmadır. Kural basittir: Size sağ eliyle bir numara yapar, siz de sağ ele bakarsınız çünkü sihirbaz tam olarak oraya bakmanızı ister. Asıl numara ise aşağıda, sol elde, siz bakmadığınız anda gerçekleşir. İyi bir sihirbaz neyi göstereceğini değil, neye baktırmayacağını bilir. Haziran 2026 küresel siyaset sahnesinde tam olarak bu numara yapıldı ve o kadar temiz çekildi ki kimse konuşmadı, kimse yorumlamadı. 1884'ün Yankısı Bu numara aslında yeni değil. 142 yıl öncesine, 1884'ün Kasım ayı, Berlin'in göbeğinde bir konak salonunda duvara bir Afrika haritası asılır. Masanın etrafında dönemin en güçlü adamlarından: ev sahibi Bismarck'ın Almanya'sı, İngiltere, Fransa, Belçika, Portekiz. Ellerinde cetvellerle o gün, sınırları, halklarına hiç sorulmadan ve Tek bir Afrikalı bile yokken o masada koskoca bir kıtanın kaderi çizilir, düz çizgilerle bölünür. Evian'da Yeni Bir Masa Bugün yeniden aynı şekilde tekerrür ediyor. 2026'ya geri dönelim. Fransa Evian kasabasında G7 zirvesinde dünyanın en büyük yedi ekonomisinin liderleri bir araya geldi. Zirvenin son gününde yapay zekâ temalı bir çalışma yemeğinde, üç teknoloji patronu OpenAI'ın kurucusu Sam Altman, Google DeepMind'ın kurucusu Demis Hassabis ve Anthropic'in kurucusu Dario Amodei. Biri Trump'ın, diğeri Macron'un hemen yanındaydı. İşte, sihirbazın gösterdiği sağ el. Herkesin gördüğü, baktığı yüzey ise: liderlerin teknoloji şirketleriyle bir arada olduğu görüntü. Ama sihirbazlık kuralını hatırlayın - asıl numara göz önündeki görüntüde değil, o masada kapalı kapılar ardında gerçekten konuşulanda saklı. Kapalı Kapılar Ardında Ne Konuşuldu? Basına yansıyan bilgilere göre: Amodei ve Hassabis'in, yapay zekânın kurallarını belirlemek üzere Amerika önderliğinde bir koalisyon çağrısında, bu iş birliğinin öncü modellere yapılandırılmış erişimi ve en kritik kısmı olan çip ile kritik bileşen ticaretini Çin'i dışarıda bırakacak şekilde ilerletmesi gerektiğini savundu. Eğer bu doğruysa, bu bir lobi faaliyeti değil - yapay zekâda bir blok kurma hamlesi. Tıpkı 1884'te Afrika kıtasının haritasının çizilmesi gibi, bugün de o masada yapay zekânın haritası çiziliyor: bir tarafta Amerika önderliğinde bir blok, diğer tarafta dışarıda bırakılan Çin, ve aradaki onlarca ekonomi. Üç Katmanlı Yeni Dünya Düzeni Yapay zekâ çağında bir ülkenin gücü, artık bu üç katmandan hangisinde durduğuyla ölçülecek. Birinci katman, hem modeli hem de çipi üretebilenler. Merkezde ABD var; yanında tedarik zincirinin kilit halkaları — çipi üreten Tayvan ve Güney Kore, o çipleri üretecek makineleri yapan Hollanda merkezli ASML. Bu katmandakiler kuralı koyanlar, masada oturanlar.  DiniDAR siyasal islamcı Türkiye naalesef bu katmanda değil. İkinci katman, kendi öncü modelini üretmese de parasını ve enerjisini koyarak egemen bir altyapı kurmaya çalışanlar. Fransa, tüm stratejisini bunun üzerine kurdu: SoftBank'ın Fransa'ya beş yılda 45 milyar euroluk yapay zekâ altyapısı yatırımı, üzerine yaklaşık 7-8 milyar euroluk bir kampüs. Macron, kendi şirketlerinin birinci kademede olmadığını görünce masaya oturamadı — ama masanın kurulduğu salona kendi ülkesini taşıdı. Üçüncü katman, saf tüketiciler. 15 yıldır ABD teknoloji sektörüne bağımlı olduğumuz gibi - kullandığımız telefondan yazılımlara kadar, yapay zekâda da bu değişmeyecek. Modeli dışarıdan ithal eden, hesaplama gücünü dışarıdan kiralayan ve en kritiği: ürettiği veriyle başkalarının modelini besleyen katman. Bugün Türkiye'de yapılan aramalar, kurulan modeller büyük ölçüde yabancı şirketlerin altyapısı üzerinden işliyor; o verilerin arkasında ne olduğunu bilmiyoruz. Tıpkı 1884 Afrika'nın hammaddesinin Avrupa'ya akıtılması gibi, bugün de Türkiye dahil masanın dışında kalan ülkelerin verileri bu teknoloji şirketlerine akıyor. Peki Yatırımcı Ne Yapmalı? Bu tabloda ilk soru hep aynı oluyor: Hangi hisseyi, hangi şirketi almalı? Türkiye'de bu alana doğrudan yatırım yapabileceğiniz bir yapay zekâ şirketi maalesef yok. Dolayısıyla bu alanda yatırım yapmak isteyenler, ister istemez ABD merkezli şirketlere yöneliyor: çipi üretenler, hesaplama gücünü kiraya verenler, veri merkezlerini besleyecek enerjiyi ve soğutmayı sağlayanlar. Yapay Zekâda Balon Var mı? Hayır çünkü yapay zekâ rallisi bitmedi, ortada bir balon yok. Aksine, oldukça sağlıklı ilerliyor.  