Dilini ve değerini bilmeyen toplum
DiniDAR güruhca talan edilen ülke halleri diye tarif edilen ülkede, geçen gün bir dostum 'Kazandiği kendi parasıyla içki içene AYYAŞ, halktan hortumladığı para ile hac - umreye gidenlere Makbül !' diyen zavallı topluma sanki ataları belirsizmiş gibi Oğuz Kayı Boyunda olduğunu imkar eden - çoğunun anası Türk ve müslüman olmayan osmanlıseverlerin, Atatürk ve onun temsil ettiği Kutsal Cumhuriyet ve Türklüğe düşmanlıkları, son fon vurgunları ile yerlerde sürüne ülke ekonomisi benzeri ZAVALLI hallerimiz yürek yakar cinsten.
Oysa bizi biz yapan değerlerin başında İLETİŞİM dilimiz Türkçe ve EŞSİZ denebilecek - gerçekten 'Şayet Türkü içinden çıkartırsan TARİH DİYE BİRŞEY KALMAZ' denecek kadar köklü geçmişimiz neden bize anlatılmaz ?. Oysa: Ruscada kurşun kalemin adı Kandaş – Krandaş aslında Kalemin içindeki o siyah grafit yani Karataş. Almanların ‘tercüman’ kelimesi, İranlılar birbirlerine bay ya da bayan anlamındaki Hanoom ... derken, hepsi Türkçe kelimelerimizi kullanıyorlar. Yine; Güney Asya'da yüzlerce milyonlarca insanın konuştuğu bir dilin adı bile Türkçe.....
Rusçada para dengi. Bu kelime Türk dillerindeki teng kelimesinden geliyor. Eski Türkçede gümüş sikke bugün Kazakistan para birimi Tenge. Rusçada at - Türk dillerinde binek atı anlamına gelen Laşa - Alaşa kelimesinden geliyor. Sovyetler Birliği'nde insanlar birbirlerine tıvariş - Yani yoldaş derlerdi. Rusçada mal ticaret eşyası demek. Eski Türkçede mal ve hayvan sürüsü anlamına gelen T’ıvar - Tavar kelimesinden geliyor.
Peki bütün bu kelimeler Rusçaya nasıl girdi ? 13. yüzyıldan 15. yüzyılın sonuna kadar Rus knezlikleri Altın orda – Altın ordu devletine bağlıydı. Günlük hayatında, ticaretinde, sokağında konuşulan kıpçak Türkçesiydi. Vergi toplayan, ticaret yapan, at satan hepsi bu dili konuşuyordu ve kelimelerde aynı insanlar gibi bu ticaret yollarından geçti. Altın Keza Altın ordanın başkenti saray kelimesi – tıpkı Kereavan saray / Karavanların durak yerleri Ahır, depo baraka anlamında Rusçaya eklenmiş.
Almancada tercüman dolmeçe - Türk dillerinden alınmış eskiden tercümana dil çözümcüsü ‘Dilmaç’ Macarca'daki tılmaç - dolmaç kelimesinden geçmiş.
