Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Anasayfa Yazarlar inanç Yazı Detayı Bu yazı 469 kez okundu.
inanç
Köşe Yazarı
inanç
 

Alevilik nedir ne değildir ?

        Alevilik Hakkında Bilinmeyen Gerçekler Sünni bir ortamda büyüdüm, Çocukken Alevi kelimesini duyardık ama etrafımızda hiç Alevi yoktu - ne anlama geldiğini merak eder dururdum.  Babamın – oğlumun adı Ali olmasına rağmen Aleviler hakkında en iyi şekilde konuşmaya çalışanlar bile ‘onlar da insan canım’ ... gibi şeyler söylerdi.   Ancak maalesef Türkiyede - karacahil çoğunluk sünni kesim onları sapkın ve hatta kafir olarak görürdü.   Daha sonra yurt dışında bana Alevi olduğunu söyleme ihtiyacı duyan bir arkadaşım oldu. Sonraki yıllarda onun sayesinde birçok Alevi hatta Kürt Alevisi ile tanışma ve sohbet etttim, Hatay'dan Arap Alevileri - Nusayriler ile tanıştım. Aleviliği Hep merak eder dururdum nerede bir Alevi görsem hemen soru yağmuruna tutardım. Son zamanlarda değişik kaynaklardan Aleviler hakkında kitaplar okumaya başladım, youTube dan çok güzel hazırlanmış videolar izledim.  Maalesef her konuda olduğu gibi toplumumuzda bilmeden – okumadan ahkam kesenler Aleviler hakkında çok fazla iftiralar, kara çalmalar üretmiş.  Geçmişte çok kanlı hadiseler var ancak 1990'dan itibaren etraf biraz duruldu gibi.   Türkiye'de okula başladığınızda size din dersi adı altında sünnilik öğretirler ve Aleviler hala bu zorunlu din derslerinden nasiplerini alırlar.  Okulda İslam'ın beş şartı var denir ancak herhangi bir Alevi ailede böyle şartlar yoktur.  Sünniler Ramazan orucu anlatılır ancak Aleviler için bunun bağlayıcılığı yoktur - çünkü onlar Muharrem orucu tutar.  Biz sünnilere namaz kılmak öğretilir - Aleviler ise kadınlı erkekli Cem yapar.  Sünni Biri ölünce Yasin okunur Ama Aleviler ölüye değil diriye dua etmeyi tercih eder.  Bize firte, daka ve zekat öğretilir ama Aleviler adına hakkullah - Nezir denen yardımı yapmayı tercih ederler.  İlk bakışta ikisi de biribirine yakın - okulda öğretilen şey İslam ise, Alevilerin uyguladığı şey ne - hangisi gerçek ?.  Bir aleviyi bu kimlik karmaşasının içinde anlamak için belki Hepsinden önce onlara karşı anlam kargaşasını ortadan kaldırmak gerek. Önce: Alevilik - Şiilik nedir aynı şeymi ?.  İkisinde de Ali'yi ön plana çıkarma var ama aynı değiller. Şiilik İranlıların eski zerdüşti öğretileriyle İslam'ı harmanlaması sonucu doğmuştur.  İslam'ın İlk halife döneminde Hz. Osman ve Hz. Ömer'in saltanatından rahatsız olan - Aslında Müslüman olmak istemeyen ama İslam ordularının kılıcı altında Müslüman görünmek zorunda kalan çok fazla zümre vardı.  Mısır'dan - İran Horasan'a kadar İslam'ın endoktrinasyon varlığından rahatsız olan pek çok millet vardı. Böylece hepsi Hz. Ali'nin safında bir araya gelmiş oldu, Hz. Ali'yi desteklemeye ve onu sevmeye başladı. Mısır'da yaşayan halk zorla İslam'a geçirilince Müslüman görünmek zorunda kaldılar ve aslında İslam ile alakası olmayan şeyleri İslam başlığı altında Yaşatmaya çalıştılar ve örneğin: Dürzilik doğdu.   İrani kabileler - ki buna Kürtler de dahildir Müslüman görünüp Aslında Müslüman olmamak için Şiiliği kurdular.  Türklere geldiğimizde aynı durum yine vardı ve Alevilik doğdu.  