En büyük dinler ve kıyaslama ..
1055 yılı, Türk tarihinin en kritik olaylarından kabul edilen Büyük Selçuklu Türk Devleti sultanı Tuğrul bey tarafından Büheyvi şii emirliği hakimiyetine son verip, Bağdat’ı ele geçirince Abbasi halifesi 'Kutsal emanetlerle' makamını teslim etmek istediğinde, ordusunun büyük bir kısmı başka inanç ve dinlerden oluşan Tuğrul bey 'Ben her inançtan oluşan devletler yönetirim - sende dini görevini LAYIK bir şekilde devam ettir' diyerek Halifeliği kabul etmedi.
Bugün seküler dediğimiz ‘Din ve devlet işlerinin ayrı olması’ ‘LAYIK’ fikri, daha sonra Voltaire (1694 -1778) tarafından Kilisenin siyasal gücüne açıkça karşı çıkarak, inancı değil, dinin devlet zoruna dönüşmesini hedef alan ünlü kilise karşıtı özgürlükçü yaklaşımda “Devlet, insanları kurtarmaya değil; yönetmeye taliptir, din ile devletin ayrılması şart’ fikrini ilk kez net biçimde savunurken ‘Fikirsel laiklik’ siyasal program sinyallerini verdi. Ardından ‘devlet merkezli laiklik’ düşüncesi mimarı Jean-Jacques Rousseau (1712–1778) “Toplum Sözleşmesi” fikrinde: bugün Birleşmiş Milletlerin Evrensel kaidesi sayılan ’Devletin dini olmaz, Vatandaşlık, inançtan bağımsızdır’ derken ‘kamusal ahlak için sivil bireysel inanç alanı olabilir’ derken Büyük Selçuklu Türk sultanı Tuğrul beyi referans verdi.
Kalkınmış, kültür seviyesi yüksek, sorgulayan, karşılaştırmalı düşünmeyi önemseyen bir topluluk için “hangi din doğru ?” düşüncesiyle dünyayı şekillendiren büyük inanç sistemlerini anlamak ve bugünün insanıyla ilişkisinde Dünyanın en yaygın ve mensup sayısı en fazla olan ana dinler:
- Hristiyanlık: 2,3 – 2,4 milyar
- İslam: 1,9 – 2,0 milyar
- Hinduizm: ~1,2 milyar
- Budizm: ~500 milyon
Ancak burada önemli bir ayrım vardır: “En yaygın” olmak, “en derin yaşanan” olmakla aynı şey değildir.
EN BÜYÜĞÜ HRİSTİYANLIĞIN TEMEL FELSEFESİ ?
Hristiyanlık: Coğrafi olarak en fazla kıtaya yayılmış, Kültürel olarak en fazla ‘Layiklik’ sekülerleşmiş ve Kurumsal olarak en çok dönüşüm geçirmiş din ve merkezinde bir hukuk sistemi değil, bir kişi vardır. Bu kişi: Allahın ‘oğlu !’ anlamlı Tanrının İsa’nın öğretisi ve şahsiyeti Temel felsefesi üç ana kavram etrafında döner:
1. Sevgi (Agape): Tanrı’nın insana koşulsuz sevgisi, İnsanın insana merhameti ve “Komşunu kendin gibi sev”
2. Kurtuluş (Salvation): İnsan günahkârdır ama umutsuz değildir, Kurtuluş, iman ve ilahi lütuf ile mümkündür ve Davranıştan çok niyet ön plandadır
3. Affedicilik: İntikam değil bağışlama “Yanağına vurana diğer yanağını çevir” ve Gücün değil, merhametin yüceltilmesi..
Bu yönüyle Hristiyanlık: Daha içsel, Daha bireysel, Daha duygusal bir inanç dili üretmiştir.
HRİSTİYANLIK BİR HUKUK DİNİ MİDİR?
Hayır. Hristiyanlık: İslam gibi her maddesi detay ve Ayrıntılı bir şeriat/hukuk sistemi sunmaz, Günlük hayatı düzenleyen detaylı hükümlerden ziyade ‘ahlaki ilkeler’ koyar: Bu nedenle karışmaya asla hakkı olmadığı: Devlet yönetimi, Ekonomi, Ceza hukukunde uzun süre kilise + dünyevi iktidar arasında mantık doğrultusunda paylaştırılmıştır ve bu durum zamanla “Din vicdanda, devlet akılda yürüsün” işlevini doğurmuştur:
GÜNÜMÜZ TEKNOLOJİSİ İLE HRİSTİYANLIK UYUMLU MU?
