Kök çok önemli
Tayyib Erdoğan'ın dediği gibi 'Babadan oğula geçen alışkanlıklar ....
Sorsan müslümanların başı – adil kutsal halife !, fakat herbiri içki içer ‘Galatada genç rum erkek garsona aşk şiiri yazabilen’ Fatih gibi haremlerinde içoğlanlar besler – hiçbirinin anası Türk ve müslüman olmayan Osmanlı ve onların günümüz hayranlarının ortak sevdaları SARAY yaptırma tutkuları ‘Gemicikler !’ misali devam ediyor...
Daha sonra genişletilen Çankaya Köşkünde: 11 Türkiye Cumhuriyeti devlet başkanları yaşadı. Fakat 1150 odalı Cumhurbaşkanlığı külliyesi denilen Ankarada yaptırdığı Saray dışında Osmanlısever Tayyib Erdoğan’ın ayrıca İstanbul ve Türkiye genelinde çok sayıda Saraycık ! ve köşkleri var. Abdülmecid, Abdülaziz ve 2. Mahmut dönemi gibi - halkın yiyecek ekmeği yokken, borç alarak Sarayı yaptırmak Sevdası, 30 Mayıs 1921'de 500 lira ile alınan Atatürk'ün kaldığı 4 oda 1 oturma salonlu Çankaya’daki bağ evine atla gidiliyordu. Sonra bir tarla yolu açılan - çatısı bazen akan tuvaleti dışarda ev, soba ile ısıtılıp - gaz lambası ile aydınlatılıyordu. Herşeye hükmedebilir Atatürk 1921-1932 arası 11 yıl yaşadığı bu evde bütün misafirlerini kabul ediyor ve ağırlıyor, Çalışma odası - masasının tam karşısında Oğuz - Kayı boyu Türkü Osmanlı hanedanının kurucusu Osman Gazi'nin bir portresi, kütüphanesinde Timur'un 530 yıllık elyazması kur'an-ı Kerim'i vardı.
Tıpkı Günümüz Milletin namusuna küfredebilecek kadar ahlak yoksunu - Yandaş İnşaatcı Mehmet Cengiz gibi, o dönemde borç batağındaki Osmanlıya - Balyan Ailesi Saraylar yapardı. 1834 Kırım Savaşı kapıda ekonomisi çökmüş halde iken Sultan 2. Mahmut biraz yenilik istiyordu. Mevcut: Cami ve okulları yıktırıp – Mevlevihane’yi başka yere taşıttıktan sonra 40 sütun üzerine dikili - Batı mimaresine yakışan havaları janjanlı klasik Görünümlü Çırağan Sarayı yapılıyor. Abdülmecid bu Sarayı beğenmiyor yıktırıyor. 1871'de Yarım kalan inşaatı keza gırtlağına kadar borçta - Abdülaziz tamamlatıyor. Keyifle Sarayın ithal malı büyük camlarından bakarken - karşıda Anadolu Yakasında niye bir sarayım yok diyerek, Beylerbeyi Sarayını yaptırıyor.
Tıpkı bugün olduğu gibi hazinede para yok, halk aç – perişan, Ülke batmış durumda fakat 2. Abdülhamid döneminde Çırağan sarayı yüksek faizli borçla 1863 – 1871 arası daha güzel bir hale getiriliyor. Ziyaretinde Almanya İmparatoru Kayser 2. Wilhelm ‘Bu kapı ne kadar güzel !’ dediğinde, 2. Abdülhamid anında ‘Bin Altına yaptırdığı kapı için - senin köpeğin olsun’ diyor ve hediye ediyor. Döneminde Dünyanın 2. En büyük Avrupa bankalarında parası olan Borsa – hisse senedi faizinde güçlü 2. Abdülhamid, borç para ile yapılı Çırağan Sarayı için ‘Mevlevihane yıkıntılar üstüne yapıldı uğursuzdur’ dedikoduları üzerine ‘burada kalamam’ diye terk edip, önce Bizans daha sonra 1500 – 1550 arası Osmanlı donanmasının bağlandığı fakat zamanla dolup balçıkla sığlaşan bataklık haline gelen koy doldurup, verimli bir Bahçe – DOLMABAHÇE haline dönüştürülüyor.
