Selam Memleket
Dikkat edin lütfen. Hocası “senden entelektüel olmaz” derken “hocam annem de sizin gibi üniversite hocası, babam uçak mühendisi” dememiş adam…
İLBER ORTAYLI
Tanıdığım cahillerin tamamına yakını ukala diye tanımlar beni. Biraz açarsak; köyümün %99’u, sülalemin %98’i, ilçemin %97’si kentimin %96’sı, ülkemin %95’i ve çok yakın arkadaşlarımın %1’i ‘kendinden başka kimsenin düşüncesine saygı duymayan ukalanın teki’ diye anlatırlar beni. Katılmadığım hiçbir düşünceye saygı duymadığım doğrudur bu arada, ama uzatmamak için geçiyoruz bu faslı…
Oysa yazılarımda, konuşmalarımda kendim için en çok kullandığım sıfat “altmışına merdiven dayayan ortalama bir köylü” idi geçen haftaya kadar. Merdiveni de aldım altmışın önünden kaldı sadece “ortalama bir köylü.”
18 yaşındaki Davut’u yargılayınca tek celsede, 28 yaşındakini 3. celsede asıyorum ama bu durum hiç kimseyi haklı çıkarmaz. Burayı da geçiyoruz. Neyse çok uzun sürdü bu ön sevişme. Biraz da konuya girmek istemediğimden belki de…
Hayatıma dokunan insanların gidişine çok üzülmüşümdür hep. “Yeter, iyi ve güzel uzun bir ömür yaşadı, ununu elemiş eleğini de asmıştı zaten” diyenlerden olmadım hiçbir zaman, olmayacağım da. Çok üzüldüm İlber Hocam, çok…
Evet; bana haddimi, hatta ne bok olduğumu öğreten o adam gitti dün, arkasında cahil oranı çok yüksek bir halk bırakarak. Ondan öğrenecek o kadar çok şeyi vardı ki bu ülkenin. Birini ben anlatayım isterseniz..:
Yıllar önce bir gün, ilçemin tek caddesinde yürürken bir işyerinin önünde, hepsi de AKP’den çeşitli dönemlerde ilçe yöneticiliği yapmış kalabalık bir gruba “merhaba kötü partinin güzel adamları” diyerek selam verdim. Israrlarına ürettiğim bütün bahaneleri tükettiler ve mecburen oturdum yanlarına. Biri “ abi niye partimize kötü dedin” diye girdi söze. O partide iyi adam olmaz da sizi kırmamak için sadece partinize kötü dedim” diye karşılık verince konu uzadı ve konuyu bitirmek için çok daha ağır bir cümle çıktı dudaklarımın arasından kurşun gibi. “Yapma abi yaa, senin gibi entelektüel bir adama yakıştı mı bu cümle hiç” dedi bir diğeri. “Bir kara cahile dünya lideri derseniz benim gibi ortalama bir köylüye de entelektüel dersiniz, buna hiç şaşırmam” diyerek, bu gibi durumlar için (İlber Ortaylı’dan) cebimde taşıdığım şu notu çıkararak okudum onlara..:
Üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım. Bana, “ne olmak istiyorsun?“ diye sordu. “Entelektüel olmak istiyorum.” dedim. “Senden entelektüel olmaz” dedi…
Şaşırmıştım, sonra kırılgan bir ses tonuyla; “dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersinizdeyim. Okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren hep benim" dedim. “Senden entelektüel olmaz” dedi…
Çok kızmıştım..! "Doçentlik tezlerinin konularını bile ben öneriyorum" dedim. Profesör gülümseyerek geriye yaslandı.
“Senden çok iyi bir araştırmacı olur. Ama entelektüel olmaz. Nedenine gelince, sana entelektüel olamazsın dediğimde, bana bir entelektüel gibi ‘niçin olmaz’ diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin. Yazarlık bilgi işidir. Entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. Bir insanın entelektüel olması için en az üç kuşak ailesinin okumuş olması gerekir. Okulun önüne bak. Her yer son model araçlarla dolu ve hepsi hocalara ait. Her sene model yenilerler. Gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı? Niçin bu şekilde yaşıyorlar. Çünkü o ünvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü. Güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar.
Gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez. Entel feodal köylülere artık diploma ve ünvan da yetmez. Tıpkı paranın yetmediği gibi…”
Öğrettiğin her şey için sonsuz teşekkürler hocam. Cahilliğimizi hiç bağışlamayıp hep yüzümüze vurduğun için de…
Güle güle ülkemin aydınlık yüzü. Seni hiç unutmayacağız…
