Papa Kendi kendine gelmedi.
Teolojik fikir aykırık ayrılıklarına son vermek için Roma İmparatoru gençliğinde PAGAN – putlara tapan Konstantin'in çağrısıyla 1. İznik konsili. Hristiyan dünyasının tarihte ilk ekümenik toplantısında: Hz. İsa'nın resmen tanrılaştırılması !, Paskalya'nın kutlanma tarihi gibi temel inanç esasları .... belirlendi.
MS 325 yılında toplanan 1. İznik konsili 1700. yıldönümünde su altı bazilikasında ayin yapacak. Tarihtek ilk Amerikalı 14. Leo Türkiye'yi ziyaret eden 5. Papa oldu. İznik'te ayin yapacak. 1071'de biz Türkler Anadolu'ya geldik. 4 yıl sonra bu İznik'i fethettik. Büyük Selçuklu Devleti'ne Anadolu'daki ilk Türk başkenti yaptık. 20 yıl sonra 1. haçlı seferini düzenlediler. İznik'i kaybettik. Daha sonra Oğuz Kayı boyu Türkü Osmanlı'nın ikinci padişahı Orhangazi döneminde yeniden fethettikten beri bir daha asla İznik'te böyle bir ayin yapılmasına izin verilmedi.
1923'te cumhuriyet ilanından bir yıl sonra 1924 yılında İznik'te ayin düzenlemek istediler. Atatürk izin vermedi. Çünkü ekümenik iddiası Lozan anlaşmasını - Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusunu delmek anlamına geliyor, Türkiye'nin dini ve milli egemenliğine gölge düşürülmesine, başka bir ülkenin veya başka bir dini otoritenin siyasi veya ekümenik iddiasına izin vermeyiz, topraklarımızda Türkiye Cumhuriyeti'nde kişisel ibadet sınırları asla aşılmamalı dendi.
AKePe Papa'nın İznik'te ekümenik ayini yapmasına, üstelik bu ayini konsiliin 1700. yıldönümünde gerçekleştirmesine maalesef izin verdi. Hatırlanırsa 2014 yılında İznik gölünde su çekilmesi yaşandı. bazilika Kalıntıları Kıyıdan 20 - 30 metre kadar açıkta, su yüzeyinin 1,5 2 metre kadar altında görünür hale ortaya çıktığında, ABD medyasında aniden köpürtüldü. Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından asrın keşfi olarak sunuldu Aslında yapıldığı bile TARTIŞMALI 1. İznik konsiliin bu ortaya çıkan bazilikada düzenlendiği duyuruldu.
İlk keşfedildiğinde su altında Dalgıçlar tarafında arkeolojik dalışlar yapıldı. Bulunan sikkeler - metal paraların konsil dönemine ait olmadığı, çok sonraki yılların paraları olduğu ortaya çıktığı halde, her zaman olduğu gibi YANDAŞ papağan dangalAKPudracı medya Turist - para yağacak inanç turizmi yapacağız ! türünden yayınlar yaptı. Osmanlı gibi Atatürk’ün izin vermediği bu ayin ziyareti aslında tamamen jeopolitik bir ziyarettir.
Özellikle Lozan Anlaşmasına karşı adeta savaş açılan şu dönemde, Tıpkı ABD Başkanı Trump tehdit ederek Heybeli'da ruhban okulunu açtırtması gibi Papa İznik ziyareti düpedüz siyasi amaçlıdır. ABD Fener Rum patrikanesini yoğun bir şekilde dünyanın en kalabalık Ortodoks nüfusuna sahip Rusya'ya karşı kullanıyor ve Tarihteki ilk Amerikalı KATOLİK Papa – Kanlı bıçaklı olduğu Ortodoks Ekümenliği başı Fener Rum patri ile İznik'te ayin yapıyor !.
Yıl 1957, Asliye Hukuk Mahkemesi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne yazıyla bir talepte bulunuyordu. Beşiktaş ilçesinde yaşayan Meryem Binth Ovahim'in bulunmasını istiyordu. Emniyet cevabında "bu isimde bir şahsın bulunamadığını, adresinin tespit eilemediğini, kendisini tanıyanın olmadığı’’ bildirince, Mahkeme "Meryem Bint Ovahim'in KAYIP olduğuna hükmetti’ ve sahibi olduğu bütün gayrimenkule kayyum atadı. Yasal süre dolunca da Beşiktaş'taki dört katlı binası hazineye devredildi.
