RANDEVUEVİNDEN CAMİYE..
Arapça kökenli bir kelimedir, yılın 5'nci MAYIS ayını ifade eder. Bu kelime aynı zamanda argo jargonumuzda "... ben senin donunu bilirim.." anlamını taşır. İnsanlar birbirlerinin donunu ancak "Özel" durum ve mekanlarda görebilirler. Bunu herkes kendi kültürüne, yaşam biçimine, fantazilerine, espri gücüne göre şekillendirebilir. Söylenceye göre çok eskiden tahıl ürünlerinin doldurulduğu çuvalların üzerinde hangi ayda tüketileceklerini anımsatmak için üzerlerine ay isimleri yazılırmış.
Geçimini ırgatlık yaparak sağlayan gariban bir genç don alacak parası olmadığı için bu çuvallardan kendisine don yaptırıp giymiş. Bir gün yakın arkadaşına üzerinde "Cemaziyelevvel" yazan donuyla yakalanmış. Aradan yıllar geçmiş, gariban çocuk çok varlıklı bir ağa olmuş. Donunu gören gençlik arkadaşıyla kader karşılaştırmış. Bir tanesi çok zengin, diğeri ise aynı garibanlığı sürdürüyor. Zengin olan hava atmaya başlayınca gariban olan dayanamamış "Ulan hergele ben senin cemaziyelevvelini bilirim kerata" diyerek yoksul günlerindeki donunu hatırlatmış.
Taksim Camiiinin Cemaziyelevveli
Müslümanların ne de olsa cami ile ilgili bazı ayrıntıları bilmelerinde yarar vardır, ne de olsa haklarıdır. İstanbul'un göbeği Taksim meydanında 5 yıl önce bugün görkemli bir cami ibadete açıldı. Fakir halın vergileriyle - 3 bakanlıktan daha büyük bütçeli - ülke açlıktan kırılırken, ABD de ahlaksızca Yüzme havuzlu HIYANET İŞLERİ başkanlığı tarafından Şubat 2017'de başlatılan inşaat 4 yıl 3 ay sonra tamamlandı ve 28 Mayıs Cuma 2021'de hazırdı.
Taksim Camii'nin ayağında bir zamanlar Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun en ünlü randevuevi bulunurdu.Görkemli caminin Tarlabaşı tarafına bakan arka sol köşesinde dış cephesi gri boyalı, zemin hariç 4 katlı bir apartman vardı. O apartman Türkiye'nin gelmiş geçmiş en ünlü kadın satıcısı Lüks Nermin'in bir tür rehabilitasyon hizmet merkeziydi. Asıl adı Şaziye Topçu olan, "Nermin" kod adlı mamanın kontrolunda lüks ve pahalı sermayeler bulunurdu.
1950'li yılların ikinci yarısından itibaren Demokrat Parti döneminde ünlenmeye başlayan ve VIP müşterilerine yüksek fiyattan çok farklı yatırım seçenekleri sunan Lüks Nermin'in kızlarından iki tanesi de Türkiye Güzellik Yarışması elemelerine katılmış ve finale kalmışlardı. Nermin'in cici kızları yabancı dil bilen, eğitimli ve her biri fiziken manken, foto model kıvamında, gerçekten de "Lüks" tanımına uygun, şuh ve frapan kızlardı.
Lüks Nermin'i yabana atmayın.
"İktidar-Sermaye-Güç-Zevk-İhtiras-Aşk-Genç kadın bedeni" gibi çeşitli sarmal seksüel ilişkilerin ülkemizdeki ultra sembolüydü. Aynı zamanda bir "İlk"ti, ilkler asla unutulmaz Maykıl.
Yerli film dramasında olduğu gibi fakir çevreden gelip, paraya, özel ilgiye, etkin çevreye sahip olan "Lüks Nermin" iktidardaki pek çok siyasetçiyle yakın plan dost olduğu için sayılır, sevilir ve korkulurdu.
Belli yaştakiler karınları acıktığı zaman ekmeğe "Mama" derken Lüks Nermin ekmeğini mama olmaktan çıkardığı için, dünyası bol renkli pek çok kadın ve erkeğin cazibe merkezi haline gelmişti. Bunda hiç kuşkusuz zamparalığın raconunu devletin dümenine getiren azgın AHLAK YOKSUNU - Başbakan Menderes'in de rolü vardır. Rahmetli amcam evli olmasına rağmen özel hayatını çeşitlendirme ve renlendirme konusunda hayli uzman guru, süper iyi giyinen bir fit, film yıldızlarına taş çıkartacak kalibrede yakışıklı, havalı Amerikan arabasını her yıl değiştiren tanınmış kişilikti. Lüks Nermin ile samimi yakınlığı olduğunu gizlemediği için benim için o yaşta zor olan matematik denklemini fazla zorlanmadan çözmüş ve Nermin adını kafamdaki özel dosyalar rafına yerleştirmiştim.
Ne yapalım çocukluk işte..
Sadece randevu sistemiyle çalışan ünlü evin 1960'lı yılların ortalarında fiks vizite ücreti 60 liraydı. 60 liranın o dönemde ne ifade ettiğini merak edenlere hemen belirteyim..
O yıllarda İstanbul-Ankara otobüs yolculuğu bileti en ünlü firmada 5 liraydı. Yine o tarihlerde Boğaz'ın temiz mekanlarında iki kişinin rakı-balık ziyafeti pek çok adreste 25-30 lirayı geçmezdi.
