Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Kemal ULUSOY
Köşe Yazarı
Kemal ULUSOY
 

Türk halkı

      Kazanan: CHP'yi parçalayaıp, kendini bir daha seçtirecek yöntemi bulan DİPLOMASIZ Tayyib Erdoğan - kaybeden ise Türk milleti.  Balık hafızalı olduğumuz için, 10 sene önceki videosunda Haydar Baş ‘AKePe, MHP ve DEM yan yana gelecek ve CHP de mahcubiyet içinde bunlara destek verecek, Erdoğan’ıda ilelebet seçecekler’ demişti ama çoğumuz bu gerçeği görememiştik.. Son günlerde bazı şaklabanlar ‘sen barışa karşı mısın ?’ diye herkese çocuk kandırır gibi AHLAKSIZ sorular soruyorlar.  İllaki herkes barış ister fakat Barışın temel şartı hukuktur. Ancak Hukuk sayesinde barış olur - Silahla - zorla, eli kanlı Terör örgütü ile ASLA barış olmaz. Herkesin hukuk içinde kalmak kaydıyla anayasa ve yasaları evrensel hukuk kurallarına uymak kaydıyla yaşadığı takdirde zaten o ülkede barış olur. Şu anda Türkiye'de asla Kürt diye bir sorun yok - hukuksuzluk sorunu vardır.  Çünkü devlet uzun zamandır vatandaşlarına anayasa ve yasalardaki eşitlik ilkesi içinde kanun önünde herkese şefkatle davranmak yerine, kişiye göre kanun yaparak, bölgeye göre davranarak insanları mağdur etti. Atatürk'ün 411. sayfa nutukta Vahdetti'ni anlatırken ‘Efendiler bu fırsatta saygıdeğer ulusuma şunu tavsiye ederim ki bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki vicdandaki asıl özü çok iyi analiz etmek dikkatinde bir an geri kalmasınlar - bir defa yetiştireceğin ve seni yönetecek insanları çok dikkatli seçin. Bunlar hem eee vicdanen hem ahlaken çok iyi insanlar olmak zorundadır’ diyor.  Nutku okumak için 15 Ekim 1927'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geliyor. sabah saat 10'da kürsüye çıkan Atatürk sözlerine memleketin halini anlatarak başlıyor 'Samsun'a çıktım ... diye başladıktan sonra 3. sayfada ‘şu anda içinde bulunduğumuz duruma gelene kadar bize karşı ihanet eden içimizden çıkan ve onlar yüzünden bu Kurtuluş Savaşı'nı yapmak zorunda kaldığımız birçok unsur var. Mesela İstanbul'da Ermeni Patriği Zavan Efendi sonuna kadar desteklediği  Rum Patrikanesi Mavri Vira heyetini kurmuştur. Trabzon ve havalisinde Ademi Merkeziyet Cemiyeti kurulmuştur özellikle Of ve Lazistan yani şimdiki adıyla Rize bölgesinde sancağında şubeler açmıştır. Trakya Paşa Cemiyeti İngiliz ya da Fransız himayesinde bir Trakya Cumhuriyeti kurmak isterler. Vahdettin Damat Ferit Ali Kemal Sait Molla'dan oluşan İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulmuştur. İstanbul'dan idare edilen Kürt Cemiyeti. Kürt Cemiyeti amaçları.: Diyarbakır, Bitlis, Elazığ ve civarında yabancıların koruması altında Kürt devleti kurmaktır. Konya civarında Teali İslam Cemiyeti faaliyet göstermiştir. Amerikan mandası isteyenler vardır.  Efendiler bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulusal egemenliğe dayalı kayıtsız şartsız bağımsız bir Türk devleti kurmaktır’ diyordu. 21 Ağustos 2009 -Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan bir makalede ‘Erzurum Kongresi bittikten sonra Atatürk 12 tane Kürt aşireti başlarına mektuplar yazıyor. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı anlatıyor. Destek istiyor. Ancak en ufak ima yoluyla bile bir eee taviz verme söz konusu değildi.  Sonra o tarihlerde ne tartışıldı? dediler ki olur mu canım Atatürk bize talepte bulunurken aynı zamanda Kürt devleti filan da vaad edilmişti !.  1921 teşkilatı esasiyde anayasasında 21 ve 22 maddelerde özerk yönetim demişti. Oysa: 21 ve 22 maddeleri o tarihteki bütün vilayetler için ki bugünkü mülki idare yapısıyla çok benzemez farklıdır. Hepsi için yerinden yönetim dediğimiz yani bugünkü belediyecilik sistemini önermişti. Çünkü o tarihte vali, belediye hatta komutan aynı kişide ‘Paşa’ sıfatta birleşiyordu. Atatürk 16-17 Ocak 1923 - İzmit'teki hayatının ilk ve son basın toplantısında İstanbul artık merkez hükümet değildir. Ankara'dan milli mücadele yürütülecek ve Kurtuluş Savaşı tamamlanacak, cumhuriyet kurulacak, memleket imarı açılacak, Hilafet ve saltanatın kaldırılmasını anlatırken ‘Kürt meselesiyile ilgili Türklerle birlikte diğerleri gibi milletin asli unsurlarından olduğunu ama ayrı bir sınır çizmenin Türkiye'yi zayıflatacağını, Dış politika konusunda da Sivas Kongresi'ne atıf yapar. Tam bağımsızlık yani ya istiklal ya ölüm’ der. Şimdi bütün bunları çarpıtarak insanlar kalkıp ‘PKK hareketi, Güneydoğu'da Kürtler eziliyordu ...’ diyor.  Lakin bunlar asla doğru değildir. Bugün her seçim öncesi S’açılım diye aldanan Kürtlerin Bazıları Osmanlı döneminde  vede Cumhuriyetin ilk yıllarında de maalesef Başta ingilizler – sürekli dış güçlerin köpeği olmuştur:  Örneğin Osmanlı döneminde: Babanzade Abdullah, Bedirhan Bey, Şeyh Ubeydullah isyanları var. Cumhuriyet dönemine gelince ne zaman ki Lozan ve Kuvay-i Milliye Kurtuluş Savaşı'nda başarı kazanıyor, ilki 1921 Koçgir - Sivas'ta özerklik talebiyle Şeyh Sait isyanı, 1925 Diyarbakır Muş Genç Bingöl hatlarında dini ve milliyetçi sahiplerle başlayan cumhuriyetin ilk büyük rejim karşıtı ayaklanma. Bunun üzerine Tahriri Sükun Kanunu çıkartılmıştır. Ağrı isyanı 1926 ve en son dersim 1937.  Peki şimdi 52.000 hayattan sorumlu – eli kanlı bebek katili PKK'nın arkasında kim var ?.  Uçaklarla - Tırlar dolusu silah gönderen ABD ve açık kaynaklarda - çoğu Türk ordusunda bile olmayan 130.000'e yakın olduğu söylenen en modern silahlarla eğit, donat adı altında – biz Türk milletine karşı verilen onca malzemeleri, yardımı – desteği şimde bize unutmamız söyleniyor. Ve varlığımız sebebi Aziz Atatürk 26 Ekim 1927'de bütün nutku tamamlar ve Türkiye Cumhuriyeti'ni gençliğe ithaf eder - bırakır ‘Ey Türk gençliği’ diye başlayan ve nutkun özeti olan son sayfasında: Türkiye Cumhuriyeti'ne - Türk milletine kastedenler ve yabancı güçlerin, yüzyıllar boyunca içerideki uzantılarıdır’ der.  Şimdi kalkıp birileri Türkiye'ye barış gelecek diyor !.   Tabiiki aksini söylemek için Deli - hain olmak lazım.  Fakat barışın temel şartı herkese eşit hukuktur.  Sadece bebek katili Öcalan için değil – Silivdeki seçilmişlerde çıkmalı.  Hepimiz vergi ödüyoruz. Biz 100 lira vergi öderken aynı konuda kendini Kürt olarak tarif edenden 300 lira mı alınıyor ?.  Biz araba alabiliyoruzda, Kürtler alamıyor, Okulamı gidemiyor ?.  Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş'a yönetici mi olamıyor ? veya İnönü – özal gibi ‘Kürtüm’ diyenler Cumhurbaşkanı mı olmadı ? Ahmakça demokratikleşeceğiz diyenlere söylenecek tek laf ‘Demokratikleşmenin temelinde hukuk yatar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti özellikle son 25 yıldır hukuk devleti olmaktan çıktığı için artık demokratik bir devlet değildir’. Şayet bunları görmeden Alevilerden sonra ikinci büyük azınlık – kendi araların 11 ayrı dil konuşan Kürtlere şu hakları verelim’ dersek, diğer herbiri önemli azınlıklar gibi biz Türklerin de haklarını yenmiş olur.  Her önemli seçim öncesi Temcit plavı gibi ısrarla tekrarlanan ‘demokratikleşme ! komedisi’ tıpkı: Sevri anlaşmasının noktası – virgülü ile AYNI.  Tamamı 433 madde olan uzun HAYSİYETSİZ - Sevr kölelik anlaşmasının 62. maddesinde ‘Özerklik komisyonu Fırat'ın doğusunda Ermenistan, güneyinde ve Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgeler için yerel bir özerklik yönetimi tasarlanacak !.  Üç üyeli - İngiltere, Fransa, İtalya komisyonu İstanbul'da toplanarak planını 6 ay içinde hazırlayacaklar’ diyordu. Hangi çılgın bana zincir vuracakmiş şaşarım gibi, Türk milletinin kaderini Kurtuluş savaşında karakol köpekleri Yunanlılarla birlikte rezi ettiğimiz İngiliz, Fransız, İtalyanlarmı belirleyecek ?.  63. Madde HAYSİYETSİZ Osmanlı hükümeti taahhüdü ise oluşturulacak komisyonların alacağı kararları kendisine bildirdikten sonraki 3 ay içinde uygulamayı şimdiden kabul ve taahüt eder’ şeklinde idi. Bu Himaye ve mandadan da daha ONURSUZ beter durum sonrası ‘Bağımsızlık ayrılma hakkı 64. Maddede: Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra söz konusu bölgedeki Kürtlerin çoğunluğu Türkiye'den ayrılarak bağımsız olmak isteklerini kanıtlayıp cemiyet milletler cemiyeti o tarihteki cemiyeti akvama - Milletler Cemiyetine başvurursa ve bu hakkı bağımsızlığa layık görür ve verilmesi tavsiye edilirse, Türkiye'ye bunu kabul edeceğini ve bu bölge üzerin tüm haklarından vazgeçeceğini şimdiden taahüt eder’ Der.  O tarihte Osmanlı adına bu HAYSİYETSİZ – ŞEREF YOKSUNU anlaşmaya imza atan üç kişide ‘Vatan haini’ ilan edilmişti.   Bugünde şahsi çıkarları için aynı ihanetin peşinden gidenler vatan haindir.. Nasıl Fransadan gelene Fransız, Ödünç İngiliz dilli ABD den gelene Amerikalı, Alman Dilli Avusturyadan gelene Avusturyalı dendiği gibi, Türkiyede yaşayanlara TÜRK HALKI denir....   Ne mutlu Türk halkı olabilene – Türküm diyebilene ...  

