Aslında Buruk Bir Kutlama, Güçlü Bir Hatırlama
8 Mart. Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Dünyanın birçok yerinde bu gün çiçeklerle, şarkılarla, konuşmalarla kutlanır. Ama artık maalesef her yıl 500 kadının öldürüldüğü ülkenin dünyaya İLK KEZ sunduğu kadın hakları ‘İstanbul sözleşmesini’ geri çeken AKePe Türkiye’sinde–çoğu zaman bu gün biraz buruk geçer. Çünkü bu gün yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda bir hatırlama günüdür.
8 Mart’ın kökeni aslında üretken – doğurgan kutsal kadının mücadelesine dayanır. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında fabrikalarda erkeklerin üçte bir ücretine çalışan kadın işçiler daha insanca çalışma koşulları, eşit ücret ve daha güvenli bir hayat talep ediyordu. Bu talepler kimi zaman çok büyük bedellerle dile getirildi. İşte bu yüzden 8 Mart yalnızca bir bayram değil, aslında alın teri emek mücadelesinin sembolüdür.
Türkiye’de ise bu gün biraz farklı bir duygu taşır. Çünkü bu topraklarda istiklal harbi örneği ile buynunda emzirdiği çocuğu ile sırtında cepheye mermi taşıyan Türk kadınlar, hem çok güçlüdür hem de hâlâ diniDAR çağdışı YOBAZ tümü sömürgen – kuranda olmayan mezhep ayrımcısı - cemaat, tarikat, zaviye – cübbesiz ! fırkalar ... tarafından bakanlıkları ele geçirilmiş, kadını YOK hükmünde sayan - ülkede birçok zorlukla mücadele etmektedir. Çalışan kadınların emeği çoğu zaman görünmez olur. Evde çalışan kadınların emeği sayılmaz. Oysa bir toplumun gerçek gücü, kadınlarının yaşam kalitesinde saklıdır.
Bir anne düşünün. Bir öğretmen düşünün. Bir hemşireyi, bir fabrikada çalışan kadını, bir tarlada çalışan kadını düşünün. Türkiye’nin görünmeyen omurgası aslında bu emekçi kadınlardır. Bugün belki sokaklarda büyük kutlamalar yapılmıyor olabilir. Belki herkes bu günü coşkuyla karşılayamıyor olabilir. Ama yine de 8 Mart bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Bir toplumun geleceği, kadınlarının özgürlükleri kadar geniştir.
Müzik bazen söylenemeyenleri söyler. Bir şarkı, bir ağıt, bir türkü… Hepsi kadınların hayatındaki mücadeleyi, sevgiyi, sabrı ve direnci anlatır. Anadolu’nun türkülerine bakın; hemn çoğunda bir kadın hikâyesi vardır. Bazen bir anne, bazen bir sevda, bazen de bir bekleyiş… ANA vatan dediğimiz bu toprakların kültüründe olduğu gibi onbinlerce yıllık Türk tarihinde kadın her zaman hayatın merkezinde olmuştur.
Bugün bu nedenle belki büyük sözler söylemek yerine küçük ama anlamlı bir şey hatırlamak gerekir: Eşitimiz Kadın emeği sadece bir gün değil, her gün hatırlanmalıdır. 8 Mart’ın bize öğrettiği en önemli şey belki de şudur: Saygı, eşitlik ve adalet yalnızca sloganlarla değil, günlük hayatın içinde yaşatıldığında gerçek olur. Onların hayatımıza kattığı gücü, sevgiyi ve sabrı unutmayalım.
Bu nedenle geleceğe hayat veren Kadınların emeği görünür oldukça, toplum da daha güçlü olacaktır.
Tüm emekçi kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü saygıyla selamlıyoruz.
