Yanlışın yanlış olduğunu söyleyemiyorsanız köleliğin son aşamasındasınız demektir…
Dr. Che Guevara
Yaşama sanatını kitapları okuyarak öğrenemezsiniz. Yaşam kontrol edilemeyen bir akıştır, her emre direnir. Kitapları okuyarak gerçeğe ulaşamazsınız. Yazılmış her şey yapaydır. Gerçek, sözcüklere boyun eğmez. Kitapları okuyarak mutlu ya da mutsuz olamazsınız. Yine de, tüm bunları anlamak için kitap okumalısınız…
Miro Gavran
Dünya liderinizin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na tanıdığı süre doldu ve başkan AKP’ye geçti bu hafta içi. Başkan AKP’ye geçince ne oldu..? Tutuklanmadı. Tutuklanmayınca ne oldu..? Bütün Yeni CHP’ye göre başkan hırsızdı ve hırsızların yanına gitmiş oldu. Bütün AKP’ye göre de yüzlerce yıllık Gavur İzmir müslüman oldu. Başkanın çok az delikanlılığı ve birazcık da haysiyeti olsaydı AKP’ye geçmeyecekti dimi..! AKP’ye geçmeseydi ne olacaktı..? Tutuklanacaktı. Tutuklanınca ne olacaktı..? Bütün Yeni CHP İzmir’de toplanacaktı ve millet iradesine saygı mitingleri düzenleyeyip “başkanımız namuslu bir Atatürkçüdür, yanlışı olmaz, hepimiz ona kefiliz” diyecekti… Bütün AKP de “ülkede şeriat var, şeriatın kestiği parmak acımaz” diyecekti..!
Bozuk düzende sağlam çark olmaz güzel kardeşlerim, abilerim, ablalarım. Yanlış savaşların da kazananları olmaz. Partilerin genel başkanlarını değiştirmekle hiçbir şey değişmeyecek, iktidardaki partiyi değiştirmekle de… Değişikliğe başka yerden başlamalıyız, yani doğru yerden…
Bir kişinin henüz yeterince deneyimli, olgun veya başarılı olmadığı/olamadığı, kendini çok geliştirmesi gerektiği nasıl anlatılır yaşadığımız coğrafyada..:
Daha kırk fırın ekmek yemesi lazım…
Hah..! Sorun tam da bu anlatım tarzından besleniyor işte. Dolayısıyla öyle büyüme tarzından. Buradan yola çıkınca şuraya gidiyoruz işte..: Önce, kırk fırın ekmek çal. Sonra ustalaşınca, kırk kamyon para çal, paraları o kamyonlarla gavur memleketlere taşı, oralarda gökdelenler satın al hayatını yaşa. Ve oradan dinle bak nasıl anlatıyor hikayeni memleketteki sürüler..:
Müthiş bir başarı hikayesi…
Oysa “en az kırk fırın ekmek yemesi lazım” demek yerine “en az kırk tane daha kitap okuması lazım” diyebilseydik çok daha farklı olacaktı her şey…
Ama okumayı sevmiyoruz işte. Okuyan bir kaç kişi varsa onlar da sürünüyor memlekette. Ya hapishanelerinde ya kenar mahallelerinde memleketin….
“Okuma oranı arttıkça afakanlar basıyor beni. Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede. Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır” diyen insanlar yönetiyor ülkenin üniversitelerini ve ülkeyi. Ülkenin kaymağını da onlar yiyor haliyle… Diğerlerine de kızılcık şerbeti kalıyor işte…
Umut var mı..? Çok az..! Ne kadar olmalı..? Çok..! Olacak mı..? Yok..!