Türk halkı

 

 

 

Kazanan: CHP'yi parçalayaıp, kendini bir daha seçtirecek yöntemi bulan DİPLOMASIZ Tayyib Erdoğan - kaybeden ise Türk milleti.  Balık hafızalı olduğumuz için, 10 sene önceki videosunda Haydar Baş ‘AKePe, MHP ve DEM yan yana gelecek ve CHP de mahcubiyet içinde bunlara destek verecek, Erdoğan’ıda ilelebet seçecekler’ demişti ama çoğumuz bu gerçeği görememiştik..

Son günlerde bazı şaklabanlar ‘sen barışa karşı mısın ?’ diye herkese çocuk kandırır gibi AHLAKSIZ sorular soruyorlar.  İllaki herkes barış ister fakat Barışın temel şartı hukuktur. Ancak Hukuk sayesinde barış olur - Silahla - zorla, eli kanlı Terör örgütü ile ASLA barış olmaz. Herkesin hukuk içinde kalmak kaydıyla anayasa ve yasaları evrensel hukuk kurallarına uymak kaydıyla yaşadığı takdirde zaten o ülkede barış olur. Şu anda Türkiye'de asla Kürt diye bir sorun yok - hukuksuzluk sorunu vardır.  Çünkü devlet uzun zamandır vatandaşlarına anayasa ve yasalardaki eşitlik ilkesi içinde kanun önünde herkese şefkatle davranmak yerine, kişiye göre kanun yaparak, bölgeye göre davranarak insanları mağdur etti.

Atatürk'ün 411. sayfa nutukta Vahdetti'ni anlatırken ‘Efendiler bu fırsatta saygıdeğer ulusuma şunu tavsiye ederim ki bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki vicdandaki asıl özü çok iyi analiz etmek dikkatinde bir an geri kalmasınlar - bir defa yetiştireceğin ve seni yönetecek insanları çok dikkatli seçin. Bunlar hem eee vicdanen hem ahlaken çok iyi insanlar olmak zorundadır’ diyor.  Nutku okumak için 15 Ekim 1927'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geliyor.