Mahkeme celbi çıkarılarak polisimiz tarafından aranan ve neticede kayıp ilan edilerek mülküne el konulan o şahıs halk arasındaki tabirle ‘Meryem Ana’ idi. Ovahim Hristiyanlar için Allah'ın isimlerinden biriydi ve resmi yazıda O Vahim'in kızı - Meryem kastediliyordu. Yani devlet tarafından el konulan söz konusu tapunun sahibi Hz İsa'nın annesiydi. Devlet tarafından el konulan, Osmanlı döneminde kiliselerin gelirleri bağışlardan oluşan paralarla değerini koruması için gayrimenkul – arsa satın alınıyordu.
1913 Osmanlı tapu sistemine geçildi. İlk 1913 kiliselere emlak beyannamesi gönderildi. Mülk sahibi hanesine hanesine Hz İsa Meryem Ana veya Cebrail Aleyhisselam .... gibi isimler yazıldı, Tapular bu isimler üzerine tescil edildi. Devlet kayıtlarına bu isimlerle kaydedildi. 1923, Cumhuriyet ilan edildikten sonra topraklarımızdaki kiliselerin tüzel kişiliği azınlık vakıfları haline dönüştü. 1936 yılında devlet azınlık vakıflarından beyanname gönderip, sahip oldukları gayrimenkullerin listesi istendi ve sahibi ‘Türkiye Cumhuriyeti'nin Devleti’ diye tapu kayıtlarına girdi.
1955 yılı: Tıpkı bugün gibi TALAN zihniyetli Demokrat Parti iktidarı 6-7 Eylül kumpas organizasyonu olayları ile gayrimüslim azınlığa saldırıldı, kendi mülklerinden döve döve kovulunca çok önemli çoğunluğu Türkiye'den göç etmek zorunda kalınca, Sıra başı boş kalan mallarına, mülklerine çökmeye gelmişti. Olaydan 2 yıl sonra Tapuda mülk sahibi olarak görünen Hz İsa - Meryem Ana, Cebrail Aleyhisselam'a gizli - saklı davalar açıldı, aranan kayıp ilan edildi ve mülklere çöküldü - el konuldu.
Kiliseler durumun farkına vardığında 6-7 Eylül korkusuyla sustu, haklarını aramaya, karşı dava açmaya cesaret edemediler. İstanbul'da sadece Beşiktaş, Şişli, Fatih, Beyoğlu, Kadıköy, Sarıyer bakın bugünkü değeri TRİLYON liralar değerinde ölçülen 11.500 gayrimenku el konuldu. Üstelik bu sadece İstanbul ile sınırlı değildi. İzmir, Çanakkale, Hatay, Trabzon ... gayrimenkullere aynı şekilde el konuldu. Aynı olaylar: 1974'te Kıbrıs barış harekatı ve 1980 - 12 Eylül darbesinde tekrarlandı. Yüzlerce mülke daha el konuldu.
2002 yılında diniDAR AKePe iktidara gelir gelmez Avrupa Birliği bastırınca, uyum yasaları ayaklarıyla ilk çıkarılan yasalardan biri Vakıflar Kanunu ile Avrupa Birliği'ne giriyoruz yalanıyla azınlık vakıflarının 1936 yılından sonra edindikleri ve sonradan el konulan gayrimenkullerin kendilerine iade edilmesinin yolu açıldı. Herkes mallarımızı geri verin derken davalarında AKePe'ninde hesap edemediği bir pürüz vardı. Cumhuriyetten öncesi - 1913 ilk Osmanlı tapusunda kişilerin üzerine kaydedilen mülklerin iade edilebilmesi için, kişiler ve/ya mirasçılarının bizzat mahkemeye başvurması gerekiyordu.
Mahkeme: Hz İsa - Meryem Ana, Cebrail Aleyhisselam ve/ya mirasçı torunlarının tapu için bizzat başvurması lazım dedi. Deha AKePe sayesinde Vakıflar Kanunundaki bu ıskalanan kelime yüzünden Kiliselerin 1913 Osmanlı devletine kaydettirdiği tapuları, Cumhuriyet hukukunu bağlamaz dedi.