Yani nasıl Dürzilik eski Mısır inançları ve ezoterik öğretiler ile İslam'ın sentezi ise, Şiilik - zerdüştlük ile İslam'ın sentezi olduğu gibi, Alevilik ise Türk Şamanizmi ile İslam'ın sentezi - yani Alevilik aslen öz be öz bir Türk inancıdır. Adına nusayrilik denen Arap Aleviliği ise aslında Türk Aleviliğine pek benzemiyor.  Bakıldığında sanki Nusayrilik - Hristiyanlık Alevilik ve İslam'ın bir sentezidir.  Çünkü onlar bugün bile hala Hristiyanların Paskalya bayramını kutlar ve Baba, Hz. Meryem – Ana ve oğul Hz. İsa - Teslis inancına sahipler. Türk Aleviliğini anlamak için Osmanlı'nın ilk kuruluş zamanına gidildiğinde, o dönem bütün Türk kırsalı Aslında Alevi, Osmanlı daha sonra büyüdüğünde Halifeliğin politik gücünden faydalanabilmek için Anadolu'yu sünnileştirme ister.  Fakat biz sünni Türkler -  ama neredeyse hepimizin ataları Aslında alevi idi, bu nedenle bugün Aleviliğe atılan her bir iftira Aslında kişinin kendi atalarını reddetmesi demektir. Aleviler ile dalga geçenler aslında kendi öz Türkmen ataları ile dalga geçmiş olurlar. Alevilere karşı yürütülen nefretin Aslında çok eskiye dayanan arka planda - doğrudur Alevi Türkmenler Anadolu'da Aslında rahat durmuyorlar - sürekli Türk törelerini koruma adıma İsyan çıkarıyorlardı.  15 yüzyıla gelindiğinde Anadolu Türkmenleri İrandaki Türk Safeviler ile birleşip, Osmanlı yönetimini bir tür emperyalizm olarak gördüler.  Bununla da yetinmeyip, kendi Şahlarını Hz. Ali ile özdeşleştirip Osmanlı'ya Yezit demeye başlıyor. Alınmış Abdestim aldırırlarsa, kılınmış namazım kıldırırlarsa, sizde Şah diyeni öldürürlerse, bende bu yayladan şaha giderim, Hey dost ..... mısralarında denildiği gibi, 15. yüzyıl Türkleri ilk defa Aleviler kendilerini farklı görerek, kırmızı bir şapka giymeye başlıyorlar, bu nedenle adları kızılbaşlar olarak tarihe geçiyor (tıpkı Hristiyan tapınak şövalyelerinin beyaz tünikleri üstüne gidrikleri Kızıl haç gibi).   Alevilik şemsiye bir kavramdır ve onun birer parçası Bektaşilik, Kızılbaşlık, Nusayrilik-Arap aleviliği ve Kürt Aleviliği de Aslında 13 yüzyılda birçok Yesevi babası - Alevi dedesi ve tüm Anadolu dervişleri Babai adında birçok isyana kalkıştığını ve bunun sonucunda öldürüldüler.   Sağ kalan Dervişler gidip Bektaş'a sığındılar ve böylece Bektaşilik Hacı Bektaş'ın Kendi öz görüşlerinden etkilenmiş daha düzenli ve daha kurumsal bir Alevilik olarak karşımıza çıkar. 1990'lı yıllarda Alevilik büyük bir popülarite kazandı.   Akademisyenlerin çoğu birden kendilerini Alevilik araştırmaları içinde buldular Her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Böyle olunca da bir alevinin kendi dinini öğrenmesi zorlaştı ve işin içine kişisel yorumlar, ailede uygulanan bireysel inançlar – yorumlar girdi.   Oysa Aleviliğin Ne olduğunu anlamak için tarihe baktığımızda aslında epeyce zor bir konu olduğu ortaya çıkar. Aleviliğin Aslında sizin kendi suretinize bakmak - Tıpkı panteizm felsefesinde olduğu gibi hakikat nedir ? sorusuna hakikat sensin, Tanrı nedir ?, Tanrı doğanın kendisidir.  Peki Doğa nedir ?, Doğa da sensin.  Onun için boşa arama - Bundan öte bir hakikat yoktur. Alevilik hakkında Elbette akademik araştırmalar yapılabilir, batıni bir gerçeği bulmak umuduyla değil ama hiç değilse tarihsel gerçekler inanç doktrinleri anlamında birçok şey öğrenebiliriz ve öğrendikçe karşımıza şu çıkar.   