sabah saat 10'da kürsüye çıkan Atatürk sözlerine memleketin halini anlatarak başlıyor 'Samsun'a çıktım ... diye başladıktan sonra 3. sayfada ‘şu anda içinde bulunduğumuz duruma gelene kadar bize karşı ihanet eden içimizden çıkan ve onlar yüzünden bu Kurtuluş Savaşı'nı yapmak zorunda kaldığımız birçok unsur var. Mesela İstanbul'da Ermeni Patriği Zavan Efendi sonuna kadar desteklediği  Rum Patrikanesi Mavri Vira heyetini kurmuştur. Trabzon ve havalisinde Ademi Merkeziyet Cemiyeti kurulmuştur özellikle Of ve Lazistan yani şimdiki adıyla Rize bölgesinde sancağında şubeler açmıştır. Trakya Paşa Cemiyeti İngiliz ya da Fransız himayesinde bir Trakya Cumhuriyeti kurmak isterler. Vahdettin Damat Ferit Ali Kemal Sait Molla'dan oluşan İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulmuştur. İstanbul'dan idare edilen Kürt Cemiyeti. Kürt Cemiyeti amaçları.: Diyarbakır, Bitlis, Elazığ ve civarında yabancıların koruması altında Kürt devleti kurmaktır. Konya civarında Teali İslam Cemiyeti faaliyet göstermiştir. Amerikan mandası isteyenler vardır.  Efendiler bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulusal egemenliğe dayalı kayıtsız şartsız bağımsız bir Türk devleti kurmaktır’ diyordu.

21 Ağustos 2009 -Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan bir makalede ‘Erzurum Kongresi bittikten sonra Atatürk 12 tane Kürt aşireti başlarına mektuplar yazıyor. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı anlatıyor. Destek istiyor. Ancak en ufak ima yoluyla bile bir eee taviz verme söz konusu değildi.  Sonra o tarihlerde ne tartışıldı? dediler ki olur mu canım Atatürk bize talepte bulunurken aynı zamanda Kürt devleti filan da vaad edilmişti !.  1921 teşkilatı esasiyde anayasasında 21 ve 22 maddelerde özerk yönetim demişti. Oysa: 21 ve 22 maddeleri o tarihteki bütün vilayetler için ki bugünkü mülki idare yapısıyla çok benzemez farklıdır. Hepsi için yerinden yönetim dediğimiz yani bugünkü belediyecilik sistemini önermişti. Çünkü o tarihte vali, belediye hatta komutan aynı kişide ‘Paşa’ sıfatta birleşiyordu.

Atatürk 16-17 Ocak 1923 - İzmit'teki hayatının ilk ve son basın toplantısında İstanbul artık merkez hükümet değildir. Ankara'dan milli mücadele yürütülecek ve Kurtuluş Savaşı tamamlanacak, cumhuriyet kurulacak, memleket imarı açılacak, Hilafet ve saltanatın kaldırılmasını anlatırken ‘Kürt meselesiyile ilgili Türklerle birlikte diğerleri gibi milletin asli unsurlarından olduğunu ama ayrı bir sınır çizmenin Türkiye'yi zayıflatacağını, Dış politika konusunda da Sivas Kongresi'ne atıf yapar. Tam bağımsızlık yani ya istiklal ya ölüm’ der. Şimdi bütün bunları çarpıtarak insanlar kalkıp ‘PKK hareketi, Güneydoğu'da Kürtler eziliyordu ...’ diyor.  Lakin bunlar asla doğru değildir.

Bugün her seçim öncesi S’açılım diye aldanan Kürtlerin Bazıları Osmanlı döneminde  vede Cumhuriyetin ilk yıllarında de maalesef Başta ingilizler – sürekli dış güçlerin köpeği olmuştur:  Örneğin Osmanlı döneminde: Babanzade Abdullah, Bedirhan Bey, Şeyh Ubeydullah isyanları var. Cumhuriyet dönemine gelince ne zaman ki Lozan ve Kuvay-i Milliye Kurtuluş Savaşı'nda başarı kazanıyor, ilki 1921 Koçgir - Sivas'ta özerklik talebiyle Şeyh Sait isyanı, 1925 Diyarbakır Muş Genç Bingöl hatlarında dini ve milliyetçi sahiplerle başlayan cumhuriyetin ilk büyük rejim karşıtı ayaklanma. Bunun üzerine Tahriri Sükun Kanunu çıkartılmıştır. Ağrı isyanı 1926 ve en son dersim 1937.  Peki şimdi 52.000 hayattan sorumlu – eli kanlı bebek katili PKK'nın arkasında kim var ?.  Uçaklarla - Tırlar dolusu silah gönderen ABD ve açık kaynaklarda - çoğu Türk ordusunda bile olmayan 130.000'e yakın olduğu söylenen en modern silahlarla eğit, donat adı altında – biz Türk milletine karşı verilen onca malzemeleri, yardımı – desteği şimde bize unutmamız söyleniyor. Ve varlığımız sebebi Aziz Atatürk 26 Ekim 1927'de bütün nutku tamamlar ve Türkiye Cumhuriyeti'ni gençliğe ithaf eder - bırakır ‘Ey Türk gençliği’ diye başlayan ve nutkun özeti olan son sayfasında: Türkiye Cumhuriyeti'ne - Türk milletine kastedenler ve yabancı güçlerin, yüzyıllar boyunca içerideki uzantılarıdır’ der. 

