Kemal ULUSOY
Köşe Yazarı
Kemal ULUSOY
 

Toplumlarda ortak bilinç ...

        HIDIRELLEZ: BAHAR'IN SIRLI KAPISI için Köken, İnanç ve Kültürde Yolculuk Her yıl 6 Mayıs'ta, Türkiye'nin pek çok köşesinde insanlar dileklerini gül dallarına bağlar, yeşilin içinde ateş yakar, suya çiçek bırakır ve sabahın ilk ışığında çimenlerin üzerinde yüz yıkar. Bu ritüeller ne bir dinin emridir ne de devletin takvimindeki resmi bir kutlamanın parçası. Bunlar, insanlığın en eski ve en derin ihtiyacından doğmuştur: baharın gelişini kutlamak, yeniden doğuşu selamlamak ve bilinmeyenden umut dilenmek. Hıdrellez — ya da Hızır İlyas, Hıdır İlyas, Hidrellez — Türk, Orta Asya ve Balkan halklarının binlerce yıllık geleneğinin, İslam öncesi inanç dünyasının ve Hz. Muhammed Ataları, Hz. İbrahim - Sami dinsel geleneğinin birbirinin içine geçtiği benzersiz bir kültürel katmanlaşmanın ürünüdür. Bu gün Türk kültürünün yalnızca yüzeyini değil; altındaki tarihsel birikimi ve insan ruhunun evrensel ihtiyaçlarını anlamaktır. GELENEk NEREDE BAŞLIYOR? Hıdrellezin kökeni, herhangi bir dine ya da peygambere bağlanamayacak kadar eskidir. Antropologlar ve halk bilimi araştırmacıları, bu geleneğin temelinde neolitik dönemden bu yana süregelen bir bahar ritüelinin yattığını öne sürmektedir. Tarımla geçinen topluluklar için yılın iki büyük dönüm noktası vardır: kışın bitmesi ve yazın sona ermesi. Mezopotamya uygarlıklarında, özellikle Sümer ve Akad kültüründe, adını Temmuz ayına verdiğimiz Dumuzi adlı bir tanrının her yıl ölüp yeniden dirildiği anlatılırdı. Hıdrellezin özündeki "her baharda beliren" figür, bu çok eski mitolojik kalıpla derin bir akrabalık taşır. Eski Türk inanç sistemi olan Şamanizm'de de benzer örüntüler mevcuttu. Türk boy ve budunlarında yılın iki büyük bölümü vardı: yazın hâkim olduğu Hızır mevsimi ile kışın hâkim olduğu Ellias – İlyas, Kasım mevsimi. Bu iki varlık zaman zaman kişileştirilerek karşıt ama tamamlayıcı güçler olarak betimlenirdi. Geleneğin ikinci büyük köken katmanı Sami dinî geleneğidir. Hızır — Hıdır Arapça'da "yeşil" anlamına gelir — İslam öncesi ve İslam döneminde hem Yahudi hem Hristiyan hem de Müslüman kültürlerinde yer bulan gizemli bir figürdür. Kuran'da Kehf Suresi'nde "Allah'ın kulları arasından biri" olarak nitelendirilen ve Hz. Musa'ya yol gösteren bilge figürü, İslam geleneğinde Hıdır - Hızır olarak yorumlanmıştır. Bu figür ölümsüzdür "ab-ı hayat" olarak bilinen hayat suyunu içmiştir. Hz. İlyas – Ellias / Ellez ise Tevrat ve Kuran'da adı geçen peygamberdir. İslam geleneğinde İlyas'ın denizde, Hızır'ın ise karada dolaştığı; yılda bir kez buluştuklarında bu buluşma anının Hıdrellez olduğu söylenir. İki figürün birleşmesi şu dönüşümle adını almıştır: Hıdır + İlyas Ellias → Hıdrilyas → Hıdrellez. Hıdrellezi salt İslami bir gelenek ya da salt pagan ritüel olarak sınıflandırmak her ikisi için de haksızlık olur. Bu gelenek tam da iki dünyanın sınırında durmaktadır. İslam öncesi Türk kültüründe var olan bahar kutlamaları, Türklerin İslam'ı benimsemesinin ardından Hızır ve İlyas figürleriyle harmanlandı. GECEDEKİ SIRDAN SABAH IŞIĞINA Hıdrellezin asıl büyüsü 5 Mayıs gecesi yaşanır. İnanışa göre Hızır bu gece yeryüzünde dolaşır; uykuya dalmadan önce niyet eden ve dua eden kişilere yardım eder. Bazı yörelerde kırk çeşit otun toplanması, bazı yörelerde ise gece boyunca mum yakılması âdettir.  