Alevilik: Tıpkı Arap Alevileri – Nusayriler gibi, Balkanlarda adına Bedreddiniler denen Aleviler,  mesela Kürt gurupları ve ağırlıklı olarak Zazalar arasında Alevileri var.  Keza: bunun yanında adına Ehli hak da denen Yaresan Alevileri, Bektaşiler, Shabak ve Kakailer var.  Bütünsel olarak bakıldığında birçok Alevilik türü olduğunu açıkça söyleme ihtiyacı doğar. Bütün dinleri iki zıt kampa ayırabiliriz:  Dini hukuku olan dinler şeriat (1) ve herhangi bir dini hukuku olmayan dinler (2).  Özetle: şeriata sahip olan dinler için asıl Kurtuluş dini pratikleri uygulamaktır.  Buna göre tanrının size emrettiği kuralları uyguladıkça sevap puanlarınız artacaktır ve kurtuluşa erme ihtimaliniz artacaktır.   Mesela Yahudilik ve sünnilik böyle bir dindir.  Ne kadar sevap yaparsan o kadar iyi.   Gayri şeriat dinleri yani herhangi bir dini hukuku olmayan dinlere göre Kurtuluş amelle - ibadetle olamaz.  Asıl Kurtuluş niyetle ve saflıkla olur,  Mesela Özünde Hristiyanlık tıpkı Alevilik gibi aslında şeriatsız bir dindir. Onlara göre Kurtuluş karizmatik takip etmekle olur. O yüzden: İmamet – velayet, dedelik - babalık ... vardır. O yüzden papalık - patriklik vardır ve sizi Aşan Bir karizmaya bağlandıkça Aslında kurtuluşa yaklaşıyorsunuz. Çünkü hakikat tek bir insanın taşıyabileceğinden daha büyüktür ve bu nedenle tanrının büyük kullarına daima ihtiyaç olacaktır.  Tanrının büyük kulları Yani şeyh-i ekberlerle bir kurallar silsilesi ile bağlanma sırrrıda budur zaten.   Şeriata sahip olan dinler tek tipleşme için çok Müsaittir, çünkü belli kuralları vardır ancak şeriata sahip olmayan dinler genelde daha çeşitlidir ve daha dağınıktır, çünkü belli kurallar yoktur -  Liderler ile devam eden dinlerdir.  Lider değişince dinin pratiği de değişebilir bu nedenle, Sırf bu yüzden Dinler Tarihi araştırmalarında Ortodoks ve heterodoks adında iki zıt ifade vardır.   Ortodoks dinler Mesela sünnilik - Rabbani Yahudilik ve katoliklik gibi dinler ve Onların gözünde diğer dini azınlıkları yok sayma ve hatta yok etme niyeti taşıyabilir ve bu tarih boyunca hep böyle olmuştur Çünkü farklı varyasyonlar demek ana doktrinin çarpıtılması anlamına gelecektir. İşte bu yüzden ülkemizin tarihinde Aleviler hiç rahat bırakılmamış ve daima yok edilmeye çalışılmıştır - işin arka planındaki olay özetle budur. Ancak Aleviliği yaşayan insanlar sadece Türkler değil Kürtler ve Zazalar .... da aynı inanca sahipler.   Yine de temel bir gerçeği göz ardı edemeyiz Burada karşımızda tek bir inancı paylaşan üç etnisite - üç farklı dil var demektir.  Fakat İlginç olan şu ki üç etnisitenin üçü de ibadet esnasında Türkçeyi kullanır.  Bunun yanında işin içinde ne kadar Kürt unsurlar var acaba ? diye sormak gerekirse: 13 - 15 yüzyıllar yani Aleviliğin doğduğu zamanlarda Aslında Kürt etkisi yok denecek kadar azdı.  Tarihsel karakterlere baktığımızda da Şeyh Haydar'ın ya da Şah İsmail'in etrafında birleşen kişiler çoğunlukla Türkmendir.  Fakat olayın özünü anlamak için şunu bilmek lazım.  Alevilik yalnızca dinsel bir hareket değildir.  Aslında dini yanından çok politik ekonomik ve kültürel bir anti hareket olarak yorumlanmalı.   Ne oluyorsa Aslında 15 yüzyılda oluyor Türkmen aşiretleri dışlanmaya başlanır ve bir takım Kürt aşiretleri de Nedendir bilinmez ama dışlanmış olan bu Türkmenlerin davasını benimsemeye başlar.  