Şimdi kalkıp birileri Türkiye'ye barış gelecek diyor !.   Tabiiki aksini söylemek için Deli - hain olmak lazım.  Fakat barışın temel şartı herkese eşit hukuktur.  Sadece bebek katili Öcalan için değil – Silivdeki seçilmişlerde çıkmalı.  Hepimiz vergi ödüyoruz. Biz 100 lira vergi öderken aynı konuda kendini Kürt olarak tarif edenden 300 lira mı alınıyor ?.  Biz araba alabiliyoruzda, Kürtler alamıyor, Okulamı gidemiyor ?.  Fenerbahçe Galatasaray Beşiktaş'a yönetici mi olamıyor ? veya İnönü – özal gibi ‘Kürtüm’ diyenler Cumhurbaşkanı mı olmadı ?

Ahmakça demokratikleşeceğiz diyenlere söylenecek tek laf ‘Demokratikleşmenin temelinde hukuk yatar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti özellikle son 25 yıldır hukuk devleti olmaktan çıktığı için artık demokratik bir devlet değildir’. Şayet bunları görmeden Alevilerden sonra ikinci büyük azınlık – kendi araların 11 ayrı dil konuşan Kürtlere şu hakları verelim’ dersek, diğer herbiri önemli azınlıklar gibi biz Türklerin de haklarını yenmiş olur.  Her önemli seçim öncesi Temcit plavı gibi ısrarla tekrarlanan ‘demokratikleşme ! komedisi’ tıpkı: Sevri anlaşmasının noktası – virgülü ile AYNI.  Tamamı 433 madde olan uzun HAYSİYETSİZ - Sevr kölelik anlaşmasının 62. maddesinde ‘Özerklik komisyonu Fırat'ın doğusunda Ermenistan, güneyinde ve Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgeler için yerel bir özerklik yönetimi tasarlanacak !.  Üç üyeli - İngiltere, Fransa, İtalya komisyonu İstanbul'da toplanarak planını 6 ay içinde hazırlayacaklar’ diyordu.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmiş şaşarım gibi, Türk milletinin kaderini Kurtuluş savaşında karakol köpekleri Yunanlılarla birlikte rezi ettiğimiz İngiliz, Fransız, İtalyanlarmı belirleyecek ?.  63. Madde HAYSİYETSİZ Osmanlı hükümeti taahhüdü ise oluşturulacak komisyonların alacağı kararları kendisine bildirdikten sonraki 3 ay içinde uygulamayı şimdiden kabul ve taahüt eder’ şeklinde idi. Bu Himaye ve mandadan da daha ONURSUZ beter durum sonrası ‘Bağımsızlık ayrılma hakkı 64. Maddede: Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra söz konusu bölgedeki Kürtlerin çoğunluğu Türkiye'den ayrılarak bağımsız olmak isteklerini kanıtlayıp cemiyet milletler cemiyeti o tarihteki cemiyeti akvama - Milletler Cemiyetine başvurursa ve bu hakkı bağımsızlığa layık görür ve verilmesi tavsiye edilirse, Türkiye'ye bunu kabul edeceğini ve bu bölge üzerin tüm haklarından vazgeçeceğini şimdiden taahüt eder’ Der. 

O tarihte Osmanlı adına bu HAYSİYETSİZ – ŞEREF YOKSUNU anlaşmaya imza atan üç kişide ‘Vatan haini’ ilan edilmişti.   Bugünde şahsi çıkarları için aynı ihanetin peşinden gidenler vatan haindir.. Nasıl Fransadan gelene Fransız, Ödünç İngiliz dilli ABD den gelene Amerikalı, Alman Dilli Avusturyadan gelene Avusturyalı dendiği gibi, Türkiyede yaşayanlara TÜRK HALKI denir....  

Ne mutlu Türk halkı olabilene – Türküm diyebilene ...

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.