Atatürk döneminde müze yapılan Ayasofya müzesi 2020 AKePe tarafından cami haline getirildi. Tayyib Erdoğan Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesine kesinlikle karşıydı. açık açık itiraz ediyor – Televizyonlarda ‘çevirmenin faturası çok ağırdır’ camiye dönüştürülsün diyenler dünyayı tanımıyor yurt dışındaki camilerimizin başına neler gelir ? Ben istikametimi kaybetmedim .... derken, sonra aniden direksiyonu kırdı ve rotayı şaşırdı - Ayasofya cami olarak Diyanete devredilirken, cami görünen tapu, tıpkı kiliselerin tapuları gibi 1936 yılında kayıt altına alınmıştı. Ayasofya ise Cumhuriyet öncesine ait. Osmanlı Fatih Sultan Mehmet vakıfına ait ilan edilip, Cumhuriyetin müze kararı iptal edildi vakıf kararı uygulandı ve camiye çevrildi.
Cumhuriyet tarihimizde ilk kez Osmanlı hukuku geçerli kabul edilmiş oldu. Danıştay tarafından içtihat haline getirildi. herses şapşalca alkışladı, Ayasofya cami oldu sevinen DangalAKPudracılar, şükür namazı kılanlar, aslında Osmanlı döneminde Hz İsa - Meryem Ana, Cebrail Aleyhisselam'a adına kaydedilen kilise mülkleri için de kapıyı açmış, Türkiye'nin TRİLYONLAR tutacak tazminat ödemeyi hukuken kabul etmiş oldu. Artık Azınlık vakıflarının Danıştay'ın Ayasofya kararını mahkemeye sunarak devlet tarafından el konulan mülklerinin iade davalarını çatır çatır çatır kazanmaları kaçınılmaz. Diretmeye kalkarsan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gider çatır çatır tahsil ederler.
Osmanlı - Orhangazi'den Atatürk'e ve sonrası Cumhuriyeti yönetenlerin kararlarına inat, Ermeni – Katolik Amerikan vatandaşı Papa'nın, işimdi Fener Rum patriği ile birlikte yapacağı İznik ayini, Türkiyenin Tapusu Lozan iptali amaçlı olayı, islamiyeti ESİR edecek SON HAÇLI SEFERİ denen BOP Eşbaşkan Tayyib Erdoğan ve Kitle imha silahları yalanlarıyla dağıttıkları Irak sonrası Suriyede Kurulan PYD Kürt devleti ile jeopolitik çıkarlarla örtüşmesi tesadüfmü ?
Derleme kaynağı - https://www.youtube.com/watch?v=VKjHDlmgT3M
Papa Kendi kendine gelmedi.
Teolojik fikir aykırık ayrılıklarına son vermek için Roma İmparatoru gençliğinde PAGAN – putlara tapan Konstantin'in çağrısıyla 1. İznik konsili. Hristiyan dünyasının tarihte ilk ekümenik toplantısında: Hz. İsa'nın resmen tanrılaştırılması, Paskalya'nın kutlanma tarihi gibi temel inanç esasları .... belirlendi.
MS 325 yılında toplanan 1. İznik konsili 1700. yıldönümünde su altı bazilikasında ayin yapacak. Tarihtek ilk Amerikalı 14. Leo Türkiye'yi ziyaret eden 5. Papa oldu. İznik'te ayin yapacak. 1071'de biz Türkler Anadolu'ya geldik. 4 yıl sonra bu İznik'i fethettik. Büyük Selçuklu Devleti'ne Anadolu'daki ilk Türk başkenti yaptık. 20 yıl sonra 1. haçlı seferini düzenlediler. İznik'i kaybettik. Daha sonra Oğuz Kayı boyu Türkü Osmanlı'nın ikinci padişahı Orhangazi döneminde yeniden fethettikten beri bir daha asla İznik'te böyle bir ayin yapılmasına izin verilmedi.
1923'te cumhuriyet ilanından bir yıl sonra 1924 yılında İznik'te ayin düzenlemek istediler. Atatürk izin vermedi. Çünkü ekümenik iddiası Lozan anlaşmasını - Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusunu delmek anlamına geliyor, Türkiye'nin dini ve milli egemenliğine gölge düşürülmesine, başka bir ülkenin veya başka bir dini otoritenin siyasi veya ekümenik iddiasına izin vermeyiz, topraklarımızda Türkiye Cumhuriyeti'nde kişisel ibadet sınırları asla aşılmamalı dendi.
AKePe Papa'nın İznik'te ekümenik ayini yapmasına, üstelik bu ayini konsiliin 1700. yıldönümünde gerçekleştirmesine maalesef izin verdi. Hatırlanırsa 2014 yılında İznik gölünde su çekilmesi yaşandı. bazilika Kalıntıları Kıyıdan 20 - 30 metre kadar açıkta, su yüzeyinin 1,5 2 metre kadar altında görünür hale ortaya çıktığında, ABD medyasında aniden köpürtüldü. Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından asrın keşfi olarak sunuldu Aslında yapıldığı bile TARTIŞMALI 1. İznik konsiliin bu ortaya çıkan bazilikada düzenlendiği duyuruldu.