O tarihlerden itibaren artık Anadolu'da siyasi iki zıt kamp ortaya çıkar.  Bir yanda siyasi bir birlik - imparatorluk kurmak istiyen ve Halifeliğin gücünüde kazanmış Osmanlı hanedanlığı ve Diğer yanda Türkmenler. Şeriat merkezli bir Bürokrasi kurmak isteyen Osmanlı'ya göre artık eski töresel aşiret düzeninden kopmak ve hatta kurtulmak gerekiyordu.   Ancak Türkmenler böyle düşünmüyorlardı. Orta Asya'dan süre gelen Türk - Moğul sentezi töreyi devam ettirmeye kararlılığını zaman içinde önce bir tarikata sonra da İran'ı iki Asır yönetecek olan bir devlete dönüşmesidir.   Aslında o dönemde Anadolu'daki Türkmenler kime yönelecek kimi kendi liderleri olarak görmeye başlayacak?  Osmanlı'yı mı yoksa Safevi şahlarınımı ?. Aslında Kızılbaşlık hareketi bu anlamda ’’başlarım Osmanlı'nın tek düze katı, had - töre bilmez yönetimine, Ben şaha gideceğim arkadaş’’ deme davasıdır. Ancak tarihe baktığımızda görüyoruz ki Osmanlı galip gelir, hal böyle olunca Türkmenler iyice zıtlaşmaklık davası bitse de bu politik kültürel dinsel ve sosyal yapı bugün hala Anadolu aleviliğinin içinde yani - Türk ve hatta Kürt aleviliğinin içinde yaşamaya devam eder.  Sosyolojide bu duruma historizm yani: sen şu an bir şey düşündüğünü zannediyorsun fakat aslında o bütünüyle senin düşüncen filan değil, sadece senin düşüncen olduğu zannediyorsun.  Gerçekte sen - senden çok önce yaşamış atalarının davasının düşüncelerinin töresinin bir devamısın. öyle ya Bir zamanlar o yürekli kızılbaşlar onca Yolu ve zahmeti çekip şahların gittiklerinde çıplak göğüslerini döverek ve savaş meydanında zırhsız savaşarak Şah yolunda ölmeyi en büyük Şeref sayarak tarihe büyük bir damga vurdular.  Osmanlı savaşı kazanınca Her şey silindi gittimi ?, Hayır hiçbir şey öyle hemen silinip gitmez aradan 6 asır geçti bugün hala bile Aleviler ‘Şaha Giderim’ türküleri söyler.  Onun için Alevilik davası bu anlamda sadece Ali sevgisi ya da Ehlibeyt sevgisi anlamındaki dinsel bir dava değildir.  Alevilik davası aslında bir özü - geleneklerini ve Türk töresini koruma davası idi.   Bugün bile hala asıl Türkler alevilerdir, Çünkü dışa zaten kapalı bir toplum ve sürekli kendi aralarında evlilik yaparlar.   Keza Alevilik bunun yanında Politik bir davadır ve aynı zamanda Eskiden Safevi - Osmanlı politikası vardı, şimdi başka benzer Politikalar var. Dolayısıyla Türkiye'de Alevilik hala Politik bir davadır. Şah Kulu ayaklanmasında önce Şah İsmail kendi devletini ilan ediyor ve derken Anadolu'da isyanlar birden patlak vermeye başlıyor. Şah Kulu Bursa surlarına ulaştığında neredeyse belki İstanbul'a da varacaktır o halde olayı iyi kavramak lazım Alevilik demek bu anlamda Türkmenlerin eski şamanist töreleri ile safevilerin mistisizmin bir birleşimiyle ve bu birleşim aslında tam etnik bir sonuç da doğurmamıştır.  Alevilik için yarı etnik tabirini kullanılsa - bu anlamda belki daha doğru olur.  Çünkü baktığımızda işin merkezinde Tabii ki Türklük ve Türkçe var - ama Kürt, Arap alevisi, yaresan Alevileri, Balkan Alevileride var.   Dolayısıyla işin dini ve politik yanını denklem dışı bırakırsak o zaman da Aleviliği yanlış anlamış oluruz. Bu konuda belkide en iyi - muazzam bir araştırma ve çok katmanlı nefis bir kitap olan Rıza Yıldırım'dan Aleviliğin doğuşu okunmalı.    

