Ülke gerçekleri
Namı 'ŞEREF YOKSUNU YABANCI UŞAĞI AHLAKSIZ' diye kök salan Şeyh SAİD ayaklanmasının odak noktalarından biri, Diyarbakır'ın Piran köyünde başlayan isyan kısa sürede Erzurum, Elazığ, Muş, Bitlis gibi doğu illerine yayıldı. Hala dahi sahip oldukları bakanlıklarla ülkeyi teslim alan - kan emici PARALEL tarikat cemaat yapılanmlarından Nakşibendi gurubu Şeyh Said liderliğinde, Kürt ve Zaza aşiretlerinin desteğiyle çıkan ayaklanma, aslında yaradana kulluk yerine hiçbirnin anası ne Türk nede müslüman olmayan lakapları Ayyaş Selim gibi her biri içkiğ içer - haremlerinde 'içoğlanlar' besler, soyu Türk olduğunu inkar eden Osmanlı hanedanını başa geçirmek isteyen yobazlarla savaş günleriydi.
Allah indiinde herkesin eşitliğini güvene alan Kutsal Cumhuriyet veİnkılap hareketlerinin hızlanması, hilafet taraftarı kişilerin saltanat rejimini geri getirmek istemeleri; Musul sorununu kendi lehine çözmek isteyen İngilizlerin parayla satın aldıkları Vatan Haini Şeyh Said ve taraftarlarını kışkırtması ile başlayan - Şubat 1925'ten Nisan 1925'e kadar süren bu isyan, Cumhuriyet tarihinin ilk geniş çaplı ayaklanmasıydı.Ali Fethi Okyar Hükümeti isyanın bastırılmasında başarılı olamayınca istifa etti. Yeni hükümeti kuran İsmet Paşa Atatürk'ün Trabzon ziuyaretinde geliştirdiği askeri planıyla alınan önlemlerle isyanı bastırıldı. 14/15 Nisan gecesi Ruhunu İngilizlere satmış Vatan haini Şeyh Said ve avanesi Varto'da teslim oldu. Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nde avaneleriyle yargılandılar ve 29 Haziran 1925'te idam edildi.
13 Şubat 1925 günü İngilizlerin parayla satın aldıkları Şey Sait ve On binden fazla silahlı aşiret mensubuyla Lice gizlice kuşatılmıştı. Devleti temsil eden Lice kaymakamı Asım beyin elinde sadece on kişilik müfreze vardı, bir de kendi beylik tabancası ile direnebilmeleri mümkün değildi, rehin alınan Kaymakam Asım bey, 6 aylık hamile eşi Sehavet hanım ve iki yaşındaki kızları Selma, rehine takasında kullanılmak üzere kaçırıldılar, Sehavet hanım, kâh yürüyerek kâh katırlara bindirerek, Lice'yle Hani arasındaki iki bin metre yükseklikteki dağlara götürüldüler, kara kış ortasında kar yağışı altında, tek tük evlerden oluşan metruk mezralarda, zifiri karanlık mağaralarda tutuldular..
İki ay kadar süren kimilerine göre Deyyüs dölü Şeyh - Said kalkışması nisan ayının başında bastırıldı ama, rehinelerin kurtarılması mayıs ortasını buldu, 7 alaydan oluşan, bir fırka (10.000 kişilik Tümen) - Ferik (korgeneral) tarafından komuta edilen askeri birlik başında Mürsel paşa komutasındaki yedinci fırka tarafından sağ salim kurtarıldılar, neredeyse 3.5 ay boyunca silahların gölgesinde, ölüm korkusuyla iç içe, bu berbat şartlarda yaşamışlardı, üç kişi kaçırılmışlardı ama, dört kişi bulundular, aile büyümüştü, çünkü bir mucize gerçekleşmişti,
Yemeden içmeden kesilerek 38 kiloya düşen, üstelik karnı burnundayken katırdan düşerek yaralanan Sehavet hanım, dağ başındaki kuş uçmaz kervan geçmez mezranın birinde doğum yaptı, sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirdi. Kaymakam Asım bey, ölümlere inat edercesine doğan oğlunu kucağına aldı, senin adın Gazi olsun dedi, savaştan sağ ve zaferle dönmüş insan manasında, oğluna "Gazi" adını verdi.
O bebek... Dünyaca ünlü beyin cerrhaı Ordinaryüs Profesör Dr. Gazi Yaşargil oldu.
Yüzyılın En İyi Beyin Cerrahı” ünvanına layık görülen, modern beyin cerrahisinin öncüsü Prof. Dr. Gazi Yaşargil, insanlığa adanmış bir ömürle geride çok değerli bir miras bıraktı. Mikronöroşirürjinin (cerrahinin) öncüsü, tıbbın duayeni, milletimizin gururu Prof. Dr. Gazi Yaşargil’i vefat (10 Haziran 2025) yıldönümü vesilesiyle rahmetle anıyoruz.
Bilim dünyasında açtığı çığır, yetiştirdiği binlerce hekim ve insanlığa kattığı değerler ile minnetle hatırlayacağız.
Ruhu şâd olsun.
