
Osmanlı Türkçesi Siyakat ?
Siyakat, Soyu Oğuz – Kayı boyu Türk Osmanlı danedanı Devleti'nin özellikle: Maliye kayıtlarında, Tapu ve tahrir defterlerinde, Vakıf kayıtlarında, Hazine evrakında, Bazı ferman ve beratlarda kullanılan Adeta devletin kullandığı ayrı bir "kriptolu bürokrasi dili" Normal Osmanlı Türkçesi olmayan özel bir yazı sistemidir. Onun içindirki bugün Osmanlı Türkçesi biliyorum ‘ diyen çoğu kişi siyakat yazısını okuyamaz.
Siyakat – Kriptolu yazı sistemi neden geliştirildi ?
1. Sahteciliği önlemek: Vergi kayıtları, arazi kayıtları ve devlet gelirleri kolayca değiştirilemesin diye yazı özellikle karmaşık hale getirildi. Rakamların bile kendine özgü biçimleri vardı. Bugünkü banka güvenlik sistemi gibi düşünülebilir.
2. Devlet sırrı: Osmanlı'nın mali kayıtları herkes tarafından okunmasın isteniyordu. Sadece uzun yıllar eğitim görmüş maliye kâtipleri okuyabiliyordu.
Siyakat Osmanlı Türkçesi çok zordu Çünkü; harfler normal Osmanlı harflerine benzemez, birçok sesli harf yazılmaz, kelimeler kısaltılır, rakamlar farklıdır, harfler birbirine girer, satırlar çok sıkışıktır. Bazen bir sayfayı okumak saatler alabilir. II. Mahmud dönemi: 1828 yılında cepheden gelen ağır üsluplu bir yazının imam tarafından okunamadığı, padişahın metni kendisinin okuduğu anlatılan olayda, Osmanlı üst yönetiminde klasik ‘Eski Türkçe’ yazı eğitimine verilen önemin bir göstergesi olarak aktarılmaktadır. Daha da ilginç olanı ise II. Abdülhamid dönemi 1884 olayı Mısır meselesi nedeniyle eski fermanların incelenmesi istenir. Arşiv görevlileri eski Mühimme Defterlerini getirir. Ancak şu ifadeyi kullanırlar "Malûm olmayan hat ile yazılmıştır" Buradaki "bilinmeyen yazı" aslında yabancı bir alfabe değildir. Osmanlı'nın kendi bürokratik eski Türkçe - siyakat yazısıdır. Yani devlet, üç yüz yıl önce kendi yazdığı belgeleri okuyacak uzman bulmakta zorlanmaktadır.
Neden unutuldu?
19. yüzyılda Osmanlı bürokrasisi büyük değişime uğradı. Tanzimat sonrasında; yeni okullar açıldı, Fransız bürokrasisi örnek alındı, modern muhasebe sistemi geldi, yeni yazı usulleri kullanılmaya başlandı. Eski maliye kâtipleri emekli oldukça, onların yetiştirdiği yeni nesil de siyakat öğrenmemeye başladı. Böylece bilgi zinciri koptu.
19. yüzyıl sonlarında Avrupa'da özellikle; Napoli, Paris, Viyana, Berlin .. gibi merkezlerde Osmanlı Türkçesi, Arapça, Farsça, diplomatik yazılar, - paleografi öğretilen Şark – Doğu Dilleri Okulları kuruldu. Bazı Avrupalı araştırmacılar, Osmanlı arşiv belgelerini okuyabilecek seviyeye gelirken, aynı dönemde Osmanlı bürokrasisi içinde bu uzmanlık giderek azalıyordu. Günümüzde Türkiye'de siyakat yazısını okuyabilen kişi sayısı oldukça sınırlıdır. Bu alanda uzmanlaşanlar genellikle: Osmanlı paleografisi çalışan akademisyenler, Osmanlı arşiv uzmanları, Vakıflar Genel Müdürlüğü araştırmacıları, Tapu ve Kadastro Arşivi uzmanları, Tarih bölümlerinde paleografi eğitimi almış öğretim üyeleridir. Devlet Arşivleri Başkanlığı ve bazı üniversiteler bu yazının öğretilmesi için özel paleografi ve siyakat kursları düzenlemeye çalışmaktadır.
Siyakat yazısı yalnızca bir yazı biçimi değildir; Osmanlı'nın mali ve idari hafızasının anahtarıdır. Milyonlarca sayfalık tapu, vergi, vakıf ve hazine kayıtlarının önemli bir bölümü bu yazıyla kaleme alınmıştır. Bu nedenle siyakatı okuyabilen uzmanlar, bugün hem tarih araştırmaları hem de mülkiyet, vakıf ve arşiv incelemeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Tıpkı Bülent Arınç palavrasıyla talan edilen Kozmik oda gibi mahrem bilgiler ihtiva eder. Aslında Bir devletin kurumsal hafızası yalnızca arşivleri korumakla değil, o arşivleri okuyabilecek insan kaynağını yetiştirmekle de yaşatabilmektir. Osmanlı'nın son döneminde yaşanan sorun, belgelerin kaybolmasından çok, onları okuyacak uzmanların giderek azalmasıydı. Bu durum, devlet geleneğinin devamlılığı açısından önemli bir tarih dersidir.
Mühimme defterleri Oğuz dönemine kadar inmiyor 1550’lerden başlıyor 40-50 tane defter bulduk padişahım ama malüm olmayan hat ile yazılmıştır bilinmeyen dediği yazı Osmanlı Türkçesi Siyakat yazısı bilen mühimme defteri okuyacak adam olmadığı için bunu okuyamıyorlar.
Demek ki: hiçbirinin asanı ne Türk nede müslüman olmayan Osmanlıyı yere göğe sığdıramaz - ahlak yoksunu diniDAR yobazların dediği gibi bu toplum, varlığımız sebebi Atatürk tarafından 1 gecede cahil bırakılmamış – aksine 200 yıl önce 1 gecede cahil bırakıldığımızı anlamış....
Oktay Demirkır
