AHMAK !
Diyarbakır’da görev yaptığı dönemde halkla kurduğu ilişki, güvenlik anlayışına kattığı “insanî ölçü” ve kriminal yapılarla mücadeledeki kararlılığıyla anılan Gaffar Okkan, hafızanın en çarpıcı örneklerinden biridir. 24 Ocak 2001’de gerçekleşen suikastla hayatını kaybetmesi, yalnızca bir emniyet müdürünün öldürülmesi değil; aynı zamanda Türkiye’nin “örgüt şiddeti – hukuk – siyaset” üçgeninin sembol başlangıçlarından biri olarak görülür.
Gaffar Okkan’ın adı ‘Vatandaşa peşinen suçlu muamelesi yapmama, Güvenliği halkla düşmanlık kurmadan sağlayabilme’ yaklaşımı ile hatırlandığı, özellikle gerginlik ve kutuplaşmanın yüksek olduğu dönemlerde, güvenlik birimlerinin toplum nezdindeki meşruiyeti için hayatiydi. Gerçekleşen suikasttaki Detayları farklı kaynaklarda değişebilse de, toplum hafızasına kazınan olay, son seçimlerde AKePe ile ittifak yapan HÜDAPAR – Allahın Partisi ! SAPKIN - Hizbullah “Terör örgütü şiddetinin devlete meydan okuması” şeklinde yorumlanır.
Çünkü daha sonra AKePe listelerinden Büyük Millet Meclisine Vekil olarak girebilen Gaffar Okkanı öldüren Hizbullah Terör örgütü katillerinin avukatları “Mezar Evler”, Kayıplar ve Şiddetin Sistematiği 1990’lar ve 2000’lerin başında yaşadığı karanlık döneminde; kayıplar, faili meçhul cinayetler ve domuz bağı işkenceleri ... ile kamuoyunda uzun süre “cinayet ve yeraltı şiddeti” başlığıyla anılmıştır.
Akıl almaz aflarla AĞIRLAŞTIRILMIŞ müebbet hapis suçlusu, cezaevlerinden çıkartılan bazıları - AKePe listelerinden Millet vekili olan HÜDAPAR üyeleri – tescilli Hizbullah Terör Örgütü şiddeti ile bağlantıları asla rastlantısal değil, planlıdır ve Soruşturmalar, Yargı Süreçleri ve “Cezasızlık Hissi’’ suikast ve bağlantılı olayların ardından yürütülen operasyonlar, yakalamalar ve yargılamalar bazı isimlerin yıllarca bulunamadığı HÜDAPAR – Hizbullah Terör Örgütü olayında ‘Adalet gecikince, toplumda cezasızlık hissi’ büyürken Devlete güven zedelendi.
Bu yüzden soruşturma-yargı süreci, bir teknik prosedür değil; toplumun vicdanını ayakta tutan temel sütunlardan biridir. Çünkü: Siyasete Uzanan Hat: İddialar, Algılar ve Riskli Dil zamanla şiddetle anılan yapıların doğrudan silahlı görünüm yerine dernek, vakıf, sosyal ağlar ve siyaset üzerinden görünürlük aradığı iddiasına bağlanır ve Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) üzerinden Hizbullah Terör örgütü için dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’ın yaptığı açıklamalarda “toplumsal hafıza ve siyasi tartışma” açısından asla göz ardı edilemez.
Konu başlığı “Ahmak” bir hakaretin kendisinden çok, toplumun gözünün önünde biriken kronolojiyi görmezden gelmesi üzerinden bakıldığında, şu fikri öne çıkarıyor “Bu kadar olay - tartışma, cinayet hafızası varken; bunları hiç olmamış gibi kabul etmek için ya çok yorulmuş ya da çok kopmuş olmak gerekir” Toplum, hakikati görmekten vazgeçmezse; propaganda, gündem kaydırma veya kutuplaştırma denemeleri kalıcı sonuç üretmez. Hafıza diri kaldıkça, demokratik direnç de diri kalır.
Onmilyonlarca oyla Geleceğin Cumhurbaşkanı seçilmiş, İstanbulda aynı yıl 2 kez ve son seçimi Büyük Şehir Beediye başkanı olarak 3. Kez kazanmış Ekrem İmamoğlu kendisine ‘ahmak’ diye hakaret eden eski içişleri bakanı Süleyman Soylu’ya cevap verirken, muamma şekilde ‘bize hakaret etti !’ diye nem kapan Yüksek seçim kururlunun açtığı “ahmak davası” tartışması gibi Gaffar Okkan Cinayeti Hafızasıyla Yüzleşmeden Normalleşme Olmaz.
Çünkü Bir ülke, cinayetlerle anılan karanlık dönemleri “konuşmadan kapatırsa” o karanlık bir süre sonra başka biçimlerle geri döner. Yüzleşme; intikam değil, toplumsal onarım demektir. Tıpkı Süleyman Soylu ‘Ahmak’ deyişine cevap veren - Onmilyonlarca oyla Geleceğin Cumhurbaşkanı seçilmiş, Ekrem İmamoğlu’na alakasızca dava açabilen Yüksek Seçim kurulu gibi Adalet; yalnız mahkeme kararı değil, toplumun vicdanını ayağa kaldıran güven olmaktan çıkar.
Unutma: Hatırlamak, korkmak değildir. Hatırlamak, aynı hatalara teslim olmamak için ayağa kalkmaktır.
Hz. Yapay Zeka Derleme kaynağı - https://www.youtube.com/watch?v=dZYmsfLre_I