Büyük ölçüde EVET ve nedenlerine bakılırsa:
1. Sekülerleşmeye Direnmemesi: Bilimi tehdit olarak görmemesi, Evrim, tıp, yapay zekâ gibi alanlarda teolojik esneklik
2. Yorum Geleneğinin Gücü: Metnin harfi değil, ruhunun esas alınması, Çağa göre teolojik yorum üretme becerisi
3. Kurumsal Dönüşüm: Kilise, geçmişteki mutlak gücünü kaybetti Ama toplumsal meşruiyetini korudu.
Bugün: Vatikan sosyal medya kullanıyor, Kiliseler dijital platformlarda aktif, Din, teknolojiyle ASLA kavga etmiyor
İslam’ın ise: TEMEL FELSEFESİ merkezinde bir ilke vardır: Tevhid – mutlak birlik, yani Tanrı: Tek, Bölünmez ve Ortaksızdır diyen İslam’ın ana omurgası üçlüdür:
1. İnanç (İman) Katı kuralla Allah’a, peygamberlere, ahirete iman mecburiyeti
2. İbadet: Namaz, oruç, hac, zekât ... Günlük hayatın merkezinde yer alır
3. Hukuk ve Ahlak: Bireysel hayat, Toplumsal düzen, Ticaret, miras, aile sistemi ile İslam: Sadece inanç değil katı kurallı bir Bir hayat sistemidir
İSLAM – HİRİSTİYANLIK TEMEL FARKLARI
1. Tanrı Tasavvuru: Hristiyanlık Üçleme (teslis) yorumu, İslam ise: Mutlak teklik Allah.
2. Peygamber Algısı: Hristiyanlık Tanrı kavramlı Hz İsa merkezlidir, İslamda ise Tüm peygamberler zincirinin son halkası vurgulanır.
3. Hukuk Anlayışı: Hristiyanlıkta Hukuku dünyevileştirir. İslam ise Cehennem korkutmasıyla Şedriat Hukukunu kutsal referansla temellendirir
4. Toplum – Din İlişkisi: Hristiyanlıkta kişisel vicdan hürriyeti Din bireysel alana çekilir, İslamda ise Din kamusal alanla AYRILMAZ biçimde iç içedir
TEKNOLOJİ KARŞISINDA İSLAM NEDEN ZORLANIYOR?
Sorun İslam’da değil; yorum geleneğindedir ve Temel Zorlukları: Metni tarihsel bağlamdan koparamama, Yeni meseleler için yeni içtihat üretmede yetersizlik ve Dini savunma refleksiyle eleştiriye kapanma halidir. Oysa tarihsel olarak: İslam dünyası bilimde öncüydü. Felsefe, matematik, tıp üretmişti. Demekki Sorun: İnancın değil, düşüncenin durmasıdır.
HRİSTİYANLIK DÖNÜŞEBİLDİ - Çünkü: Reform yaşadı, Aydınlanma ile yüzleşti, tıpkı islamın bugün uğraştığı hurafelerden kurtulan Kilise mutlak otoritesini kaybetti
İSLAM DÜNYASI ise Allah Sömürüsü ile tehdit Travmaları ve sürekli ‘din otoritesi tartışılmaz’ dite despot Savunma psikolojisi içinde kabuğuna çekildi.
SONUÇ: Bu mesele “Hangisi üstün?” değil Hangisi bugünü daha iyi okuyor? meselesidir
Hristiyanlık: İnancı sadeleştirerek hayatta kaldı
İslam: İnancı koruyarak ama yorumu daraltarak zorlandı
Ama şunu unutmamak gerekir: Hiçbir din artık çok hızla değişen çağın dışında kalmak zorunda değildir. Çağın dışında kalan, onu yorumlayamayan akıldır. Özetle: İnanç, insanın yükü değil; insanı ayakta tutan anlam direğidir. Ama bu direk: Taşlaşırsa kırılır, Yenilenirse yükselir.
