Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Kemal ULUSOY
Köşe Yazarı
Kemal ULUSOY
 

İlber Ortaylı anısına .....

        Aynı zamanda bir medeniyet hafızasını uğurluyoruz. İlber hoca ile 2004 yılında davet edildiğim bir etkinlikte tanıştığım ve tesadüfen kulak misafiri olduğum sohbetinde ortaya ‘Dünyanın ilk ve en büyük Denizcilik vakfı - Hansiyatik Birliğini kim bilir ?’ sorusuna, el kaldırıp İngiltere okul tezlerimden biri idi diye söze başlayıp ‘Alman Havayolları LuftHansa, HansaStad Hamburg Şehrine isim veren 12. YY Kuzey Avrupa’sında Baltık ve Kuzey Denizindeki: Akdeniz (Venedik, Cenova), Kuzey Avrupa ve İstanbul İpek Yolu: kereste, kürk, kumaş, balık, tuz, tahıl, şarap, balmumu, demir ticaret yollarını güvence altına almak için yabancı limanlarındaki kurduklarını Hansiyatik Tüccar Loncaları ve ticaret düzeni’ diye özetleyince ‘Bravo: asıl zenginlik bu tür meraklı olabilmektir’ diyerek bana sarılmıştı... O tarihten beri ilgi odağım olan yüce bilge İlber Ortaylı sıradan bir akademisyeni değil - 20. yüzyılın büyük kırılmalarından birinin içinden doğan, Binlerce yıllık Türk yurdu ana vatanı Kırım’ı terk etmek zorunda kalan bir halkın çocuğu olarak dünyaya geldi. Göçün, sürgünün ve tarih bilincinin iç içe geçtiği bir aile ortamında büyüdü. Belki de bu yüzden tarih onun için yalnızca akademik bir disiplin değil, insanın kimliğini ve kaderini anlamanın yolu oldu. Bebek yaşta Türkiye’ye gelen bu göçmen ailenin çocuğu, zamanla yalnızca bir tarih profesörü değil, Türkiye’nin en saygın bilim insanlarından biri haline geldi.  O hiçbir zaman AKePe yandaş kalemleri – hiçbir uluslararası makaleleri olmadan rektör yapılmış - diplomaları bile şaibeli akademisyenleri gibi sözünü eğip bükmedi. Düşüncelerini ifade ederken gösterdiği dürüstlük ve cesaret ile Doğru bildiğini, kimi zaman sert, mizahla ama her zaman açık bir şekilde dile getirdi. Onun en çok üzerinde durduğu konulardan biri eğitimdi. Özellikle de kız çocuklarının eğitimi. Ortaylı, din adına kız çocuklarının eğitimden uzak tutulmasını savunan anlayışın yalnızca yanlış değil, aynı zamanda tarihe ve medeniyete ihanet olduğunu söylerdi. Ona göre bir toplumun geri kalmasının en büyük sebebi diniDAR çağ dışı YOBAZ yönetim ve cehalet sadece bireyleri değil, bütün ülkeleri felakete sürükleyebilirdi. Bu yüzden Ortaylı’nın sözleri çoğu zaman bir akademik tartışmadan daha fazlasıydı. O sözler, bir uyarı, Türk toplumunun geleceğini düşünmenin sorumluluğuydu. O Roma’dan Osmanlı’ya, Avrupa’dan Orta Asya’ya uzanan bilgi birikimiyle, yalnızca geçmişi anlatmadı; aynı zamanda bugünün toplumuna bir ayna tuttu ve farkı tarihe bakarken medeniyetleri, kültürleri ve insanı birlikte okuyabilmesiydi. Aramızdan ayrılırken geride yüzlerce makale, kitap ve konferans, söyleşiler gibi belkide en büyük mirası sıklıkla dillendirdiği ‘Bir toplum ancak bilgiyle, eğitimle ve akılla ayakta kalabilir ve o sürekli bize ‘Cehaletin en büyük panzehiri eğitimdir, eğitimin en güçlü temeli ise özgür düşüncedir’ sözleri kulağımda çınlayan İlber Ortaylı dostla - aslında bir bilgelik çağını uğurluyoruz. Ama Gerçek bilim insanları ölmez. Onlar, fikirleriyle yaşamaya devam eder. Ruhun şad olsun yüce bilge.  

