
Bugün Mumla aradığımız AHLAKLI siyaetci ...
Türk siyasi tarihinin en keskin dilli, en yürekli ve en bağımsız isimlerinden biri olan Osman Bölükbaşı, söylediği her söz bugün hâlâ güncelliğini koruyan ender devlet adamlarındandır. Ne bir koltuğa yaslandı, ne bir çıkara teslim oldu. Onun siyasi hayatı; ihanetlere karşı dik duruşun, sisteme karşı yalnız savaşın ve halkına duyduğu köklü sevginin destanıdır.
Dili Bıçak Gibiydi
Bölükbaşı, siyasetçileri tanımlarken kimseye iltimas geçmezdi. Türkiye'yi yönetenleri kastederek şöyle demişti "Türkiye'yi yöneten siyasetçiler; bunların bakiresi bile genelevden emeklidir." Kendi partisinden seçilip başka partiye geçen vekiller içinse şu ibretlik benzetmeyi kullandı "Düğünü biz yapıyoruz, gerdeğe başkası ile giriyorlar" Bu sözler; karikatür değil, bir dönemin aynasıydı.
Siyasete Veda: Kırk Bin Kişinin Nikâhından Geçmiş Leylâ
9 Eylül 1973'te siyasete veda eden Bölükbaşı'ya sebebi sorulduğunda, cevabı yürek sızlatıcı bir şiirsellikle geldi "Yüzünde göz izi yok sanarak, siyaset denilen Leylâya gönül verdim. Sonradan anladım ki; benden önce, kırk bin kişinin nikâhından geçmiş" Kırk yıllık mücadelenin özeti, tek cümlede saklıydı. Temiz siyaset yapmak istemiş; kirliliğin ne denli köklü olduğunu ise ancak içine girerek anlayabilmişti.
İhanetin Mezarlığı
1977 yılı Aralık ayında Adalet Partili 11 milletvekili, bakanlık uğruna CHP'ye geçti. Ardından açılan bir gensoru önergesiyle Demirel hükümeti düşürüldü. Bölükbaşı "geçmiş olsun" ziyaretine gittiğinde Demirel'e şu tarihi sözleri söyledi "Süleyman Bey, üzülme. Benim bağrım, ihanetin Karacaahmet Mezarlığı'na döndü. Senin bağrındaki ise daha köy mezarlığı" Onlarca yıllık ihanet birikimiyle pişmiş bir yürek konuşuyordu. Demirel'in acısını küçümsemeden, kendi acısının büyüklüğünü de gizlemeden.
ANAP: Bulunmuş Eşya Deposu
12 Eylül sonrası kurulan partileri değerlendiren Bölükbaşı, bugünkü benzeri AKePe gibi ANAP için şu tespiti yaptı ve zamanla haklı çıktı "ANAP, bulunmuş eşya deposu gibi. Tramvaylarda, otobüslerde bulunan her çeşit eşya bir ambarda depolanır. Bunların içinde ayakkabılar, şapkalar, cüzdanlar ve aklınıza ne gelirse her şey vardır. Birbiriyle bağdaşacak hiçbir yanları yoktur. Tesadüfen bir araya gelmişler, dağılacaklardır" Siyasi analizi, akademik tezlerden çok daha berrak ve çok daha doğruydu.
Milletine Olan Sevdası: Evlenemeyen Oğlanla Kız
Bölükbaşı yalnızca sert bir eleştirmen değildi; aynı zamanda halkını derinden seven bir insandı. Bu sevgiyi de yine kendine özgü bir acı tatlılıkla dile getirdi "Biliyorsunuz, ben bu milleti severim. Bilirim ki bu millet de beni sever. İkimizin bu hali, birbirini sevip de evlenemeyen oğlanla kızın kaderine benziyor" demişti.
Deveye Deve, Koça Koç Keserler
Demirel'in siyaset sahnesinde parladığı yıllarda Kırşehir'e gittiğinde büyük törenlerle karşılanmıştı. Şakşakçılar durumu Demirel'e bildirirken biraz da kışkırtmak için, Bölükbaşı'nın memleketinde kendisine deve kesildiğini, Bölükbaşı'na ise yalnızca koç kesildiğini söylediler. Demirel, Bölükbaşı'ya inceden ayar vermeye kalktı "Üstad, memleketinde bana çok iyi davrandılar, deve kestiler, sağ olsunlar. Duydum ki sana da koç kesmişler, ayıp etmişler" Bölükbaşı, hiç şaşırmadan, büyük bir özgüvenle döndü "Evlat, bizim oralarda deveye deve, koça koç keserler" dedi.
Koltuğu Değil, Onurunu Seçti
1975'te Senato seçimleri sırasında AP'den adaylık teklifi geldiğinde, kibarca teşekkür edip şu cevabı verdi "Halkın gönlünde bayrak gibi direğe çektiği insanlar, başkasının koltuğu altına giremez" Bu cümle; onlarca yıllık siyasi duruşunun özeti ve özüydü.
Din Ticareti ve Menderes
Meclis kürsüsünden parmağıyla Menderes'i işaret ederek şu sözleri söyledi "Dünyadaki tüm ticari faaliyetleri araştırıp inceledim; din ticaretinden daha kârlı bir sektör görmedim. Bunu en iyi başaranlardan birisi de sensin; din tüccarı Menderes !" Demokrat Partililer üzerine yürüdü, Bölükbaşı üç oturuma katılmama cezası aldı. Yetmedi; milletvekili seçildiği Kırşehir, il statüsünden çıkarılıp ilçe yapıldı. Vekilliği düşürüldü, üstüne "komünizm propagandası" dosyası hazırlanarak tutuklandı. Cezaevinden bağımsız aday oldu. Oyların yüzde doksanını alarak yeniden meclise girdi. İlk oturumda Menderes'in gözünün içine bakarak konuştu "Türk milleti, sen gibi Amerikan uşağı, din tüccarı hainlerin suratına her daim şamarı böyle indirir"
Dolmuş Kuyruğunda Bir Eski Milletvekili
Kızılay'da dolmuş durağında sıra beklerken kendini tanıyan bir vatandaş şaşkınlıkla sordu "Sizde mi dolmuş kuyruğunda sıra bekliyorsunuz?" Bölükbaşı güldü: "Ne yapalım yavrum, zamanında cebimizi doldurmadık; şimdi dolmuşu dolduruyoruz" Günümüz ülke talancısı diniDAR deyyüslere karşın Bir eski siyasetçinin en onurlu özgeçmişi, belki de buydu.
Son Şiir: Hüsranı ve Hicranı Kaldı
"Anadolu Fırtınası" dinmişti. Koca Bölükbaşı, son yıllarında şu dizeleri mırıldanırdı:
Kulluk, ağır geldi dünyada kula,
Hürriyet aşkı ile düştük bir yola,
Sonunda leylâmız gitti bir pula,
Bize inkisarı, hicranı kaldı.
Bir Özlem
Osman Bölükbaşı; bugünün ŞARLATAN deyyüs döllerine karşın ne zenginleşmek için siyasete girdi, ne makam için eğildi, ne de zulme boyun eğdi. Hapsedildi, milletvekiliği elinden alındı, illeri küçültüldü. Her seferinde daha güçlü döndü.
Bugün O'nun gibi; koltuğunu değil onurunu, serveti değil doğruyu, iktidarı değil halkı seçen siyasetçileri arıyor ve özlüyoruz.
Muzaffer Kılıç derlemesi ...