Alevilik nedir ne değildir ?

 

 

 

 

Alevilik Hakkında Bilinmeyen Gerçekler

Sünni bir ortamda büyüdüm, Çocukken Alevi kelimesini duyardık ama etrafımızda hiç Alevi yoktu - ne anlama geldiğini merak eder dururdum.  Babamın – oğlumun adı Ali olmasına rağmen Aleviler hakkında en iyi şekilde konuşmaya çalışanlar bile ‘onlar da insan canım’ ... gibi şeyler söylerdi.   Ancak maalesef Türkiyede - karacahil çoğunluk sünni kesim onları sapkın ve hatta kafir olarak görürdü.   Daha sonra yurt dışında bana Alevi olduğunu söyleme ihtiyacı duyan bir arkadaşım oldu. Sonraki yıllarda onun sayesinde birçok Alevi hatta Kürt Alevisi ile tanışma ve sohbet etttim, Hatay'dan Arap Alevileri - Nusayriler ile tanıştım.

Aleviliği Hep merak eder dururdum nerede bir Alevi görsem hemen soru yağmuruna tutardım. Son zamanlarda değişik kaynaklardan Aleviler hakkında kitaplar okumaya başladım, youTube dan çok güzel hazırlanmış videolar izledim.  Maalesef her konuda olduğu gibi toplumumuzda bilmeden – okumadan ahkam kesenler Aleviler hakkında çok fazla iftiralar, kara çalmalar üretmiş.  Geçmişte çok kanlı hadiseler var ancak 1990'dan itibaren etraf biraz duruldu gibi.  

Türkiye'de okula başladığınızda size din dersi adı altında sünnilik öğretirler ve Aleviler hala bu zorunlu din derslerinden nasiplerini alırlar.  Okulda İslam'ın beş şartı var denir ancak herhangi bir Alevi ailede böyle şartlar yoktur.  Sünniler Ramazan orucu anlatılır ancak Aleviler için bunun bağlayıcılığı yoktur - çünkü onlar Muharrem orucu tutar.  Biz sünnilere namaz kılmak öğretilir - Aleviler ise kadınlı erkekli Cem yapar.  Sünni Biri ölünce Yasin okunur Ama Aleviler ölüye değil diriye dua etmeyi tercih eder.  Bize firte, daka ve zekat öğretilir ama Aleviler adına hakkullah - Nezir denen yardımı yapmayı tercih ederler.  İlk bakışta ikisi de biribirine yakın - okulda öğretilen şey İslam ise, Alevilerin uyguladığı şey ne - hangisi gerçek ?.  Bir aleviyi bu kimlik karmaşasının içinde anlamak için belki Hepsinden önce onlara karşı anlam kargaşasını ortadan kaldırmak gerek.

Önce: Alevilik - Şiilik nedir aynı şeymi ?.  İkisinde de Ali'yi ön plana çıkarma var ama aynı değiller. Şiilik İranlıların eski zerdüşti öğretileriyle İslam'ı harmanlaması sonucu doğmuştur.  İslam'ın İlk halife döneminde Hz. Osman ve Hz. Ömer'in saltanatından rahatsız olan - Aslında Müslüman olmak istemeyen ama İslam ordularının kılıcı altında Müslüman görünmek zorunda kalan çok fazla zümre vardı.  Mısır'dan - İran Horasan'a kadar İslam'ın endoktrinasyon varlığından rahatsız olan pek çok millet vardı. Böylece hepsi Hz. Ali'nin safında bir araya gelmiş oldu, Hz. Ali'yi desteklemeye ve onu sevmeye başladı.

Mısır'da yaşayan halk zorla İslam'a geçirilince Müslüman görünmek zorunda kaldılar ve aslında İslam ile alakası olmayan şeyleri İslam başlığı altında Yaşatmaya çalıştılar ve örneğin: Dürzilik doğdu.   İrani kabileler - ki buna Kürtler de dahildir Müslüman görünüp Aslında Müslüman olmamak için Şiiliği kurdular.  Türklere geldiğimizde aynı durum yine vardı ve Alevilik doğdu.  Yani nasıl Dürzilik eski Mısır inançları ve ezoterik öğretiler ile İslam'ın sentezi ise, Şiilik - zerdüştlük ile İslam'ın sentezi olduğu gibi, Alevilik ise Türk Şamanizmi ile İslam'ın sentezi - yani Alevilik aslen öz be öz bir Türk inancıdır.

