
Güzel dostlukların ardından…
Bazı yolculuklar vardır; gidilen yerden çok, birlikte gidilen insanlarla güzelleşir. Bazı tatiller vardır; kaç yıldızlı otelde kaldığınız, kaç koy gezdiğiniz değil, kaç defa içtenlikle güldüğünüz kalır aklınızda. İşte bizim beraberliğimiz de tam böyleydi…
Katılamadıklarına üzüldüğümüz dostlar için kısa tarifle:
Önce üç dört gün boyunca yelkenli le denizin tadını çıkardık. Bir koydan diğerine uzandık, kimi zaman masmavi sularda yüzdük, kimi zaman güneşin altında tembellik ettik. Denizin ortasında hayatın telaşından uzak, saatin kaç olduğunu pek de önemsemeden, sohbetin ve dostluğun keyfini sürdük. Sonrasında otelde devam eden beraberliğimizde, aynı sofraların etrafında buluştuk. Konuşacak konular – GÜZEL dedikodular hiç bitmedi. Geçmişten anılar, bugünden hikâyeler, yarından beklentiler derken, bir sohbetin nerede başlayıp nerede bittiğini çoğu zaman unuttuk.
Zaten her söyleneni uzun uzun tartışmak da gerekmiyordu. Aramızdan birinin, söyleneni tasdik edercesine ortaya bıraktığı o meşhur “HE HE” bazen sayfalarca açıklamanın yerini tutuyordu! Öyle anlar oldu ki, neye güldüğümüzü unuttuk ama gülmeye devam ettik. Birinin kahkahası diğerini tetikledi; ciddi başlayan sohbetler bile sonunda neşeli bir şamataya dönüştü. Belkide etkinliğin en güzel tarafı, hepimizin aynı ruh hâliyle gelmemiş olmasıydı. Kimimizin kafası doluydu, kimimizin gönlü biraz yorgun… Kiminin geride bıraktığı sıkıntılar. Fakat dostluk denen şeyde biraz böyle zamanlarda anlam kazanıyor. Kimse kimsenin derdini tamamen çözemese de bir güzel söz, samimi bir sohbet, omuza dokunan bir el ve beklenmedik bir kahkaha bazen insana ilaç gibi.
Ve nihayet son gece… Canlı müziğin eşliğinde, güzel bir haftanın son akşamını hep birlikte yaşadık. Şarkılar, danslar, sohbetler, kahkahalar birbirine karıştı. Belki biraz hüzün de vardı içimizde; çünkü güzel geçen zamanların en kötü tarafı, nedense hep çok çabuk bitmeleridir. Sonra vedalaşmalar başladı. Herkes kendi evine, işine, alışkanlıklarına ve günlük hayatın bitmek bilmeyen sorumluluklarına döndü. Etkinlik boyunca aynı sofrayı, aynı denizi, aynı neşeyi paylaşan insanlar yeniden farklı şehirlere, farklı hayatlara dağıldı.
Ama geride yalnızca fotoğraflar kalmadı. Birlikte yüzdüğümüz koylar, güneşin altında yaptığımız sohbetler, akşam sofralarındaki şakalar, o meşhur “HE HE!”ler ve yüzümüze birkaç yıl ekleyen kahkahalar da bizimle geldi. İnsan yaş aldıkça şunu daha iyi anlıyor: Hayatın gerçek zenginliği, biriktirdiğimiz eşyalarda değil, birlikte güzel anılar biriktirebildiğimiz insanlarda saklı. Yıllar geçtikçe anlıyoruz ki aslında en büyük lüksümüz, sevdiğimiz insanlarla bir araya gelebilmek, hiçbir şey yetiştirme telaşı olmadan oturup konuşabilmek ve çocuklar gibi gülebilmekmiş.
Bu yüzden, geride bıraktığımız sadece güzel bir tatil olarak değil, dostluğumuzun hafızasına eklenmiş küçük ama kıymetli bir hatıra. Hepinize bu güzel beraberlik, samimiyetiniz, neşeniz ve paylaştığımız unutulmaz anlar için gönülden teşekkürler İYİKİ VARSINIZ. Unutmayalım: Dün gitti – byby, yarın meçhül – gerçek olan yaşadığımız şu an felsefesi ile dilerim hayat hepimize yeniden buluşacak sağlık, zaman ve fırsat versin ve bir dahaki buluşmamızda, kim bilir, belki birkaç kırışıklık daha kazanırız !
Varsın kazanalım… Yeter ki yüzümüzdeki çizgiler dertten değil, kahkahadan çoğalsın.
DOSTLUKLA, SEVGİYLE VE YENİDEN BULUŞMAK DİLEĞİYLE…
