Kemal ULUSOY
Köşe Yazarı
Kemal ULUSOY
 

Moldova toprakları

      Tüm resimleri görmek için lütfen alttaki linki TIKlayın:   www.facebook.com/ulusoy.trabzon/       Beserabya - Moldova ve Chişinău - Kişinev Tarihini bilmeyen köksüz kişilerden korkmalı sözü çok doğru. Büyük bir merakla mümkün olduğunda her ay yurt içi ve yabancı ülkelerde geçmişimizle alakalı bir başka yere gitmek hedefimle, bu kez nasıl olmuşsa ıskaladığım yerlerden Beserabya ülkesini ilk kez - ziyaret etme fırsatı buldum. Tarihsel olarak, yüzyıllar boyu Türk toprakları sayılan başkenti Bükreş ve güneyi ‘Eflak’ ile bugün ikiye bölünmüş ‘Boğdan’ ise bir kısmı Romanya'nın kuzeydoğusu - Iaşi merkezli "Moldova" bölgesi, bir kısmı da bağımsız Moldova Cumhuriyeti "Boğdan" Prensliği'nin doğu yarısı - Besarabya denen, 1812'de Ruslara, sonra SSCB'ye, 1991'de de bağımsız Moldova'ya dönüşen kısma, aslında Eflaklı Basarab ailesinden dolayı "Besarabya" ismini vermişler.   ‘Gök Oğuz’ anlamlı Gagavuzların ağırlıklı olarak yaşadığı Bulgaristan dışında, Beserabya - Moldovya’nın Tam ortasında Özerk Türk cumhuriyeti olan bu ülkede izlenimlerime - karışık duygular hakim. İzlenimim, Sovyet döneminden miras kalmış o katı "soğuk hizmet" anlayışı, kurtuluşu sadece AB üyesi olmakta bulacak gibi görünen Moldova için hâlâ canlı. Örneğin lokantada bir şey sipariş ettiğinizde, sanki size bir lütufta bulunuluyormuş gibi ve ‘hepimiz eşitiz – ben uşağınmıyım ?’ dercesine tabak masaya hala neredeyse fırlatılarak konuyor. Gülümsemek, burada hala uzun sovyet döneminden unutulmuş bir refleks sanki. Dil konusunda ise ilginç bir karmaşa var: Ülkeye varışta çok sayıda dönüş bileti – otel rezervasyonu olmasına rağmen, acaba başka AB ülkesine kaçabilir korkusumudur nedir bilinmez, özellikle Türkleri inanılmaz yoran batı dillerini bilmez – iki memura verili tercüman sayesinde sorgulama yapan pasaport memurları: Rusça, Moldovaca ve Romence ile iç içe geçmiş katı sorgulama taktikleri ile sanki ülkemize hoşgeldin yerine ‘neden geldin ?’ türünden yıldırma taktiği uygularlar gibi.   Gagavuzya'da ise sayıları azda olsa birlikte olduğumuz Güllü hoca ve ‘Sivaslı’ lakabıyla Tatiana ile Türkçe konuşmak güzeldi. Bellkide azınlık olmalarından dolayı azda olsa İngilizceye merakları – daha çok Rusca meraklı diğer Moldovalılara karşın şaşırtıcıydı. Keza Ulaşımda da tezatlar hala ‘kalkınma debelenmesinde olan – fakat beceremeyen’ ülke hali gibi çok büyük. İlla pazarlık yapmanız gerek Resmi taksiler akıl almaz fiyatlar isterken, Yandex ve Uber uygulamalarındaki sürücüler kibar ve beşte bir fiyatına. Dönüşte Havalimanında da aynı tezatla karşılaştım. İlk kez kullandığım – AB içinde ucuz taşımacılık yapan Pegasus ve/ya aJet’i aratmayacak kadar cimri 'Moldovya HiSky' hava yolundan bilet alırken, alırken yer ve bagaj ücretleri için ayrı ayrı ödemek zorundasınız. Dönüş için check-in yaparken ‘görevli kız son derece yardımsever, gülümseyen cezaları nerdeyse yarıya indiren biriydi. Fakat yönlendirdiği - ödeme yapacağımız gişedeki kişi yüzüme bile bakmadan ‘öde’ diye kaba davranışı, AB üyeliğine hazırlanan bu tezatlar ülkesinin geleceği, görünen o ki Sovyet geçmişinden kolay kopamayacak gibi ....   