Mersin escort Bodrum escort Bursa escort

Tuzla russian escort Alanya russian escort Kayseri russian escort Antalya russian escort Diyarbakır russian escort Anadolu yakası russian escort Adana russian escort Ataşehir russian escort Şirinevler russian escort Beylikdüzü russian escort Halkalı russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Samsun russian escort Avcılar russian escort Pendik russian escort Beylikdüzü russian escort Maltepe russian escort Ümraniye russian escort Mersin russian escort Avrupa yakası russian escort Kocaeli russian escort Bodrum russian escort Bakırköy russian escort Kadıköy russian escort İzmir russian escort bayan Beşiktaş russian escort Eskişehir russian escort Bursa russian escort Şişli russian escort Şişli russian escort russian escort İzmir Gaziantep russian escort Ankara russian escort Denizli russian escort Samsun escort kızlar Malatya russian escort İzmir russian escorts Samsun russian escort

Davut HACIHASANOĞLU
Köşe Yazarı
Davut HACIHASANOĞLU
 

UNUTULMADIN

Aslında sadece şiir yazması gerekirdi ama o gitmiş ülkenin bütün gazetelerinde köşe yazıları yazmış…    Ve hepsinden de kovulmuş. En son gitmiş 10. Köyde de ölmüş işte, neylersin…     Türkiye’nin gördüğü en namuslu en temiz en güzel gazeteciydi bana göre… Ama bana göre olan hiçbir şey topluma göre değil ve bana göre olmayan her şey de topluma göre. Neyleyim işte…   Altı gün önce sonsuzluğa gidişinin 6. yıl dönümüydü. Özlemle saygıyla minnetle anıyoruz…   Belki o veda yazısı olarak yazmamıştı ama sevenleri öyle kabul ediyor..:   SON KIRLANGIÇ   Son kırlangıç da geçti başımın üzerinden...   Artık mevsim güz...   Güz hüzün zamanıdır...   Canım sıkılır kuşların gidişine...   “Durun nereye, nereye” diye...   Peşlerinden bağırarak koşasım gelir...   ★   Mevsim artık güz...   Gölgeler döndü...   Güneşin eski sıcaklığı yok...   Ayrılık günleridir...   Hüzün taşır gibi beyaz bulutlar dolanıyor başımın üzerinde...   “Durun durun, aceleniz ne” diye...   Kollarımı açıp bulutları tutasım gelir...   ★   Artık sesleri gelmiyor, birbirlerinden uzak durarak ve bağırarak konuşan komşu bostandaki köylülerin...   Bağları bozdular...   Dalında unutulmuş tek tük üzüm taneleri...   Yaşlı saçlar gibi asmalar...   Yazlıkçılar kepenkleri kapatıp gittiler...   Bahçelerde gözden çıkarılmış birkaç eski sandalye, bir plastik masa...    Kapının açılmasını boşuna bekleyen aç kalmış tekir...   Benim en çok dalından kopup düşen şu yapraklara canım sıkılır...   “Durun şurada” diye...   Toplayıp toplayıp dallarına koyasım gelir...   ★   Hüzündür güz...   Güneş topraktan, kum sıcaktan, buğday başaktan, kuşlar yuvadan, gül yaprağından, yeşil sarıdan, yaz aşklarından eller ayrılır...   Terminallerde sarılıp sarılıp gidenler var...   Bir kız yüzünü duvara dönmüş, ağladığından utanır…   Ama bugünler ayrılık zamanıdır...   Bu mevsimde daha çabuk ağlıyor insan...   Bahaneye bakar gözpınarları...   Durup dururken bahar yağmurunun ilk iki damlası...   Yaş gözden ayrılır...   ★   Güz hüzün mevsimidir...   Bu ayrılıklar bana göre değil...   Elimde beyaz mendil...   Peşlerinden koşup “ağlamayın...” diye diye...   Tüm ıslak gözleri silesim gelir…   Bekir Coşkun        

UNUTULMADIN

Aslında sadece şiir yazması gerekirdi ama o gitmiş ülkenin bütün gazetelerinde köşe yazıları yazmış… 

 

Ve hepsinden de kovulmuş. En son gitmiş 10. Köyde de ölmüş işte, neylersin…

 

 

Türkiye’nin gördüğü en namuslu en temiz en güzel gazeteciydi bana göre… Ama bana göre olan hiçbir şey topluma göre değil ve bana göre olmayan her şey de topluma göre. Neyleyim işte…

 

Altı gün önce sonsuzluğa gidişinin 6. yıl dönümüydü. Özlemle saygıyla minnetle anıyoruz…

 

Belki o veda yazısı olarak yazmamıştı ama sevenleri öyle kabul ediyor..:

 

SON KIRLANGIÇ

 

Son kırlangıç da geçti başımın üzerinden...

 

Artık mevsim güz...

 

Güz hüzün zamanıdır...

 

Canım sıkılır kuşların gidişine...

 

“Durun nereye, nereye” diye...

 

Peşlerinden bağırarak koşasım gelir...

 

★

 

Mevsim artık güz...

 

Gölgeler döndü...

 

Güneşin eski sıcaklığı yok...

 

Ayrılık günleridir...

 

Hüzün taşır gibi beyaz bulutlar dolanıyor başımın üzerinde...

 

“Durun durun, aceleniz ne” diye...

 

Kollarımı açıp bulutları tutasım gelir...

 

★

 

Artık sesleri gelmiyor, birbirlerinden uzak durarak ve bağırarak konuşan komşu bostandaki köylülerin...

 

Bağları bozdular...

 

Dalında unutulmuş tek tük üzüm taneleri...

 

Yaşlı saçlar gibi asmalar...

 

Yazlıkçılar kepenkleri kapatıp gittiler...

 

Bahçelerde gözden çıkarılmış birkaç eski sandalye, bir plastik masa... 

 

Kapının açılmasını boşuna bekleyen aç kalmış tekir...

 

Benim en çok dalından kopup düşen şu yapraklara canım sıkılır...

 

“Durun şurada” diye...

 

Toplayıp toplayıp dallarına koyasım gelir...

 

★

 

Hüzündür güz...

 

Güneş topraktan, kum sıcaktan, buğday başaktan, kuşlar yuvadan, gül yaprağından, yeşil sarıdan, yaz aşklarından eller ayrılır...

 

Terminallerde sarılıp sarılıp gidenler var...

 

Bir kız yüzünü duvara dönmüş, ağladığından utanır…

 

Ama bugünler ayrılık zamanıdır...

 

Bu mevsimde daha çabuk ağlıyor insan...

 

Bahaneye bakar gözpınarları...

 

Durup dururken bahar yağmurunun ilk iki damlası...

 

Yaş gözden ayrılır...

 

★

 

Güz hüzün mevsimidir...

 

Bu ayrılıklar bana göre değil...

 

Elimde beyaz mendil...

 

Peşlerinden koşup “ağlamayın...” diye diye...

 

Tüm ıslak gözleri silesim gelir…

 

Bekir Coşkun

 

 
 

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.