Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Davut HACIHASANOĞLU
Köşe Yazarı
Davut HACIHASANOĞLU
 

KENDİME MEKTUPLAR-30

Günaydınlar Memleket “Arada sırada uğrarım yine” demiştim ya, bunu da öyle sayın. İster ara ister sıra… KENDİME MEKTUPLAR-30                             Romanya, 7 Mart 2026 Sevgili Çocuk,  Bir insanın ana vatanı çocukluğunun geçtiği yerlerdir. Seni oralarda bıraktığım içindir ki sana yazmayı da bir başka türlü seviyorum. Çok sık yazamasam da durumum budur işte, bilesin istedim… İlk mektubumu 2 Ağustos 2017’de yazmıştım sana. Yaş ilerledikçe sanki daha az mı yazmağa başladım sence de..? Ya da başka bir nedeni mi var acaba..? Yoksa sadece bana mı öyle geliyor..? Üçünü de bilmiyorum. Sen düşün artık. Bu otuzuncu mektup.  Gelelim bugüne. Bazen bir şey anlatırken “altmışına merdiven dayayan bir köylü olarak…” sıfatıyla başlardım ya anlatmak istediğimi anlatmağa. O merdiveni aldım artık altmışın önünden üç gün önce. Altmışıncı yaşımdaki üçüncü günümü yaşıyorum bugün… Hatırlıyor musun altmış yaşına kadar yaşamak istemediğin o günleri. “Kim yaşayacak o kadar uzun yılları” derdin. Şimdi gel de bana sor. Bir taraftan bakınca hak veriyorum sana aslında. Ayrılıkların ve acıların penceresinden bakınca sanki bin yılda gelmişim buraya diyorum. Mutlulukların ve sevinçlerin penceresinden bakınca da rüzgar gibi geçmiş… Bütün hayatımın, yani 59 yılın kısa bir özgeçmişini de merak edersin diye düşündüm..: 1966’da doğdum. Bildiğin tek şey bu… 2004’de babam öldü, büyüdüm. 2016’da hayatım altüst oldu. 2021’de altının üstünden daha güzel  olduğunu anladım. 2024’de kardeşim öldü, Yaşar Kemal’in “Anadolu’da çocuklar babaları ölünce büyür, anneleri ölünce yetim kalırlar...” sözüne “kardeşleri ölünce de yanarlar” eklemesini yaptırdı bana o büyük yangın… 2025’de yani 59 yaşındayken de artık daha fazla kırılmasın diye kalbimi durdurmayı öğrendim… Ve sonra da altmışın önüne dayadığım o merdiveni oradan alarak altmış yaşına girdim… Sonrası Allah kerim. Yazarım birgün…

KENDİME MEKTUPLAR-30

Günaydınlar Memleket

“Arada sırada uğrarım yine” demiştim ya, bunu da öyle sayın. İster ara ister sıra…

KENDİME MEKTUPLAR-30

                            Romanya, 7 Mart 2026

Sevgili Çocuk, 

Bir insanın ana vatanı çocukluğunun geçtiği yerlerdir. Seni oralarda bıraktığım içindir ki sana yazmayı da bir başka türlü seviyorum. Çok sık yazamasam da durumum budur işte, bilesin istedim…

İlk mektubumu 2 Ağustos 2017’de yazmıştım sana. Yaş ilerledikçe sanki daha az mı yazmağa başladım sence de..? Ya da başka bir nedeni mi var acaba..? Yoksa sadece bana mı öyle geliyor..? Üçünü de bilmiyorum. Sen düşün artık. Bu otuzuncu mektup. 

Gelelim bugüne. Bazen bir şey anlatırken “altmışına merdiven dayayan bir köylü olarak…” sıfatıyla başlardım ya anlatmak istediğimi anlatmağa. O merdiveni aldım artık altmışın önünden üç gün önce. Altmışıncı yaşımdaki üçüncü günümü yaşıyorum bugün…

Hatırlıyor musun altmış yaşına kadar yaşamak istemediğin o günleri. “Kim yaşayacak o kadar uzun yılları” derdin. Şimdi gel de bana sor. Bir taraftan bakınca hak veriyorum sana aslında. Ayrılıkların ve acıların penceresinden bakınca sanki bin yılda gelmişim buraya diyorum. Mutlulukların ve sevinçlerin penceresinden bakınca da rüzgar gibi geçmiş…

Bütün hayatımın, yani 59 yılın kısa bir özgeçmişini de merak edersin diye düşündüm..:

1966’da doğdum. Bildiğin tek şey bu…

2004’de babam öldü, büyüdüm.

2016’da hayatım altüst oldu.

2021’de altının üstünden daha güzel  olduğunu anladım.

2024’de kardeşim öldü, Yaşar Kemal’in “Anadolu’da çocuklar babaları ölünce büyür, anneleri ölünce yetim kalırlar...” sözüne “kardeşleri ölünce de yanarlar” eklemesini yaptırdı bana o büyük yangın…

2025’de yani 59 yaşındayken de artık daha fazla kırılmasın diye kalbimi durdurmayı öğrendim…

Ve sonra da altmışın önüne dayadığım o merdiveni oradan alarak altmış yaşına girdim…

Sonrası Allah kerim. Yazarım birgün…

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.