Güneşin battığı – Atlantik okyanusu kıyılarını dünyanın sonu ‘KIZIL ELMA’ olarak gören diğer Türk boyları gibi 11, yüzyılda bugünkü Moldavya – Beserabya ya gelen Peçenekler, Uzlar (Oğuzlar) ve Kumanlar'dan oluşan Türk dalgası bölgede oldukça derin ve kalıcı izler bıraktı; Romen tarihçi Nicolae Iorga bu dönemde bir Romen-Türk sentezi ve çok büyük iş birliği olduğunu ifade eder. Son Türk dalgası 1241-1242 Moğol istilasında geldkleri -14. yüzyıl Boğdan (Moldavia) Prensliği, Voyvoda Dragoş tarafından Karpatlar ile Dinyester arasında kuruldu. 15. yüzyılın ünlü voyvodası III. Büyük Ştefan, 1457-1504 arası 47 yıl aynı topraklarda hüküm sürdü.   15. yüzyılda Moldova, Kayı boyu Oğuz Türkü Osmanlı hükümdarlığını kabul etti. Baserebya - Boğdan sistem olarak Türklere bağlı Vasallık - tampon devletti, vergi verir, savaşlarda asker yardımı yapar, Yönetici voyvodaları Rumen soyluları arasından İstanbul tarafından atanırdı. Bu prenslik, sürekli savaş ve tehditlere rağmen kendi yöresel kültürünü, dilini ve geleneklerini korumayı başardı; sanat, edebiyat ve zanaat gelişti. 18. yüzyıl boyunca Eflak ve Boğdan beyleri Mavrokordatos ve İpsilantis gibi İstanbul - Fenerli Rum ailelerden seçildi. 1821 Yunan Bağımsızlık Savaşı'nda Fenerli Rumların rolü ortaya çıkınca Türkler onlara güvenini kaybetti.   Başkent Kişinev - Chişinău'nun 15. yüzyıla dayanan tarihi; Türk hakimiyetinden Rus İmparatorluğu'na, Sovyetler Birliği'nden günümüz bağımsız Moldova'sına kadar birçok dönemin izini taşıyor. Hicri tarihle ’93 harbi’ diye bilinen - 1812 yılında Rusya ile savaşta yenilince, 1878 Berlin Antlaşması'yla Eflak ve Boğdan bağımsızlıklarını kazandı ve Romanya adı altında birleşti ama Rusya 1812'de aldığı Besarabya'yı geri vermedi. Bükreş Antlaşması'yla Besarabya (bugünkü Moldova toprakları) Rusya'ya bırakıldı. Bu, Türklerin bölgedeki varlığının fiilen sonu oldu.   Tıpkı, Mübadelede Anadoludan Yunanistana göç etmiş 220.000 Türk Karamanoğulları – Karamanlis’ler gibi Moldova içinde özerk Hristiyan Türk Gagavuzlar, 19. yüzyıl boyunca Rusya'nın diğer bölgelerinden yapılan göçler sırasında, 160.000 dolayında Kökleri Hazar Denizinin kuzeyindeki Bulgur - Bulgar ve Gagauz Türkleri ile birlikte Besarabya'ya geldi. Bağımsızlık sonrası Gagavuzya bölgesinde özerklik talebi gündeme geldi ve 5 Mart 1995'teki referandumla nihayet Özerk Gagauz Cumhuriyeti'nin sınırları belirlendi. Başkent Komrat'ta varlığımız sebebi Atatürk heykelini görmek güzel bir duygu idi.   