İlber Ortaylı anısına .....

 

 

 

 

Aynı zamanda bir medeniyet hafızasını uğurluyoruz.

İlber hoca ile 2004 yılında davet edildiğim bir etkinlikte tanıştığım ve tesadüfen kulak misafiri olduğum sohbetinde ortaya ‘Dünyanın ilk ve en büyük Denizcilik vakfı - Hansiyatik Birliğini kim bilir ?’ sorusuna, el kaldırıp İngiltere okul tezlerimden biri idi diye söze başlayıp ‘Alman Havayolları LuftHansa, HansaStad Hamburg Şehrine isim veren 12. YY Kuzey Avrupa’sında Baltık ve Kuzey Denizindeki: Akdeniz (Venedik, Cenova), Kuzey Avrupa ve İstanbul İpek Yolu: kereste, kürk, kumaş, balık, tuz, tahıl, şarap, balmumu, demir ticaret yollarını güvence altına almak için yabancı limanlarındaki kurduklarını Hansiyatik Tüccar Loncaları ve ticaret düzeni’ diye özetleyince ‘Bravo: asıl zenginlik bu tür meraklı olabilmektir’ diyerek bana sarılmıştı...

O tarihten beri ilgi odağım olan yüce bilge İlber Ortaylı sıradan bir akademisyeni değil - 20. yüzyılın büyük kırılmalarından birinin içinden doğan, Binlerce yıllık Türk yurdu ana vatanı Kırım’ı terk etmek zorunda kalan bir halkın çocuğu olarak dünyaya geldi. Göçün, sürgünün ve tarih bilincinin iç içe geçtiği bir aile ortamında büyüdü. Belki de bu yüzden tarih onun için yalnızca akademik bir disiplin değil, insanın kimliğini ve kaderini anlamanın yolu oldu.

Bebek yaşta Türkiye’ye gelen bu göçmen ailenin çocuğu, zamanla yalnızca bir tarih profesörü değil, Türkiye’nin en saygın bilim insanlarından biri haline geldi.  O hiçbir zaman AKePe yandaş kalemleri – hiçbir uluslararası makaleleri olmadan rektör yapılmış - diplomaları bile şaibeli akademisyenleri gibi sözünü eğip bükmedi. Düşüncelerini ifade ederken gösterdiği dürüstlük ve cesaret ile Doğru bildiğini, kimi zaman sert, mizahla ama her zaman açık bir şekilde dile getirdi.

Onun en çok üzerinde durduğu konulardan biri eğitimdi. Özellikle de kız çocuklarının eğitimi. Ortaylı, din adına kız çocuklarının eğitimden uzak tutulmasını savunan anlayışın yalnızca yanlış değil, aynı zamanda tarihe ve medeniyete ihanet olduğunu söylerdi. Ona göre bir toplumun geri kalmasının en büyük sebebi diniDAR çağ dışı YOBAZ yönetim ve cehalet sadece bireyleri değil, bütün ülkeleri felakete sürükleyebilirdi.

Bu yüzden Ortaylı’nın sözleri çoğu zaman bir akademik tartışmadan daha fazlasıydı. O sözler, bir uyarı, Türk toplumunun geleceğini düşünmenin sorumluluğuydu. O Roma’dan Osmanlı’ya, Avrupa’dan Orta Asya’ya uzanan bilgi birikimiyle, yalnızca geçmişi anlatmadı; aynı zamanda bugünün toplumuna bir ayna tuttu ve farkı tarihe bakarken medeniyetleri, kültürleri ve insanı birlikte okuyabilmesiydi.

Aramızdan ayrılırken geride yüzlerce makale, kitap ve konferans, söyleşiler gibi belkide en büyük mirası sıklıkla dillendirdiği ‘Bir toplum ancak bilgiyle, eğitimle ve akılla ayakta kalabilir ve o sürekli bize ‘Cehaletin en büyük panzehiri eğitimdir, eğitimin en güçlü temeli ise özgür düşüncedir’ sözleri kulağımda çınlayan İlber Ortaylı dostla - aslında bir bilgelik çağını uğurluyoruz.

Ama Gerçek bilim insanları ölmez. Onlar, fikirleriyle yaşamaya devam eder. Ruhun şad olsun yüce bilge.

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.