
Hedef aynı !
İngiltere – Londra’dan komşum Humeyni hakkında kitap yazan çok eski dostum - Bekir Moin gibi, savunma sanayi projelerimde, sıklıkla Amerikalı misafirlerimi ağırladığım – Homeyni Türkiye’ye getirildiğinde ilk kaldığı yer Ankara Bulvar palas sahiplerinden, kuzenimin eşi Hasan Gültan, Babası Ahmet beyden duyduklarım ve ölene dek Kurucu başkanı olduğu Türk – İran İş konseyi babam Ali Osman Ulusoy ile çoğu liderini yakından tanıdığım, 3 kez otostop ile arşınladığım, daha sonra milyonlarca ton, Türk limanlarından transit yük taşıması yaparken çok kez ziyaret ettiğim: Acem – Pers/Fars diyarı - sonuncusu Kacar Türk Hanedanlığı tarafından kurulu İran devleti hakkında değerlendirmem ....
II. Dünya Savaşı başladığında o dönem müttefik İngiltere ve Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmiş, bugünkü Azerbeycan ve İran olarak ikiye bölünmüş, Nazi yanlısı baba şah önce Irak sonra İtalya’ya sürgüne yollanıp, yerine İsviçre'de eğitim gören oğlu Rıza Pehlevi şah yapılmıştı. 1950'li yılların başında İran'da başlayan demokrasi girişimleri, emperyalizme direnen Musaddık başbakan olunca İngiliz ve Amerikan petrol şirketlerine el koyup kamulaştırdı.
1953 yılında tıpkı Tunus ‘Arap baharı’ senaryosu gibi CIA ve İngiliz istihbaratı MI6 – Military Intelegence 6. Kol’ halk ayaklanması ! maskesi altında kitlesel protesto gösterileri başlattılar. Bizdeki Balyoz – Ergenekon ... misali Başbakan Musaddık'ı darbeyle devirip milli başbakanı vatana ihanetten ! hapse attılar, Roma'da zevk yaşayan Şah Rıza Pehlevi vatan kurtaran kahraman ! edasıyla İran'a geri dönüp tahta çıktı, ilk iş Meclisi lav edip Millileştirilen İran petrolüne, İngiliz ve Amerikan şirketlerini ortak etti.
1957 yılında CIA ve MI6 tarafından kurulan ‘SAVAK - istihbarat Teşkilatı için 110.000 ajan eğitilmişti. Bunlardan biri 1960'ların İran devletinin demokrasi ile değil İslami kurallarla yönetilmesini isteyen, Yoksul ve mutsuz cahil kitleleri etrafında toplayan Şii Molla hiyerarşinin en üst katına - kendi kendini Ayetullah ilan eden Humeyni, ulemaların kontrol ettiği geniş arazilere el koyup toprak reformu yapmak isteyen Şah’a karşı ‘Din elden gidiyor !’ diye her haliyle zavallı Cahil – hayatında kitap okumamışları harekete geçirdi, halkı sokağa döktü, Şah karşıtı eylemler başladı.
İranı’ı yöneten CIA – MI6 'in bu gelişmelerde Humeyni'yi önce göz hapsine alıp, halkın tepkisini ölçtüler, 4 Kasım 1964’te Türkiye’ye geldiğinde Meclisin tam karşısındaki dönemin en iyisi sayılan, kuzenimle evli Hasan Gültan’lara ait Ankara Bulvar Palas oteli 514 numaralı odasına yerleştirdiler. CIA tarafından organize edili 1960 darbesinde Cumhurbaşkanı yapılmış, Cemal Gürsel ve ‘MİT’in Maddi sıkıntılar nedeniyle CIA’den yardım aldı’ diyen MİT müsteşarı Fuat Doğu kontrolündeki Humeyni İran'daki oğluna yazdığı mektupta ‘Atatürk tarafından kurulan ve laiklikle yönetilen kafir ! Türkiye Cumhuriyeti'nde üzgün ve şaşkın’ olduğunu belirtti.
