Hiçbirinin anası Türk ve Müslüman olmayan – ataları belirsiz zırcahil Osmanlısever meczupların dillendirmek istemediği gerçekler:
Mısır: Tolunoğulları (868–905), İhşîdîler (935–969), . Küçük yaşta askere alınan çocuklar çoğunluk: Kıpçak Türklerinden oluşan Kölemenoğulları - Memlûk Devleti (1250–1517) ve enson Osmanlı Devleti (1517–1914) hakimiyeti altında kaldığı halde maalesef Mısır'ın en modern ve en iyi haritalarını, Napolyon Mısır'a sefer yapınca onun emri ile Fransızlar yaptı.
Dünyanın belki de en başta gelen arkeolojik keşfi olan Firavunun mezarlarını bir İngiliz keşfedip dünyaya tanıttı, bir başka İngilizde finanse etti. Ölünce: şaraptan akan nehirler, hergün 350 bakire çocuk kızların sunulduğu .... sadece iki bacak arasına indirgediği SAPKIN cinsel cennet algısıyla Osmanlı bırak keşfetmeyi orada ne var ne yok merak bile etmedi. Çünkü o şerefsizce Anadolu Türk halkını Araplaştırmakla, cahil bırakmakla meşguldü.
Irak: 383 yıl Osmanlı egemenliğinde kaldı. Petrol deposu topraklara sahip olan ve bunun üzerinde yaşayan Osmanlı bunu keşfedemedi. Etse bile iş işten geçmişti. Yine Irak'ta Asurbanipal kil tabletten oluşan arkeolojik hazine olan kütüphanesini 1876'da Ninova'yı kazan bir İngiliz olan George Smith keşfetti, daha 30 yaşında iken ölen bu adam bu keşfe dair iki ciltlik muhteşem eser bıraktı ve bütün göksel dinlerin adına bir zamanlar BANKA bile kurduğumuz – yakın akrabalarımız Sümer icadı olduğunu ispatladı.
Ürdün: 400 yıl Osmanlı egemenliği altında kaldı ama dünyaca ünlü Petra 1812’de maceraperest gezgin İsviçreli Johann Burckhardt tarafından keşfedildi. Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, Mısır'ı elinde bulunduran Osmanlı buralarda Türklük adına tek bir iz bile bırakamadı. Çünkü Osmanlının temel politikası Araplaştırma üzerine kurulu idi. Osmanlı Arap kültürünün hizmetçisi - yani Arapçı idi. O kadarki - Eğer fırsat bulsaydı Türkçeyi bile yasaklayacaktı. Osmanlının Anadolu'dan topladığı gariban Türk çocukları burada 400 yıl bedelsiz, hiç bir fayda elde etmeden sadece boş yere bekçilik yaptı.
Bir tarihçiye göre "Hatay'dan itibaren düz bir hat ile ta Yemen'e kadarki hat resmen Türk mezarlığıdır" Oralarda o kadar Türk öldü. Zayıf düştüğü andan itibaren kendisine bekçilik yaptığı yerel KALLEŞ ARAP halkları tarafından sırtından hançerlenirken enayi gibi 400 yıl yaptığı bekçilikle kaldı. Şu an bile oralardaki insanlar bayraklarındaki SİYAH BANT – Osmanlı işgalini simgeleyen simge olmuşken, kendilerine bekçilik yapan bu halktan nefret ediyor. Nde olsa başka ırk ve dilden olmaları Onu işgalci Görebilir ama garip olan şu: İçimizdeki bazı meczuplar hala dünyanın BATAKLIK dediği oralara bekçi olma hevesinde.
Oradaki Türke tarih boyu KALLEŞ – İsrail katliamında: Irk, Dil ve din kardeşleri FİLİSTİNLİLERE SESSİZ, SAĞIR, KÖR – TÜMÜ AHLAKSIZ araplar kendi kendilerinin bekçiliğini yapamıyor da sanki Türkün oğlunun işi onların bekçiliğiymiş gibi...
İbrahim Arslan