Nazi Almanyası ve Stalin Sovyetleri arasında 23 Ağustos 1939'da imzalanan Molotov-Ribbentrop Paktı'yla Sovyetler, Besarabya - Moldova toprakları üzerindeki ilgisini resmileştirdi ve 1 Temmuz 1940 Besarabya ve Kuzey Bukovina'nın tamamı çatışma olmadan Almanya, müttefiki Romanya'yı baskı altına alarak Sovyetlere teslim ettirdi. Fakat: Hitler'in sadık müttefiki diktatörü Mareşal Ion Antonescu, 1941'de Sovyetler Birliği'ni işgali ile Hitler, Antonescu'ya Romanya'nın kendi "Yahudi sorununu" çözmesi için izin verdi. Bogdanovka kampında Romanya kontrolündeki Odessa ve Moldova'nın Besarabya'da yaklaşık 100.000 ve Romanyada toplamda tahminen 420.000 Yahudi öldürüldü. 23 Ağustos 1944 darbesiyle Romanya ordusu Almanya'ya karşı mücadeleye katıldı. Besarabya ve Kuzey Bukovina yeniden Sovyet kontrolüne geçti, geri kalanı Moldavya SSC adıyla yeni bir Sovyet cumhuriyeti oldu - 1991'de Moldova Cumhuriyeti adıyla bağımsız hale geldi.   Yaklaşık bin yıl Türklerin yaşadığı – 1812'de Rusya'ya kaybedilen Moldova tarihindeki en ilginç olay - 15. yüzyılda toprak ve ahşap Bender (Tighina) Kalesini 1538'de feth eden Kanuni, kaleyi yeniden taştan kuleler ve derin savunma hendekleriyle güçlendirdi. 1709'da Rusya Çarı I. Petro'ya karşı Poltava Savaşı'nda yenilen İsveç Kralı XII. Karl ve Volga Türk Kazakbaşı - Hetmanı İvan Mazepa ile birlikte Bender kalesine sığındı. Türkler ona misafirperverlik gösterdi fakat Kral abartarak 1713’e kadar ordusuyla kalırken, bir taraftanda Türkleri Rusya'ya karşı kışkırtıp, 1711 Prut Savaşı'na neden oldu. Bu "Kalabalık" adı halini alan olaydan İsveç dilinde günümüzde "büyük arbede, izdiham" anlamında kullanılan bir kelime haline geldi.   Resmi adıyla Pridnestrov Moldova Cumhuriyeti (PMR), kendi kendini bağımsız ilan etmiş. Başkenti Tiraspol, Dinyester Nehri ile Moldova-Ukrayna sınırı arasındaki ince bir şerit üzerinde yer alan Transinistria devleti, 1924'te Ukrayna SSC içinde kurulan Moldova Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, SSCB dağılırken, 1992'de kısa bir silahlı çatışma sonrasında fiilen Moldova'dan ayrıldı. 1992 ateşkes anlaşmasıyla 1.200 kişilik Rus "barış gücü" olan ülke başka hiç kimse tarafından tanınmıyor ama kendi hükümeti, parlamentosu, ordusu, polisi, posta sistemi, para birimi (Transinistria Rublesi) ve araç plakasına sahip.   Son olarak, bizdeki Kenstsel dönüşüm gibi çok az sayıda yenileri inşa edilsede, genelde sovyet yapımı çok eski yıkılmakta olan eski binalar ağırlıklı olarak büyük bulvarlı şehrin çirkin yüzü gibi. Fakat Yol genişletmek için henüz 5-10 sene önce yapımına müsade ettikleri binaları Daha sonra istimlak ederek – halkın parasını talan eden bizdeki diniDAR ülke yöneticileri aksine, kupon arazi diye yandaş deyyüsleri zengin etmeden - hakkıyla uygulayan Sovyet sistemi, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen hala YETERLİ genişlikteki ulaşım alanları, KUTSAL sayılı dokunulmaz parklar ve bina mimarisi maalesef bizi utandıracak nitelikte GÜZEL....   Yazının gerikalan kısmı için alttaki linki TIKlayın .......      www.facebook.com/ulusoy.trabzon/        