En yaygın ritüellerden biri dilek kâğıtları yazmaktır. Dilekler küçük kâğıtlara yazılır ve gül dibine ya da gül dalına gömülür; sabah kâğıt çıkarılır, çürümemişse dileğin kabul olduğuna işaret sayılır. Denize bırakma geleneğinde ise dilekler çiçeklere yazılarak suya bırakılır; suyun dileği Hızır'a taşıyacağına inanılır. 6 Mayıs sabahının erken saatleri en yoğun ritüel - çimenlere çıkılır ve çiy dolu otlar üzerinde yüz, el ve boyun yıkanır; bunun şifa verdiğine ve hastalıkları iyileştirdiğine inanılır. Ateşten atlama ritüeli ise kötülüklerden arınmayı ve yeni bir başlangıca adım atmayı simgeler; kökeni hem Türk Şamanizm'ine hem de çok daha eski arındırma kültlerine uzanmaktadır. Türk halk geleneğinde yaşamının iki büyük ekseni bu gün ile 8 Kasım — arasında ikiye bölünür. Hayvancılar yaylaya Hıdrellezde çıkar, Kasım'da iner; çiftçiler ekim ve hasat takvimini bu iki tarih etrafında düzenlerdi. Hıdrellez yalnızca bir bayram değil, geleneksel Türk biriydi. ORTA ASYA'DAN BALKANLARA Yunan Ortodoks geleneğinde 23 Nisan, Aziz Georgios günü Julian takvimiyle 6 Mayıs'a karşılık gelir. Tesadüf değildir; her iki figür de yeşili, baharı ve bereketin koruyucusunu simgeler. Balkanlar'da "Durđevdan" — Aziz Georgios Günü — adıyla bilinen bu kutlama, Bosna, Sırbistan ve Kuzey Makedonya'da Müslüman ve Hristiyan topluluklar tarafından ortaklaşa yaşatılmaktadır. Emir Kusturica'nın 1989 Zaman Çiçekleri filmi, bu kutlamanın coşkusunu ve Roman – Çingene kültürünü dünya sinemasına en önemli eser olarak tarihe geçmiştir. Türkiye'de Hıdrellezi en canlı ve en coşkulu biçimde kutlayan topluluk Romanlardır. İstanbul: Sulukule, Balat, Çırpıcı .... Roman mahallelerinde Hıdrellez sabahından itibaren müzik ve dans başlar; günlerce sürer. Bu onlar için yalnızca bir bahar kutlaması değil; kolektif kimliğin ve toplumsal dayanışmanın yılda bir dile gelen ifadesidir. Orta Asya'da 21 Mart'ta kutlanan Nevruz ise Hıdrellezle aynı temeli paylaşır: baharın gelişini kutlamak ve yeniden doğuşu selamlamak geleneği UNESCO, 2017 yılında Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne almıştır. SONUÇ: BAHAR HER YIL YENİDEN GELİR Hıdrellez binlerce yıllık bir süreçte şekillenmiştir. Sümer'in tarım tanrısı Temmuz, İbrani geleneğinin ölümsüz peygamberi, Türk bozkırının mevsim ruhu ve Balkan halkının bahar coşkusu bir arada yaşar. Bu katmanlar birbirini yok etmemiş; tersine birbirini zenginleştirmiştir. Geçmişle gelecek - bireysel umutla kolektif deneyim arasında duran Her 6 Mayıs sabahı aslında aynı şeyi yapan insanların hayata "evet" demesidir ve Ellies – İlyas ile buluşan Hızır, yeşil giysisiyle, görünmez adımlarıyla, bir yerde bunları izler.  

