MHP ve Özel Harp Dairesi
2. Dünya savaşı Sadece Almanlara karşı bir olay değildi. Dünyayı ele geçirme planı olan ABD – Sovyetler Birliğine karşı uydurduğu Komünizim tehlikesi birçok ülkede olduğu gibi, maalesef Türkiyede de Din İman – Vatan Millet Sakarya nidaları ile Cemaat, Tarikatlar kurarken Komünizimle Mücadele Derneği, Milli Türk Talebe Birliği benzeri devletin içine yerleştirdiği MHP gerçeği ...
1. GİRİŞ VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE
MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) ile Özel Harp Dairesi/Kontrgerilla arasındaki ilişki, Türk siyasi tarihinin en tartışmalı ve en çok yoruma konu olan meselelerinden birini oluşturmaktadır. Bu konu; soğuk savaş döneminin NATO kontrgerilla yapılanmalarına, 1970'lerin siyasi şiddet ortamına ve Susurluk skandalına (1996) uzanan karmaşık bir tarihin ürünü iki farklı 'Özel Harp/Harekat' yapısı arasındaki kavramsal ayrımı ortaya koymaktadır:
Birincisi, Genelkurmay'a bağlı askeri/gizli yapı olan Özel Harp Dairesi (ÖHD);
ikincisi ise 1983 yılında İçişleri Bakanlığı'na bağlı olarak kurulan, terörle mücadeleye yönelik Polis Özel Harekat birimi. MHP ile yürütülen tartışmalarda her iki kurumla da bağlantı iddiaları gündeme gelmiştir.
2. ÖZEL HARP DAİRESİ'NİN KURULUŞU
2.1 Özel Harp Dairesi'nin Tarihsel Arkaplanı: Özel Harp Dairesi, Soğuk Savaş döneminde NATO'nun Sovyetlere karşı geliştirdiği 'geride bırakılmış kuvvetler' (stay-behind) konseptinin Türkiye'deki uzantısıdır. Avrupa'daki benzer yapı İtalya'da 'Gladio' adıyla bilinmektedir. Türkiye'de ilk olarak 1952 yılında 'Hususi ve Yardımcı Muharip Birlikleri' adıyla kurulmuş, 1953'te Seferberlik Tetkik Kurulu (STK), 1970'te ise Özel Harp Dairesi adını almıştır. 1992 yılında Körfez Savaşı'nın ardından Özel Kuvvetler Komutanlığı olarak yeniden yapılandırılmıştır.
Örgütün temel misyonu, olası bir Sovyet işgaline karşı milis direniş ağı kurmak ve gerektiğinde iç düzeni korumaktı. Bu çerçevede, NATO talimnamelerine göre, üye ülkelerde kurulu birimlerin devlet ile sivil örgütlenmeler arasında köprü işlevi görmesi öngörülmüştü.
2.2 Alparslan Türkeş ve ÖHD: İddialı Bağlantı
MHP'nin kurucusu ve genel başkanı Alparslan Türkeş (1917-1997), subay olarak 1948'de ABD'ye 'özel harp' eğitimi için gönderilen 16 subaydan biri olmuştur. Bu gerçek, Türkeş ile Özel Harp Dairesi arasında kurulmaya çalışılan bağlantının temel taşını oluşturmaktadır. Çeşitli kaynaklar, Türkeş'in 1950'lerde Çankırı Gerilla Okulu'nda eğitim verdiğini ileri sürmüştür.
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, kamuoyuna açık bir açıklamasında, kendisine STK/ÖHD'den sorumlu general Sabri Yirmibeşoğlu'nun şu itirafını aktarmıştır: 'Erzurum MHP il başkanı, aynı zamanda Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısındaki gizli elemanlardandır.' Bu açıklama, ÖHD-MHP özdeşliği tartışmasının odak noktalarından biri olmuştur. CIA İstasyon Şefi Rudi Nazar'ın Türkeş ile yakın ilişkisi içinde olduğu ve 27 Mayıs sonrasında Türkeş'in sürgünden kurtarılmasında rol oynadığı iddia edilmiştir. Bu anlatıya göre Türkeş, Orta Asya merkezli anti-komünist faaliyetler için ABD tarafından belirli ölçüde desteklenmiştir.
2.3 Karşı Görüş: İddiaların Eleştirisi: Milliyetçi akademisyenler ve bazı araştırmacılar bu iddialara itiraz etmektedir. Prof. Dr. Ümit Özdağ, ÖHD ile MHP arasında 'organik bir ilişki' olmadığını savunmakta; sol hareketin bu özdeşliği bilinçli bir psikolojik operasyon olarak ürettiğini ileri sürmektedir. Özdağ'a göre en temel kanıt, 12 Eylül 1980'de ülkücü hareketin özellikle Ege ve İstanbul'da ağır kayıplar yaşamış olmasıdır: 'Arkasında ÖHD'nin sistematik desteği olan bir hareket, 1980'de bu denli zayıf düşemezdi.'