Moldova toprakları

 
 
 
Tüm resimleri görmek için lütfen alttaki linki TIKlayın:
 
www.facebook.com/ulusoy.trabzon/
 
 
 
Beserabya - Moldova ve Chişinău - Kişinev
Tarihini bilmeyen köksüz kişilerden korkmalı sözü çok doğru. Büyük bir merakla mümkün olduğunda her ay yurt içi ve yabancı ülkelerde geçmişimizle alakalı bir başka yere gitmek hedefimle, bu kez nasıl olmuşsa ıskaladığım yerlerden Beserabya ülkesini ilk kez - ziyaret etme fırsatı buldum.
Tarihsel olarak, yüzyıllar boyu Türk toprakları sayılan başkenti Bükreş ve güneyi ‘Eflak’ ile bugün ikiye bölünmüş ‘Boğdan’ ise bir kısmı Romanya'nın kuzeydoğusu - Iaşi merkezli "Moldova" bölgesi, bir kısmı da bağımsız Moldova Cumhuriyeti "Boğdan" Prensliği'nin doğu yarısı - Besarabya denen, 1812'de Ruslara, sonra SSCB'ye, 1991'de de bağımsız Moldova'ya dönüşen kısma, aslında Eflaklı Basarab ailesinden dolayı "Besarabya" ismini vermişler.
 
‘Gök Oğuz’ anlamlı Gagavuzların ağırlıklı olarak yaşadığı Bulgaristan dışında, Beserabya - Moldovya’nın Tam ortasında Özerk Türk cumhuriyeti olan bu ülkede izlenimlerime - karışık duygular hakim. İzlenimim, Sovyet döneminden miras kalmış o katı "soğuk hizmet" anlayışı, kurtuluşu sadece AB üyesi olmakta bulacak gibi görünen Moldova için hâlâ canlı. Örneğin lokantada bir şey sipariş ettiğinizde, sanki size bir lütufta bulunuluyormuş gibi ve ‘hepimiz eşitiz – ben uşağınmıyım ?’ dercesine tabak masaya hala neredeyse fırlatılarak konuyor. Gülümsemek, burada hala uzun sovyet döneminden unutulmuş bir refleks sanki.
Dil konusunda ise ilginç bir karmaşa var: Ülkeye varışta çok sayıda dönüş bileti – otel rezervasyonu olmasına rağmen, acaba başka AB ülkesine kaçabilir korkusumudur nedir bilinmez, özellikle Türkleri inanılmaz yoran batı dillerini bilmez – iki memura verili tercüman sayesinde sorgulama yapan pasaport memurları: Rusça, Moldovaca ve Romence ile iç içe geçmiş katı sorgulama taktikleri ile sanki ülkemize hoşgeldin yerine ‘neden geldin ?’ türünden yıldırma taktiği uygularlar gibi.
 
Gagavuzya'da ise sayıları azda olsa birlikte olduğumuz Güllü hoca ve ‘Sivaslı’ lakabıyla Tatiana ile Türkçe konuşmak güzeldi. Bellkide azınlık olmalarından dolayı azda olsa İngilizceye merakları – daha çok Rusca meraklı diğer Moldovalılara karşın şaşırtıcıydı. Keza Ulaşımda da tezatlar hala ‘kalkınma debelenmesinde olan – fakat beceremeyen’ ülke hali gibi çok büyük. İlla pazarlık yapmanız gerek Resmi taksiler akıl almaz fiyatlar isterken, Yandex ve Uber uygulamalarındaki sürücüler kibar ve beşte bir fiyatına.
Dönüşte Havalimanında da aynı tezatla karşılaştım. İlk kez kullandığım – AB içinde ucuz taşımacılık yapan Pegasus ve/ya aJet’i aratmayacak kadar cimri 'Moldovya HiSky' hava yolundan bilet alırken, alırken yer ve bagaj ücretleri için ayrı ayrı ödemek zorundasınız. Dönüş için check-in yaparken ‘görevli kız son derece yardımsever, gülümseyen cezaları nerdeyse yarıya indiren biriydi. Fakat yönlendirdiği - ödeme yapacağımız gişedeki kişi yüzüme bile bakmadan ‘öde’ diye kaba davranışı, AB üyeliğine hazırlanan bu tezatlar ülkesinin geleceği, görünen o ki Sovyet geçmişinden kolay kopamayacak gibi ....
 