Sebebi: Para, sektörün her katmanını sırayla geziyor. Önce yazılım şirketlerine girdi, orası fiyatlandı. Sonra çip üreticilerine (Nvidia, AMD) geçti. Oradan bellek üreticilerine, enerji ve şebeke şirketlerine yayıldı. Her katmanda sekiz ay ile bir yıl arasında süren güçlü fiyatlamalar yaşandı — ama bir katman fiyatlandığında katastrofik bir çöküş yaşanmadı. Para, pahalılaşan yerden çıkıp ucuz kalmış defansif sektörlere rotasyon yaptı. Yani piyasa çökmedi; sadece para bir yerden bir yere hareket etti. Teknoloji sektörünün ileriye dönük fiyat/kazanç oranı bugün yaklaşık % 22 civarında; S&P 500'ünki ise % 20 civarında. Aradaki fark çok büyük değil. 2000'lerin teknoloji balonuyla kıyaslandığında tablo tamamen farklı. Bugün yarı iletken ve teknoloji sektörü, S&P 500'ün piyasa değerinin yaklaşık %38'ini oluştururken, kâr payının da yaklaşık %34'ünü oluşturuyor. Yani fiyat, boş bir hevesle değil gerçek bir kârla yükseliyor. Türkiye Bu Haritada Nerede? Değer bu katmanlarda birikirken, imam hatipli kadronun yönettiği Türkiye Fransa'daki masada oturmuyor, davet bile edilmedi. Türkiye kendi sanayisi için çip üretmeye yeni başlamış olsa da, yapay zekânın stratejik ucundaki gelişmiş çiplerden ve öncü modellerden hâlâ çok uzakta ve Büyük ölçüde piramidin en alt katmanında, maalesef tüketici tarafında duruyor. Yapay zekânın geleceğinin konuşulduğu o odaya davet edilmedik ama Brezilya, Hindistan, Kenya, Güney Kore ve hatta Mısır var fakat Türkiye yoktu - çünkü masaya koyacak somut bir şeyimiz yoktu. İki Eksik: Şirket ve Beyin Bir ülkenin teknolojiye kural koyacak seviyeye ulaşması için iki şey gerekiyor: O teknolojiyi üretecek şirketler ve o teknolojiyi geliştirecek yetişmiş insanlar. Bu alanda büyük, öncü bir şirketimiz yok. Daha da can yakıcı olan ikinci mesele ise şu: gerekli insan sermayesini bir ölçüde yetiştirdik, ama büyük bölümünü yurt dışına kaptırdık. Somut bir örnek: Hollanda merkezli ASML, dünyada en gelişmiş çipleri basabilen litografi makinelerinin tek üreticisi - çip dünyasının en tepesindeki şirket. Bugün bu şirkette belki binlerce; üstelik önemli bir kısmı ASELSAN, TUSAŞ, Roketsan gibi gurur duyduğumuz savunma sanayii kuruluşlarından yetişip oraya gitmiş Türk mühendis çalışıyor. Kore Örneği Bir teknoloji, onu geliştirecek beyin olmadan gelişmez. Bu farkın somut karşılığını gösteren güncel bir örnek: Güney Koreli çip üreticisi SK Hynix, Nasdaq'ta ADR (depo sertifikası) olarak işlem görmeye başlıyor ve bu tek işlemle yaklaşık $ 28-29 milyar kaynak toplayacak. Bu miktar, Borsa İstanbul'da son beş yılda halka açılan yaklaşık 200 şirketin topladığı toplam paranın birkaç katı (1970'lerde Güney Kore'nin kişi başına geliri Türkiye'nin altındaydı). Aradaki fark: katma değerli teknoloji üretimi.  Belki herşeyi Montaj Türkiye, dron teknolojisinde birşeyler yapabildi ama çağa ismini veren yapay zekânın çip ayağında aynı başarıyı henüz gösteremedik. Sonuç: İzlemek mi, Masayı Kurmak mı? 1884 Afrika'nın haritası çizilirken halkın haberi bile yoktu. Bugün haberimiz var; izliyoruz, anlatıyoruz, paylaşıyoruz. Ama asıl soru şu: sadece izlemekle mi yetineceğiz, yoksa o masayı kuracak beyinleri ülkede tutmanın bir yolunu mu bulacağız? Herşeyi montaj – Damat Dron teknolojisi aksine Medeniyetler beşiği 12.000 yıllık Göbeklitepe gibi eşsiz tarihi varken, son NATO Ankara toplantısında aralarında 5 bayanlı 33 lidere tabanca hediye etmeye kalkan dangalAKPudracı zihniyet, parasını ödediğimiz F35 leri vermeyen ABD gözünü diktiği Usaş – Roketsan gibi MİLLİ savunma sanayiinde bunu bir ölçüde başarabildik. Belki aynı modeli, doğru teşviklerle, diğer alanlara da taşıyabilir, Fransada kurulu masalara davet edilebiliriz.  