3. 1970'LER: SİYASİ ŞİDDET DÖNEMİ
3.1 Genel Siyasal İklim: 1974-1980 dönemi, Türkiye'nin tarihinin en kanlı siyasi kutuplaşma evresini yaşadığı yıllardır. Bu süreçte yaklaşık 5.100 kişi hayatını kaybetmiş; ölenlerin yarısı sol, yarısı ülkücü kimlikli bireylerden oluşmaktadır. Polis örgütü de içten kutuplaşmış; milliyetçi eğilimli polisler ülkücü örgütlere bireysel zemin desteği verirken, sol eğilimli polislerin Marksist gruplara lojistik yardım sağladığı ileri sürülmüştür.
3.2 Komando Kampları ve Paramiliter Eğitim: 1970'lerde MHP bünyesindeki ülkücü gençlerin, Rıfat Baykal ve Dündar Taşer gibi emekli subayların denetiminde 'komando kampları'nda askeri eğitim aldığı çeşitli kaynaklarda belgelenmiştir. Bu kampların ÖHD ile bağlantısı tartışmalı olmakla birlikte, devlet imkanlarından kısmi ölçüde yararlandığı ve bazı güvenlik bürokratlarının bu sürece bireysel düzeyde katkı sağladığı kabul görmektedir.
3.3 Pentagon Belgesi ve Teorik Çerçeve: Pentagon tarafından geliştirilen 'Ayaklanmaları Bastırma Kuramı' adlı kitabın Türkçeye çevrilerek Silahlı Kuvvetler içinde dağıtıldığı bilinmektedir. Bazı analistler, bu doktrinin uygulanmasında MHP ve Ülkü Ocaklarının 'sivil muharip kitlesi' olarak öngörülen rolü üstlendiğini ileri sürmektedir. Kitapta 'ayaklanmaları bastırmak için liderler ve muharip kitleler bulunması, bunların bir siyasi partinin rehberliğinde bir arada tutulması' gerektiğine dair pasajlar mevcuttur.
4. SUSURLUK SKANDALI VE 'DERİN DEVLET'
4.1 Kazanın Önemi: 3 Kasım 1996'da Balıkesir'in Susurluk ilçesinde bir trafik kazası, Türkiye'deki 'derin devlet' olgusunu gün yüzüne çıkardı. Bir kamyona çarpan Mercedes otomobilde; Emniyet'ten kaçak ülkücü Abdullah Çatlı, sevgilisi manken Gonca Us, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak ve Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ birlikte bulunuyordu. Çatlı ve Kocadağ hayatını kaybetti. Mafya, siyaset ve emniyet üçgeninin bir arada görülmesi kamuoyunda büyük sarsıntı yarattı.
4.2 Abdullah Çatlı'nın Profili ve MHP Bağlantısı: 1978'de Ankara'da TİP üyesi yedi genci boğarak öldürmekten aranan, Türkiye'nin en çok aranan faili meçhul suçlularından biriydi. 1970'lerin ülkücü yapılanmasından gelen Çatlı; Susurluk sonrasında cinayetler, uyuşturucu kaçakçılığı ve devlet içi gizli operasyonlarla ilişkilendirildi. Araçta bulunmasının yanı sıra, Çatlı'nın üzerinde yetkililerce imzalanmış sahte diplomatik pasaport çıkması, devletle organik bağının belgesi olarak değerlendirildi
Susurluk sonrasında JİTEM (Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele), Ergenekon ve benzeri yapılanmaların soruşturulmaya başlanması, ülkücü hareket ile güvenlik kurumları arasındaki tarihsel ilişkiye yeniden dikkat çekti. Veli Küçük, Arif Doğan gibi isimler bu süreçte gündeme geldi; ancak soruşturmalar tam anlamıyla sonuçlandırılamadı.
4.3 Polis Özel Harekat ile İlişki İddiaları: 1983 yılında İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Polis Özel Harekat, askeri ÖHD'den tamamen ayrı bir yapıdır. Ancak 1990'larda Kürt meselesinin tırmandığı dönemde, bu birimin bazı elemanlarının faili meçhul cinayetlere ve Güneydoğu'daki yargısız operasyonlara karıştığına dair ciddi iddialar gündeme geldi. 'Devlet jitemi tanımaz' şeklinde özetlenen bu tabloda; ülkücü kökenli figürlerin Özel Harekat birimleri ve JİTEM içindeki gayri resmi ağlarla ilişkilendirildi.
5. DEĞERLENDİRME: BELGELENENLER, İDDİALAR VE SONUÇ
MHP ile Özel Harp/Harekat yapılanmaları arasındaki ilişki, Türkiye siyaset tarihinin en karmaşık meselelerinden birini oluşturmaktadır. Mevcut bulgular değerlendirildiğinde şu tablo ortaya çıkmaktadır: Kurumsal ve sistematik bir MHP-ÖHD özdeşliği iddiası kanıtlanamamıştır. Bununla birlikte, bireysel bağlar, ortak ideolojik referanslar ve kayıt dışı güç ilişkileri aracılığıyla ülkücü figürlerin devlet güvenlik ağlarına sızdığı ya da bu ağlarla işbirliği yaptığı kamuoyuna yansıyan olaylarla sabittir.
Önemli ek kaynak:
https://www.youtube.com/watch?v=tkUUeXKnEeg