İlk keşfedildiğinde su altında Dalgıçlar tarafında arkeolojik dalışlar yapıldı. Bulunan sikkeler - metal paraların konsil dönemine ait olmadığı, çok sonraki yılların paraları olduğu ortaya çıktığı halde, her zaman olduğu gibi YANDAŞ papağan dangalAKPudracı medya Turist - para yağacak inanç turizmi yapacağız ! türünden yayınlar yaptı. Osmanlı gibi Atatürk’ün izin vermediği bu ayin ziyareti aslında tamamen jeopolitik bir ziyarettir.
Özellikle Lozan Anlaşmasına karşı adeta savaş açılan şu dönemde, Tıpkı ABD Başkanı Trump tehdit ederek Heybeli'da ruhban okulunu açtırtması gibi Papa İznik ziyareti düpedüz siyasi amaçlıdır. ABD Fener Rum patrikanesini yoğun bir şekilde dünyanın en kalabalık Ortodoks nüfusuna sahip Rusya'ya karşı kullanıyor ve Tarihteki ilk Amerikalı KATOLİK Papa – Kanlı bıçaklı olduğu Ortodoks Ekümenliği başı Fener Rum patri ile İznik'te ayin yapıyor !.
Yıl 1957, Asliye Hukuk Mahkemesi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne yazıyla bir talepte bulunuyordu. Beşiktaş ilçesinde yaşayan Meryem Binth Ovahim'in bulunmasını istiyordu. Emniyet cevabında "bu isimde bir şahsın bulunamadığını, adresinin tespit eilemediğini, kendisini tanıyanın olmadığı’’ bildirince, Mahkeme "Meryem Bint Ovahim'in KAYIP olduğuna hükmetti’ ve sahibi olduğu bütün gayrimenkule kayyum atadı. Yasal süre dolunca da Beşiktaş'taki dört katlı binası hazineye devredildi.
Mahkeme celbi çıkarılarak polisimiz tarafından aranan ve neticede kayıp ilan edilerek mülküne el konulan o şahıs halk arasındaki tabirle ‘Meryem Ana’ idi. Ovahim Hristiyanlar için Allah'ın isimlerinden biriydi ve resmi yazıda O Vahim'in kızı - Meryem kastediliyordu. Yani devlet tarafından el konulan söz konusu tapunun sahibi Hz İsa'nın annesiydi. Devlet tarafından el konulan, Osmanlı döneminde kiliselerin gelirleri bağışlardan oluşan paralarla değerini koruması için gayrimenkul – arsa satın alınıyordu.
1913 Osmanlı tapu sistemine geçildi. İlk 1913 kiliselere emlak beyannamesi gönderildi. Mülk sahibi hanesine hanesine Hz İsa Meryem Ana veya Cebrail Aleyhisselam .... gibi isimler yazıldı, Tapular bu isimler üzerine tescil edildi. Devlet kayıtlarına bu isimlerle kaydedildi. 1923, Cumhuriyet ilan edildikten sonra topraklarımızdaki kiliselerin tüzel kişiliği azınlık vakıfları haline dönüştü. 1936 yılında devlet azınlık vakıflarından beyanname gönderip, sahip oldukları gayrimenkullerin listesi istendi ve sahibi ‘Türkiye Cumhuriyeti'nin Devleti’ diye tapu kayıtlarına girdi.
1955 yılı: Tıpkı bugün gibi TALAN zihniyetli Demokrat Parti iktidarı 6-7 Eylül kumpas organizasyonu olayları ile gayrimüslim azınlığa saldırıldı, kendi mülklerinden döve döve kovulunca çok önemli çoğunluğu Türkiye'den göç etmek zorunda kalınca, Sıra başı boş kalan mallarına, mülklerine çökmeye gelmişti. Olaydan 2 yıl sonra Tapuda mülk sahibi olarak görünen Hz İsa - Meryem Ana, Cebrail Aleyhisselam'a gizli - saklı davalar açıldı, aranan kayıp ilan edildi ve mülklere çöküldü - el konuldu.