Toplumlarda ortak bilinç ...

 

 

 

 

HIDIRELLEZ:

BAHAR'IN SIRLI KAPISI için Köken, İnanç ve Kültürde Yolculuk

Her yıl 6 Mayıs'ta, Türkiye'nin pek çok köşesinde insanlar dileklerini gül dallarına bağlar, yeşilin içinde ateş yakar, suya çiçek bırakır ve sabahın ilk ışığında çimenlerin üzerinde yüz yıkar. Bu ritüeller ne bir dinin emridir ne de devletin takvimindeki resmi bir kutlamanın parçası. Bunlar, insanlığın en eski ve en derin ihtiyacından doğmuştur: baharın gelişini kutlamak, yeniden doğuşu selamlamak ve bilinmeyenden umut dilenmek.

Hıdrellez — ya da Hızır İlyas, Hıdır İlyas, Hidrellez — Türk, Orta Asya ve Balkan halklarının binlerce yıllık geleneğinin, İslam öncesi inanç dünyasının ve Hz. Muhammed Ataları, Hz. İbrahim - Sami dinsel geleneğinin birbirinin içine geçtiği benzersiz bir kültürel katmanlaşmanın ürünüdür. Bu gün Türk kültürünün yalnızca yüzeyini değil; altındaki tarihsel birikimi ve insan ruhunun evrensel ihtiyaçlarını anlamaktır.

GELENEk NEREDE BAŞLIYOR?

Hıdrellezin kökeni, herhangi bir dine ya da peygambere bağlanamayacak kadar eskidir. Antropologlar ve halk bilimi araştırmacıları, bu geleneğin temelinde neolitik dönemden bu yana süregelen bir bahar ritüelinin yattığını öne sürmektedir. Tarımla geçinen topluluklar için yılın iki büyük dönüm noktası vardır: kışın bitmesi ve yazın sona ermesi. Mezopotamya uygarlıklarında, özellikle Sümer ve Akad kültüründe, adını Temmuz ayına verdiğimiz Dumuzi adlı bir tanrının her yıl ölüp yeniden dirildiği anlatılırdı. Hıdrellezin özündeki "her baharda beliren" figür, bu çok eski mitolojik kalıpla derin bir akrabalık taşır.

Eski Türk inanç sistemi olan Şamanizm'de de benzer örüntüler mevcuttu. Türk boy ve budunlarında yılın iki büyük bölümü vardı: yazın hâkim olduğu Hızır mevsimi ile kışın hâkim olduğu Ellias – İlyas, Kasım mevsimi. Bu iki varlık zaman zaman kişileştirilerek karşıt ama tamamlayıcı güçler olarak betimlenirdi.

Geleneğin ikinci büyük köken katmanı Sami dinî geleneğidir. Hızır — Hıdır Arapça'da "yeşil" anlamına gelir — İslam öncesi ve İslam döneminde hem Yahudi hem Hristiyan hem de Müslüman kültürlerinde yer bulan gizemli bir figürdür. Kuran'da Kehf Suresi'nde "Allah'ın kulları arasından biri" olarak nitelendirilen ve Hz. Musa'ya yol gösteren bilge figürü, İslam geleneğinde Hıdır - Hızır olarak yorumlanmıştır. Bu figür ölümsüzdür "ab-ı hayat" olarak bilinen hayat suyunu içmiştir. Hz. İlyas – Ellias / Ellez ise Tevrat ve Kuran'da adı geçen peygamberdir. İslam geleneğinde İlyas'ın denizde, Hızır'ın ise karada dolaştığı; yılda bir kez buluştuklarında bu buluşma anının Hıdrellez olduğu söylenir. İki figürün birleşmesi şu dönüşümle adını almıştır: Hıdır + İlyas Ellias → Hıdrilyas → Hıdrellez.

Hıdrellezi salt İslami bir gelenek ya da salt pagan ritüel olarak sınıflandırmak her ikisi için de haksızlık olur. Bu gelenek tam da iki dünyanın sınırında durmaktadır. İslam öncesi Türk kültüründe var olan bahar kutlamaları, Türklerin İslam'ı benimsemesinin ardından Hızır ve İlyas figürleriyle harmanlandı.