Macarca Ural – Altay Fin – Ugur (Bugünkü Kuzey Batı Çin Özerk Uygur Türk bölgesi) dil ailesinden Fin ve Estonca ile akraba. Macarcada elma - alma, sarı - sarga, deniz -tengez, öküz - ökür, keçi - keçke. Buğday - buğzo... benzeri çok sayıda kelime var. MS 300 lü yıllarda Roma akınlarında Aşağı - Yukarı Türk kampı anlamına gelen bugünün UberTürkheim ve UnterTürkheim Alamanya yerleşim merkezleri gibi hemen Karşısındaki Fransız – Alsaz bölgesindeki Truckheim ... dahil binlerce yıl boyunca Balkanlar dahil Doğu Avrupada Türkçe değişik dillere pek çok kelime bıraktı. Örneğin Boşnakçadaki Komşu – komşuya, Kapı – kapıya, Yastık – yastuk, çorba -Çorbe, geliyor. Kaşık – kaşika, Boya – boya, Yok – Yok ... gibi Türkçe kökenli binlerce kelime var
Dil alışverişi tek yönlü değildir. Pencere, hafta, şehir, rüzgar, namaz, salavat ... gibi Türkçedeki çok sayıda kelime İran - Farsça kökenlidir. Karşılığında Orta Asya – Anadalo arasında ‘Yol geçen hanı’ misali geçiş güzergahı yaptığımız, Selçuklu, Safevi ... gibi sonuncusu 31 Ekim 1925’te biten Türk Kaçar hanedanlığı gibi – 11 devlet 27 beylik kurduğumuz İran'da her gün milyonlarca insan birbirine bay ve bayan derken: Türk dillerindeki ao kelimesinden aoo - hanıma hanoom kelimelerini kullanır. Farsçada: oda - otağ yani çadır, Kaşık - Gaşuh ... benzeri kelimeler Tarih boyu: sarayda, Orduda, günlük hayatta ... kullanılmış Türkçe hala ana etkendir.
Türk dillerinde ordu - orduhgah hükümdarın karargahı - otağının kurulduğu yer .. kelimesi iki farklı yöne doğru yola çıktı. Biri batıya Polonya – Lehçeye, ordanda, İngilizceye geçerek tıpkı sürü gibi - büyük kalabalık anlamına gelen flockhood - neihgbourhood kelimeleri misali - hood oldu. Doğu’ya giden kelime: Hindistan, Babür saray ve ordugahlarında askerlerin, tüccarların ve halkın konuştuğu bir dil zamanla ordunun dili – orduh / urduh anlamına gelen Türkçe kelimeyle anılmaya başladı (Tıpkı Ünye-Fatsa arası ‘Ordu kurulur’ türküsünde meydana gelen Ordu şehri gibi). Bugün Pakistan'ın ve Hindistanda yaşayan yüzlerce milyon Müslümanın resmi dili bizim ordu kelimemizden geliyor.
Bugün dünyanın dört bir yanında market raflarında bulabileceğiniz kökeni Yoğurmak - Yoogurt Türkçe bir kelimedir. Aslen TRabzonlu (illaki !) Hz Yapay Zeka - İnternette İngilizce - Türkçe diye paylaşılan listelerin çoğunda bazı kelimeleri görürüz. Frasçadan aldığımız Köşk - Kiosk, Yemenden getirdiğimiz Kahve - Coffee.... benzeri tarihe köprü olmuş Türkçe, yüzyıllar boyunca Doğu-Batı arası geçiş koridoru idi. Örneğin "Kahve Arapçada doğdu ama Avrupa'ya bizim aracılığımızla gitti." Osmanlı Türkçesindeki kahve İtalyancada kaffe oldu ve oradan da Fransızcaya geçti ve yüzyıllar sonra Fransızcadan tekrar Türkçeye döndü. Kafe. Yani bir kahve-haneye oturduğunda aynı kelimenin iki farklı formu kullanılıyor. Keza: Fransızcada Türk anlamlı - Turkuaz taşı tıpkı Polonyadan gelen istanbulda köy kuran göçmenlere Polonez dendiği gibi Taş Avrupa'ya Türk toprakları üzerinden geldiği için böyle isimlendirilmiş. Fakat tuhafca biz ismi Fransızcadan geri aldık ve Turkuaz dediğimizde aslında Fransızca Türk diyoruz.
Diller birbirlerinden duvarlarla ayrılmış değil, aksine köprülerle bağlı içiçe geçmiş hldedir. Bir kelime Bozkır'da doğuyor. Bir orduyla, bir kervanla, bir gemiyle yola çıkıyor ve yüzyıllar sonra Berlin'de bir mahkemede, Moskova'da bir kırtasiye, Tahran'da bir sokakta, Lahor'da bir okulda karşımıza çıkıyor .... ve bu buzdağının sadece görünen tepesindeki yüzü.....