Adına nusayrilik denen Arap Aleviliği ise aslında Türk Aleviliğine pek benzemiyor.  Bakıldığında sanki Nusayrilik - Hristiyanlık Alevilik ve İslam'ın bir sentezidir.  Çünkü onlar bugün bile hala Hristiyanların Paskalya bayramını kutlar ve Baba, Hz. Meryem – Ana ve oğul Hz. İsa - Teslis inancına sahipler.

Türk Aleviliğini anlamak için Osmanlı'nın ilk kuruluş zamanına gidildiğinde, o dönem bütün Türk kırsalı Aslında Alevi, Osmanlı daha sonra büyüdüğünde Halifeliğin politik gücünden faydalanabilmek için Anadolu'yu sünnileştirme ister.  Fakat biz sünni Türkler -  ama neredeyse hepimizin ataları Aslında alevi idi, bu nedenle bugün Aleviliğe atılan her bir iftira Aslında kişinin kendi atalarını reddetmesi demektir. Aleviler ile dalga geçenler aslında kendi öz Türkmen ataları ile dalga geçmiş olurlar.

Alevilere karşı yürütülen nefretin Aslında çok eskiye dayanan arka planda - doğrudur Alevi Türkmenler Anadolu'da Aslında rahat durmuyorlar - sürekli Türk törelerini koruma adıma İsyan çıkarıyorlardı.  15 yüzyıla gelindiğinde Anadolu Türkmenleri İrandaki Türk Safeviler ile birleşip, Osmanlı yönetimini bir tür emperyalizm olarak gördüler.  Bununla da yetinmeyip, kendi Şahlarını Hz. Ali ile özdeşleştirip Osmanlı'ya Yezit demeye başlıyor.

Alınmış Abdestim aldırırlarsa, kılınmış namazım kıldırırlarsa, sizde Şah diyeni öldürürlerse, bende bu yayladan şaha giderim, Hey dost ..... mısralarında denildiği gibi, 15. yüzyıl Türkleri ilk defa Aleviler kendilerini farklı görerek, kırmızı bir şapka giymeye başlıyorlar, bu nedenle adları kızılbaşlar olarak tarihe geçiyor (tıpkı Hristiyan tapınak şövalyelerinin beyaz tünikleri üstüne gidrikleri Kızıl haç gibi).   Alevilik şemsiye bir kavramdır ve onun birer parçası Bektaşilik, Kızılbaşlık, Nusayrilik-Arap aleviliği ve Kürt Aleviliği de Aslında 13 yüzyılda birçok Yesevi babası - Alevi dedesi ve tüm Anadolu dervişleri Babai adında birçok isyana kalkıştığını ve bunun sonucunda öldürüldüler.   Sağ kalan Dervişler gidip Bektaş'a sığındılar ve böylece Bektaşilik Hacı Bektaş'ın Kendi öz görüşlerinden etkilenmiş daha düzenli ve daha kurumsal bir Alevilik olarak karşımıza çıkar.

1990'lı yıllarda Alevilik büyük bir popülarite kazandı.   Akademisyenlerin çoğu birden kendilerini Alevilik araştırmaları içinde buldular Her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Böyle olunca da bir alevinin kendi dinini öğrenmesi zorlaştı ve işin içine kişisel yorumlar, ailede uygulanan bireysel inançlar – yorumlar girdi.   Oysa Aleviliğin Ne olduğunu anlamak için tarihe baktığımızda aslında epeyce zor bir konu olduğu ortaya çıkar.

Aleviliğin Aslında sizin kendi suretinize bakmak - Tıpkı panteizm felsefesinde olduğu gibi hakikat nedir ? sorusuna hakikat sensin, Tanrı nedir ?, Tanrı doğanın kendisidir.  Peki Doğa nedir ?, Doğa da sensin.  Onun için boşa arama - Bundan öte bir hakikat yoktur.