Semt pazarlarından sebzeler, meyveler doldurulur ve 6 kişilik ailenin bir haftalık gereksinimi 10 lirayı aşmazdı. İstanbul'un merkez semtlerinde 200 lira aylıkla 3+1 kiralık konforlu daireler bulunurdu. Bankalarda kıdemli şef statüsünde çalışanlar aylık 500-600 lira maaş alırdı. 5 Alman Markı (Şimdiki Euro) 1 Türk lirasına eşitti. Paramızın satınalma ve sırt üstü yatırma gücüne dikkat eder misin manda bakışlı Maykıl?
1959 yılında dost ve müslüman kardeş ülke Endonezya'nın yaşlı horoz Cumhurbaşkanı Sukarno resmi ziyaret için heyetiyle beraber Türkiye'ye geldi. O yıllarda konuk devlet temsilcilerinin Ankara temaslarından sonra İstanbul'a geçip Boğaz'ı, tarihi ve turistik mekanları gezmesi normal protokol akışıydı. Sukarno'da öyle yaptı ama kendine özel bir program ekleyerek!.. Halkının yüzde 90'ı müslüman olan Endonezya'da fuhuş ve kadın erkek buluşmaları kesinlikle yasaktı. Resmen öyleydi ama "3 tas has hoşaf" tadıyla her yol Roma'ya da çıkardı!.. (Ne demekse).
Konuk Cumhurbaşkanı Lüks Nermin'in ününü çok duyduğu için merak ederdi ve ahir ömründe dünya gözüyle görmeden göçüp ölmek istemezdi. İstanbul'a gelmişken halini, hatırını sormadan gitmek fantezi dünyasına çok ayıp olur düşüncesinden hareketle, kart zamparaların "Kaçak et kesimi" dedikleri bir "İstanbul kaçamağı" organize etti. Konuk Cumhurbaşkanı son derece mutlu ve mesut, fiziken ve ruhen çok rahatlamış, moral ve pozitif enerji depolu olarak ülkesine döndü.
Aradan bir hafta geçtikten sonra Türkiye ile Endonezya arasında dünya diplomasi tarihinde benzeri hiç görülmemiş bir skandal patlayıverdi. Konuk Cumhurbaşkanı, erkeklere özel ve halk arasında "Belsoğukluğu" olarak bilinen mikrobik FRENGİ hastalığa yakalanmıştı. Dost ülke Endonezya Türkiye'yi suçlayıcı, kaba bir dille protesto çekince bizim Dışişleri Bakanlığı'nın deneyimli diplomatları ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını şaşırdılar. Böylesini hayatlarında ilk defa görüyorlardı!.. Konu Ankara kulislerinde bomba etkisi yarattı.
İki kardeş ülke bir anda yok yere "Şeyinin şeyi.." krizine girmiş, neredeyse "Bir şey uğruna" birbirlerinin boğazına sarılacaktı. Bu olay Lüks Nermin'in şatafatlı prestijini ve iş akışını bozmaya yetti. Ne de olsa itibardan gidiyordu Maykıl. Oysa bir Türk atasözü "İtibardan tasarruf olmaz" diyordu manda bakışlı Maykıl. Lüks Nermin zaten yaşlanıyordu, şöhretine gölge düşüren bu beklenmedik üzücü olaydan sonra piyasa starlığından uzaklaşmaya başladı.
Artık yeni patroniçe, Küçükçekmece'den Avcılar'a çıkarken rampanın solunda 3 katlı mermer köşk yaptıran Çanakkaleli Melahat olmuştu. Bu renkli piyasanın yeni sultanı olarak o ve ekibi uzun yıllar domestik ve dış hatlar uçuşlarını başarıyla sürdürdü!.. Hizmetler sektörümüzün bu 2 güzide kuruluşu arasındaki fark, müşteri odaklı ticaret stratejisinden kaynaklanırdı.
Nermin sayıca az, daha pahalı sunumlar yaparken, Melahat "Halka hizmette sınır yoktur" ilkesinden hareketle vitrininde mal çeşitliliğine ağırlık verir, makul fiyatlarla müsait piyasadan müşteri çekerdi. Benzetme yapmak gerekirse biri "Butik tarzı" diğeri "Konfeksiyon usulü" çalışırdı. Türk'ün zekasına gel de hayranlık duyma Maykıl.
Gelelim kapanış faslına..
Ülkemizde 105 bin civarında cami ve mescit bulunur. Şeyini sallasan camiye çarpacak yani. Yılın belli günleri haricinde bu camilerin tamamı bomboştur, in-cin top oynar. Bize cami değil, okul, fabrika, sağlık kurumu, sanat ve kültür evleri gerekiyor. Taksim'e cami yapacağına dans ve bale okulu açsaydın gerçekten alkış alırdın Maykıl. Nermin'in ünlü randevuevi yıkıldı gitti temelleri caminin sınırları içinde kaldı.
Mimarlar Şefik Birkiye ile Selim Dalaman tarafından çizilen Taksim Camii 5 yıl önce tarihte bugün, 28 Mayıs 2021 Cuma günü Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan'ın da katılımıyla öğlen namazıyla ibadete açıldı. 2 minareli görkemli Taksim Camii'nin perde gerisi (Cemaziyelevvel) hikayesi işte budur. Bilgiden zarar gelmez sevgili müslümanlar, Kıldığınız namazları Allah kabul etsin diyelim de, edeceğiniz dualardan merhume Lüks Nermin adlı hatun kişinin de nasiplenmesini kabul buyursun derim.
Alnınız secdeye vardığında şeytandan çağrışım yapabilecek yumuşak ve ılık şeyleri aklınıza zinhar getirmeyin. Namazınız sakatlanmasın sonra!.. Amin..
Cahit Çataloğlu - 28 Mayıs 2026
