
TANGO, DENİZ, DONDURMA VE BÜYÜYEN FOTOĞRAFLAR
Geçen hafta sonu birkaç günlük Erdek Tango Etkinliği için küçük valizlerimizi hazırlayıp İstanbul Yenikapı – Bandırma Deniz Otobüsü ile 3 saatlik yola çıktık....
Eylül gelmiş, sezon sonuna yaklaşılmış; Erdek’in kalabalığı çekilmiş, ortalık sakinleşmişti.
Gerçi dört bir taraftan gelen ve gece yarısına kadar süren tekno müzik uğultusunu saymazsak, “huzur” kelimesini rahatlıkla kullanabilirdik!
Ama biz tango için gelmiştik; 23 yıldır alıştığımız Ankara gürültülerinden sonra üç-beş desibel bizi yolumuzdan çevirecek değildi. Programımız son derece rahat kıyafetlerle: Kahvaltı, Tango dersi, deniz, şehir merkezine sahilden yürüyüş - yemek, sohbet, kıyafet değişme, tekrar tango, deniz, Akşam yemeği, Milonga … (İnsan böyle yoğun tempoya ancak dört gün dayanabilir !).
Ders aralarında kendimizi Erdek’in serin sularına bırakıyor, sonra hiçbir şey olmamış gibi yeniden dans pistine dönüyorduk. Bir ara tango plaja kadar indi; kumun üzerinde dans dersi yapınca Erdek sahilleri kısa süreliğine doğrudan Buenos Aires’e bağlanmış gibiydik.
Osmanlının çöküşü ‘boğazlar konusu !’ için öğle saatlerinde şehir merkezine doğru yürüyüş başlıyordu. Bu defa mekan için rehberimiz ChatGPT idi; önerdiği yerel esnaf lokantalarını tek tek denemeye karar verdik. Masaya oturuyor, değişik yemeklerimizi söylüyor ‘beğenmezsek para ödemeyiz !’ diye pazarlık yapıp, sonra çevredeki masaları incelemeye başlıyorduk.
Hatta işi biraz ileri götürüp yan masadakileri “Bu gece tango etkinliğine gelmezseniz bizim masanın hesabını da siz ödersiniz !” uyardık. Erdek halkı tangoya henüz alışamadı ama en azından hesabımızın kendilerine kalabileceğini öğrenmiş oldular !.
Gezinin unutulmaz duraklarından biri de son gün – son zamanlarda yediğim en güzel ‘Fırınlanmış sulu köfte’ sonrası, çınarların altındaki Maraşlıoğlu Dondurmacısı’ydı.
İki kişi birer: çay, su ve nefis bir top Maraş usulü dövme dondurma yedik. Hesabı sorduk: “50 lira” denince “Olur mu ? Çaylar, sular içtik!” diye itiraz ettim. İşini zevkle yapan Genç Maraşlı dövme dondurma ustasının cevabı “Patronun emri… Çay ve sular ikramdır” diye cevapladı. Herşeyin maddiyat olduğu bugünlerde hesabın eksik gelmesine şaşırdığımız ender anlardan biriydi. Demek ki Erdek’te hâlâ sadece dondurma değil, eski usul esnaflık da dövülerek kıvamında tutuluyordu.
Erdek’te Bir başka icadımız ise “Büyüyen Fotoğraf” oldu “Bir fotoğrafımızı çeker misiniz?” diye başlayan masum rica, kısa sürede toplumsal bir harekete dönüştü. Fotoğrafı çeken kişi bir sonraki karede gruba katılıyor, bu kez başka biri makineyi alıyordu. O da fotoğrafı çektikten sonra kadroya girince grup tekrar büyüyordu. Sonunda kimin tango grubundan, kimin yoldan geçen vatandaş olduğunu biz de ayırt edemez hale geldik. Vakit kalmadı yoksa Biraz daha devam etsek belki bütün Erdek tek kareye girecekti !
Üç gün boyunca tango yaptık, denize girdik, yürüdük, yemekler - dondurma yedik, bol bol gülmekten – yüzlerimizde yaşlılık kırışıklıkları oluştu !. Bazıları Fransa’dan Yeni insanlarla tanıştık; eski dostlarla aynı masaya, aynı piste ve aynı fotoğraf karesine yeniden girdik ve anladık ki güzel bir tango etkinliği yalnızca iyi dans etmekten ibaret değilmiş.
Biraz deniz, biraz yol, biraz esnaf lokantası, bir top dondurma, bol kahkaha ve iyi arkadaşlık gerekiyormuş.
Erdek bize sadece birkaç günde bunların hepsini verdi.
Gelemeyen tango dostlarına ise söyleyecek fazla bir şeyimiz yok… Fotoğraflara fazla dikkatli bakmasınlar. Çünkü bazı tatiller anlatıldıkça değil, kaçırıldığı anlaşıldıkça insanı daha çok kıskandırıyor!
Bir sonraki etkinlikte görüşmek üzere Tangoseverler...
Not: Gelecek sefere “Büyüyen Fotoğraf” için daha geniş açılı bir objektif getireceğiz !