Güneşin battığı – Atlantik okyanusu kıyılarını dünyanın sonu ‘KIZIL ELMA’ olarak gören diğer Türk boyları gibi 11, yüzyılda bugünkü Moldavya – Beserabya ya gelen Peçenekler, Uzlar (Oğuzlar) ve Kumanlar'dan oluşan Türk dalgası bölgede oldukça derin ve kalıcı izler bıraktı; Romen tarihçi Nicolae Iorga bu dönemde bir Romen-Türk sentezi ve çok büyük iş birliği olduğunu ifade eder. Son Türk dalgası 1241-1242 Moğol istilasında geldkleri -14. yüzyıl Boğdan (Moldavia) Prensliği, Voyvoda Dragoş tarafından Karpatlar ile Dinyester arasında kuruldu. 15. yüzyılın ünlü voyvodası III. Büyük Ştefan, 1457-1504 arası 47 yıl aynı topraklarda hüküm sürdü.
 
15. yüzyılda Moldova, Kayı boyu Oğuz Türkü Osmanlı hükümdarlığını kabul etti. Baserebya - Boğdan sistem olarak Türklere bağlı Vasallık - tampon devletti, vergi verir, savaşlarda asker yardımı yapar, Yönetici voyvodaları Rumen soyluları arasından İstanbul tarafından atanırdı. Bu prenslik, sürekli savaş ve tehditlere rağmen kendi yöresel kültürünü, dilini ve geleneklerini korumayı başardı; sanat, edebiyat ve zanaat gelişti. 18. yüzyıl boyunca Eflak ve Boğdan beyleri Mavrokordatos ve İpsilantis gibi İstanbul - Fenerli Rum ailelerden seçildi. 1821 Yunan Bağımsızlık Savaşı'nda Fenerli Rumların rolü ortaya çıkınca Türkler onlara güvenini kaybetti.
 
Başkent Kişinev - Chişinău'nun 15. yüzyıla dayanan tarihi; Türk hakimiyetinden Rus İmparatorluğu'na, Sovyetler Birliği'nden günümüz bağımsız Moldova'sına kadar birçok dönemin izini taşıyor. Hicri tarihle ’93 harbi’ diye bilinen - 1812 yılında Rusya ile savaşta yenilince, 1878 Berlin Antlaşması'yla Eflak ve Boğdan bağımsızlıklarını kazandı ve Romanya adı altında birleşti ama Rusya 1812'de aldığı Besarabya'yı geri vermedi. Bükreş Antlaşması'yla Besarabya (bugünkü Moldova toprakları) Rusya'ya bırakıldı. Bu, Türklerin bölgedeki varlığının fiilen sonu oldu.
 
Tıpkı, Mübadelede Anadoludan Yunanistana göç etmiş 220.000 Türk Karamanoğulları – Karamanlis’ler gibi Moldova içinde özerk Hristiyan Türk Gagavuzlar, 19. yüzyıl boyunca Rusya'nın diğer bölgelerinden yapılan göçler sırasında, 160.000 dolayında Kökleri Hazar Denizinin kuzeyindeki Bulgur - Bulgar ve Gagauz Türkleri ile birlikte Besarabya'ya geldi. Bağımsızlık sonrası Gagavuzya bölgesinde özerklik talebi gündeme geldi ve 5 Mart 1995'teki referandumla nihayet Özerk Gagauz Cumhuriyeti'nin sınırları belirlendi. Başkent Komrat'ta varlığımız sebebi Atatürk heykelini görmek güzel bir duygu idi.
 
