
HAVUZ MEDYASI:
Yandaş ya da havuz medyası ifadeleri, AKePe hükümetleri boyunca iktidar yanlısı haber yapan basın-yayın kuruluşlarını nitelendirmek için kullanılmaya başlandı. "Havuz" sözcüğü tesadüfi değildir. AKP ile iş birliği içindeki çeşitli holdinglerin Türkiye medyasının önemli kuruluşlarını satın almak için para topladıkları ortak havuzu ifade eder. Bu yapının ilginç bir hukuki notu da vardır: Turkuvaz Medya "havuz medyası" nitelemesinin kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle dava açmış, ancak mahkeme bu ifadeyi kullanmanın suç olmadığına karar vermiştir.
NASIL ELE GEÇİRİLDİ?
AKePe bu stratejiyle ilk kez 2003 yılında TMSF eliyle Uzan'ın şirketlerine el koydu; o dönemde Star gazetesi el değiştirerek AKePe'li Ethem Sancak'ın eline geçti. Doğan Medya'ya vergi borçları üzerinden baskı yapılarak medya grubunun elinden çıkarılması sağlandı. Doğan grubunun ajans, kanal ve gazeteleri, geçmişte Milliyet gazetesini alarak yandaşlıkta rüştünü ispatlayan Demirören tarafından satın alındı. Doğuş Grubu da iktidar desteğiyle işlerini büyüttü; NTV ve CNBC-e kanallarına sahip olan Ferit Şahenk, Star TV ve Kral Medya'yı satın alarak havuz medyanın parçası haline geldi. TRT ve Anadolu Ajansı gibi devlet kurumlarının yönetimleri tamamen AKP'li kadroların eline geçerek propaganda organı haline geldi.
Turkuvaz Medya Grubu: Günümüzde yandaş medya arasında Doğuş Yayın Grubu, Turkuvaz Medya Grubu ve Demirören Holding yer almaktadır. Turkuvaz, bu üçlünün en büyüğü ve en merkezi olanıdır. Bünyesinde Sabah gazetesi, ATV televizyonu, Takvim gazetesi ve çok sayıda dijital platform bulunmaktadır. Grubun Çalık Holding ile olan tarihsel bağı, dönemin Tayyib Erdoğan damadı Berat Albayrak ile ilişkilendirilmesi nedeniyle yıllarca tartışma konusu olmuştur.
Demirören Medya Grubu: Hürriyet, Posta, DHA ve CNN Türk'ün Demirören'in 2018'deki satın almasının ardından Twitter'da giderek ağırlıklı olarak iktidar yanlısı kullanıcıların paylaştığı kuruluşlar haline geldiği istatistiksel verilerle gösterilmiştir. Grubun bünyesinde ayrıca Kanal D ve çeşitli dijital platformlar yer almaktadır.
Albayrak Grubu ve Yeni Şafak: Yeni Şafak, AKePe'nin kuruluş döneminden bu yana İslamcı-muhafazakâr çizgide iktidarın en sadık sözcüsü olma unvanını korumuş, özellikle dış politika ve güvenlik konularında hükümetin resmi tutumunu kamuoyuna taşıyan bir işlev üstlenmiştir.
Sabah-ATV Grubu (Kalyon/Zirve Holding): Sabah, Takvim, Akşam, Güneş ve Star gazeteleri ile ATV, Kanal 24 ve Beyaz TV başta olmak üzere onlarca televizyon kanalı iktidar tekelinin eline geçmiştir. Demirören Holding ile Dünür Kalyon İnşaat'ın Sabah-ATV grubu üzerindeki kontrolü, medya sahipliğinin kamu ihaleciliğiyle iç içe geçtiğinin en somut göstergelerinden sayılmaktadır.
İhlas Holding ve Türkiye Gazetesi: İhlas Holding bünyesindeki Türkiye gazetesi ve TGRT kanalı, tarihsel olarak İslamcı-milliyetçi çizgide yayın yapmış; AKePe döneminde de bu siyasi yakınlığını sürdürmüştür.
Devlet Medyası: TRT ve Anadolu Ajansı: Yandaş medya tartışmalarının merkezinde yer alan iki kurumdur. TRT ve Anadolu Ajansı gibi devlet kurumları da AKePe hükümeti döneminde aşırı derecede iktidar yanlısı bir çizgi izlemeye başladığı iddia edilmektedir. İktidar milletvekillerini takip eden Twitter kullanıcılarının en çok Anadolu Ajansı haberlerini paylaştığı saptanmıştır.