Bir süre sonra buraya küçük Köşkler - binalar yapılıp genişletilen yer için 2. Mahmut aslında Askeri Kışla olan Topkapı yerine Beylerbeyi Çırağan saraylarını tercih ederken, Kırım Savaşı öncesi İflas etmiş Osmanlı hazinesi ilk kez - 39 yaşında ölen, fakat 43 çocuğu yüzlerce ‘sex kölesi – cariyesi’ olan Abdülmecid, Galata bankerlerine el açıp. para dileniyor ve borçlanmak zorunda kalıyor. Maalesef bugünü aratmaz şakilde Alınan borçla orduyu - donanmayı yenileme yerine yeni Saraylar yapılıyor. Düzenlenirken ‘kafi değil yetmez’ denerek Etraftaki yerler alınıyor. Davet edilen dönemin inşaatçısı Balyan Ailesi çağırılıyor ve Dolmabahçe üzerine ‘buraya bir saray yapmanız lazım !’ deniyor. Nerdeyse günümüz 5 tepe benzeri - Denize 600 m cepheli 3 katlı 286 odası 44 salonlu sarayın inşaatı 12 yıl sürüyor.
Halk perişan - memur maaşları bile ödenemezken - Herşeyi ithal dışardan gelen sarayda 55 sütunlu büyük kabul salonunda iki tane 750 ampulden oluşan 4,5 tonluk avizelerle, bugün olduğu gibi İSRAF rekoru kırılıyor. Yetmezmişcesine: Abdülmecid kızlarından Münireyi ve Cemile ‘kendinde Dolmabahçe Sarayı'nı yaptırdın ama bize de birer tane Saraycık ! yapar mısın ? istekleri üzerine bugün Mimar Sinan Üniversitesi olan Fındıklı'ya 2 ve olanları duyan Bana yok mu ? diyen kız kardeşi Adile Sultan için devasa saraylar yaptırılıyor.
Fakat herşeyden nem kapan – Ödlek lakaplı 2. Abdülhamit ‘suikaste uğrayabilirim !’ korkusu ile bir ülkenin kaderinin harcandığı Dolmabahçe yerine var Yıldız Sarayına taşınıyor. Keza 6. Mehmet - Vahdettin aynı korkuyla Yıldız Sarayı'nda oturmaya devam ediyor ve ‘Hayatımdan endişe ediyorum, lütfen beni münasip gördüğünüz bir yere götürün’ diye, yalvardığı İngiliz işgal kuvvetleri komutanına sorsan Halife, Kutsal emanetler gibi hareminide bırakıp, yurt dışına kaçışını yaptığı Dolmabahçe sarayı, dönemin Osmanlı bütçesi geliri yılda 25 milyon lira, fakat bunun sadece 8 milyonu FAİZ ve 13 milyon lirası Duyunu Umumi - Dış borçlar için Yabancı devletlerin vergi dairelerinde – limandaki memurları tarafından el konuluyor, geri kalan 4 milyon lira 3 kıtadaki yönetim için kafi gelmiyordu. Tıpkı bugün olduğu gibi örneğin: 1854 ilk borçtan itibaren 1875'e kadar 21 yıl boyunca 5.3 MİLYON Frank borç için her yıl % 40 faizi peşin öderken elimize sadece 3 milyon Frank geçiyordu.
Egemen olduğu topraklardan topladığı - halktan aldığı vergiler, faiz ve dış borca giderken kalan % 20 ile memur aylıkları bazen 5 yıl gecikmeli ödenen şeref ve haysiyet yoksunu olarak tarihe geçen Osmanlı hanedanı sonuncusu - Namusunu İngilizlere bırakıp kaçan son halife Vahdettinden saraylar yaptırma uğruna devir alınan borç, varlığımızın sebebi Ulu önder Atatürk ve kurduğu Kutsal Cumhuriyet tarafından nihayet 1954'te bitirildi. Kafasında püsküllü fesi ile ‘Keşke yunan galip gelseydi !’ diyebilecek kadar ahlaksızlaşabilen - Ataları belirsiz MECZUP Mısırlıoğlu türü - hiçbirinin anası Türk ve müslüman olmayan Oğuz – Kayı boyu Türk olduğunu inkar eden Osmanlıseverlere inat: Ne mutlu TÜRKÜM diyebilene..
Derleme Kaynağı - https://www.youtube.com/watch?v=onBd0q3r5qA&t=945s