Nazi Almanyası ve Stalin Sovyetleri arasında 23 Ağustos 1939'da imzalanan Molotov-Ribbentrop Paktı'yla Sovyetler, Besarabya - Moldova toprakları üzerindeki ilgisini resmileştirdi ve 1 Temmuz 1940 Besarabya ve Kuzey Bukovina'nın tamamı çatışma olmadan Almanya, müttefiki Romanya'yı baskı altına alarak Sovyetlere teslim ettirdi. Fakat: Hitler'in sadık müttefiki diktatörü Mareşal Ion Antonescu, 1941'de Sovyetler Birliği'ni işgali ile Hitler, Antonescu'ya Romanya'nın kendi "Yahudi sorununu" çözmesi için izin verdi. Bogdanovka kampında Romanya kontrolündeki Odessa ve Moldova'nın Besarabya'da yaklaşık 100.000 ve Romanyada toplamda tahminen 420.000 Yahudi öldürüldü. 23 Ağustos 1944 darbesiyle Romanya ordusu Almanya'ya karşı mücadeleye katıldı. Besarabya ve Kuzey Bukovina yeniden Sovyet kontrolüne geçti, geri kalanı Moldavya SSC adıyla yeni bir Sovyet cumhuriyeti oldu - 1991'de Moldova Cumhuriyeti adıyla bağımsız hale geldi.
 
Yaklaşık bin yıl Türklerin yaşadığı – 1812'de Rusya'ya kaybedilen Moldova tarihindeki en ilginç olay - 15. yüzyılda toprak ve ahşap Bender (Tighina) Kalesini 1538'de feth eden Kanuni, kaleyi yeniden taştan kuleler ve derin savunma hendekleriyle güçlendirdi. 1709'da Rusya Çarı I. Petro'ya karşı Poltava Savaşı'nda yenilen İsveç Kralı XII. Karl ve Volga Türk Kazakbaşı - Hetmanı İvan Mazepa ile birlikte Bender kalesine sığındı. Türkler ona misafirperverlik gösterdi fakat Kral abartarak 1713’e kadar ordusuyla kalırken, bir taraftanda Türkleri Rusya'ya karşı kışkırtıp, 1711 Prut Savaşı'na neden oldu. Bu "Kalabalık" adı halini alan olaydan İsveç dilinde günümüzde "büyük arbede, izdiham" anlamında kullanılan bir kelime haline geldi.
 
Resmi adıyla Pridnestrov Moldova Cumhuriyeti (PMR), kendi kendini bağımsız ilan etmiş. Başkenti Tiraspol, Dinyester Nehri ile Moldova-Ukrayna sınırı arasındaki ince bir şerit üzerinde yer alan Transinistria devleti, 1924'te Ukrayna SSC içinde kurulan Moldova Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, SSCB dağılırken, 1992'de kısa bir silahlı çatışma sonrasında fiilen Moldova'dan ayrıldı. 1992 ateşkes anlaşmasıyla 1.200 kişilik Rus "barış gücü" olan ülke başka hiç kimse tarafından tanınmıyor ama kendi hükümeti, parlamentosu, ordusu, polisi, posta sistemi, para birimi (Transinistria Rublesi) ve araç plakasına sahip.
 
Son olarak, bizdeki Kenstsel dönüşüm gibi çok az sayıda yenileri inşa edilsede, genelde sovyet yapımı çok eski yıkılmakta olan eski binalar ağırlıklı olarak büyük bulvarlı şehrin çirkin yüzü gibi. Fakat Yol genişletmek için henüz 5-10 sene önce yapımına müsade ettikleri binaları Daha sonra istimlak ederek – halkın parasını talan eden bizdeki diniDAR ülke yöneticileri aksine, kupon arazi diye yandaş deyyüsleri zengin etmeden - hakkıyla uygulayan Sovyet sistemi, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen hala YETERLİ genişlikteki ulaşım alanları, KUTSAL sayılı dokunulmaz parklar ve bina mimarisi maalesef bizi utandıracak nitelikte GÜZEL....
 
Yazının gerikalan kısmı için alttaki linki TIKlayın .......   
 
www.facebook.com/ulusoy.trabzon/
 
   
 
Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.