Londradan komşum – BBC de İran masasından Bakir Moin 2005 yılında yayınlanan ‘Devrimci Ayetullah Humeyni’ kitabında: 1964 - Kasım ayında Humayni Farsca bilen MİT görevlisi – Albay Ali Çetiner'in Bursa’daki evine yerleştirildiğinde eşi Melahat Hanım için Humeyni ‘Evde başı açık kadın istemiyorum !’ diye bağırmaya başlayınca, Melahat hanım ‘Bu evde mecburen birlikte yaşayacağız. Burası Türkiye Cumhuriyeti, benim – kızımın saçına karışılamaz’ diye çıkışmıştı.
Humeyni’ye cübbeyle gezemeyeceği söylendikten sonra artık pantolon, gömlek, pardüsü giymeye başlamış, Türkiye'ye alışmıştı. Bursa Ulu Camii gezerken MİT tarafından Çekilen üstteki fotoğrafın da imha edilmesini istedi. Çünkü sivil kıyafetli fotoğrafın İran'a gönderilmesinden çekiniyordu. Arada bir İstanbul'a gezmeye giden Humeyni İran'dan gelen akrabalarıyla Florya sahilinde piknik yaparken, hayatında ilk kez denize girdi. İstiklal Caddesi'ni gezdi, sonra merak ettiği İzmir’e gitti popüler içkili Şükran lokantasıda yemek yedi. 3 ay sonra, Güvenlik için adres değiştirildi, Çekirge semtinde - müşterek bahçesi olan iki ev kiralandı. CIA tarafından kurulu İran İstihbarat örgütü SAVAK tarafından kurgulanan senaryoda, 11 ay boyunca sürekli İran'dan gelen müritleri ile görüşen Hümeyni Bursa - Melahat Hanım'ın evinden ayrılırken ağlamıştı.
Daha sonra CIA tarafından Kerbela gibi Kutsal sayılan Irak – Necef ve ordanda Fransa – Paris Neauphle-le-Château kasabasında, Tıpkı Bursa'da olduğu gibi kendi örgütüyle, düzenli olarak buluşması sağlanırken, belliki Şahı gözden çıkaran CIA ve MI6: tıpkı Petrolü millileştiren Musaddık'ı devirdiği gibi, bu kez İran'da yeni kitlesel halk hareketleri başlattı ve Şah apar topar $ 36 MİLYAR (bugünün $ 235 MİLYAR) nakit para ile ABD'ye kaçtı fakat senatodan gece yarısı çıkartılı ani bir kararla, ülkede kalması yasaklanan Şah Mısır’a iltica etmek zorunda kaldı.
Humeyni rejimine $ 370 MİLYAR değerinde silah satan – CIA elemanı Yarbay Oliver North, 560.000 kişinin öldüğü İran’ı - Irak ile savaşa sokan Amerika Birleşik Devletleri, şimdi – 57.000 sivilin öldürüldüğü, başta EN BÜYÜK Müslüman ülke olarak Türkiye’nin sessiz kaldığı - Gazze katliamı ile ünlü Karakol bekçisi İsrail ile İran halkını kurtarmak için ! bombaladığı molla rejimini – Çağdaş laik demokratik bir devlet yerine bugün: başka bir MOLLA REJİMİ ile değiştirmek isteği, aklı başında insanlar için hiçte inandırıcı değil gibi.
Musaddık’tan Humeyni’ye uzanan süreçte, tarih boyu Türk yurdu olmuş – nüfusunun nerdeysa yarısı soydaşlarımızdan oluşan İran sadece kendi iç dinamikleriyle değil, aynı zamanda, büyük güçlerin hesaplarıyla şekillenmiş bir ülkedir. Petrol, jeopolitik konum, toplumsal yapılar, çağdışı yobaz dinî otoriteler ve istihbarat ağları bu ülkenin kaderinde sürekli belirleyici oldu.
Bugün nüfusunun yarısı Türk olan mevcut İran rejimini eleştirmek mümkündür. Ama aynı zamanda tıpkı Parçalanan Irak, Suriye ve şimdide İran sonrası KAÇINILMAZ şekilde Türkiye üzerinden yıllardır süren dış müdahale, manipülasyon ve güç mücadelesinin hedefi BOP doğrultusunda bu dört devletten koparılacak Kürt devleti kurma amaçlı hedefi görmezden gelmek de büyük bir ahmaklık olur. Tarih bazen bize sadece ne olduğunu değil, neden tekrar tekrar benzer şeylerin bu şaplal toplumlara yaşatıldığınıda öğretir.