Kiliseler durumun farkına vardığında 6-7 Eylül korkusuyla sustu, haklarını aramaya, karşı dava açmaya cesaret edemediler. İstanbul'da sadece Beşiktaş, Şişli, Fatih, Beyoğlu, Kadıköy, Sarıyer bakın bugünkü değeri TRİLYON liralar değerinde ölçülen 11.500 gayrimenku el konuldu. Üstelik bu sadece İstanbul ile sınırlı değildi. İzmir, Çanakkale, Hatay, Trabzon ... gayrimenkullere aynı şekilde el konuldu. Aynı olaylar: 1974'te Kıbrıs barış harekatı ve 1980 - 12 Eylül darbesinde tekrarlandı. Yüzlerce mülke daha el konuldu.
2002 yılında diniDAR AKePe iktidara gelir gelmez Avrupa Birliği bastırınca, uyum yasaları ayaklarıyla ilk çıkarılan yasalardan biri Vakıflar Kanunu ile Avrupa Birliği'ne giriyoruz yalanıyla azınlık vakıflarının 1936 yılından sonra edindikleri ve sonradan el konulan gayrimenkullerin kendilerine iade edilmesinin yolu açıldı. Herkes mallarımızı geri verin derken davalarında AKePe'ninde hesap edemediği bir pürüz vardı. Cumhuriyetten öncesi - 1913 ilk Osmanlı tapusunda kişilerin üzerine kaydedilen mülklerin iade edilebilmesi için, kişiler ve/ya mirasçılarının bizzat mahkemeye başvurması gerekiyordu.
Mahkeme: Hz İsa - Meryem Ana, Cebrail Aleyhisselam ve/ya mirasçı torunlarının tapu için bizzat başvurması lazım dedi. Deha AKePe sayesinde Vakıflar Kanunundaki bu ıskalanan kelime yüzünden Kiliselerin 1913 Osmanlı devletine kaydettirdiği tapuları, Cumhuriyet hukukunu bağlamaz dedi.
Atatürk döneminde müze yapılan Ayasofya müzesi 2020 AKePe tarafından cami haline getirildi. Tayyib Erdoğan Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesine kesinlikle karşıydı. açık açık itiraz ediyor – Televizyonlarda ‘çevirmenin faturası çok ağırdır’ camiye dönüştürülsün diyenler dünyayı tanımıyor yurt dışındaki camilerimizin başına neler gelir ? Ben istikametimi kaybetmedim .... derken, sonra aniden direksiyonu kırdı ve rotayı şaşırdı - Ayasofya cami olarak Diyanete devredilirken, cami görünen tapu, tıpkı kiliselerin tapuları gibi 1936 yılında kayıt altına alınmıştı. Ayasofya ise Cumhuriyet öncesine ait. Osmanlı Fatih Sultan Mehmet vakıfına ait ilan edilip, Cumhuriyetin müze kararı iptal edildi vakıf kararı uygulandı ve camiye çevrildi.
Cumhuriyet tarihimizde ilk kez Osmanlı hukuku geçerli kabul edilmiş oldu. Danıştay tarafından içtihat haline getirildi. herses şapşalca alkışladı, Ayasofya cami oldu sevinen DangalAKPudracılar, şükür namazı kılanlar, aslında Osmanlı döneminde Hz İsa - Meryem Ana, Cebrail Aleyhisselam'a adına kaydedilen kilise mülkleri için de kapıyı açmış, Türkiye'nin TRİLYONLAR tutacak tazminat ödemeyi hukuken kabul etmiş oldu. Artık Azınlık vakıflarının Danıştay'ın Ayasofya kararını mahkemeye sunarak devlet tarafından el konulan mülklerinin iade davalarını çatır çatır çatır kazanmaları kaçınılmaz. Diretmeye kalkarsan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gider çatır çatır tahsil ederler.
Osmanlı - Orhangazi'den Atatürk'e ve sonrası Cumhuriyeti yönetenlerin kararlarına inat, Ermeni – Katolik Amerikan vatandaşı Papa'nın, işimdi Fener Rum patriği ile birlikte yapacağı İznik ayini, Türkiyenin Tapusu Lozan iptali amaçlı olayı, islamiyeti ESİR edecek SON HAÇLI SEFERİ denen BOP Eşbaşkan Tayyib Erdoğan ve Kitle imha silahları yalanlarıyla dağıttıkları Irak sonrası Suriyede Kurulan PYD Kürt devleti ile jeopolitik çıkarlarla örtüşmesi tesadüfmü ?
Derleme kaynağı - https://www.youtube.com/watch?v=VKjHDlmgT3M


