Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Anasayfa Yazarlar DeMa Yazı Detayı Bu yazı 442+ kez okundu.
DeMa
Köşe Yazarı
DeMa
 

Bir umudun tükenişi ...

        Milli Piyango’nun Kaybolan Güveni ... At yarışları ve şans oyunlarına ilişkin lisans haklarının 49 yıllığına Türkiye Varlık Fonu’na devredilmesi, Milli Piyango’nun Demirören Grubu’na satılmasıyla birlikte kamuoyunda ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi. Bu satıştan sonra Milli Piyango’nun işleyişinde ve algısında belirgin bir değişim yaşandı. “Milli Piyango neden özelleştirildi?” sorusuna verilen klasik yanıt, özelleştirmelerin verimliliği artıracağı yönündeydi. Ancak burada artan bir verimlilikten söz etmek güç görünüyor. Milli Piyango bayileri bilet satışlarının dibe vurduğundan şikâyetçi. Bayilerin cirodan aldıkları pay azaltıldı, bu da motivasyonlarını kırdı. Özelleştirme sonrasında devletin gelirlerinin artıp artmadığı ise belirsizliğini koruyor. Çünkü Milli Piyango’nun cirosu ve bilançosu artık kamuoyuna açıklanmıyor. Varlık Fonu’nun başkanının Cumhurbaşkanı olduğu bir yapıda, şeffaflık eksikliği ciddi bir güven sorununa yol açıyor. Yetkililer ihalenin serbest rekabet koşullarında yapıldığını savunsa da, buna inananların sayısı az. Asıl mesele ise güven kaybı. Demirören Grubu’na duyulan güvensizlik, bilet almaktan vazgeçen geniş bir kesimi ortaya çıkardı. “Kime çıkacak ki?” sorusu, son dönemde sıkça duyulan bir cümle hâline geldi. Eskiden yüzlerce metreyi bulan bilet kuyrukları, bugün yerini boş gişelere bıraktı. Bu güvensizliğin arka planında Demirören Grubu’na ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler bulunuyor. Ziraat Bankası’ndan alınan yüksek tutarlı krediler, bu kredilerin geri ödenmediğine dair iddialar, Doğan Holding ve Hürriyet Gazetesi’nin satın alınması sırasında yaşanan finansal zorluklar, grubun iktidara yakınlığı ve Kemerburgaz–Göktürk’teki Kemer Country gibi değerli alanların gruba devredilmesi, ciddi bir itibar sorununu besliyor. Bu koşullar altında Milli Piyango’nun bu gruba verilmiş olması, kamu vicdanında olumlu bir karşılık bulmadı. Aslında mesele yalnızca Demirören Grubu da değil. Koç’a, Sabancı’ya ya da başka bir büyük gruba devredilseydi de güven azalacaktı. Ancak mevcut ekonomik ve sosyal koşullarda bu tercih, güven kaybını daha da derinleştirdi. Orta sınıfın giderek eridiği bir ülkede, insanlar artık şans oyunlarını bile bir umut kapısı olarak görmüyor. Eskiden orta sınıf denilen bir kesim vardı. Bir ayakkabı tamircisinin tek başına çalışarak dört kişilik bir aileyi geçindirebildiği dönemler yaşandı. Bugün ise dört kişi çalışsa bir kişiyi zor geçindiriyor. Eğlence, umut ve hayal kurma imkânı ortadan kalktı. Yılbaşı geceleri iki şey beklenirdi: dansöz ve Milli Piyango çekilişi. Evlerde sade ama umut dolu kutlamalar yapılırdı. Yılbaşı bileti almak bir ritüeldi. Yeni Cami’ye doğru uzanan uzun kuyruklar, soğukta bekleyip simit yiyerek sıra gelmesini bekleyen insanlar hâlâ hafızalarda. İnsanlar bilet alıyordu çünkü umut vardı. “Bilet almazsan milyarder olmazsın, alırsan belki olursun” düşüncesi hakimdi. Çekiliş gecesi herkes televizyon başında biletini kontrol eder, büyük ikramiyenin açıklanmasını heyecanla beklerdi. Büyük ikramiye çıktığında, kime çıktığı açıklanır, sembolik olarak kocaman bir bilet hazırlanır ve kazanan kişiye teslim edilirdi. Son yıllarda ise büyük ikramiyenin kime çıktığı bilinmez oldu. “Şuraya çıktı, buraya çıktı” haberleri kayboldu. Eskiden Milli Piyango gelirlerinin Milli Eğitim’e, orduya, Kızılay’a aktarıldığı tek tek açıklanırdı. Artık bu tür açıklamalar yapılmıyor. Paranın nereye gittiği bilinmiyor. Bu tablo, yalnızca bir kurumun değil, genel bir ahlaki ve yönetsel çöküşün yansıması olarak görülüyor. Türkiye’de siyasi ve iş ahlakının geçmişe kıyasla ciddi biçimde bozulduğu algısı yaygın. Yoksulluk hızla artıyor; bu hız, Türkiye tarihinde nadir görülmüş bir düzeyde. Daha önce orta sınıf olan milyonlarca insan yoksulluk sınırının altına itildi. Milli Piyango, bu sürecin en görünür sembollerinden biri hâline geldi. İnsanlara umut veren bir kurum olmaktan çıktı. Devlete duyulan güven de bu süreçte büyük ölçüde aşındı. Yılbaşı demek Milli Piyango demekti; Milli Piyango demek yılbaşı demekti. Şimdi ise insanların umuduyla oynandığı, bu umudun bile ciddiye alınmadığı düşünülüyor. Buna rağmen insanlar alışkanlıkla bilet almaya devam edebiliyor. “Nasıl olsa çıkmıyor” düşüncesiyle bile bile bu döngünün içine giriliyor. Yine de hayaller kuruluyor. Çıkarsa öğrenci okutmak, ülke için faydalı işler yapmak, özgürlük ve demokrasi için mücadele etmek gibi niyetler dile getiriliyor. Ancak bu hayallerin gerçekleşeceğine olan inanç her geçen gün biraz daha zayıflıyor. Milli Piyango, bir zamanlar yoksulun hayaliydi. Bugün ise kaybolan güvenin, dağılan umudun ve derinleşen yoksulluğun simgesi hâline gelmiş durumda. Kaynak - https://www.youtube.com/watch?v=L88wHw3l_F4    