Masaya oturabilmek

 

 

 

 

Yeni Dünya Haritası Çiziliyor

Haziran 2026 - Fransa'da bir masa kuruldu ve dünyanın önümüzdeki on yılı paylaşıldı. Etrafında oturanlardan üçü, hayatlarında hiçbir seçimde tek bir oy bile almamıştı ve o masada Türkiye yoktu.

Sihirbazın Kuralı

Bir sihirbazın öğrendiği ilk şey yanıltmadır. Kural basittir: Size sağ eliyle bir numara yapar, siz de sağ ele bakarsınız çünkü sihirbaz tam olarak oraya bakmanızı ister. Asıl numara ise aşağıda, sol elde, siz bakmadığınız anda gerçekleşir. İyi bir sihirbaz neyi göstereceğini değil, neye baktırmayacağını bilir. Haziran 2026 küresel siyaset sahnesinde tam olarak bu numara yapıldı ve o kadar temiz çekildi ki kimse konuşmadı, kimse yorumlamadı.

1884'ün Yankısı

Bu numara aslında yeni değil. 142 yıl öncesine, 1884'ün Kasım ayı, Berlin'in göbeğinde bir konak salonunda duvara bir Afrika haritası asılır. Masanın etrafında dönemin en güçlü adamlarından: ev sahibi Bismarck'ın Almanya'sı, İngiltere, Fransa, Belçika, Portekiz. Ellerinde cetvellerle o gün, sınırları, halklarına hiç sorulmadan ve Tek bir Afrikalı bile yokken o masada koskoca bir kıtanın kaderi çizilir, düz çizgilerle bölünür.

Evian'da Yeni Bir Masa

Bugün yeniden aynı şekilde tekerrür ediyor. 2026'ya geri dönelim. Fransa Evian kasabasında G7 zirvesinde dünyanın en büyük yedi ekonomisinin liderleri bir araya geldi. Zirvenin son gününde yapay zekâ temalı bir çalışma yemeğinde, üç teknoloji patronu OpenAI'ın kurucusu Sam Altman, Google DeepMind'ın kurucusu Demis Hassabis ve Anthropic'in kurucusu Dario Amodei. Biri Trump'ın, diğeri Macron'un hemen yanındaydı.

İşte, sihirbazın gösterdiği sağ el. Herkesin gördüğü, baktığı yüzey ise: liderlerin teknoloji şirketleriyle bir arada olduğu görüntü. Ama sihirbazlık kuralını hatırlayın - asıl numara göz önündeki görüntüde değil, o masada kapalı kapılar ardında gerçekten konuşulanda saklı.

