Sivaslı bir Bektaşi dedesi muska yazmaktadır
isteyene. Yörede nam salmıştır. Bir ağanın çoban köpeği hastalanır. Ağa çobana der ki:
-Dedeye git. Selamımı söyle. Bizim ite bi mısga yazsın.
Çoban bir koç seçer sürüden. Alır götürür dedeye. Selamını tebliğ eder ağanın. Vaziyeti anlatır. Dede bir çobana bakar, bir koça. peki, der. Bir muska yazıp verir çobana.
Çoban muskayı alıp döner sürüsünün başına. Muskayı da köpeğin boynuna asar. Birkaç gün sonra köpek iyileşir. Duyulur bu. Derler ki: Yav, dede ite mısga yazmış
İte mısga yazılır mı?
Söylenti kadının kulağına gitmiş. Kadı, dedenin derdest huzura getirilmesini buyurur. Alıp getirirler dedeyi. Kadı kükrer: Bre kendini bilmez. Bir kelpe, bir köpeğe muska yazılır mı? Allah kelamı köpeğin boynuna takılır mı?
Dede gülümser: Kadı efendi! Ben muska yazdım, ama muskaya Allah kelamı yazmadım. Yazdığım muskayı getirsinler. Açıp okuyun. Ne yazdığımı görün.
Kadı emreder. Köpeğin boynundaki muskayı alıp getirirler. Kadı muşambayı kesip muskayı çıkarır. İçinden okur. Bir gülmedir tutturur kadı efendi. Gülme krizine girer. Muskada şöyle yazmaktadır:
Tamah ettim etine
Muska yazdım itine
Tutarsa da kime ne
Tutmazsa da kim bile...
Vaat ve sözler tutulmasa bile yirmiiki yıldır oy verenler de aynı muskayı taşıyor.......