Bir umudun tükenişi ...

 

 

 

 

Milli Piyango’nun Kaybolan Güveni ...

At yarışları ve şans oyunlarına ilişkin lisans haklarının 49 yıllığına Türkiye Varlık Fonu’na devredilmesi, Milli Piyango’nun Demirören Grubu’na satılmasıyla birlikte kamuoyunda ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi. Bu satıştan sonra Milli Piyango’nun işleyişinde ve algısında belirgin bir değişim yaşandı. “Milli Piyango neden özelleştirildi?” sorusuna verilen klasik yanıt, özelleştirmelerin verimliliği artıracağı yönündeydi. Ancak burada artan bir verimlilikten söz etmek güç görünüyor.

Milli Piyango bayileri bilet satışlarının dibe vurduğundan şikâyetçi. Bayilerin cirodan aldıkları pay azaltıldı, bu da motivasyonlarını kırdı. Özelleştirme sonrasında devletin gelirlerinin artıp artmadığı ise belirsizliğini koruyor. Çünkü Milli Piyango’nun cirosu ve bilançosu artık kamuoyuna açıklanmıyor. Varlık Fonu’nun başkanının Cumhurbaşkanı olduğu bir yapıda, şeffaflık eksikliği ciddi bir güven sorununa yol açıyor.

Yetkililer ihalenin serbest rekabet koşullarında yapıldığını savunsa da, buna inananların sayısı az. Asıl mesele ise güven kaybı. Demirören Grubu’na duyulan güvensizlik, bilet almaktan vazgeçen geniş bir kesimi ortaya çıkardı. “Kime çıkacak ki?” sorusu, son dönemde sıkça duyulan bir cümle hâline geldi. Eskiden yüzlerce metreyi bulan bilet kuyrukları, bugün yerini boş gişelere bıraktı.