GECEDEKİ SIRDAN SABAH IŞIĞINA

Hıdrellezin asıl büyüsü 5 Mayıs gecesi yaşanır. İnanışa göre Hızır bu gece yeryüzünde dolaşır; uykuya dalmadan önce niyet eden ve dua eden kişilere yardım eder. Bazı yörelerde kırk çeşit otun toplanması, bazı yörelerde ise gece boyunca mum yakılması âdettir.  En yaygın ritüellerden biri dilek kâğıtları yazmaktır. Dilekler küçük kâğıtlara yazılır ve gül dibine ya da gül dalına gömülür; sabah kâğıt çıkarılır, çürümemişse dileğin kabul olduğuna işaret sayılır. Denize bırakma geleneğinde ise dilekler çiçeklere yazılarak suya bırakılır; suyun dileği Hızır'a taşıyacağına inanılır.

6 Mayıs sabahının erken saatleri en yoğun ritüel - çimenlere çıkılır ve çiy dolu otlar üzerinde yüz, el ve boyun yıkanır; bunun şifa verdiğine ve hastalıkları iyileştirdiğine inanılır. Ateşten atlama ritüeli ise kötülüklerden arınmayı ve yeni bir başlangıca adım atmayı simgeler; kökeni hem Türk Şamanizm'ine hem de çok daha eski arındırma kültlerine uzanmaktadır.

Türk halk geleneğinde yaşamının iki büyük ekseni bu gün ile 8 Kasım — arasında ikiye bölünür. Hayvancılar yaylaya Hıdrellezde çıkar, Kasım'da iner; çiftçiler ekim ve hasat takvimini bu iki tarih etrafında düzenlerdi. Hıdrellez yalnızca bir bayram değil, geleneksel Türk biriydi.

ORTA ASYA'DAN BALKANLARA

Yunan Ortodoks geleneğinde 23 Nisan, Aziz Georgios günü Julian takvimiyle 6 Mayıs'a karşılık gelir. Tesadüf değildir; her iki figür de yeşili, baharı ve bereketin koruyucusunu simgeler. Balkanlar'da "Durđevdan" — Aziz Georgios Günü — adıyla bilinen bu kutlama, Bosna, Sırbistan ve Kuzey Makedonya'da Müslüman ve Hristiyan topluluklar tarafından ortaklaşa yaşatılmaktadır. Emir Kusturica'nın 1989 Zaman Çiçekleri filmi, bu kutlamanın coşkusunu ve Roman – Çingene kültürünü dünya sinemasına en önemli eser olarak tarihe geçmiştir.

Türkiye'de Hıdrellezi en canlı ve en coşkulu biçimde kutlayan topluluk Romanlardır. İstanbul: Sulukule, Balat, Çırpıcı .... Roman mahallelerinde Hıdrellez sabahından itibaren müzik ve dans başlar; günlerce sürer. Bu onlar için yalnızca bir bahar kutlaması değil; kolektif kimliğin ve toplumsal dayanışmanın yılda bir dile gelen ifadesidir.

Orta Asya'da 21 Mart'ta kutlanan Nevruz ise Hıdrellezle aynı temeli paylaşır: baharın gelişini kutlamak ve yeniden doğuşu selamlamak geleneği UNESCO, 2017 yılında Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne almıştır.

SONUÇ: BAHAR HER YIL YENİDEN GELİR

Hıdrellez binlerce yıllık bir süreçte şekillenmiştir. Sümer'in tarım tanrısı Temmuz, İbrani geleneğinin ölümsüz peygamberi, Türk bozkırının mevsim ruhu ve Balkan halkının bahar coşkusu bir arada yaşar. Bu katmanlar birbirini yok etmemiş; tersine birbirini zenginleştirmiştir.

Geçmişle gelecek - bireysel umutla kolektif deneyim arasında duran Her 6 Mayıs sabahı aslında aynı şeyi yapan insanların hayata "evet" demesidir ve Ellies – İlyas ile buluşan Hızır, yeşil giysisiyle, görünmez adımlarıyla, bir yerde bunları izler.

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.