Dinî-Cemaatçi Medya: Akit, Yeni Şafak gibi İslamcı gazeteler, AKePe'li belediyelerden aktarılan paralarla ayakta tutulmuştur. Yeni Akit, Diriliş Postası, Vahdet ve benzer yayın organları, ideolojik bir hizalama ilişkisiyle iktidara bağlı kalmaktadır. Bu gazeteler zaman zaman Turkuvaz ya da Demirören'den daha sert bir dil kullanarak, iktidarın ana medyasının söyleyemeyeceği iddiaları kamuoyuna taşıma işlevi görmektedir.
YANDAŞLAŞMANIN BİLİMSEL KANITI: Sciences Po ve Max Planck Enstitüsü araştırmacılarının "Party Politics" dergisinde yayımlanan makalesi, AKePe iktidarının hem muhalif gruplara hem de AKePe seçmenlerine aynı anda hitap eden bir dizi ana akım medya kuruluşunu doğrudan ve dolaylı yollar kullanıp ortadan kaldırdığını, böylece siyasi AKePe iktidarının medyayı ele geçirerek Türkiye'deki kutuplaşmayı derinleştirdiğini ortaya koymuştur. Araştırmanın ekonomik boyutunda: Farklı sektörlerdeki gelirleriyle medyayı fonlayan bu holdingler, o sektörlerde ihale almayı sürdürdükçe medya faaliyetlerinden bir kâr beklemediklerinden, söz konusu kuruluşlardan iyi gazetecilik veya verimlilik beklemeleri de söz konusu değildir.
RAKAMLAR NE SÖYLÜYOR?: Sınır Tanımayan Gazeteciler'in Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye'nin sıralaması yıllar içinde ciddi biçimde geriledi; 2025 itibarıyla 180 ülke arasında 159. sıraya kadar düştü. Freedom House'un 2023 raporuna göre Türkiye, hem genel özgürlük hem de medya özgürlüğü açısından "Hiç özgür değil" kategorisindedir. Güven boyutunda ise: Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü'nün Dijital Haberler Raporu, Türkiye'yi dezenformasyonun en yaygın olduğu ülkeler arasında en ön sırada göstermiş; medyaya güven oranının son derece düşük seviyelerde seyrettiğini ortaya koymuştur.
SONUÇ: MEDYANİN SUSKUNLEŞTİĞİ YER. Bu medya gruplarının çoğu, AKePe hükümetinden aldıkları: enerji, inşaat ve finans gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük holdinglerin parçasıdır. Bu yapı, medya sahipliğiyle ekonomik ve siyasi çıkarlar arasında yakın bağlar kurulmasına yol açmakta; yayın politikalarının bağımsızlığını ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Tablo, dünyanın pek çok yerinde gözlemlenen medya tekelleşmesinden farklıdır: Tek bir patronun değil, birbiriyle çıkar ortaklığı kurmuş holdinglerin, devlet ihalelerine bağımlı şirket sahiplerinin ve ideolojik sadakat ilişkilerinin yönettiği karmaşık bu ağın içinde gazetecilik mesleki bir pratik olmaktan çıkmış; bir çıkar yönetimi işlemine dönüşmüştür.
Ana akım medyanın siyasi baskı altında olduğu Türkiye'de, internet haberciliğinin yükselişi diğer birçok ülkede de olduğu gibi yaygınlaşmıştır. Dünya genelinde haber kaynağı olarak sosyal medyanın kullanımı artarken, Türkiye'de bu oran çok daha yüksek seviyelere ulaşmıştır. Bu veri aslında sistemin itirafıdır: insanlar, ana akım medyaya güvenmediğinde bilgiyi başka tarafsız – sansüre ve engele takılmadan VPN kullanarak takip edilebilecek internet haber kanallardan aramaktadır ve bu arayış, ne kadar geniş bir havuz kurulursa kurulsun, asla AKePe ve/ya hiçbir baskıcı rejim tarafından kapatılamaz olduğu tarihte sayısız benzerleri ile ispatlanmıştır.
Çünkü hakikatların er yada geç diniDAR kafatascı dangalAKPudracılara inat HORTLAMA huyu kaçınılmaz kaidedir..
NOT: Bu yazı kamuya açık kaynaklara, akademik araştırmalara ve medya izleme verilerine dayanmaktadır.