Alevilik hakkında Elbette akademik araştırmalar yapılabilir, batıni bir gerçeği bulmak umuduyla değil ama hiç değilse tarihsel gerçekler inanç doktrinleri anlamında birçok şey öğrenebiliriz ve öğrendikçe karşımıza şu çıkar.   Alevilik: Tıpkı Arap Alevileri – Nusayriler gibi, Balkanlarda adına Bedreddiniler denen Aleviler,  mesela Kürt gurupları ve ağırlıklı olarak Zazalar arasında Alevileri var.  Keza: bunun yanında adına Ehli hak da denen Yaresan Alevileri, Bektaşiler, Shabak ve Kakailer var.  Bütünsel olarak bakıldığında birçok Alevilik türü olduğunu açıkça söyleme ihtiyacı doğar.

Bütün dinleri iki zıt kampa ayırabiliriz:  Dini hukuku olan dinler şeriat (1) ve herhangi bir dini hukuku olmayan dinler (2).  Özetle: şeriata sahip olan dinler için asıl Kurtuluş dini pratikleri uygulamaktır.  Buna göre tanrının size emrettiği kuralları uyguladıkça sevap puanlarınız artacaktır ve kurtuluşa erme ihtimaliniz artacaktır.   Mesela Yahudilik ve sünnilik böyle bir dindir.  Ne kadar sevap yaparsan o kadar iyi.   Gayri şeriat dinleri yani herhangi bir dini hukuku olmayan dinlere göre Kurtuluş amelle - ibadetle olamaz.  Asıl Kurtuluş niyetle ve saflıkla olur,  Mesela Özünde Hristiyanlık tıpkı Alevilik gibi aslında şeriatsız bir dindir. Onlara göre Kurtuluş karizmatik takip etmekle olur.

O yüzden: İmamet – velayet, dedelik - babalık ... vardır. O yüzden papalık - patriklik vardır ve sizi Aşan Bir karizmaya bağlandıkça Aslında kurtuluşa yaklaşıyorsunuz. Çünkü hakikat tek bir insanın taşıyabileceğinden daha büyüktür ve bu nedenle tanrının büyük kullarına daima ihtiyaç olacaktır.  Tanrının büyük kulları Yani şeyh-i ekberlerle bir kurallar silsilesi ile bağlanma sırrrıda budur zaten.   Şeriata sahip olan dinler tek tipleşme için çok Müsaittir, çünkü belli kuralları vardır ancak şeriata sahip olmayan dinler genelde daha çeşitlidir ve daha dağınıktır, çünkü belli kurallar yoktur -  Liderler ile devam eden dinlerdir.  Lider değişince dinin pratiği de değişebilir bu nedenle, Sırf bu yüzden Dinler Tarihi araştırmalarında Ortodoks ve heterodoks adında iki zıt ifade vardır.   Ortodoks dinler Mesela sünnilik - Rabbani Yahudilik ve katoliklik gibi dinler ve Onların gözünde diğer dini azınlıkları yok sayma ve hatta yok etme niyeti taşıyabilir ve bu tarih boyunca hep böyle olmuştur Çünkü farklı varyasyonlar demek ana doktrinin çarpıtılması anlamına gelecektir. İşte bu yüzden ülkemizin tarihinde Aleviler hiç rahat bırakılmamış ve daima yok edilmeye çalışılmıştır - işin arka planındaki olay özetle budur.

Ancak Aleviliği yaşayan insanlar sadece Türkler değil Kürtler ve Zazalar .... da aynı inanca sahipler.   Yine de temel bir gerçeği göz ardı edemeyiz Burada karşımızda tek bir inancı paylaşan üç etnisite - üç farklı dil var demektir.  Fakat İlginç olan şu ki üç etnisitenin üçü de ibadet esnasında Türkçeyi kullanır.  Bunun yanında işin içinde ne kadar Kürt unsurlar var acaba ? diye sormak gerekirse: 13 - 15 yüzyıllar yani Aleviliğin doğduğu zamanlarda Aslında Kürt etkisi yok denecek kadar azdı.  Tarihsel karakterlere baktığımızda da Şeyh Haydar'ın ya da Şah İsmail'in etrafında birleşen kişiler çoğunlukla Türkmendir.  Fakat olayın özünü anlamak için şunu bilmek lazım.  Alevilik yalnızca dinsel bir hareket değildir.  Aslında dini yanından çok politik ekonomik ve kültürel bir anti hareket olarak yorumlanmalı.   Ne oluyorsa Aslında 15 yüzyılda oluyor Türkmen aşiretleri dışlanmaya başlanır ve bir takım Kürt aşiretleri de Nedendir bilinmez ama dışlanmış olan bu Türkmenlerin davasını benimsemeye başlar.  O tarihlerden itibaren artık Anadolu'da siyasi iki zıt kamp ortaya çıkar.  Bir yanda siyasi bir birlik - imparatorluk kurmak istiyen ve Halifeliğin gücünüde kazanmış Osmanlı hanedanlığı ve Diğer yanda Türkmenler.