Kapalı Kapılar Ardında Ne Konuşuldu?

Basına yansıyan bilgilere göre: Amodei ve Hassabis'in, yapay zekânın kurallarını belirlemek üzere Amerika önderliğinde bir koalisyon çağrısında, bu iş birliğinin öncü modellere yapılandırılmış erişimi ve en kritik kısmı olan çip ile kritik bileşen ticaretini Çin'i dışarıda bırakacak şekilde ilerletmesi gerektiğini savundu.

Eğer bu doğruysa, bu bir lobi faaliyeti değil - yapay zekâda bir blok kurma hamlesi. Tıpkı 1884'te Afrika kıtasının haritasının çizilmesi gibi, bugün de o masada yapay zekânın haritası çiziliyor: bir tarafta Amerika önderliğinde bir blok, diğer tarafta dışarıda bırakılan Çin, ve aradaki onlarca ekonomi.

Üç Katmanlı Yeni Dünya Düzeni

Yapay zekâ çağında bir ülkenin gücü, artık bu üç katmandan hangisinde durduğuyla ölçülecek.

Birinci katman, hem modeli hem de çipi üretebilenler. Merkezde ABD var; yanında tedarik zincirinin kilit halkaları — çipi üreten Tayvan ve Güney Kore, o çipleri üretecek makineleri yapan Hollanda merkezli ASML. Bu katmandakiler kuralı koyanlar, masada oturanlar.  DiniDAR siyasal islamcı Türkiye naalesef bu katmanda değil.

İkinci katman, kendi öncü modelini üretmese de parasını ve enerjisini koyarak egemen bir altyapı kurmaya çalışanlar. Fransa, tüm stratejisini bunun üzerine kurdu: SoftBank'ın Fransa'ya beş yılda 45 milyar euroluk yapay zekâ altyapısı yatırımı, üzerine yaklaşık 7-8 milyar euroluk bir kampüs. Macron, kendi şirketlerinin birinci kademede olmadığını görünce masaya oturamadı — ama masanın kurulduğu salona kendi ülkesini taşıdı.

Üçüncü katman, saf tüketiciler. 15 yıldır ABD teknoloji sektörüne bağımlı olduğumuz gibi - kullandığımız telefondan yazılımlara kadar, yapay zekâda da bu değişmeyecek. Modeli dışarıdan ithal eden, hesaplama gücünü dışarıdan kiralayan ve en kritiği: ürettiği veriyle başkalarının modelini besleyen katman. Bugün Türkiye'de yapılan aramalar, kurulan modeller büyük ölçüde yabancı şirketlerin altyapısı üzerinden işliyor; o verilerin arkasında ne olduğunu bilmiyoruz. Tıpkı 1884 Afrika'nın hammaddesinin Avrupa'ya akıtılması gibi, bugün de Türkiye dahil masanın dışında kalan ülkelerin verileri bu teknoloji şirketlerine akıyor.

Peki Yatırımcı Ne Yapmalı?

Bu tabloda ilk soru hep aynı oluyor: Hangi hisseyi, hangi şirketi almalı? Türkiye'de bu alana doğrudan yatırım yapabileceğiniz bir yapay zekâ şirketi maalesef yok. Dolayısıyla bu alanda yatırım yapmak isteyenler, ister istemez ABD merkezli şirketlere yöneliyor: çipi üretenler, hesaplama gücünü kiraya verenler, veri merkezlerini besleyecek enerjiyi ve soğutmayı sağlayanlar.

Yapay Zekâda Balon Var mı?

Hayır çünkü yapay zekâ rallisi bitmedi, ortada bir balon yok. Aksine, oldukça sağlıklı ilerliyor.  Sebebi: Para, sektörün her katmanını sırayla geziyor. Önce yazılım şirketlerine girdi, orası fiyatlandı. Sonra çip üreticilerine (Nvidia, AMD) geçti. Oradan bellek üreticilerine, enerji ve şebeke şirketlerine yayıldı. Her katmanda sekiz ay ile bir yıl arasında süren güçlü fiyatlamalar yaşandı — ama bir katman fiyatlandığında katastrofik bir çöküş yaşanmadı. Para, pahalılaşan yerden çıkıp ucuz kalmış defansif sektörlere rotasyon yaptı. Yani piyasa çökmedi; sadece para bir yerden bir yere hareket etti.