Bu güvensizliğin arka planında Demirören Grubu’na ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler bulunuyor. Ziraat Bankası’ndan alınan yüksek tutarlı krediler, bu kredilerin geri ödenmediğine dair iddialar, Doğan Holding ve Hürriyet Gazetesi’nin satın alınması sırasında yaşanan finansal zorluklar, grubun iktidara yakınlığı ve Kemerburgaz–Göktürk’teki Kemer Country gibi değerli alanların gruba devredilmesi, ciddi bir itibar sorununu besliyor. Bu koşullar altında Milli Piyango’nun bu gruba verilmiş olması, kamu vicdanında olumlu bir karşılık bulmadı.

Aslında mesele yalnızca Demirören Grubu da değil. Koç’a, Sabancı’ya ya da başka bir büyük gruba devredilseydi de güven azalacaktı. Ancak mevcut ekonomik ve sosyal koşullarda bu tercih, güven kaybını daha da derinleştirdi. Orta sınıfın giderek eridiği bir ülkede, insanlar artık şans oyunlarını bile bir umut kapısı olarak görmüyor.

Eskiden orta sınıf denilen bir kesim vardı. Bir ayakkabı tamircisinin tek başına çalışarak dört kişilik bir aileyi geçindirebildiği dönemler yaşandı. Bugün ise dört kişi çalışsa bir kişiyi zor geçindiriyor. Eğlence, umut ve hayal kurma imkânı ortadan kalktı. Yılbaşı geceleri iki şey beklenirdi: dansöz ve Milli Piyango çekilişi. Evlerde sade ama umut dolu kutlamalar yapılırdı. Yılbaşı bileti almak bir ritüeldi.

Yeni Cami’ye doğru uzanan uzun kuyruklar, soğukta bekleyip simit yiyerek sıra gelmesini bekleyen insanlar hâlâ hafızalarda. İnsanlar bilet alıyordu çünkü umut vardı. “Bilet almazsan milyarder olmazsın, alırsan belki olursun” düşüncesi hakimdi. Çekiliş gecesi herkes televizyon başında biletini kontrol eder, büyük ikramiyenin açıklanmasını heyecanla beklerdi. Büyük ikramiye çıktığında, kime çıktığı açıklanır, sembolik olarak kocaman bir bilet hazırlanır ve kazanan kişiye teslim edilirdi.

Son yıllarda ise büyük ikramiyenin kime çıktığı bilinmez oldu. “Şuraya çıktı, buraya çıktı” haberleri kayboldu. Eskiden Milli Piyango gelirlerinin Milli Eğitim’e, orduya, Kızılay’a aktarıldığı tek tek açıklanırdı. Artık bu tür açıklamalar yapılmıyor. Paranın nereye gittiği bilinmiyor.

Bu tablo, yalnızca bir kurumun değil, genel bir ahlaki ve yönetsel çöküşün yansıması olarak görülüyor. Türkiye’de siyasi ve iş ahlakının geçmişe kıyasla ciddi biçimde bozulduğu algısı yaygın. Yoksulluk hızla artıyor; bu hız, Türkiye tarihinde nadir görülmüş bir düzeyde. Daha önce orta sınıf olan milyonlarca insan yoksulluk sınırının altına itildi.

Milli Piyango, bu sürecin en görünür sembollerinden biri hâline geldi. İnsanlara umut veren bir kurum olmaktan çıktı. Devlete duyulan güven de bu süreçte büyük ölçüde aşındı. Yılbaşı demek Milli Piyango demekti; Milli Piyango demek yılbaşı demekti. Şimdi ise insanların umuduyla oynandığı, bu umudun bile ciddiye alınmadığı düşünülüyor.

Buna rağmen insanlar alışkanlıkla bilet almaya devam edebiliyor. “Nasıl olsa çıkmıyor” düşüncesiyle bile bile bu döngünün içine giriliyor. Yine de hayaller kuruluyor. Çıkarsa öğrenci okutmak, ülke için faydalı işler yapmak, özgürlük ve demokrasi için mücadele etmek gibi niyetler dile getiriliyor. Ancak bu hayallerin gerçekleşeceğine olan inanç her geçen gün biraz daha zayıflıyor.

Milli Piyango, bir zamanlar yoksulun hayaliydi. Bugün ise kaybolan güvenin, dağılan umudun ve derinleşen yoksulluğun simgesi hâline gelmiş durumda.

Kaynak - https://www.youtube.com/watch?v=L88wHw3l_F4

 

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.