Şeriat merkezli bir Bürokrasi kurmak isteyen Osmanlı'ya göre artık eski töresel aşiret düzeninden kopmak ve hatta kurtulmak gerekiyordu.   Ancak Türkmenler böyle düşünmüyorlardı. Orta Asya'dan süre gelen Türk - Moğul sentezi töreyi devam ettirmeye kararlılığını zaman içinde önce bir tarikata sonra da İran'ı iki Asır yönetecek olan bir devlete dönüşmesidir.   Aslında o dönemde Anadolu'daki Türkmenler kime yönelecek kimi kendi liderleri olarak görmeye başlayacak?  Osmanlı'yı mı yoksa Safevi şahlarınımı ?.

Aslında Kızılbaşlık hareketi bu anlamda ’’başlarım Osmanlı'nın tek düze katı, had - töre bilmez yönetimine, Ben şaha gideceğim arkadaş’’ deme davasıdır. Ancak tarihe baktığımızda görüyoruz ki Osmanlı galip gelir, hal böyle olunca Türkmenler iyice zıtlaşmaklık davası bitse de bu politik kültürel dinsel ve sosyal yapı bugün hala Anadolu aleviliğinin içinde yani - Türk ve hatta Kürt aleviliğinin içinde yaşamaya devam eder.  Sosyolojide bu duruma historizm yani: sen şu an bir şey düşündüğünü zannediyorsun fakat aslında o bütünüyle senin düşüncen filan değil, sadece senin düşüncen olduğu zannediyorsun.  Gerçekte sen - senden çok önce yaşamış atalarının davasının düşüncelerinin töresinin bir devamısın. öyle ya Bir zamanlar o yürekli kızılbaşlar onca Yolu ve zahmeti çekip şahların gittiklerinde çıplak göğüslerini döverek ve savaş meydanında zırhsız savaşarak Şah yolunda ölmeyi en büyük Şeref sayarak tarihe büyük bir damga vurdular

Osmanlı savaşı kazanınca Her şey silindi gittimi ?, Hayır hiçbir şey öyle hemen silinip gitmez aradan 6 asır geçti bugün hala bile Aleviler ‘Şaha Giderim’ türküleri söyler.  Onun için Alevilik davası bu anlamda sadece Ali sevgisi ya da Ehlibeyt sevgisi anlamındaki dinsel bir dava değildir.  Alevilik davası aslında bir özü - geleneklerini ve Türk töresini koruma davası idi.   Bugün bile hala asıl Türkler alevilerdir, Çünkü dışa zaten kapalı bir toplum ve sürekli kendi aralarında evlilik yaparlar.   Keza Alevilik bunun yanında Politik bir davadır ve aynı zamanda Eskiden Safevi - Osmanlı politikası vardı, şimdi başka benzer Politikalar var. Dolayısıyla Türkiye'de Alevilik hala Politik bir davadır.

Şah Kulu ayaklanmasında önce Şah İsmail kendi devletini ilan ediyor ve derken Anadolu'da isyanlar birden patlak vermeye başlıyor. Şah Kulu Bursa surlarına ulaştığında neredeyse belki İstanbul'a da varacaktır o halde olayı iyi kavramak lazım Alevilik demek bu anlamda Türkmenlerin eski şamanist töreleri ile safevilerin mistisizmin bir birleşimiyle ve bu birleşim aslında tam etnik bir sonuç da doğurmamıştır.  Alevilik için yarı etnik tabirini kullanılsa - bu anlamda belki daha doğru olur.  Çünkü baktığımızda işin merkezinde Tabii ki Türklük ve Türkçe var - ama Kürt, Arap alevisi, yaresan Alevileri, Balkan Alevileride var.  

Dolayısıyla işin dini ve politik yanını denklem dışı bırakırsak o zaman da Aleviliği yanlış anlamış oluruz. Bu konuda belkide en iyi - muazzam bir araştırma ve çok katmanlı nefis bir kitap olan Rıza Yıldırım'dan Aleviliğin doğuşu okunmalı.  

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.