Teknoloji sektörünün ileriye dönük fiyat/kazanç oranı bugün yaklaşık % 22 civarında; S&P 500'ünki ise % 20 civarında. Aradaki fark çok büyük değil. 2000'lerin teknoloji balonuyla kıyaslandığında tablo tamamen farklı. Bugün yarı iletken ve teknoloji sektörü, S&P 500'ün piyasa değerinin yaklaşık %38'ini oluştururken, kâr payının da yaklaşık %34'ünü oluşturuyor. Yani fiyat, boş bir hevesle değil gerçek bir kârla yükseliyor.

Türkiye Bu Haritada Nerede?

Değer bu katmanlarda birikirken, imam hatipli kadronun yönettiği Türkiye Fransa'daki masada oturmuyor, davet bile edilmedi. Türkiye kendi sanayisi için çip üretmeye yeni başlamış olsa da, yapay zekânın stratejik ucundaki gelişmiş çiplerden ve öncü modellerden hâlâ çok uzakta ve Büyük ölçüde piramidin en alt katmanında, maalesef tüketici tarafında duruyor.

Yapay zekânın geleceğinin konuşulduğu o odaya davet edilmedik ama Brezilya, Hindistan, Kenya, Güney Kore ve hatta Mısır var fakat Türkiye yoktu - çünkü masaya koyacak somut bir şeyimiz yoktu.

İki Eksik: Şirket ve Beyin

Bir ülkenin teknolojiye kural koyacak seviyeye ulaşması için iki şey gerekiyor: O teknolojiyi üretecek şirketler ve o teknolojiyi geliştirecek yetişmiş insanlar. Bu alanda büyük, öncü bir şirketimiz yok. Daha da can yakıcı olan ikinci mesele ise şu: gerekli insan sermayesini bir ölçüde yetiştirdik, ama büyük bölümünü yurt dışına kaptırdık.

Somut bir örnek: Hollanda merkezli ASML, dünyada en gelişmiş çipleri basabilen litografi makinelerinin tek üreticisi - çip dünyasının en tepesindeki şirket. Bugün bu şirkette belki binlerce; üstelik önemli bir kısmı ASELSAN, TUSAŞ, Roketsan gibi gurur duyduğumuz savunma sanayii kuruluşlarından yetişip oraya gitmiş Türk mühendis çalışıyor.

Kore Örneği

Bir teknoloji, onu geliştirecek beyin olmadan gelişmez. Bu farkın somut karşılığını gösteren güncel bir örnek: Güney Koreli çip üreticisi SK Hynix, Nasdaq'ta ADR (depo sertifikası) olarak işlem görmeye başlıyor ve bu tek işlemle yaklaşık $ 28-29 milyar kaynak toplayacak. Bu miktar, Borsa İstanbul'da son beş yılda halka açılan yaklaşık 200 şirketin topladığı toplam paranın birkaç katı (1970'lerde Güney Kore'nin kişi başına geliri Türkiye'nin altındaydı).

Aradaki fark: katma değerli teknoloji üretimi.  Belki herşeyi Montaj Türkiye, dron teknolojisinde birşeyler yapabildi ama çağa ismini veren yapay zekânın çip ayağında aynı başarıyı henüz gösteremedik.

Sonuç: İzlemek mi, Masayı Kurmak mı?

1884 Afrika'nın haritası çizilirken halkın haberi bile yoktu. Bugün haberimiz var; izliyoruz, anlatıyoruz, paylaşıyoruz. Ama asıl soru şu: sadece izlemekle mi yetineceğiz, yoksa o masayı kuracak beyinleri ülkede tutmanın bir yolunu mu bulacağız?

Herşeyi montaj – Damat Dron teknolojisi aksine Medeniyetler beşiği 12.000 yıllık Göbeklitepe gibi eşsiz tarihi varken, son NATO Ankara toplantısında aralarında 5 bayanlı 33 lidere tabanca hediye etmeye kalkan dangalAKPudracı zihniyet, parasını ödediğimiz F35 leri vermeyen ABD gözünü diktiği Usaş – Roketsan gibi MİLLİ savunma sanayiinde bunu bir ölçüde başarabildik. Belki aynı modeli, doğru teşviklerle, diğer alanlara da taşıyabilir, Fransada kurulu masalara davet edilebiliriz.

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.